Kategori: farkettiren yazılar

İsmi en çok yanlış telaffuz edilen edebi karakterler

JK Rowling’in, ünlü Harry Potter karakteri Lord Voldemort’un adının, sondaki t harfi yutularak söylenmesi gerektiği yönündeki yakın tarihli açıklaması, bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sahi, isimlerinin telaffuzunda en çok hataya düşülen edebi karakterler kimlerdi? Araştırma yapıldı ve gerçekler su yüzüne çıktı; yanılgıların en büyüğü Cervantes’in efsanevi karakteri Don Quijote ile ilgili olan…

okumak için tıklayınız

13 Madde ile Kayıp Ütopik Efsane: Yugoslavya

Eskiden dünyanın en prestijli ülkelerinden biri hâline gelen bir Yugoslavya vardı. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ülke, disiplinli ve sistematik bir biçimde gelişme göstererek çok hızlı bir şekilde bölgedeki en önemli güç hâline geldi. İnanması güç olsa da, bugün kanlı bıçaklı düşman olan birçok milletten insan, bir zamanlar bu ülkenin barış içinde yaşamış vatandaşlarıydı. Bu

okumak için tıklayınız

Yoksul Olmak Tam Zamanlı Bir İştir

İster gelişmiş ister az gelişmiş bir ülke olsun gelir dağılımındaki eşitsizlikler, parası olana hal ve hizmet veren sistemlerde/toplumlarda yoksul ve bakıma muhtaç çocuklar için aydınlık bir gelecek umudu düşüktür. Keza bir çocukta yoksul bir yaşam gelecek için belirleyicidir. Bob Mckinnon da böyle düşünmüş olacak ki bu konuda bir yazı yazmış, “yoksulluk tam zamanlı bir iştir”

okumak için tıklayınız

Çağımızın paradoksu: “Hiç bu kadar özgür olmamıştık. Hiç bu kadar aciz hissetmemiştik.”

Neoliberalizm içimizdeki canavarı ortaya çıkardı. Kimliklerimizi sarsılmaz ve harici baskılardan ziyadesiyle azade görme eğilimindeyiz. Ancak onlarca yıllık araştırmanın ve terapi deneyiminin ardından, ekonomik değişimin yalnız değerlerimizin değil kişiliklerimizin üzerinde de büyük etkisi olduğuna kanaat getirdim. Aman vermez “başarı” baskısı normatif hale geldikçe neoliberalizmin otuz yılı, serbest piyasa güçleri ve özelleştirme büyük kayıplara sebep oldu. Bunu

okumak için tıklayınız

Bir akıllı telefonla kaç kişiyi öldürebilirsin?

Her modelinde yeni bir özellik eklenen cep telefonlarımızla kaç kişi öldürebiliriz dersiniz? 4 milyondan fazla… Afrika kıtasının bir haritasını elinize alın ve inceleyin. Sınırların bir masanın başına oturmuş birkaç adam tarafından, ellerinde cetvellerle belirlediğini anlamanız birkaç saniyenizi almayacaktır. Afrika’daki hemen her ülkenin “sömürge”den kurtuluşu sayılan bir savaşı olmuştur. Ancak bu haritayı incelemek, verilmiş bağımsızlık mücadelelerinin

okumak için tıklayınız

Yoğun tablet bilgisayar ve akıllı telefon kullanımı çocuklar için zararlı

Eve misafir geldiğinde ya da dışarıya yemeğe gidildiğinde ailelerin çocukları oyalamak için sıkça başvurduğu yöntemlerden biri, tablet bilgisayar ya da akıllı telefonlarla oynamalarına izin vermeleri. Her gün hayatın bir alanında, telefon ya da tabletteki oyuna odaklanmış, çevresindeki olup bitenle ilişkisini tamamen kesmiş onlarca çocuk görmek mümkün.

okumak için tıklayınız

Bisikletle dünyayı gezen ilk kadın Annie Londonderry

1800’lerin sonunda dünyanın çevresini bisikletle dolaşmaya girişecek kadar yürekli, bisikleti rahat kullanabilmek için uzun eteği bırakıp kısa pantolon giyecek, kadın kıyafetlerinde başlayan değişimin öncülerinden olacak kadar özgür ruhlu; yolculuğu ne pahasına olursa olsun tamamlayacak kadar kararlı bir kadının öyküsü…

okumak için tıklayınız

Bilim insanlarını bilmek fen dersi notunu artırıyor

American Psychological Association tarafından yayımlanan yeni bir araştırmaya göre; Albert Einstein ve Marie Curie gibi büyük bilim insanlarının karşılaştıkları zorluklar ve başarısız deneyleri hakkında bilgi sahibi olan öğrencilerin, fen derslerindeki başarıları artıyor olabilir.

okumak için tıklayınız

Aptalca Hatalar Yapmanın Psikolojisi

Zaman zaman hepimiz aptalca hatalar yaparız. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Efsaneye göre, Truvalılar, Yunanların devasa bir tahta attan oluşan “hediyesini” kabul ettiler ve Yunan savaşçıların dolu olduğu atın içerisinden bir ordu çıktı. Pisa Kulesi henüz tamamlanmadan eğik olduğu fark edilmişti. Daha yakın zamana gelindiğinde, Fransız Devleti 1300 istasyon için oldukça büyük olan yeni tren filosuna

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal: Her Savaş İnsanlığımızı, Vicdanımızı Çürütür

Anadolu, coğrafyasından ve çokkültürlü bir toprak olduğundan dolayı dünya kültürüne kaynaklık etmiştir. Anadolu’nun zengin kültür birikimine sırtımızı dayayınca, gene dünya kültürüne katkımız olacak. Anadolu’da yaşayan her halk, kendi anadilini kullanacak, kendi anadilinde eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek. Biz çokkültürlü, toprak olduğumuzun farkına varacağız. Çıkarımızın yasakta değil, özgürlükte olduğunu bilincine varacağız. Ben hiçbir zaman karamsar

okumak için tıklayınız

“Cehennem, acı çektiğimiz değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir” – Türkan Elçi

Bugün içinde bulunduğumuz ölüm atmosferinden kurtulmak, kimi zaman kanayan yüreğimizi avuntularla susturmak istediğimizde tarihin sayfalarında hiçbir zaman uyumayan ölüler dimdik karşımıza çıkar. Geçenlerde gelip zihnimde dolanıp bir türlü gitmek bilmeyenlerden biri de Hallac-ı Mansur’du.

okumak için tıklayınız

Montaigne’in Denemeler’i yazdığı Kule’sine yapılan geziden izlenimler

İşte, nihayet, güzelim bir parkın içinde yürüyoruz, ormanlık alan, çim açıklık, kalbimde sevinç. Birkaç adım daha atıyorum, Senyör Michel de Montaigne’in kulesi karşımda. Modern denemenin yaratıldığı yerdeyim. Yuvarlak, tombul bir kule. Şatonun arkasındaki dış binaların oluşturduğu karenin bir köşesinde duruyor. Öbür köşedeki kuleye de karısı çekilirmiş bazen. Bey kulesi, hanım kulesi. Arada bir, tesadüfen, kulelerin

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin insanları yaşamın özünü kavrayabilmek uğruna savaşır. Önüne çıkan her şeyi bu uğurda feda eder. Kendisini bile.

Dostoyevski’nin insanları yaşamın özünü kavrayabilmek uğruna savaşır. Önüne çıkan her şeyi bu uğurda feda eder. Kendisini bile. Alman edebiyatının ilk eleştirmenlerinden filozof Lessing, “Tanrı bana bir elinde hakikati, bir elinde hakikat için arayışı sunacak olsaydı, ben ikincisini seçerdim” der.

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Hayata Bakan Pencereleri – John M. Grandin

Franz Kafka, bir yanda sanatçı yaratıcılığının kişisel krallığı, öbür yanda, babasının çevresindeki burjuva hayatı, mesleği ve nişanlısı ile bölünmüş bir dünyada yaşadı. Yeteri kadar bibliyografik belge onun, her ikisinin de taleplerini karşılamaya çalışırken, yalnızca uzlaştırılamaz olduklarını gördüğünden, bu bölünme yüzünden acı çektiğini gösterir. O, günlüğüne edebiyat dışındaki tüm etkinliklerden nefret ettiğini ve yalnızca yazmak için

okumak için tıklayınız

Öyküyü Öykü Yapan Nedir? Ursula Le Guin

Öyküyü öykü yapan… Sizin “bundan sonra ne olacağını bilmek” istemenizdir –öykünün bu kadarcık bir parçası, sizi bir sonrakine götürür. Ursula Kroeber Le Guin Koşmak gibi; sol ayağı sağ ayağın önüne koymak zorundasınızdır -çünkü o sırada yere değen sağ ayağın üzerinde dengeli değilsinizdir ama koşu sırasında öne doğru eğiliyorsunuzdur- sonra da sağ ayağı sol ayağın önüne

okumak için tıklayınız

Seyircinin katilleşmesi, katilin seyircileşmesi

Kötülüğün sıradanlığı mı, iyiliğin belirsizliği mi? Kitle katili olan kişilerin kurbanlarına tereddütsüzce uyguladığı şiddetin kaynağı ne olabilir? Bu karmaşık sorunun cevabını bulabilmek için bugüne kadar pek çok çalışma yapılmış olsa gerek. Mesela aralarında Auschwitz komutanının da bulunduğu birçok Nazi’nin kişisel hayat hikayeleri üzerine incelemeler var. Fanatizm ve şiddet eğilimlerinin kökenini, çocukluk çağları Hitler rejiminin karanlığında

okumak için tıklayınız

Faşizme karşı Yahudilerin direnişi: Varşova Gettosu – Meltem Oral

Dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı genellikle, Nazilerin ‘üstün ırk’ dışındaki her toplumsal kesime yönelik imha politikasıyla hatırlanır. Milyonlarca Yahudi, komünist, eşcinsel ve dahası öldürülür. Soykırımdan bahsedilince akla gaz odaları, toplama kampları, açlık, ölüm kamplarına doğru yol alan tren vagonları gelir çoğu zaman. Ancak Nazilere karşı direniş deneyimleri aynı sıklıkla anılmıyor

okumak için tıklayınız

Tolstoy’dan Camus’ye, Kafka’dan Woolf’a ölümün ayrıntılı anlatımları

Trajedi ve yıkımı benliğinin bir parçası haline getiren Kafka’nın, edebiyat tarihinde yeni bir sayfa açtığını söylemek herhalde gereksiz. Yaşarken ölen, infazlara şahit olan, daha önce hiç karşılaşılmayan tekniklerle katledilen insanların varlığını eşeleyen Kafka, Brombert’e göre hasta ve titreyen bedenle çevrili bir ruh âdeta. Dahası, yazma eylemini “korkunç” hale getiren bir isim. Ölenin mi yoksa yaşayanın

okumak için tıklayınız

Ömrü Boyunca Zincire Bağlı Yaşayan Boğanın Göz Yaşartıcı Özgürlük Dansı

Dünyada milyonlarca büyükbaş hayvan korkunç koşullarda yaşamaya mahkum ediliyor. Kısacık zincirlerle, hiç özür bırakılmadan ömrünün sonuna kadar yaşamaya mahkum ediliyorlar. Malesef bu işkencenin arkasında da insanoğlu var. Videoda izleyeceğiniz boğa da bu kaderi paylaşanlardan… Ömrü boyunca zincire bağlı yaşayan boğa, serbest bırakıldığında mutluluk dansı yapmaya başlıyor. Eğer bu koca adamın duygularının olmadığını düşünüyorsanız bu video

okumak için tıklayınız