Kategori: Müslüm Kabadayı

“Közlü Yürekler” – Halil Yılmaz Hıtmiye

Müslüm Kabadayı’nın son çıkardığı öyküler yapıtı “ KÖZLÜ YÜREKLER” bana, her nedense “Kerbela Yürekler” deyimini anımsatıyor. Çünkü, bu öykülerin yaşandığı topraklar kan kokuyor. Anadolu’nun; Bağdat’ın Dicle’si, Şam’ın Fırat’ı kan ağlıyor, hoyrat çağırıyor ve ağıt söylüyor kadim tarihi gibi.

okumak için tıklayınız

Yüreğinde Közü Eksik Olmayan İnsanların Öyküleri – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı.142 sayfa. “Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı, “Közlü Yürekler” kitabında da aynı tutumunu sürdürüyor ve günümüz dünyasının sorunlarını sorgulamaya devam ediyor. Tarih bilinciyle geçmiş ve günümüz arasında köprüler kuruyor.

okumak için tıklayınız

Dizelerin hep var olsun Mustafa Önal – Müslüm Kabadayı

Şair, beslendiği toprakla bezediği şiir coğrafyasının sevdalısıdır. Aynı zamanda başka toprakların ve insan kardeşlerinin yüreklerinin gezginidir. Mustafa Önal da, 1950’de doğduğu Hatay Yayladağı’na bağlı Kandıl (Aslanyazı) köyünden derlemeye başladığı şiir tanelerini Antakya’da lise öğrencisiyken dizelere dönüştürür.

okumak için tıklayınız

Sokak öykücülüğünde yeni bir soluk: Tammura – Müslüm Kabadayı

“Öykü tadında” anlatılar, olay içinde okuru yaşatırken durumdan görev çıkartma sorumluluğunu da duyumsatır. Eğer edebiyat bu duyarlığı yaratamıyorsa, insan ve toplum şizofrenik bir çürümeye sürüklenmiş demektir. Tersinden ve daha politik dille söyleyecek olursak toplum şizofrenikleştirilmişse, edebiyat geri çekilmiş demektir.

okumak için tıklayınız

“Karşın”cı Orkun Levent Boya – Müslüm Kabadayı

Edebiyat-sanat dünyasının sessiz kahramanları vardır. Ün düşkünü ya da popülerlik peşinde koşan çapsızlara KARŞIN dergi çıkararak, yayınları okurlara bin bir zorluğa katlanarak ulaştıran Orkun Levent Boya da onlardan biridir. Öyle ki, sırtlandığı Her Şeye KARŞIN Edebiyat Sanat Düşün Dergisi’ndeki yazılarının bazılarını ölen kardeşinin adı başta olmak üzere müstear adlarla yayınlar. Dergicilik, yayıncılık, bankacılık gibi ilişkilerini

okumak için tıklayınız

İnceliklerin ana şairi: Gülten Akın – Müslüm Kabadayı

Her eylem diyalektiğini zorlar. Kıraç toprakta yoksullukla boğuşan insanın yüreğinden gelen sesini zorlaması gibi. Bu zorlama, Hacı Taşan’ı, Muharrem ve Neşet Ertaş’ı yaratır bozlakta. Yusuf Ziya Bahadınlı’yı, Abbas Sayar’ı yaratır öykü ve romanda. Şiirde de inceliklerin imge anası Gülten Akın’ı… 1933’te Yozgat’ta doğan, ortaöğrenimini ve Hukuk Fakültesini Ankara’da tamamlayan Gülten Akın, karanlığa karşı eylemliliğinin diyalektiği

okumak için tıklayınız

Şiir ve Öykünün Ressamı İsmail Gümüş – Müslüm Kabadayı

Önce öğretmen, sonra şair-yazar-ressam İsmail Gümüş, sanat dünyamızda hoş bir seda bırakarak ışıklı yolculuğuna çıktı. Yakınlarına, dostlarına sabırlar dilerken tam 10 yıl önce kendisiyle ilgili kaleme aldığım metni paylaşmak istedim. Saygıyla anıyorum. Olgunluk ve duruluk akar bazı insanların yüzünden. Gözlerindeki ışıltı, size yaşama sevinci verir. Hele bu insan önemli bir kültürün, göçmenlik serüveninin ateşinden geçerek

okumak için tıklayınız

AnGARa Vicdan Patlaması – Müslüm Kabadayı

Dağların taşların kan kaynaması yetmiyormuş gibi kentler de yangın yerine dönmüştü. Her gün ocaklara ateş düşüyordu. Topraklarındaki enerji kaynaklarına el koyanların yaktıkları savaş ateşinde yürekleri yanan insanlar, acılarını bile paylaşıp külleyemeden daha büyük acılara boğuluyorlardı. Memleketi acılarla yönetenler, zebanileşmişlerdi.

okumak için tıklayınız

“İnsan, mutfak ile tuvalet arasında döşenmiş bir boru değildir.” Açık Mektup-6 Müslüm Kabadayı

Açık Mektup-6   Ankara, 17 Ekim 2015 Can Taşımanın Farkında ve Can Yoldaşlığının Bilincinde Olanlara Merhaba!.. Bir incir çekirdeği, canıyla kayayı çatlatarak yeşermek ve sonra da meyve vermek için saçaklarıyla yaşama sarılır. Bir kuş özgür uçmak için kanat çırpar, yavruları için çift kanat vuruşu yapar. İnsan anası da bir can dünyaya getirmek için nelere katlanmaz

okumak için tıklayınız

Denizden Işıklanmak – Müslüm Kabadayı

Çam ve zakkum kokularını ciğerlerime doldurarak sahile vardığımda, “Bu sabah dubaya kadar yüzeceğim.” dedim içimden. 12 Eylül işkencecilerinin kollarımda ve ciğerlerimde yaptıkları tahribatı yenmeye kararlıydım artık. Deniz çarşaf gibiydi, hava serin olmasına karşın su ılıktı. Canlı olarak milyonlarca yıl önce çıktığım yere, ölüm kaygısı duymadan girmeyi ne çok isterdim; oysa soluğumun suya yetmeyeceği korkusunu taşıdım

okumak için tıklayınız

Aydınlanmanın Devrimci Eğitimcisi : Tevfik Fikret – Müslüm Kabadayı

Eğitimciler vardır, insanın bilimsel merakının ve özgür düşünme gücünün önüne vurulan seddi yıkarlar. Farklı özgürlük anlayışları olmakla birlikte aydınlanma döneminin düşünürleri arasında köleci-feodal eğitim uygulamalarına karşı “özgür eğitim” için kafa yoran, mücadele eden eğitimciler var. Kapitalizmin yarattığı derin eşitsizliğe, yoksulluğa ve cehalete karşı farklı denemelere, uygulamalara girişen “ütopik sosyalist eğitimciler” söz konusudur, Robert Owen gibi.

okumak için tıklayınız

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı – Müslüm Kabadayı

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı : Nâzım Hikmet, Orhan Kemal ve Ahmed Arif 3 Haziran 2015’te Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet ve Yaşam” başlıklı bir panel yapıldı. Mehmet Aydın, Ahmet Özer ve Arslan Kavlak’ın konuşmacı oldukları panelde, Nâzım’ın Paris anıları, komünist bir şairin dünya görüşü, diyalektik ve tarihi materyalizm yöntemiyle “Büyük Tarihi”

okumak için tıklayınız

Halkın şairi Ali Yüce (Antakya) anmasından izlenimler – Müslüm Kabadayı

“Küçük bir tüy gibiyim / Büyük bir kuşun kanadında…” demiş Ali Yüce. İki dizeyle parça-bütün ilişkisini ustaca betimlediği gibi özgürlük için harcanan emeğin, yaşamın değerini de mütevazıyla dile getirmiş şair. 29 Nisan 2015’te o büyük kuş, halkın şairini alıp sonsuzluğa uçuverdi. 30 Nisan’da Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda onu sonsuzluğa uğurlarken bu iki dizeyi okuduktan sonra şöyle

okumak için tıklayınız

Bir Tersakan Geçti Çukurova’dan: Hasan Hüseyin Gündüzalp – Müslüm Kabadayı

Çeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar yaşama sevinci ve mücadele azmi yüklüdür. Toroslar’ın Gürleşen köyünde doğup Çukurova biteğinde boy atan sevgili Hasan Hüseyin Gündüzalp de yaşam coşkusunu ve mücadele azmini bulunduğu her ortamda hissettiren bir kişilikti. Onunla 1995’te tanışmıştık; o yıl

okumak için tıklayınız

Güney Eşkıyaları – Müslüm Kabadayı

Doktorlarının hastalığının ağırlaştığını açıkladığı bugünlerde, çağdaş destancılarımızdan Yaşar Kemal’in İnce Memed romanındaki kahramanlarla ilgili kimi açıklamaları da içeren aşağıdaki metni – kaybolduğunu sanıyordum – gün ışığına çıkarmak istedim. Üzerinde hiç işçilik yapmadan, ilk biçimiyle okurun değerlendirmesine sunuyorum. Umuyor ve diliyorum ki büyük anlatıcımız sağlığına kavuşur ve bu notlarda yazılanlarla ilgili düşüncelerini öğrenme olanağı buluruz.

okumak için tıklayınız

Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü, Müslüm Kabadayı

Kültürel bir kavşak olarak geniş Karadeniz coğrafyası bünyesinde farklı lehçeleri barındırıyor. Bu çalışma da bizlere bölgenin kültürel anlamda ne zengin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye’de genel olarak Karadeniz dendiğinde akla Lazca gelmesine karşılık, aynı coğrafyada Gürcüce, Hemşince, Ermenice, Rumca, Yunanca ve Megrelce de konuşuluyor. Doğu Karadeniz dillerinin karşılaştırmalı sözlük denemesi dilbilimcilerin başvurabileceği bir kaynak

okumak için tıklayınız

Foça çalıştayından izlenimler – Müslüm Kabadayı

Foça izlenimlerimi yazmak için zaman kollamamın üzerinden 10 gün geçmiş. Her gün o kadar çok şeyle boğuşuyoruz ki, esas yapmak istediklerimizi gerçekleştirememenin ezikliğini duyuyoruz ne yazık ki. Lafı uzatmadan, yeni zaman kaybına da yol açmadan izlenimlerimi ana hatlarıyla paylaşmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Yusuf Ziya Bahadınlı : Işıklı insanın romancısı – Müslüm Kabadayı

29-30 Kasım 2014’te İzmir Foça’da düzenlenen “Köy Enstitüsü’nden Doğan Edebiyat” konulu çalıştayda sunmak üzere hazırladığım bu metnin girişinde, eğitim tarihimizin en önemli ve özgün kurumu olan Köy Enstitülerinin işlevine ve bugünle gelecekte bu deneyimden nasıl yararlanılabileceğine dair özlü bir değerlendirme yapmak istiyorum.

okumak için tıklayınız