Kategori: Cemal Süreya

Tomris Uyar’ın Edebiyat ve Aşkın Kesişimindeki Poetik İzleri

Tomris Uyar’ın Çift Yönlü Poetik Rolü Tomris Uyar, Türk edebiyatında yalnızca bir yazar olarak değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı olarak da benzersiz bir konuma sahiptir. Onun varlığı, İkinci Yeni şairlerinin modernist ve bireyselci yaklaşımlarını derinden etkilemiştir. Kuramsal açıdan, Uyar’ın konumu, post-yapısalcı edebiyat kuramlarıyla, özellikle Roland Barthes’ın “yazarın ölümü” ve Julia Kristeva’nın “metinlerarasılık” kavramlarıyla değerlendirilebilir.

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’ın İkinci Yeni Şairleri Üzerindeki Duygusal ve Estetik Etkisi

Tomris Uyar, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya gibi İkinci Yeni şairlerinin hayatında hem bir ilham kaynağı hem de duygusal çatışmaların merkezi oldu. Onun varlığı, bu şairlerin şiirlerinde aşkı, kaybı ve varoluşsal sorgulamaları işleyiş biçimlerini derinden etkiledi. İkinci Yeni’nin melankolik ve imgeci tonu, Tomris Uyar’ın bu şairler üzerindeki etkisiyle daha da yoğunlaştı. Aşkın Şiirsel

okumak için tıklayınız

Turgut Uyar, Özdemir Asaf, Orhan Veli ve Cemal Süreya Günümüzde Yaşasaydı ? Bir Fantezi Yazım Denemesi

Turgut Uyar, Özdemir Asaf ve Orhan Veli günümüzde yaşasaydı, farklı tonlarda ama aynı duyarlılıkla bugünün insanına seslenirlerdi. Onların her biri kendi poetikasında hayatı, insanı ve toplumu öyle incelikle işlemiştir ki bugün yaşasalar da sesleri yankılanmaya devam ederdi. Bugün, 29 Mayıs 2025’te, dijital çağın, tüketimin kültürünün ve sosyal medyanın şekillendirdiği bir dünyada yaşıyorlardı, bu şairlerin günümüz

okumak için tıklayınız

Sevda Sözleri / Bütün Şiirleri – Cemal Süreya

‘Sevda Sözleri’ adlı yapıt Cemal Süreya’nın Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumda Açan, Sıcak Nal, Güz Bitiği, Kalanlar adlı şiir kitaplarını biraraya getiriyor. ‘Sevda Sözleri’, aynı adla çıkan eski baskılarında yer almayan, -dergilerde ve mektuplarda kalmış- 20’nin üstünde şiiri de içermektedir. Sevda Sözleri / Bütün Şiirleri adlı yapıt Cemal Süreya’nın Üvercinka (1958), Göçebe

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Üçüncü Dünya Savaşı ilk iki dünya savaşından ayrı özellikler taşıyacaktır.

Değişim Ünlü hukukçu L. Duguit, devletin tüzel kişiliğini yadsırken şöyle der: “Hiçbir tüzelkişiyle bir masada oturup yemek yemedim.” Bu söz burjuva devleti için çok büyük bir doğru payı taşımaktadır. Çünkü burjuva devletinin temelinde bütün kitleyi kavrayan “toplumsal sözleşme” varsayımı yoktur; halkın kan damarlarını kalın kalın kendi yüreğinden geçirmez; halkın örgütlenmiş bir bileşkesi değil, hakim sınıfların

okumak için tıklayınız

Hoşgörü yanlış anlaşılmıştır ve horgörü her zaman en aşırı biçimlerde var olmuştur. – Cemal Süreya

Horgörü Hoşgörü Sanatçı tarihsel işlevini üstlenirken dogmatizmden uzak kalacaktır elbet. Ama onun seçeneği olarak birtakım kimselerce ileri sürülen hoşgörü kavramının yanlış anlaşılması daha da sakıncalıdır. Hoşgörü diyoruz, nedir hoşgörü? Anlayışlı davranmak mı? Özürlü bulmak mı? Bağışlamak mı? Katlanmak mı? İşi çekimserliğe vurmak mı? Hiçbiri değil. Daha doğrusu bunların hiçbiri olmamalı. Hoşgörüyü bir “özgürlük araştırması”, bilinçli

okumak için tıklayınız

Hem sürgün, hem parasız, hem yatılı Cemal Süreya – Selim Temo

Başka bir dille yazma pratiğine yakın gözlükle bakıldığında birtakım sosyo-politik, psikanalitik çözümlemelere elverişli verilerle karşılaşılacaktır. Zira başka bir dil, anadile ikame edildiği noktada, bir gerilime neden olur. Yadsıma kadar kabul de, o dilin “sahipleri”nden farklı olacaktır. E. M. Cioran’ın Fransızcasının “pürüzlü” olduğunu ileri sürenlerle Joyce’un Dublinliler’le Ulysses’inin farklı olduğunu söyleyenler, bir yönüyle, bu gerilim ilişkisini imâ ederler. Sözgelimi Joyce, Keltçeyi diriltme

okumak için tıklayınız

Toynbee Üstüne – Cemal Süreya

Toynbee Üstüne Bir süre önce Melih Cevdet Anday’ın Cumhuriyet gazetesinde “Sosyalist Bir Dünya” başlıklı bir yazısı çıktı. Arnold Toynbee’nin Türkçede yeni yayımlanan Tarih Bilinci adlı yapıtından söz ediyor. Toynbee’nin insanlık tarihini bütünüyle kavramaya çalıştığı bu kitabı bütün okurlara salık veriyor; sonra da Toynbee’nin görüşünü ve yöntemini destek alarak, günümüzde oluşan tarih bilincinin artık sosyalist bir

okumak için tıklayınız

Dört Mevsim – Cemal Süreya (seslendirme: Fazıl Say – Serenad Bağcan)

Dört Mevsim Bahar mezarına gömsünler sizi Yapraklar gibi buluştunuzdu Kokular gibi seviştinizdi Bahar mezarına gömsünler sizi Yaz mezarına gömsünler sizi İlk kezmiş gibi buluştunuzdu Son kezmiş gibi seviştinizdi Yaz mezarına gömsünler sizi Güz mezarına gömsünler sizi Salkımlar gibi buluştunuzdu Ağular gibi seviştinizdi Güz mezarına gömsünler sizi Kış mezarına gömsünler sizi Sokaklar gibi buluştunuzdu Çarşılar gibi

okumak için tıklayınız

Bu Bizimki – Cemal Süreya (seslendiren: Fazıl Say & Serenad Bağcan)

BU BİZİMKİ Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk , Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine

okumak için tıklayınız

Bu Bizimki – Cemal Süreya (seslendiren: Zülfü Livaneli)

BU BİZİMKİ Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk , Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: “Faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür”

Kan Thomas Mann’ın faşizm üstüne bir cümlesini anımsıyorum: “Faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür” diyordu. Sanırım, faşizm üstüne söylenmiş en anlamlı sözlerden biri budur. Nedir faşizm? Üstünde en çok birleşilen tanım şu: Proletarya devriminin ortaya çıktığı sıralarda beliren büyük sermaye diktatörlüğü. Şimdiye dek gelip geçmiş siyasal devinimler içinde fotoğrafı en çok çekilmiş olan bu olay

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Kazı, kazan! ne, peki? 12 Eylül demek. Tüketim toplumuna öykünme demek, lümpen devlet anlayışı demek.

Kazı, kazan! Kazı, kazan! Baraka! Baraka! — O, neden o? — “Kaz, kazan!”da ses kakışımı var. Yani kakafoni, ya da tenafür. Ses tiksintisi de diyebiliriz. “Baraka” sözcüğü daha iyi anlatıyor “Kazı, kazanı. Tanrı’nın lutfu demek, şans demek, beklenmedik mutlu şey demek “baraka”. Petrol bunalımından sonra bütün Batı dillerine girdi bu sözcük. 12 Eylül’den sonra ülkemizde

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın ilk şiiri “Şarkı­sı-Beyaz”ın öyküsü

Cemal Süreya’nın ilk şiiri, 1953’te, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin üçüncü sınıfındayken Mülkiye dergisinde yayımlandı: “Şarkı­sı-Beyaz”. Mülkiye, fakültemizde çıkmakla birlikte bir fakülte dergisi değildi. Yine de, elbet, yazarlarının büyük bölüğü öğrenciydi. Ya da İstanbul’dan, Ankara ‘dan yeni yetmeler. Arada bir ünlü yazarların ürünleri de yayımlanıyordu. Sözgelimi Sait Faik’in “Hişt!” adlı öyküsü Mülkiye’de çıkmıştır. Bahri Savcı da (o

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya; Dostoyevski’yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende.

Bazı yitip gidenleri ölüm ve doğum günlerinde olduğu kadar, bıraktığı sözcüklerin ağırlığı, vicdanı ve coşkusuyla nefes aldığımız günlerde de anmak gerekir. Uzattığı ipi sımsıkı tutmak, sarılmak. Size böyle bir söz insanını anlatmak istiyorum. “Şiirin anayasaya aykırı olduğunu, alışkanlıklara karşı bir yaylım ateşi olduğunu,” söyleyen bir adamı… Cemalettin Seber, sonradan herkesin severek anacağı ismiyle Cemal Süreya.

okumak için tıklayınız

Tevfik Fikret Üstüne – Cemal Süreya

Tevfik Fikret’in “fikri” şiirleri birtakım siyasal sloganlara dayanır. Ateist bir dünya görüşünü önerir. Ama bunlarda yine de dinsel değerlerden hareket eder Tevfik Fikret. Laik değildir. Öte yandan, aynı şiirlerde bile bu görüşünü sağlam birtakım şiirsel ayrıntılarla besleyemez. Sloganın ve ana fikrin büyüsü içindedir. Çıkış noktasını sevinçle geliştireceği yerde, melankolik ve yitik mısraların sonuna bağladığı kuru

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın defalarca okuduğu sevdiği 4 roman

“Çok roman okudum. Hatta kötü romanlar okuyarak yetiştim diyebilirim. İyi bir roman benim için her şeydir. Şiire de, başka türlerin örneklerine de yeğ tutarım onu.” Cemal Süreya (Günler) Cemal Süreya’nın defalarca okuduğu sevdiği 4 roman: [srizonfbalbum id=266]

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Bağnazlığın bin yıllık buzları kırılmakta mıdır?

Roland Barthes bir iki yıl önce kendisiyle yapılmış bir konuşmada aydının durumu üstüne çok kötümser sözler söylüyordu: “Aydın, toplumun bir döküntüsü, bir artığıdır; sözcüğün gerçek anlamıyla bir dışkı. Bazı rejimlerde bu dışkıya başka roller verilmeye çalışılır. Oysa, adı üstünde, dışkı dışkıdır; başka hiçbir şeye yaramaz. Organik dışkı, nasıl, maddenin kendine dek uzanan yolunu gösteriyorsa, insani

okumak için tıklayınız