Kategori: Cemal Süreya

Sonuna Kadar – Cemal Süreya

“Tarih, insan toplumlarının ayıklayıcı bir hikâyesiyse, sanat da bileşik bir anlatımı oluyor.” Tepeden bakılırsa, her sanat eserinin siyasal bir anlamı vardır; belli bir sınıfın, belli bir hayat görüşünün koşullarıyla yüklüdür; belli hayat ve kültür değerlerini taşır. Ne var ki burada siyasal deyimi geniş anlamdadır, daha çok tarih açısındandır, tek eserden çok bir sanat kuşağına bakıldığında

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün Kullanma Değeri – Cemal Süreya

Değişen insan anlayışına paralel olarak özgürlük kavramı da yeni bazı özellikler kazanmıştır. Bugün, kullanılmayan, kullanılma olanağı taşımayan özgürlüğe özgürlük demiyoruz artık. Onun için “Türkiye’de özgürlük var mı?” sorusunun yanı sıra “halkımız özgürlüğü kullanıyor mu?” sorusunu da yöneltmek gerçekçi bir davranış olacaktır. Halkımız özgürlüğü kullanıyor mu?

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın Ahmet Kaya ile 1989’da yaptığı röportaj: Olmasaydı sonumuz böyle

Cemal Süreya’nın Ahmet Kaya ile yaptığı röportaj 1989 yılına ait. Cemal Süreya röportajdan 1 yıl sonra yani 1990’da hayata veda etti. Ahmet Kaya ise bu söyleşiden yaklaşık on yıl sonra, 10 Şubat 1999 gecesi Magazin Gazetecileri Derneğinin ödül töreninde “Yılın Sanatçısı” ödülünü alırken yaptığı konuşma sonrası linç girişimine uğradı. Daha sonra ülkede yaratılan atmosfer ve

okumak için tıklayınız

“Bir kapı var ki, onu size hiç açmayacağız” – Cemal Süreya

Cemal Süreya Darphane’de müdür; paranın yerinde şair müdür. Bütün yolsuzlukları tespit edip, rapor etmiş, Ankara’ya göndermiş, mükafat bekliyor. Ama ses yok. Bir daha yazıp bir daha göndermiş. Çok geçmeden zamanın bakanı Darphane’yi teftişe gelir. Gelir ama Cemal Süreya’nın elini bile sıkmaz. “Bu kapının arkasında ne var?” diyerek bütün odaları dolaşır. Cemal Süreya’ya hiç muhatap olmaz,

okumak için tıklayınız

İç Monolog ve Bilinç Akımı – Cemal Süreya

Bilinç akımı (courant de conscience) ve iç monolog (monologue intérieur). Roman üstüne yazılmış yazılarda bu iki kavrama sık sık rastlanıyor. Kimi zaman öyle rastlanıyor ki okur bunların bambaşka, birbiriyle ilgisiz şeyler olduğu sanısına kapılabiliyor. Çünkü bakıyorsunuz, Tolstoy üstüne yazılmış bir yazıda bu yazarın yapıtının iç monologlarla geliştiği belirtilirken, Virginia Woolf’un yapıtlarını ele alan başka bir

okumak için tıklayınız

“Yalnız ölüleri ve öldükleri gün seviyorlar.” – Cemal Süreya

Puşkin’in bir sözü vardır; sanatçıların ancak öldükten sonra değerlendirildiklerini, bir bakıma bağışlandıklarını anlatmak isterken şöyle der: “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar.” Özellikle bizim toplumumuzda böyle bu. Orhan Veli Kanık ölümünün hemen ilk haftası içinde herkesçe benimsenmiştir. Yıllarca onun girişimine dudak bükenlerin, onunla eğlenenlerin, o girişimi değerlendirmeleri, içlerine sindirmeleri için bir hafta çok kısa bir süre değil

okumak için tıklayınız

Turgut Uyar’ın tek tek şiirleri yoktur, şiiri vardır – Cemal Süreya

Şöyle deyince daha çok yaklaşıyorum onun şiirine: Turgut Uyar özellikle son yıllarda büyük bir şiirin ortasını yazıyor. Büyük bir gövdedir onun şiiri. Kımıldadıkça kendine benzer yeni gövdeler hazırlar, çoğaltır. Bir anıttan çok bir dirim belirtisidir. Bu yüzden kolay kolay tanımlanmaya gelmez: görülür, tanık olunur. Blok halinde bir izlenimler bütünüyle gireriz ona. Şiirsel işlevini bütünüyle ve

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in Şiirinde İroni – Cemal Süreya

“Zekânın iyi niyeti” diye özetleyebiliriz Can Yücel’in şiirini. Gerçi onun yapıtı birkaç çekirdek üstüne birden kuruludur, ama böyle diyebiliriz. 1950’de yayımladığı Yazma adlı kitabından sonra bir sürü dergi ve gazetede ortaya koyduğu verimlerle bu ada yakışır bir görünüm kazandı. İroniye dayanan bir şiir onunki. 1940’tan önce de şiirimizde, çok geniş anlamda bir ironiye rastlanıyordu belki;

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin Yanlışı – Cemal Süreya

Orhan Veli’nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna inanıyorum. Bu kavganın yurdumuzdaki bütün şiir köklerini büyük büyük ırgalayan bir işlevi oldu. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket giydirdi, sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz.

okumak için tıklayınız

Türk şiirinin N vitamini: Nazım Hikmet – Cemal Süreya

Nâzım Hikmet’in çıkışını kendinden önceki bir Türk şairine bağlamak oldukça güç. Oysa çağdaşı Necip Fazıl’a, bir yerde Yunus Emre’yi, bir yerde de Süleyman Nazif’i kök olarak almak mümkündür. Hatta Necip Fazıl’ı Nef’i’ye bile götürebiliriz biraz zorlayarak. Nâzım Hikmet için, söylesek söylesek, Pir Sultan Abdal’ı söyleyeceğiz. Bu da çok zayıf, hatta belki yanıltıcı, yapay olacak. Onun

okumak için tıklayınız

Bir Cemal Süreya Yaşadı – Atilla Özkırımlı

Dergi çıkarmak bir tutkuydu Cemal Süreya için. “Edebiyatın nabzı dergilerde atar”dı çünkü. Dergilerde serpilirdi bir ülkenin edebiyatı. Bu yüzden hep dergilerde yaşadı Cemal. Ya bir dergi çıkararak ya da çıkaracağı bir dergiyi düşünerek. Oldukça geç katıldım ben Papirüs’e. Temmuz 1968’de. Sıradan bir kitap tanıtma yazısıydı ilk yazım. Şiirler, öyküler yayımlamıştım. Hatta bir-iki arkadaş, yıllar önce,

okumak için tıklayınız

Vedat Günyol İçin Çağrışımlar – Cemal Süreya

1) Orda bir adam var. Vapurdan iniyor; Karaköy’deki posta kutusunu açıyor; sonra merdivenleri ikişer ikişer çıkarak kalabalığa karışıyor. Yaşına karşın dimdik bir adam. Yüzü sanki bir yazarın değil de bir gökbilim profesörünün yüzü. Bertrand Russell’i de anımsatıyor biraz. İdealist filozof Russell’i değil, hani şu mahkemesi olan Russell’i. Var öyle bir adam. Var ve hepimize ilişkin bir şeyi

okumak için tıklayınız

Tarih – Edebiyat Tarihi – Cemal Süreya

Tarih–Edebiyat Tarihi Edebiyatı etki alanında tutan edebiyat-ötesi güçler vardır kuşkusuz. Ancak, edebiyatı edilgin bir uğraş alanı, özerkliği olmayan bir uğraş alanı saymak edebi süreci hafife almak, basite indirgemek olur. Hele edebiyat tarihini genel tarihin üstüne yapıştırarak ayrıntılara, ikinci derecede önem taşıyan olaylara kadar özdeşlik aramak hiçbir bakımdan benimsenir iş değildir. Sözgelimi simgecilikle izlenimcilik aynı tarihlerde

okumak için tıklayınız

Anayasalarda İlginç Maddeler – Cemal Süreya

Anayasalarda İlginç Maddeler Fransız Anayasasında başka hiçbir anayasada bulunmayan bir madde var: “Özgürlük uğrunda çalışmasından ötürü zor gören herkes Cumhuriyet toprağına sığınma hakkına sahiptir.” Çin Anayasasında da kendine özgü bir madde görüyoruz: “Faal askeri hizmet görenler dışında hiç kimse askeri bir mahkeme önüne çıkarılamaz.”

okumak için tıklayınız

10 Ünlü Şairin Babalarına Yazdığı 10 Özel Şiir

1. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek… Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.”

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın annesi ve babası

ANNE Annem çok küçükken öldü Beni öp, sonra doğur beni Cemal Süreya’nın annesi Gülbeyaz, Erzincan’ın Karatuş köyünden, kara kaşlı, kara gözlü bir Zaza kızı. Öylesine beyaz tenli ki, nüfusta Güllü olarak kayıtlı olduğu halde yakın çevresindeki adı, Beyaz. Annesini çok küçükken kaybetmiş, babası Çanakkale’de şehit düşmüş; onu ve erkek kardeşini amcası büyütmüş.

okumak için tıklayınız

Puşkin: “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar”

Puşkin’in bir sözü vardır; sanatçıların ancak öldükten sonra değerlendirildiklerini, bir bakıma bağışlandıklarını anlatmak isterken şöyle der.: “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar”. Özellikle bizim toplumumuzda böyle bu. Orhan Veli Kanık ölümünün hemen ilk haftası içinde hemen herkesçe benimsenmiştir. Yıllarca onun girişimine dudak bükenlerin, onunla eğlenenlerin, o girişimi değerlendirmeleri, içlerine sindirmeleri için bir hafta çok kısa bir sure

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Neydi şiir? Neden ve nasıl yazdım?

NE? NİÇİN? NASIL? Neydi şiir Cemal Süreya için? Neden yazdı? Nasıl yazdı? Ucu her zaman açık kalacak sorular … Her şair için, her yazar için bu böyle. Bazıları için daha da böyle. Hazır yanıtları yoktu. Gençliğinde? Belki. Ama yazdıkça, yaşadıkça yazdıkça, hele ellisinden sonra, iyice diplerden sökülüp geldi yanıtları. Yeraltı sularından, yaratıcı gücün magmasından …

okumak için tıklayınız