Kategori: Ahmet Hamdi Tanpınar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü; toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır.

-Saatleri Ayarlama Enstitüsü- Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır. Yapıt, çocukluğu Abdülhamit döneminde geçen Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları şeklinde verildiğine göre söz konusu hicvin son elli yıllık Türk toplumuna yöneltilmiş olması gerekir. Prof. Mehmet Kaplan bu kanıda. Ama aldanmıyorsam,

okumak için tıklayınız

“Coğrafya kaderdir” sözü kime aittir?

Coğrafya kaderdir, yaşanılan coğrafi alanın ve iktisadi durumun insan refahı üzerine etkilerini betimleyen, genellikle olumsuz anlamda kullanılan bir söylemdir. Türk dilinde yaygın olarak kullanılırken ilk olarak kimin ne anlamda söylediği ile günümüzdeki karşılığı muhtelif tartışmaların konusudur. Ağırlıkla İbn-i Haldun’a ve Mukaddime’sine doğrudan veya ikincil olarak zayıf ve tekrarlayıcı (aktarıcı) referanslar ile atfedilen bu sözden “Türkçede

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in Ahmet Hamdi Tanpınar ile tanışması

Edip Cansever’in çocukluk yıllarının geçtiği Saraçhanebaşı’nda, Nigar hanım adında ve evinde birçok kedi besleyen bir komşuları vardır. Nigar hanım eşi ve iki erkek kardeşiyle yaşar. Kardeşlerden biri sonradan Cansever’in Kumkapı Ortaokulu’nda velisi olan Kenan Tanpınar, öteki de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Küçük Edip’in unutamadığı bir şey komşu evin odalarından birinin kitaplarla dolu olmasıdır. Cansever’in Ahmet Hamdi’yle tanışıklığı bu komşuluktandır. Tanpınar 194o’lı

okumak için tıklayınız

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Dostoyevski bitmez tükenmez bir muhaveredir. Roman bitince bu kahramanlar gene susmazlar. Bu sefer sizin içinizde konuşurlar.”

1. “Beylik Rus romanından ve hikâyesinden bıktım. Arkasında bir insan yerine, kurulmuş bir saatin, tıkırtısı sinirleri bozan bir zembereğin işlediği her şeyden bıktığım gibi… O yeraltı itiraflarından, o cinlerin çarptığı insanlardan, o enfüsîliği korkunç bir cehennem kuyusu gibi açılan büyük mustarip benliklerden, iradesizliklerden, o sefalet ve ıztırap sarhoşluklarından, onulmaz biçareliklerden artık rahatça sarhoş olamıyorum. O

okumak için tıklayınız

Ahmet Hamdi Tanpınar: Her aşk peşinde bir ezeliyet fikrini taşır.

I Çok ferdî vâkıalara inmeden, bütün bir taklit hissinin, heves ve oyunun, uzvî ürpermenin ve bu günkü cemiyet hayatının büyük fârikalarından biri olan can sıkıntısının aşka başlangıç verdiğini söyleyebiliriz. Güzel san’atların, bilhassa musikî, şiir ve edebiyat (bugünkü hayatta sinema da dahil) ’m ruhlara getirdiği sermestî ve heyecan ile ona müsait bir zemin hazırladıkları da muhakkaktır.

okumak için tıklayınız

Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi Tanpınar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü,  ülkemiz  insanının doğu ve batı arasında bocalamasını irdeleyen bir başucu romanıdır; toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, bireyden yola çıkarak topluma varan bir yöntemle anlatır. Alegorik bir hicivdir, bu roman. Zaman, mekan, insan, toplum, bürokrasi, menfaatler, ölüm, yalnızlık, iletişim, sabır, mutluluk gibi kavramlar üzerine okumalar vardır. Romanda mekan olarak İstanbul seçilmiştir. Zaman ise doğrusal çizgi

okumak için tıklayınız

Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar

Geçmişimiz, kimliğimiz, Doğu ile Batı’nın engin kültürleri arasında, -iki cihan arasında- kendimizce ve kimi zaman kendimiz olamadan duruşumuz, tereddütlerimiz, günü ve ânı yaşayışımız, itiyatlarımız, itikatlarımız, sükût musikisi’nden aldığımız haz, kendi kültürünü üreten, ürettikçe harcayan İstanbul, neylerin, kudümlerin ve derin bir musikiyi yaratmışların hâlâ bizi çeken hâlesi, ruh gezintileri, yumuşak ama derin sorular, bütün bu “terkip”ten

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel: Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Tanpınar, bir yeri, bir insanı bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor

Bir romanda kişilerin, olayların her şeyden önce belirli bir fikrin anlatılması, açıklanması için kullanıldıkları çok görülmüş bir şeydir. Ama Tanpınar bu kadarla yetinmiyor, bir yeri, bir insanı doğrudan doğruya bir fikir, bir düşünce bir görüş olarak sunuyor. Soyut düşünceleri, duyguları, kavramları somutlaştırarak, bir yerin, bir insanın,, bir olayın biçimi, rengi, kokusu, hareketi içinde veriyor.

okumak için tıklayınız

Huzur / Bir Huzursuz’un Bi-huzur’u – Ümit Cingöz

Ahmet Hamdi Tanpınar?ın, Huzur?unda, huzura eremeyen burjuva aydınının huzursuzluklarına, çıkmazlarına, varoluş sorunsallarına, çözümsüzlüklerine, roman boyunca Mümtaz?la birlikte tanıklık ederiz; ama huzuru romanın adından başka bir yerde göremeyiz. Huzur, bu yönüyle huzurunu bulamayan bir romandır ve adını romanın başından sonuna kadar inkâr eder. Romanın başından sonuna kadar süre giden ?huzursuzluk? hali dönemin savaş öncesi huzursuzluğundan mı,

okumak için tıklayınız

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1 / Ahmet Mithat’tan Ahmet Hamdi Tanpınar’a – Berna Moran

Doğu-Batı sorunsalı çerçevesinde, tarihî gelişimi içinde Türk romanının incelenmesi. Sekiz romancı, Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar ele alınıyor. Bir yazın incelemesinden bütün beklentilerini Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış’ta buldum. (Aziz Nesin, Milliyet Sanat Dergisi, 15 Şubat 1984) Berna

okumak için tıklayınız

Tanpınar Ve Modernite – Erinç Büyükaşık

Bir Dönem Romancılığı Açısından Modernizm Tartışmaları Edebiyatta modern arayışlar tartışmasının çeşitli kavramlarla anlam kazandığı ve “yenilikçi”, “çağdaş” gibi sözcüklerin sözlükteki tanımlarının ötesinde bir ideolojik konumlanışla vücut bulduğu bilinmektedir. Batı edebiyatına “Modern” imgesini yerleştiren tarihsel göndermelerin verili modernizm kalıplarının ekseninde ilerlemeci ve bilimci değerlerinin değişmesi çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Günümüz postmodernizm tartışmalarına da işaret eden modernin

okumak için tıklayınız

Bir Yol, Ahmet Hamdi Tanpınar

Birdenbire ayağa kalktı ve eliyle trenin penceresinden işaret ederek: -İşte, dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğini kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir tarafı yok değil mi? Hemen her yerde bol bol rastgelebileceğimiz alelade bir şey… Bununla beraber nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğim, bir dönemeçte kaybolan tozlu parçasından başka hiç bir tarafını tanımadığım

okumak için tıklayınız