Kategori: Cemal Süreya

Turgut Özal’a Birlikte İntihar Önerisi – Cemal Süreya

TURGUT ÖZAL’A BİRLİKTE İNTİHAR ÖNERİSİ Ülkemizi sizden, Sizi de kendi özel sıkıntılarınızdan Kurtarmak için Arkadaşım Muzaffer Buyrukçu’yla, Bir önerimiz var: İntihar etmelisiniz! Ben ve Buyrukçu bu konuda, Dostça omuz veriyoruz size. Gelin, halkın önünde, Üçümüz birlikte intihar edelim. Yer: Kadıköy eski iskelesinin önü. Gününü ve saatini siz saptayın. Ülkemiz sizden kurtulsun, Biz de bir işe

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’dan Cemal Süreya’ya “özellikle şiir üstüne yazmamanın nedeni var mı?”

Tomris Uyar: Hemen her konuda yazıyorsun Cemal, edebiyata uzaktan ilişen konular üstüne bile. Bu arada özellikle şiir üstüne yazmamanın nedeni var mı? Cemal Süreya: Şiir üstüne çok yazdım. Aslında insanın düşünceleri belli. Yani bir yerde tekrara düşüyor çok fazla yazdığı zaman; ama güncelliğe bağlı olarak şiir üstüne de, -bilirim ki, bu, şiir yazmamı, şiirle fazla

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: “Sana rastladığım gün susuzdum. Bir çırpıda içtim gözlerini.”

Onüç Günün Mektupları, Türk şiirinin büyük ustası Cemal Süreya’nın 1972 Temmuz’unda, Okmeydanı SSK Hastanesi’nde yatan eşi Zuhal Tekkanat’a yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor. Kitabın bu baskısında, önceki baskılarından farklı olarak, Cemal Süreya’nın yine Zuhal Tekkanat’a çeşitli dönemlerde yazdığı 24 mektup daha yer alıyor. Bütün bu mektuplar, gerçek ve düşlerin iç içe geçtiği bir aşka tanıklık ediyor.

okumak için tıklayınız

“Bir insan ne zaman ölür?” Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Tomris Uyar

Bir adın vardı senin, peşinde de üç büyük şair… “Bir insan ne zaman ölür?” sorusuna Romalılar, eski bir taş yazıtta şöyle yanıt vermişler: “Onu en son anan insan öldüğü zaman”… Bu yazıda isimlerini yâd edeceğimiz biri kadın üçü erkek dört güzel insan, tam da bu tanıma uyan büyük sanatçılar. Yaşadıkları dönemde edebiyat dünyasına damgasını vuran,

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın On Üç Günün Mektupları’nın yazılış öyküsü

On Üç Günün Mektupları’nın yazılış öyküsünü de kısaca anlatmalıyım. Cemal Süreya, ilk eşi Seniha Hanım’dan ayrılmıştır. Bu ilk eşinden Ayçe adında bir de kızı vardır. 1967 yılı ilkbaharında istanbul’da, Beyoğlu’nda, Çiçek Pazarında, Türk Edebiyatçılar Birliği Lokalinin açılış töreninde Cemal Süreya, Zuhal Tekkanat’la karşılaşır. Zuhal Hanım, bu tanışmayı ve ötesini şöyle anlattı bana: “Gece kalabalık ve

okumak için tıklayınız

Folklor Şiire Düşman – Cemal Süreya

Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı. François Villon’dan, André Breton’a, Henri Michaux’ya bir çizgi çekelim, bu işin nasıl bir evrim sonucu doğduğunu göreceğiz. Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyla yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları sanısındayım. Çünkü folklorda şiirin bugünkü entelektüel niteliğini taşıyacak yeti

okumak için tıklayınız

Şiirin Birimi Sözcüklerdir – Cemal Süreya

Her sanat, kendine göre bir yöntemle gelişir. Ayrıca, bütün sanatlar birbirinin içinden yürürler. Sözgelimi, bir şair, aynı zamanda bir portre çizebilir. Bir romancı romanına şiirsel bir tema koyabilir. Bir şair bir olayı anlatabilir. Ama yine de sanatlar arasında bir ayrım görmeye çalışırsak, şu noktaya gelebiliriz: Söz sanatı olduğu halde romanın birimi de bir olaydır, bir

okumak için tıklayınız

Turgut Uyar’ın Girişimi – Cemal Süreya

Şöyle deyince daha çok yaklaşıyorum onun şiirine: Turgut Uyar özellikle son yıllarda büyük bir şiirin ortasını yazıyor. Büyük bir gövdedir onun şiiri. Kımıldadıkça kendine benzer yeni gövdeler hazırlar, çoğaltır. Bir anıttan çok bir dirim belirtisidir. Bu yüzden kolay kolay tanımlanmaya gelmez: görülür, tanık olunur. Blok halinde bir izlenimler bütünüyle gireriz ona. Şiirsel işlevini bütünüyle ve

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: “Başka sanatçıları sevmeyen, hiçbir hayranlık duygusu kalmamış bir sanatçı artık ölmüş bir sanatçıdır. “

Bugün edebiyatımızda gözlemlenen ilginç yanlardan biri de yazarlarımızın arasındaki sevgi bağının giderek azalmış, yitip gitmiş olmasıdır. Bu da, bir yerde, edebiyat sevgimizin yitmesine kadar uzanan sonuçlar doğuruyor.

okumak için tıklayınız