Kategori: Müslüm Kabadayı

Salkım Sacak Keldağ?a dair – Ayşe Kaygusuz

Müslüm Kabadayı, Mart 2013?te çıkardığı ?Salkım Saçak Keldağ? ilk öykü kitabıyla, öykü dünyasına merhaba derken, yaşadığı çağın sorunlarını sorgulayarak ve tarih bilinciyle geçmişi bugüne, bu günü de yarına taşımanın sorumluluğuyla yazmış öykülerini. Müslüm Kabadayı, edebiyat öğretmeni ve eleştirmeni olmanın ustalığıyla kullandığı ?dil?i, bilgi ve yaşanmışlık deneyimiyle bütünleyerek, yerli yerine oturtmuş anlıtımını. Kullandığı yalın Türkçesini Antakya

okumak için tıklayınız

Çubuk Bükümü – Müslüm Kabadayı

Babam, büyük kardeşlerimi alarak pamuk toplamak üzere Çukurova?ya gitmişti. Annem, ben ve küçük kardeşim de köydeki işleri yapıyorduk. İlkokulu bitirmiş, parasız yatılı sınavlarına girmiştim ama sonuçlar bir türlü adresimize bildirilmemişti. Annem haftada bir Antakya?ya gidiyor, İl Milli Eğitim Müdürlüğü?ndeki görevlilerin duyarsızlığı nedeniyle kavga edip geliyordu. Okulların açılmasına bir hafta kala, canı burnunda olan annem beni

okumak için tıklayınız

Osman Şahin ve ‘Kırmızı Yel’in Güncelliği – Müslüm Kabadayı

“Dil insanın ağzında sesiyle yarattığı bir sudur; konuşmayanın suyu kurur.” özlü sözünün ustası olan ?biyana(bey-ana)?lardan beslenerek Köy Enstitüsü?nün zengin kültürlenme ortamında yeşeren Osman Şahin, Fırat boylarındaki öğretmenlik deneyimiyle yoğurduğu gözlem gücünü ?Kırmızı Yel? kitabındaki 8 öyküyle edebiyat dünyamıza kazandırır 1971?de. Yaklaşık 60 yıl öncesinin Siverek köylerindeki ?kan kokan?, Fırat?tan yoksulluk akan, dal budağı gitmiş ve

okumak için tıklayınız

‘Salkım Saçak Keldağ’ adlı öykü kitabıma ilişkin – Müslüm Kabadayı

?Sevgili Edebiyat Dostları, Öyküseverler Merhaba, Türkiye’de edebiyatın nabzının her zaman güçlü attığı Çukurova ve Amik’te bu kez, ilk öykü kitabım olan ?Salkım Saçak Keldağ? vesilesiyle sizlerle buluşmanın kıvancını yaşıyorum. Hoş geldiniz, onur verdiniz. Genel olarak sanat, duyarlılıklarımızın yoğunlaştığı ve estetik imbiği ile inceltildiği yaratıcı etkinliklerimizin tümünü içerir. Şiir başta olmak üzere edebi türler de duyarlıklarımız

okumak için tıklayınız

Dağların Dilinin Peşinde? Müslüm Kabadayı

O; merak etmekle kalmaz, kafasındaki sorunun yanıtını buluncaya kadar peşine düşerdi meraklarının. Yıllar önce Mürselek?e gittiğinde, köyün eski muhtarı Veli Önal?dan duymuştu Peltek Çavuş?un adını. Cebel-i Akra?nın deniz gören yamaçlarında kurulan bu yirmi haneli köy, toprak damlı evleri, asırlık meşe ağacının gölgesinde dinlenen davarları, hayvanları ıslıkla yönlendiren çobanlarıyla dikkatini çekmişti. Bu eski masallarda kalmış köylere

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ – Müslüm Kabadayı

Kartal süzülüşüyle keskin gözleri dolaşıyordu, Keldağ’ın zirvesinden dört bir yana Helali Barış’ın. O dağ ki kıtalara adını vermiş güzelleri kapatmak isteyen Zeus’u, içinden fışkırttığı alevlere boğmuş bir eski volkanın Aşkdeniz’le öpüştüğü enginlere bakardı binlerce yıldır. İki yakayı birleştiren maviliklerinden esen barış rüzgarıyla toprağa kök salıp göğe dallarını uzatan zeytin ağaçları süslerdi, kıyı boyunca yükselen yamaçlarını. Hayat,

okumak için tıklayınız

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar

okumak için tıklayınız

Hatay Basın-Yayınından İzlenimler – Müslüm Kabadayı

Dergilerde yazmaya başlayalı 27, gazetelerde ise 24 yıl olmuş. Yaklaşık çeyrek yüzyıldır dergi ve gazetelerde araştırma-inceleme yazılarım, deneme ve makalelerim yayınlanıyor. İlkleri 1986?da Ankara?da yayınlanan ?Yaşamın Tüm Birimlerinde Yoğunluk Sanat Kitabı? ve 1988?de Samsun?da çıkan Kuzeysu dergilerinde olmak üzere şiir ve öykülerimin de okuyucuyla buluştuğu basın-yayın alanıyla içli dışlı sayılabilirim. O nedenle bu alanın toplumsal

okumak için tıklayınız

Dünyayı Kendine Gömen Şair: Niyazi Börklü – Müslüm Kabadayı

?Dört elle sarılmışım dünya?ya Felek gelse koparamaz yerimden Bitmez bir türküdür yaşama Düşmez olmuş dilimden? (?Ölmezlik Türküsü? şiiri, s.102) diyen şair-eğitimci Niyazi Börklü 22 Ekim 2012?de aramızdan ayrıldı. ?Uzun Ömürler Şehri Antakya?dan 1928?de ayağa kalkıp şimdi Erdek?te uzun uzun yatan Niyazi Börklü öğretmenimizin toprağı karanfil koksun. ?Ters dönecek bir gün dünyam / Bütün ışıklar sönecek

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı ile Söyleşi – Ayşe Kaygusuz

– Müslüm Hocam doğduğunuz topraklardan başlayalım mı? Bu günlerde çokça gündemde? – Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri” şiirini, toprak-insan ilişkisini çok derinden betimlediği için önemsemişimdir. Anamın söylediğine göre 1960’ta doğmuşum, Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak Bucağı’nda. Nüfus kaydında 1962 yazıyor; çünkü babam şayet bebekken ölürsem bir de nüfustan sildirme zahmetine katlanmak istememiş, iki yıl sonra

okumak için tıklayınız

Gezgin Kitapçımız Selim Sevim – Müslüm Kabadayı

“Antakya’dan kırk beş ileride Yayladağı’ndan on beş beride Beş kalır inildiğinde İşte orası: Kışlak 1943’te Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde doğan Selim Sevim, köyünü böyle tarif eder. O, ilkokulu köyünde bitirdikten sonra Yayladağı Ortaoku?ndan mezun olur. Daha sonra Antakya Lisesi’ne devam eder.

okumak için tıklayınız

Köy Enstitülü Bir Sağlıkçı: Mehmet Yanık – Müslüm Kabadayı

Türkiye eğitim tarihinde özgünlüğü ve ortaya çıkan verimi nedeniyle üzerinde duruşmayı en çok hak eden kurum Köy Enstitüleri?dir. Gerçekten de ülkemizin aydınlanmasında, eğitim-sanat-edebiyat ve bilim alanlarındaki gelişiminde önemli bir rol oynamış bu okul modelimiz ve uygulamaları, sonuçları üzerine tezler hazırlanmış, kitaplar, makaleler ve anılar yayımlanmıştır. Bu ilgiyi fazlasıyla hak eden Köy Enstitülerinin gün ışığına çıkmayan

okumak için tıklayınız

Mustafa Suphi’leri konu edinen “on beş yunus koy’verdim bu kıyıdan” ırmak şiir kitabının tanıtımı ve Ali Ozanemre’nin şiiri üzerine söyleşi yapıldı

(Haber: Müslüm Kabadayı) Ankara’da yayınlanmakta olan ekinsanat dergisi, Çukurova’nın bitek toprağından yetişmiş şair-yazar Ali Ozanemre’nin yeni yayımlanan “On Beş Yunus Koy’verdim Bu Kıyıdan” adlı şiir kitabı üzerine söyleşi ve imza günü düzenledi. Türkiye Komünist Partisi’nin 10 Eylül 1920’de Bakü’de kurucu kadrosundan “on beşler”, 28 Ocak’ta Sürmene açıklarında Türkiye burjuvazisinin maşaları tarafından

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı

Sevgili edebiyat dostları, değerli Ali Yüce?nin hemşehrileri ve kadim dostları merhaba! Biliyorum ki burada, sadece edebi kişiliği ve eğitimciliği üzerine değil, Ali Yüce?yle arkadaşlığı üzerine de çokça anısı, söyleyecek sözü olanlar var. Bunların da gün ışığına çıkarılıp Hatay?ın yetiştirdiği büyük şair Ali Yüce?nin bilinmeyen yönleri olarak yayına kavuşturulmasında yarar gördüğümü belirterek konuşmama başlamak istiyorum. Ali

okumak için tıklayınız

Moral Değerlerde Cinsellik ve Sınıfsallık Üzerine – Müslüm Kabadayı

İnsan genleriyle ilgili çalışmaların, insan sağlığı bakımından ciddi kazanımları ortaya koyduğunu tıpta meydana gelen gelişmelerden anlıyoruz. Her şeyi ticarileştiren kapitalizmin merkezi ülkelerinde, bu alanda yapılan önemli sağaltım araç ve yöntemlerinin, özellikle ilaçların Dünya ilaç ve medikal tekelleri tarafından yaygınlaştırılmadığını, ellerindeki stokları tüketmekten tutun da mevcut yatırımlarını yitirmemek ?kaygısıyla?, daha açık deyişle daha çok kâr için

okumak için tıklayınız

Sınırda Ağaçlar Ağlarken? – Müslüm Kabadayı

?Ağaçlar gibi ayakta ölmek istiyorum.? demişti, ?bitmedi daha sürüyor o kavga/ ve sürecek / yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!? diyen şair Adnan Yücel, on iki yıl önceki bir sohbetimizde. Temmuz 2002?de bu doğa ve insan sevdalısı şairimiz toprağa kavuşurken, ben Şam?da Arapça yazı dilini ve edebiyatını öğrenmekle meşguldüm. Komşu bir ülkenin doğasını, tarihini, kültürünü de

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı ile Suriye Gerçeği Üzerine Söyleşi – İbrahim Tığ

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Müslüm Kabadayı, Devrek?te, 27.Uluslararası Baston ve Kültür Festivali?ne katılmak için bulunuyor. Dolayısıyla biz kendisiyle burada bulunmuşken bir söyleşi gerçekleştirmek istedik. Kendisinin Suriye?yle ilgili yaptığı çalışmalar var. Günümüzün de çok önemli bir konusu durumunda Suriye. Bu bağlamda Devrek?e hoş geldiniz.

okumak için tıklayınız

Mezar Güneşi – Müslüm Kabadayı

Dirim, canlı bir organizmanın enerjisini hareket, davranış, üretim vb. yollarla ortaya koyma durumu; peki ölüm ne? Doğanın diyalektiği ve yaşamın evrimi açısından baktığımızda dirim ve ölüm, aslında bir faz değişimi? Mikroskop altında hücrelerini inceleyebildiğimiz embriyonun oluşum sürecinde rol oynayan tüm unsurlar, doğada var olan diğer elementlerin belli oranlar ve koşullarda bireşimiyle gelişmekteler. Bu bireşimi kütle

okumak için tıklayınız

Hüzün – Hasret ve Hürriyet Şairi: Sevilay Yücedağ – Müslüm Kabadayı

?3H şairi? olarak kodlayabileceğimiz Sevilay Yücedağ?la tanışmamızı sağlayan, kendisi de şair-yazarlığıyla edebiyat dünyamızda ?içten yol alan? Ayşe Kaygusuz?a teşekkür ediyorum öncelikle. Sermayenin, yeni Pazar alanlarını genişletirken özellikle kadınlara ?cadı avı?yla başlattığı büyük saldırının üzerinden 300 yıl geçmesine karşın, günümüzde ?ucuz işgücü?, ?tüketim aracı?, ?tecavüz nesnesi? haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde onurlarıyla emek ve sanat mücadelesi veren

okumak için tıklayınız

Kitap Üstüne Kitap Koyanlar’dan: Hoca Bekir Efendi – Müslüm Kabadayı

Taş ustaları, özellikle nahit taş ustaları keski, murç, taraklarıyla resim yaparlar. Onların taşa verdikleri her süste özlemler, düşler ve doğadan yanımsalar yer alır. Eski evler, konaklar, çeşmeler, hanlar, hamamlar, köprülere renk veren bu taşların yerini beton, çelik karkas almaya başladıktan bu yana iki şey kayboldu; birincisi ?el emeği göz nuru? denen insan merkezli işçilik, ikincisi

okumak için tıklayınız