Kategori: Cemal Süreya

Cemal Süreya, ilk şiir kitabına Üvercinka adını neden verdi?

İlk şiir kitabı Üvercinka, Şubat 1958’de Hüsamettin Bozok’un yönettiği Yeditepe yayınları arasında çıktı. Kapak tasarımını Sait Maden yapmıştı. Fiyatı 100 kuruş, Cemal Süreya’nın aldığı telif ücreti, 150 lira. Üvercinka büyük bir ilgiyle karşılandı, altı ay sonra ikinci baskısı yapıldı.Yılın Yeditepe Şiir Armağanı’nı Arif Damar’ın İstanbul Bulutu’yla paylaştı. Ne demekti Üvercinka? Kitabına neden böyle bir ad

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya’nın Üvercinka adlı şiir kitabı üzerine yazarların yorumları

Üvercinka, o yıllarda da, sonrasında da üzerinde en çok konuşulan kitaplardan biri oldu; İkinci Yeni tartışmalarının odağında yer aldı: Melih Cevdet Anday: “Şiiri bütün fazlalıklardan kurtarmak istiyor, usun özgürlüğünden ne güzellikler doğabileceğini gösteriyor.” Ahmet Oktay: “Asıl yeniliği eşyayı soyutlaştırışından ve dilinden geliyor.”

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: TV’de, sekiz haberlerinde, birden, Edip Cansever’in ölüm haberi verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni.

Cemal Süreya 198o’li yıllarda dergilerde yayımlanan günlüklerini topladığı 999. Gün/ Üstü Kalsın (1991) adlı kitabında hem İkinci Yeni şairi, hem yakın arkadaşı Cansever’in ölümü karşısındaki ruh halinden söz eder. Bir iki sayfa içinde (ya da bir iki günlük’te) Cansever’in şiir dünyasının da kuşbakışı görünümünü çiziverir.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Orhan Kemal’in mektupları

Fikret Otyam’ın Arkadaşım Orhan Kemal adlı kitabında Orhan Kemal’in mektuplarım okuyorum. Bu mektuplar Orhan Kemal’in günlük hayatını göstermesi bakımından çok ilginç. Ancak mektuplarda bazı adlar olduğu gibi yayımlandığı halde, bazı adlar açıklanmamış. Bunu Fikret Otyam mı, yayınevi mi yapmış, anlayamadım. Fikret Otyam, çeşitli notlar, açıklamalar, anılarla mektupları birbirine bağlamış. Bu yüzden kitap bir bütünlük kazanmış.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Karnemde sevinç sıfır, aşk iki.

EVLİLİK İki şey: Aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir biri biri ona dönüşür. Cemal Süreya’ya göre, aşk da şiir gibi yasadışıdır. Yasallaşınca biter. Evlenince toplumdaki ortalama erkeğin tavrı erkeğe, ortalama kadının tavrı kadına geçer. Bütün toplumsal, kutsal kurumlar gibi evliliğin de yalanları çoktur.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: İspanyol Şairleri ve Romancıları

İspanya İç Savaşı sırasında ve ondan bugüne dek geçen süre içinde bu ülke şairlerinin hayatlarına bir göz atalım: Büyük şair Federico Garcia Lorca iç savaş sırasında fa­şistler tarafından katledildi (1936). Federicâ Garcia Lorca halk kaynağından fışkıran en önemli şairlerden biriydi. Şiire en somut kaynağı bulduran şair. Belki de yüzyılımızın en katkısız sesi.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Şairler ve Nobel

Nobel Ödülü ilk kez 1905’de bir şaire verilmişti: Fransız Sully Prudhomme. Ödülü ikinci kez bir Fransız Şairinin (Saint John Perse) alması için aradan altmış yıl geçmesi gerekti. Böylece Nobel almış Fransız şairlerinin sayısı ikiyi geçmiyor. Gerçi Frédéric Mistral, Maurice Maeterlinck de var. Ama Frédéric Mistral bir Provence şairidir, şürlerini hep Provence dilinde yazmıştır: Maurice Maeterlinck de Belçikalıdır. Yalnız şiir yazıp da Nobel

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Murat Belge, sakalıyla ve kısık bakışıyla Tarzan’la çatışan çizgi roman kişisine, Stevenson’a benziyor

Yaşar Kemal’den önce Faulkner’ı, Köroğlu’ndan önce Kral Arthur’un Ölümü’nü okumuş. Böyle bir gerçek var Murat Belge’nin yetişme sürecinde. Üstelik, Faulkner`dan sonra Yaşar Kemal’e bakma, Kral Arthur’un Ölümü’nden sonra Köroğlu’nu değerlendirme durumunu yaşadı. Bir çeşit dıştan bakma durumu. Bir düğüm bu. Ama Murat Belge için bir elverişlilik, bir güç de yarattı sonuçta. Dahası, bazı konularda öznel

okumak için tıklayınız

15 Ünlü Şairimizden Mutsuzluk Üzerine Şiirler

Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Edip Cansever başta olmak üzere Türkiye Edebiyatı’nın önemli şairlerinin mutsuzluğu anlatan dizelerini derledik. 1. Cemal Süreya – Mutsuzluk Gülümseyerek Gelir Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; Banliyo treninde rastladığımız Sınav saatini kaçırmış liseli kız, Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Aslında Hiç Parmak Kaldırmadım!

Öğretmenlerimi hiç unutmam. Onların bende, düşünüyorum da, belirleyici edebi rolleri olmuş değil. Ama, bana hepsi, iti kazandırmıştır… Ortaokulda, Nimet Kolçak diye bir edebiyat öğretmenimiz vardı. Eski soyadı Nimet Karayel. Tarih romanları yazarı M. Sami Karayel’in eski eşi. Bilecik Ortaokulu’nda parasız yatılı olarak okuyordum. Öğretmenimizin ufku çok genişti. Şimdi düşünüyorum geriye doğru, gerçekten, edebiyat bilgileri çok

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Edebiyattan, Türkçeden, hemen her zaman en yüksek numarayı aldım

“Edebiyattan, Türkçeden, hemen her zaman en yüksek numarayı aldım; yani on aldım! Böyle çelişik numaralar aldığım dersler vardı. Sözgelimi, fizikten de hep en iyi numaraları aldım, ama kimyadan iyi değildim. Matematik? Şöyleydi: Hiç çalışmazdım! Çalışmazdım ama, o baştaki hızım devam ettiği için ve biliyorum diye beni tahtaya kaldırmadıkları için; bazı şeyleri de tahtaya kalkanlardan öğrendiğim

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Bir tavşanla bir kaplumbağa canciğer arkadaş olmuşlardı.

İlkokulda bir ödülüm var: Bir Yavru Türk dergisi cildi kazandırmıştı bana. Üçüncü sınıftaydık, sanırım. Öğretmen, tavşanla kaplumbağa öyküsünü anlattı bize. Dedi ki, gelecek ders bunu sizler yazın… Bu bir yarışmadır; birinci gelene, işte, şunu vereceğim… Ertesi derste yazdık hepimiz, verdik. Ben kazanmışım. Tek farkla: Herkes şöyle yazmış; bir tavşanla bir kaplumbağa arkadaş olmuşlardı… Ben şöyle

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya, Deniz Baykal’ı yazmıştı: ‘Köksüz ama sürekli bir veliahd duygusu içinde’

Deniz Baykal, yine rol çaldı. Ama alkışlar kendi partisinden değil, iktidardan geldi. “Bana seni kimin alkışladığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye bir atasözü var mı? Yok, ama olabilirmiş!… Cemal Süreya, tam 29 yıl önce bir Deniz Baykal portresi yazmıştı. Portre yazılarının toplandığı 99 Yüz kitabının Deniz Baykal’lı sayfalarını birlikte çevirelim:

okumak için tıklayınız

Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar… – Cemal Süreya

*** Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagona doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.

okumak için tıklayınız

Şiir ve Devrim – Cemal Süreya

Karl Marx söyler: “Kapitalist üretim, düşünceye ilişkin bazı üretim dallarının bütününe, özellikle sanata ve şiire düşmandır.” Burada şiirden ayrıca söz edilmiş olması boşuna değil. Gerçekten kapitalist gelişimle dünya şiirinin gelişim süreci arasında bir ters orantı var gibi görünüyor. Hele kapitalizmin “en ileri aşaması” emperyalizm döneminde bunu çok daha açık bir şekilde seçmek mümkün. Şairin önü

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif – Cemal Süreya

«Bir şair: Ahmed Arif Toplar dağların rüzgârlarını Dağıtır çocuklara erken» «Hasretinden Prangalar Eskittim» kitabıyla Ahmed Arif’in şiiri de gün ışığına çıktı. Böylece Ahmed Arif’in Türk şiirinde zaten öteden beri sağlamış bulunduğu yer, okurun gözünde de matematik bir kesinlik kazandı. Sanırım, bu yer, bundan sonra en az tartışılır yerlerden biri olarak kalacaktır. Şu yaşadığımız günler sarsıntılı,

okumak için tıklayınız

Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Cemal Süreya (Söyleşi, 1983)

Cemal Süreya “Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet ettiği, yazı verdiği, tartıştığı şu gazete odasında, yeryüzünün en utangaç, en içine kapalı inşam gibi görünen birine “Yoksuluz gecelerimiz çok kısa/Dört nala sevişmek lâzım” diyen şiirlerinden nasıl söz

okumak için tıklayınız

Papirüs’ten Başyazılar – Cemal Süreya

Elinizdeki kitap Türk şiirinin önde gelen adlarından Cemal Süreya’nın aralıklarla elli üç sayı yayımladığı dergisi Papirüs’teki başyazılarını bir araya getiriyor. Kavrayıcı bir zekâ ve geniş bir kültürün sanat ve edebiyattan düşünce ve siyasete uzanan geniş bir alandaki değerlendirmeleri.

okumak için tıklayınız