Kategori: farkettiren yazılar

Neden yüzleri tanır da isimleri hatırlamayız?

Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat uzmanlar bu iki sürecin birbirinden tümüyle farklı işlediğini belirtiyor. “Yüzleri çok iyi hatırlarım ama isimler konusunda çok kötüyüm” cümlesini sık sık duyarız. Fakat yaygın kullanılan bu ifade ne kadar doğru? Hafıza psikolojisine ufak bir yolculuk yapıp yüzler ve isimlerle ilgili hafızanın nasıl çalıştığına bir

okumak için tıklayınız

Dünyada yaşamın olmadığı bir yer var mı?

Dünyada herhangi bir canlının yaşamasının imkânsız olacağını düşündüğümüz bölgelerde bile bazı ilginç canlılar yaşayabiliyor. Yaşamın olmadığı bir ortam var mı? Şili’nin kuzeyindeki Atakama Çölü’nde hiçbir canlı yaşam mümkün değil gibi görünüyor. Dünyanın en kuru yerlerinden biri olan bu çölün bazı bölgelerinde 50 yıl boyunca bir tek damla yağmur düşmediği oluyor.

okumak için tıklayınız

Peynirin gizemli dünyası

Binlerce yıldır sofralarımızı süsleyen peynirin aslında bakteri ve mantarların inşa ettiği bir mikroorganizmalar kalesi olduğunu biliyor muydunuz? Peynirin ilk ortaya çıkış amacı, kısa sürede bozulan sütün ömrünü ve kullanım süresini uzatmaktı. Bugün ise sayısız çeşidiyle tat ve besin dünyamızda önemli bir yere sahip. Altın tozu serpiştirilmiş Stilton peyniri, Sardinya adasına özgü kurtlu peynire kadar değişik

okumak için tıklayınız

Pablo Neruda’yı evinde bulmak

Şilili ünlü şair Pablo Neruda, “Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun,” diye yazıyordu. Neruda’nın Valparaiso bölgesinde Pasifik okyanusu manzaralı en sevdiği evi Isla Negra’yı keşfe gittiğimde bunların sadece bir kağıt üzerine yazılmış sözler olmadığını anladım. Neruda dostlarını asla unutmazdı. Bir dostunu kaybettiğinde adını evinin barındaki kirişlerin üzerine kazıyordu. Onlarla içmeye devam edebilmek

okumak için tıklayınız

Genetik kodlamayla tarım ürünleri artırılabilir mi?

Dünyada hızla artan nüfusu besleyebilmek için önümüzdeki 40 yıl içinde, insanlığın 8000 yıl önce tarıma başladığı tarihten bu yana üretilenden çok daha fazla mahsul üretmemiz gerekiyor. İnsan nüfusu görülmemiş düzeyde artıyor. 2050’de dünya nüfusunun dokuz milyarı bulması bekleniyor. Yani önümüzdeki 40 yıl içinde son 8000 yılda ürettiğimiz tarımsal ürünlerden daha fazlasını üretmemiz gerekecek. Bugün dünyanın

okumak için tıklayınız

Zamanın durduğunu gören adam

Zamanın durduğu hissini yaşayan insan sayısı hiç de az değil. Beynimizin oynadığı bu oyun, aslında hepimizin tanık olduğu bir olgunun sonucu mu? Simon Baker adlı 39 yaşındaki adam baş ağrısını gidermek için ılık duş almak istemiş. “Musluğu açıp duşa baktığımda su damlalarının havada asılı kaldığını gördüm,” diyor Baker. “Sanki bir film karesi ağır çekimle dondurulmuş

okumak için tıklayınız

Çok su içmek cildi güzelleştirir mi? Bilimsel veriler var mı?

Bol su içmenin cildi güzelleştirdiği söylenir. Bu iddiayı destekleyen bilimsel veriler var mı? Pürüzsüz, ışıldayan bir cilde sahip olmak isteyenlerin çoğu, bol bol su içilmesi tavsiyesini duymuştur. Suyun vücudu toksinlerden arındırarak, cildi güzelleştirdiği söylenir. Bu tavsiyede bulunanların içilmesini önerdikleri su miktarı farklılık gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde günde sekiz bardak su içilmesi tavsiye ediliyor. Daha sıcak

okumak için tıklayınız

İnsan üremesi Fen Bilgisi dersinden kaldırıldı!

Birgün Gazetesi, Fen ve Teknoloji ders kitabından “insanın üremesine” dair bilgi ve başlığın kaldırılmasını manşete taşıdı. Bir sonraki adımın, “leylek kuramı”nın kitaplara sokulması olup olmayacağı merakla bekleniyor. Gülsen Candemir’in haberini aşağıda sunuyoruz. Fen Bilgisi dersini leylekler götürdü! Fen ve Teknoloji dersi kitabında geçen yıl ‘Canlılar, üreme ve büyüme’ ünitesi içinde yer alan ‘İnsanlarda üreme, büyüme

okumak için tıklayınız

Taş Devri diyeti daha mı sağlıklı?

İşlenmiş gıdaların sağlıksız olduğunu biliyoruz; ama bu nedenle tarih öncesi bir diyete geri dönmeye çalışmak mantıklı mı? Taş Devri insanları ne pizza yiyordu ne de kek. Eti için hayvan avlıyor, balık tutuyor, ormandan fındık-fıstık ve yemiş topluyordu. Bazıları, 2,5 milyon ile 10 bin yıl öncesinde yaşayan bu insanların uyguladığı diyetin insana en uygun diyet olduğu

okumak için tıklayınız

Arkadaşını söyle, üniversiteye girip giremeyeceğini söyleyeyim…

Akıllı bir takım arkadaşına sahip olmak, lise öğrencilerinin üniversiteye gitme şansını iki katına çıkarıyor. Yeni bir çalışma, ders dışındaki etkinliklere katılmanın büyük bir yarar sağlamadığını, girilen takım ya da kulübün içeriğinin ne olduğunun da fazla önemi olmadığını gösterdi. Ama başarılı öğrencilerin olduğu takımlara girenler daha başarılı oluyor. İyi notlara sahip üyeleri olan ders dışı kulüp

okumak için tıklayınız

Bakteriler kanser hücrelerine “dur” diyebilir

Günümüzde en yaygın hastalıklardan biri olan kanser, kaynaklandığı bölgeden vücudun başka bölgelerine sıçramasıyla insan hayatı için daha da tehlikeli hale geliyor. Sadece yayılmasını engellemek bile kansere karşı verilen savaşta büyük bir adım olacaktır. Missouri Üniversitesi’nde yapılan araştırmaların sonucunda, bakterilerin birbirleri arasındaki haberleşme sisteminin kanserli hücrelerin yayılmasını engellemede kullanılabileceği fark edildi. Bu haberleşme sistemi kanserli hücrelere

okumak için tıklayınız

İnsanın genetik tarihinde kadınlar baskın!

Investigative Genetics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, insanlık tarihinde kadın popülasyonu erkeklerden daha fazla. Araştırma, dünya popülasyonundaki kadın ve erkeklerin demografik tarihini analiz etmek için daha iyi kalitede atasal genetik bilgilerin elde edilebileceği yeni bir yöntem kullandı. Çalışma 51 farklı kökenden 623 erkeğin babadan gelen Y kromozomunu (NRY) ve anneden gelen mitokondrial DNA’sını (mtDNA) karşılaştırdı. Analiz

okumak için tıklayınız

İnsanüstü görme yeteneği olan kadınlar

Nasıl oluyor da bazı insanlar başka kimsenin algılayamadığı “görünmez” renkleri görebiliyor? Concretta Antico, öğrencilerini resim dersi için parka götürdüğünde onlara gördükleri renklerin tonları ve parıltılar konusunda bilgi veriyor, “Suyun üstündeki ışığa bakın; o kayanın üstündeki pembemsi parıltıyı, yaprağın kenarındaki kızıllığı görüyor musunuz?” gibi sorular soruyormuş. Öğrencilerin hepsi de kafa sallıyormuş. Antico ancak yıllar sonra anlamış

okumak için tıklayınız

Neden tırnaklarımızı kemiririz? İşte bilimsel gerçekler…

Ellerinizin görünümünü mahveder, hijyenik olarak zararlıdır ve aşırıya kaçtığınızda canınız acır. Peki, neden hâlâ tırnak kemirmeye devam ederiz? Tırnaklarınızı kemirmeye bir başladınız mı bırakması çok zordur. Tırnak kemiren insanların diğerlerinden farkı nedir? İradeleri daha mı zayıftır? Daha mı sinirlidirler? Yoksa daha mı aç? Bunun psikolojik bir açıklaması var mı? Psikiyatristler tırnak yeme alışkanlığını, dürtü kontrol

okumak için tıklayınız

Nostaljinin bize faydası var mı? işte bilimsel gerçekler…

Geçmiş yalnızca yabancı bir ülke değildir, hepimiz sürülmüşüzdür o ülkeden. Bütün sürgünler gibi oraya geri dönmeyi arzu ederiz. İşte bu özleme nostalji denir. İster bir fotoğraf, ister ilk öpücük ya da değer verdiğimiz bir eşya ile tetiklensin, nostalji belli bir yeri ya da zamanı hatırlatır. Hepimiz biliriz o duyguyu: yaşanıp bitmiş olana karşı duyulan o

okumak için tıklayınız

Yankesiciler bizi nasıl oyuna getiriyor? İşte bilimsel gerçekler…

Yankesiciler el çabukluğu gibi becerilere sahip olmanın yanı sıra beynimizin zayıflıklarını kullanmayı da iyi biliyor. İşte birkaç örnek… Nörologlar, dikkat ve algı sistemimizdeki aşırı duyarlılık nedeniyle beynimizin kandırılmaya karşı donanımlı olduğunu söylüyor. Aslında başarılı yankesiciliğin sırrı da marifetli parmaklardan çok beynimizdeki zayıflıklardan yararlanmayı bilmekten geçiyor. Bazıları bu konuda o kadar iyi ki araştırmacılar zihnimizin ne

okumak için tıklayınız

Amerikan tarzı AVM’lerin sonu mu geliyor?

1950’lerde yaşantımıza giren alışveriş merkezleri, ticari tapınaklar olarak Amerikan tüketim kültürünün sembolü haline geldi; fakat bugün ABD’de birçoğu terk edilmiş durumda. O halde AVM’lerin sonu geliyor diyebilir miyiz? Alışveriş merkezlerinin (AVM) ilk ortaya çıkışı kötü niyetli değildi. Oysa 1977’de George A Romero, çığır açan zombi filmi Ölülerin Şafağı’nda set olarak terk edilmiş bir AVM kullanmıştı.

okumak için tıklayınız

Uzay çöpleri ‘lazer ışınlarıyla temizlenecek’

Dünya’nın yörüngesi, büyük bir hızla ilerleyen yüz binlerce nesneyle dolu. Çarpışma yaşanması halinde bu nesnelerin çoğu, felakete neden olabilecek bir kazayı ateşleyebilir ve Dünya’nın telekomünikasyon ağlarındaki yörünge uzay çöplüğüne dönüşebilir. Avustralya’da uzay araştırmalarında öncü şirket Electro Optic Systems (EOS), yaklaşık 38 bin km yükseklikteki bu potansiyel ölümcül enkazları tespit etmek için yürütülen çabaların başını çekiyor.

okumak için tıklayınız

Türkiye adım adım iflasa gidiyor

Doğalgaza ekimde yapılan yüzde 9’luk zammın sonuçlarını hissetmeye başladık. İki seçim nedeniyle ertelenmişti. Yüzde 9, enflasyonu çift haneye çıkarmaya yetti. Fakat bu bile yetmiyormuş. Daha zam lazımmış. Hafta sonu “mükerrer” Resmi Gazete’de yayımlanan 2015 yılı Ekonomik Programı ekinde öyle diyor. “Ek” deyip geçmeyin; 300 sayfalık belge, enerji ve tarım KİT’lerinin ilan edilmemiş iflasını kurum kurum

okumak için tıklayınız

Psikolojide doğaüstü diye bir şey var mı?

21. yüzyılda neden hala birçok insan doğaüstü olaylara inanıyor? Batıl inançlara sahip olmamızın altında yatan makul nedenler var mı? Son dönemlerde ABD’de yapılan bir araştırma, Amerikalıların dörtte üçünün doğaüstü olaylara inandığını, her beş kişiden birinin ise hayalet gördüğünü iddia ettiğini ortaya koydu. Geçmişte de keskin zekâya sahip bazı ünlülerin kendilerini imkânsıza inanmaktan alıkoyamadığı görülmüştü. Bunlar

okumak için tıklayınız