Kategori: Müslüm Kabadayı

Hataylı Ermeniler – Müslüm Kabadayı

?KÜLTÜR ZAMANI? ?Yıllar su gibi akıp gitti.? derler; aslında akıp giden yıllar değil, yaşlanan hücrelerimize yüklediğimiz deneyimlerdir. Bu bağlamda ?zaman?, diyalektik olarak hem içinde olduğumuz hem de dışından bakabildiğimiz eylemlilik halidir. Gerçekten de ?eylemli bilinç? geliştirme yeteneği olmayan hiçbir canlı için öncekiyle sonrakini karşılaştırma ve buradan soyut olan zamanı takvime

okumak için tıklayınız

?Tiyatrolar Halkındır / Özgür Sanat Sosyalizmde? – Müslüm Kabadayı

“Her şey göründüğü gibi olsaydı, bilim ve sanata ihtiyaç olmazdı.” dendiği biliniyor. Bu saptamanın ne kadar yerinde olduğunu, son dönemde yaşanan “sanata saldırılar” çıplak biçimde ortaya koyuyor. Her şeyi “satılık”a çıkaran talancı sermaye zihniyeti, onun adına iktidarı oluşturan AKP, “sanatın gerçekleri imgelerle yeniden kurma ve gösterilmeyeni gün ışığına çıkarma işlevi”nden

okumak için tıklayınız

‘Üç Fidan’ına Kavuşan Bir ‘Çınar’: Halit Çelenk – Müslüm Kabadayı

(Bu metin Halit Çelenk?in ölümü üzerine 2011?de yayımlanmıştı. ?Devrim Adançlarımız?dan ?Üç Fidan?ı ve hepimizin ?Çınar?ını 6 Mayıs 2012?de Karşıyaka Mezarlığı?nda her yaştan binlerce insanın vefalı ve devrimci tavrına saygı olarak yeniden yayımlıyoruz.) Canlıda geçirgenlik, özellikle de insanda kalıtım ve katılım diyalektiğinin bir ürünü olarak miras geçirgenliği önemli bir gelişim unsurudur.

okumak için tıklayınız

Hangi Ankara? – Müslüm Kabadayı

Üzüm ve gemi çapası mı Ankara?yı tarihe mal eden? Perslerin üzüm bağlarıyla çevrili bu Anadolu yerleşimini ?Engürü? olarak adlandırmasıyla denizci bir kavim olan Galatların buraya gemi çapası anlamında ?Angora? demelerinden bu yana bu kenti var eden nelerdir? Kentlerin en önemli yerlerinin, meydanları ve çarşıları olduğu söylenir.

okumak için tıklayınız

Gerici ve Ticari Eğitim Yasasının Küpü : 4+4+4 – Müslüm Kabadayı

Eğitim; eşit ve özgür bir ortamda, bilimsel temelde yapılmıyorsa, orada çürüme ve yozlaşma var demektir. Ne yazık ki ülkemiz, insanlığı yeni bir ortaçağa hapsetmek isteyen emperyalist güçlerle her şeyi ticari meta olarak gören Türkiye kapitalistleri tarafından her gün biraz daha paranın saltanatına kurban edilmektedir. Dünya?da ve ülkemizde bilimsel aydınlanmanın, eşitlik

okumak için tıklayınız

Halk Ozanlığının Varoluş Biçimi ve Çağdaş Bir Örnek – Müslüm Kabadayı

?Bir ulusun türkülerini yakanlar, kanunlarını yapanlardan güçlüdür.? denir. Bir bakıma halk şiiri denince akla ilk gelen ?türkü? olduğundan, modern şiir yazan ustalardan bazıları da ?türkü? üzerinden değerlendirmişlerdir. Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Ne zaman bir köy türküsü dinlesem/ Şairliğimden utanırım? dizeleriyle özellikle çok etkilendiği trajik bir aşk ve dostluk ilişkisini konu edinen

okumak için tıklayınız

Sivas?ın Işığını Şiir Harlayacak – Müslüm Kabadayı

İnsanın kültürel evriminin özelliklerine bakıldığında, öne çıkan belirleyicilerin ve sarmal gelişmelerin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: Primatların yaşadıkları ilk coğrafya olarak Afrika?nın iklim değişiklikleri sonucunda doğal ve besin ortamındaki bozulma, insan türünün iki ayağı üzerinde yürüme becerisinin gelişmesine zemin sunmuş. Böylece el becerilerini geliştirmeye başlayan insan, beyninin büyümesinin, özellikle de bellek bölümüyle

okumak için tıklayınız

Cemre, İnsan Bilincine Düşünce? – Müslüm Kabadayı

Çocukluk, doğadan ilk kopuşumuzun çığlığı ve oksijenlenmekle ağlamayı tadışımızın bebekliği? Kendimizi var etmek için memeye saldırışımız, sonra çevremize ısınmamız, gülücükler fırlatmamız ve arkasından kahkahalar patlatmamız? Dokunmakla başlayan öğrenmemiz, yürümekle başlayan sıçramalı ve soyutlamalı bilinç edinmemizle gelişir ki?

okumak için tıklayınız

Kültürlerin Anahtar Sözcükleri ve Gelecek – Müslüm Kabadayı

İnsanın kültürel evriminde dilin işlevi, önemi üzerinde hep dururuz. Bilimsel çalışmalarda da metin oluştururken ?şu ana kadar? ifadesiyle cümleler kurmaya özen gösteririz. Bu diyalektik materyalist yöntemin kaçınılmaz bir sonucudur; çünkü doğal ve kültürel evrimin sürekliliğine dayanır. O nedenle arkeolojik-antropolojik çalışmaların, son yıllarda genetikte meydana gelen hızlı gelişmelerin ışığında kazandığı önem,

okumak için tıklayınız

Antakya Kahvehaneleri Deyince? – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir? der ?Trabzon Deyince? şiirinde. Antakya deyince, aklımıza tek bir şey gelmez; defne, künefe, humus, lehm-i varak (kâğıt kebap) başta olmak üzere birçok şeyi arka arkaya dizebiliriz. Nedense, kentlerle ilgili betimlemelerde ya da zihinlerde kalıcı olan şeylerin başında ?yiyecek?lerin adları vardır.

okumak için tıklayınız

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı Nasıl ki yeni ve daha gelişkin teoriler, ?somut durumun somut tahlili?ni öncüllerini de çok iyi özümleyerek geliştiriliyorsa, insanların ve hatta toplumların konumlarını değerlendirirken çocukluklarına, ilk evrelerine başvurmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Burada bunun genetik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarına derinlemesine dalacak değilim; özlü biçimde

okumak için tıklayınız

Emperyalist Kuşatmaya Karşı Suriye’yle Dayanışmak – Müslüm Kabadayı

Eskiler, ?Gön inceldiği yerden delinir.? demişler. Biz yeniler, bu atasözünü devrimci bakış açısıyla dönüştürmek zorundayız : İnsan, inceldiği yerden ayağa dikilir. Bugün insanlığın inceldiği yer nedir ya da neresidir? Vicdanını sermayeye teslim etmemiş, insanın mutluluğunu ve doğanın korunmasını isteyen her insan, savaşın büyük bir yıkım ve zulüm olduğunu bilir. Bugüne

okumak için tıklayınız

Yalnızlığı Umutla Kımıldatan Şair: Doğan Şadıllıoğlu – Müslüm Kabadayı

Çocukluk döneminde iradesi dışında coğrafi ?göç? yaşayanlar, iç dünyalarında yoğunlaşan yaşantıların sivrilen uçlarını, yaratıcılığın ürüne dönüşebileceği uygun koşulları bulduklarında felsefi, sanatsal ya da bilimsel alanlara yönlendirebilmekteler. Köyden kente göç eden zeki, yaratıcı yeteneği olan çocukların 1950-1980 arasında bu bakımdan öne çıktıklarına tanık oluyoruz. Bölge ve ülke değiştirenler arasından da böyle

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı’yla söyleşi – Musa Artar

Defne Söylencesi?ni bilirsiniz. Hani Apollon?u peşinden koşturan, tam yakalanacakken ağaca dönüşen su perisi Defne?nin söylencesi? Defne güzelliktir. Defne aşktır. Defne tutkudur. Yoldan çıkıştır Defne, bitmeyen bir arayıştır. Defne umuttur. Umut her boşa çıktığında, bir yeniden başlayıştır. Kopkoyu bir suskunluk, kupkuru bir ağlayıştır. Defne, irili ufaklı tüm düşleri de içinde barındıran

okumak için tıklayınız

Kültür Komşumuz Suriye – Müslüm Kabadayı

Söyleşi/İmza Günü: Kültür Komşumuz Suriye – Müslüm Kabadayı Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Karanfil Sokak No: 58 Kızılay – Ankara) Telefon: 0312 417 56 59 4 Aralık 2011 Saat: 15.00 Yer: NHKM Sinema Salonu Konuşmacı: Müslüm Kabadayı (Araştırmacı-Yazar) Değerli Dostlar Merhaba, ?Kültür Komşumuz Suriye? konulu saydamlar eşliğinde yapacağım

okumak için tıklayınız

Dersim’iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık! “Dersim” üzerine yapılan “tartışmalar”ı radyolardan-tv’lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını.

okumak için tıklayınız

Sömürgeciliğin İnsancılı Olur mu? – Müslüm Kabadayı

“Keşke doğal yaşam koşullarımızı koruyabilseydik!” hayıflanmasıyla insanın üretim ilişkilerini geliştirmediği, dolayısıyla doğayı tahribe yönelmediği ve sınıfsal çelişki ve çatışmaların olmadığı döneme dair düşünmeye başladığımız zamanlar olur. Ne yazık ki böyle anlarımızı, derinlemesine yoğunlaştırdığımız ve başka insanlarla ortaklaştırarak geliştirdiğimiz ortamlar pek yaygın değildir. Çünkü postmodern bir anlayışla ?insancıl emperyalizm? koşullarında yaşamaktayızdır

okumak için tıklayınız

Halk Şiirimize Soluk Kazandırmak – Müslüm Kabadayı

Aslında söz ustalığından öte anlatım derinliği ve zenginliği bakımından basite alınamayacak sanatlardan biridir şiir. Bu nedenle edebiyatın değil, sanatın dallarından biri olarak değerlendirilir kimilerince. Biçim, biçem ve anlatı zenginliği bakımından böyle değerlendirilir. Aşık şiirimizin en yaygın kullanılan nazım biçimlerinden olan koşma, gelenekten yararlanarak modern şiir yazanlar için söyleyiş olanakları sunar.

okumak için tıklayınız

Paçoz ve Hödükler Bataklığı : Paranın Saltanatı – Müslüm Kabadayı

İnsan türünün evrim tarihine dair, özellikle biyolojik evrimiyle ilgili son dönemde çok önemli yayınlar yapılıyor. İnsanın biyolojik evriminin temel duraklarını kısaca şöyle özetlemek mümkün görünüyor: ?İnsan dalı şempanzeden 6 milyon yıl önce ayrıştıktan sonra Afrika’da evrilmeye devam ediyor. Bu arada [Homo erectus], [Homo neanderthalis] gibi çeşitli insansılar, Afrika’da evrildikten sonra

okumak için tıklayınız

Fabl Taşlamaları – Müslüm Kabadayı

Edebiyatta ?hayvan masalları? ya da ?fabl? olarak kavramlaştırılan anlatıların, çocukların eğitiminde ne denli etkili olduğu bilinir. İlk kez Hititlerin tabletlerinde yazılı anlatımlarına ve resmedilmelerine tanık olduğumuz fabllar; toplumsal, siyasal olay ve kişileri yergi yoluyla topluma ders vermek amacıyla değerlendirilmiştir. Dünya edebiyatında Ezop başta olmak üzere Beydeba ve La Fontaine bu

okumak için tıklayınız

Edebiyatla Siyaseti Sevgide Yoğunluklu Kılan Bir Kalem: Mikail Erdil i Hatırlamak – Müslüm Kabadayı

Dostluk, defne gibi yaprağı hep yeşil kalan ve mücadelede zafer kazananların alınlarını taçlandıran bir içtenlik bağıdır. Altının yere düşmekle kirlenmeyeceği gibi gerçek dostluk, aradan yıllar geçse de sevgi ve güveni yeniden harlayan bir duyarlıktır. Mikail Erdil?le çalışma koşullarımız nedeniyle kesintiye uğrasa da 15 yıl süren bir dostluğumuz oldu. 1985?te Ankara?da

okumak için tıklayınız

Şiir Suyunun Mühendisi: Sabahattin Yalkın – Müslüm Kabadayı

Şairler, sözün öz oranını yapanlardır; onlar, bir bakıma hayatın altın oranını söz kuyumlarıyla bezeyen sanatçılardır. 1934?te Antakya?da doğan şair Sabahattin Yalkın, ?söz kuyumculuğu?nu ortaokul yıllarındayken mitolojik öğeleri işleyerek gösterir. Her ne kadar, 1940?lı yıllarda dersine giren Kimya Öğretmeni Kâmil Gülçat?ın hem övgü hem de ?Sen tanrılı manrılı şiirleri bırak?? uyarısıyla

okumak için tıklayınız

“Gülmek Bir Halk Gülüyorsa Gülmektir” – Müslüm Kabadayı

Önceki gün sendika.org?da Dikmen Vadisi Halkı?nın, bugün 12.30?da Barınma Hakkı Bürosu?nda dost kurum ve kuruluşlarla bir basın açıklaması ve dayanışma toplantısı yapacağı haberi verilmişti, bunu Sevda?ya söylemiştim ama o unutmuş. Biraz da rahatsız olduğu için geç kalkınca hazırlık yapmamız da son dakikaya kadar sürdü. Neyse ki zamanında vadideki barınma hakkı

okumak için tıklayınız

Onlar Çocuk Kalacak Üzerine – Müslüm Kabadayı

Çukurova destan dili masalsı anlatımla bireşime girerek, Ali Ozanemre?nin ?Onlar Çocuk Kalacak? öykü kitabındaki 15 öykünün ruhunu kişi, zaman ve mekanla yoğurup üst dilden yürek ve beyinlere nakışlıyor. Geleneksel anlatı diline özgü abartılar, gerçeklikten düş dünyasına yolculuklar, olay-duygu-durumların insan merkezli geçirgenliği, bu öykülerin tema-konularının da ötesinde odaklara götürüyor okuyucuyu. Yazarın

okumak için tıklayınız

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı ?Barış?la ?savaş? diyalektiği nasıl ki ?barış için savaş? şiarında ifadesini bulmuşsa, ?acı? ile ?tatlı? ya da ?mutluluk? diyalektiği de ?acıyı bal eylemek? deyiminde özleşmiştir. Tarihte, eşitlik ve özgürlükleri sağlayan zaferler, büyük acıların üzerinden kazanılmıştır. Yakın tarihten birkaç örneğe bakmak yeterlidir bunu teyit etmek

okumak için tıklayınız

“Yaşam Döngüsü’ne Farklı Bir Yolculuk – Müslüm Kabadayı

10 Haziran günü, seçimden iki gün önce Sevda?yla otobüse binip Kulu?ya gittik. Akşamüzeri bizi terminalde sevgili dostum şair Mehmet Ercan karşıladı. Kucaklaştık, hal hatır sorduk önce, sonra Zincirlikuyu köyünün yolunu tuttuk. O, birkaç ay önce baypas olduğundan arabayı dikkatli kullanıyordu, arada bir göğsünü ovduğunu görmek, rahatsız ediyordu bizi. Yolda ekinlerin

okumak için tıklayınız

“Antakya’nın Unutulmaz Öğretmenlerinden” Nihal ve Kamil Gülçat – Müslüm Kabadayı

Öğretmenler vardır, sadece görevlerini yapıp giderler; geride pek iz bırakmazlar. Öğretmenler vardır, her gününü oya gibi işlerler ve öğrencileri başta olmak üzere bulundukları yörenin halkının gönlüne taht kurup giderler. Onlar, zamanın soldurucu gücüne karşı belleklerde yaşamaya devam ederler. Birçoğu aramızdan ayrılmış bulunan, yaşayanların da 70-85 yaş diliminde olan öğrencilerinin belleklerinde

okumak için tıklayınız

Dergiler ve Anadolu Dergiciliği Üzerine – Müslüm Kabadayı

Lise bilgilerimizle bizde Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan edebi topluluğa Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) dendiğini hemen hatırlarız. İlk beyanname yayımlayan topluluğun da Fecr-i Aticiler olduğunu? Osmanlı dönemi aydınlanma hareketlerinin merkezi sayılan Selanik?te çıkan Genç Kalemler?den de haberdarızdır. Peki, 115 yıl öncesine dayanan bu bilgilere kavuşan insanların ne kadarı bu dergilerin

okumak için tıklayınız

Çukurova’da Kara 1 Nisan Şakası: Zeytin Kıyımı – Müslüm Kabadayı

Akdeniz bölgesindeki köylülerin, özellikle yamaçlara kurulu bahçeleri olanların büyük çoğunluğunun yaşam kaynağından biri zeytindir. Hem zeytinin yeşili, siyahı ve yağıyla beslenir hem de diğer ihtiyaçlarını zeytincilikle kazanır. Sağlığımıza birçok bakımdan katkısı bulunan bu bitki, aynı zamanda barışın sembolü haline gelmiştir. Tarım emekçilerinin özenle toplayıp mengene ya da preslerde sıkarak şifa

okumak için tıklayınız

22. Ankara Uluslar Arası Film Festivali’nden Birkaç Not – Müslüm Kabadayı

17-27 Mart 2011 tarihlerinde Ankara?da Büyülü Fener, Barı Sineması, Goethe Enstitüsü ve Çağdaş Sanatlar Merkezi?nde gerçekleşen film gösterimleri, atölye çalışmaları ve söyleşilerden katılabildiklerimle ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Bu türden festivallerin sinema, belgesel sinema üzerine kafa yoranlar bakımından önemli katkıları olduğu ortada; ayrıca merak ettikleri filmleri daha uygun koşullarda izleme olanağı

okumak için tıklayınız

Termal Kaynaklarımıza Sahip Çıkmak – Müslüm Kabadayı

Doğanın evrimi, bu alanda yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konurken, canlı hücrenin oluşumu için gerekli 6 elementin yoğunlaştığı bölgelerde su kaynaklarının ne denli önem kazandığı hemen dikkat çekmektedir. Uygarlık tarihi incelendiğinde de görülmektedir ki büyük nehirlerin ağızlarında, deltalarında yaşam olanağının daha güçlü olduğu ortadadır. Sümer, Hitit, Mısır uygarlıkları bunun en somut

okumak için tıklayınız

Şiir Okunun Koşucusu: Nevruz Uğur – Müslüm Kabadayı

Şair, koşarken kuşanan kişidir. Hayatını kazanmak için koşarken sözcükleri birbirine koşarak imgeleri algılama alanımıza sürer. Dizelerle imgelem kurar ve maddenin ritmini seslere yedirir. O, koştuğu her yerden beslenir ama düş dünyasında ?yurtsuz?dur. O, sözcük evrenine hayatın tahtını kurandır. Amik Ovası?na ?bir göçmen kuş? olarak gelip Asi?den su içip ovaya püskürten,

okumak için tıklayınız

Dilin Ödü Koptuğunda – Müslüm Kabadayı

Bir hastane odasında ziyaret ettiğim, gençliğinde güreşçiliği, avcılığı ve delicoşluğuyla belleğimizde iz bırakan köylümün bozarmış teni ve yeşillenmiş göz ağı dikkatimi çekmişti. Oğlu bakıyordu kendisine? Oldum olası hasta ziyaretlerini çok önemserim, gerek temizlik ve sessizlik gerekse moral verici diyalogların kurulması bakımından. Temiz ve bakımlı bir ortamda tedavisi süren hastamızla, zorlukları

okumak için tıklayınız

Bilim ve Sanatla Ucubeler Tarih Sahnesinden Silinir – Müslüm Kabadayı

?Eskisi olmayanın yenisi olmaz.? derler; her yeni eskinin kabuğunu yırtarak doğar ve gelişir, ta ki bir başka ?yeni?nin doğuşuna kadar. Bu olgu, biyolojik evrimde organizmanın karmaşık gelişimi olarak karşımıza çıktığı gibi kültürel evrimde de felsefe, bilim ve sanatın zenginleşmesi biçiminde gerçekleşir.  Bırakınız dikkatlice incelemeyi, çıplak gözle sorgulandığında bile anlaşılacağı üzere

okumak için tıklayınız

“Yerli Olmak” ve “Yaratıcı Düşünce” Geriliminde Cemil Meriç – Müslüm Kabadayı

?Eylemli bilinç taşıma?ya dair Türkiye düşünce tarihinde kendine özgülüğüyle öne çıkan kişilerden biridir Cemil Meriç. Onun yaşam öyküsü, önemli durak ve sıçramalarıyla ele alındığında görülmektedir ki, bir yere, bir düşünceye, ideolojiye bağlanmakla, bu bağlanma üzerinden yaşamı sorgulayan ve derinlikli bir düşünme sistematiği oluşturma çabasında olan Cemil Meriç vardır. Onun yapıtlarıyla

okumak için tıklayınız

Öğretmen: Işıldağı Sönmeyen Öğrencidir – Müslüm Kabadayı

Öğrenmek; şaşırmakla başlar, merakla gelişir ve idrakla bilgiye dönüşür. Dolayısıyla nitelikli bir öğretmen, aynı zamanda sürekli öğrenmenin usta bir öğrencisidir. Öğretmenin üç temel niteliği önemlidir. Birincisi, mesleğine gönül vermektir; ikincisi, yurtseverliktir; üçüncüsü, evrensel değerlerle donanmak için kendini geliştirmektir.

okumak için tıklayınız

Bütünsel Düşünme ve Eylemli Bilinç – Müslüm Kabadayı

Ağacın saçağından yaprağına, ormanın da gazelinden ışık huzmesine kadar bir bütünlük içinde biçimlendiği biliniyor. Nâzım Hikmet?in ?hür ağaç?la ?kardeş orman? imgelemi, bu biçimlenmenin diyalektiğini ortaya koymuyor mu? Postmodernizmin bataklığında yaygınlaştırılan ?yapılandırmacı eğitim? anlayışıyla 2005?ten beri ülkemizde de uygulanan müfredat programının verimleri, açıkça alınmaya başlandı. Giriş cümlemizde betimlediğimiz yaşamın parça-bütün diyalektiğiyle

okumak için tıklayınız

Toplumcu Politik Bir Roman : Sarsılmak – Müslüm Kabadayı

?Kalıcılık ve kapsayıcı ilerleticilik? başlığıyla özetleyebileceğimiz bir sanat yapıtının niteliği, neliği üzerine değerlendirme yapmayı önemsiyorum. Gazetelerin ?Kitap? ekleri başta olmak üzere, dergilerde yer alan kitap tanıtımları bir yana ciddi eleştirilerin, özellikle çözümleyiciliği yanında geleceğe ilişkin yeni bireşimler öneren, sezdiren tartışmaların çok az yapıldığını belirtmeliyim. Giderek azalan sanat-edebiyat okuyucu ve izleyicilerinin,

okumak için tıklayınız

Paslı Hayatlara Karşı: “Kalaylı Şiir” – Müslüm Kabadayı

Bir kitaptaki tüm şiirleri bir başlık çağrıştırabilir mi? Mustafa Akyürek, ikinci şiir kitabına verdiği ?Kalaylı Pusu? ile bunu başarmış. İki bölümden oluşan bu kitabın, ?Köz Süngüye Körük? başlıklı birinci bölümünde 30, ?Söz Sancıda Peşrev? başlıklı ikinci bölümünde ise 25 şiir yer alıyor. İlk bölümde kısa ve uzun şiirler bir aradayken,

okumak için tıklayınız

“Maden”i İçinden Harlayan Şair: Mehmet Yılmaz – Müslüm Kabadayı

İnsanlar vardır, yaşamlarını doğaya, toplumsal ilerlemeye, siyasal mücadeleye adarlar. O insanlar, deneyimlerini örgütledikleri oranda amaçlarına daha verimlilik ve süreklilik kazandırırlar. Bazıları bunu doğrudan kurumsal örgütlenmelerle ortaya koyarken, kimileri de yapıtlarıyla bunu gerçekleştirirler. Mehmet Yılmaz, uzun yıllar iki biçimde de bunu hayata geçirenlerden. 1970?li yıllarda TSİP, Halkevleri çalışmalarında bunu yaşarken, aynı

okumak için tıklayınız

Mitolojik ve fantastik öğelerle bezenen öykülere farklı bir örnek: “sur ve gölge” – Müslüm Kabadayı

Okumalarımızda önceliklerimizin belirlenmesinde, bazen bir tartışma konusu, bazen de dostlarımızın ?ayıktırmaları? etkili olmaktadır. Daha önce hiçbir yapıtını okumadığım Mehmet Zaman Saçlıoğlu?nun ?Sur ve Gölge? öykü kitabını bir gecede okumama vesile olan da bir internet günlüğünde okuduğum yazıydı. O yazıda, söz konusu kitapta yer alan sonuncu öykü ?Yüzün Tamamlayıcısı?ndan söz edilmekte

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin Romanının Işıldağı: Mücadele – Müslüm Kabadayı

Giriş Yaşamını, estetiği merkeze alarak üretken kılmaya çalışan insanın, sarıldığı her şeye ışıltı vermesi doğal değil mi? Estetiği bizimle buluşturan öğe, o insanın yaşama sevincindeki o güzel ışıltıdan başka bir şey değildir. Doğrudan konuyla ilgili olmayanlar, Afşar Timuçin?i şiirlerinden ve felsefe kitaplarından tanırlar. Biraz daha ilgili olanlar hikayelerini de okumuşlardır.

okumak için tıklayınız