Bu kent bizim kentimizdir. Avas avaza bir çoşku. Çığlık çığlığa bir gençlik ellerinde ellerimizle.
« İstanbul tüm su, yani deniz. Denize karşı kurulmuş az mı kent var dünyada? Fakat deniz karşılarında hepsinin, şehir bir yanda, deniz öte yanda, sadece bir manzara, göstermelik.
Oysa, İstanbul denizle iç içe, deniz İstanbul’un bacakları arasında, kollarına, başına sarılmış, beline dolanmış, ağzından girip burnundan çıkmış, içli dışlı…Öyle olunca, insanları, yani İstanbullular da ister istemez bir başka : Biraz gemici, biraz dalgıç, biraz balık, biraz martı, hatta karabatak, biraz da akıntı, bir o yana, bir bu yana, dolanıp dururlar iniş yokuşlar üstünde, telaşlı. Bir de zülyen boyalı gemiler birdenbire yatak odanıza girerler, selam sabah demeden. » (Abidin Dino?nun Ölüm mü?Ne Buluş! isimli kitabından : Sel Yayıncılık, İstanbul, 2005, s. 40-41.)
Ne olursa olsun bu bizim İstanbul’dur. Evet İstanbul bizimdir. İstanbul
Devamını oku