Kategori: Müslüm Kabadayı

Güzel ev (n)için… Müslüm Kabadayı

Merdivenlerden zincir sesi geliyordu. Zincirle bağlı Toraman’ın derin derin inlemesini duyunca yatağından fırladı. Perdeyi aralayıp dışarı baktığında henüz alacakaranlıktı. Köpeğin üst basamaktan alta, alttan üste doğru çırpınarak gidip geldiğini, dikkatli bakınca fark etti. Her gün etle beslenen ve çevreye duyarlı çok iyi eğitilmiş hayvanın huysuzluğu, hayra alamet değildi. Yayladağı’na giden asfalt yola doğru kulaklarını dikerek

okumak için tıklayınız

Bonzai: Öldüren Sermaye – Müslüm Kabadayı

Sonda vurgulayacağımız gerçeği, bir cümleyle başta ifade etmek gerekirse, Dünya?da sermayenin en önemli kaynaklarından biri de uyuşturucudur. Kapitalizmin Dünya sistemi haline geldiği yaklaşık 100-150 yıllık dönemde yaşanan savaşların, katliamların, ekonomik krizlerin, finansal çöküş ve yükselişlerin merkezinde yer alan birkaç büyük uluslararası şirketin ve bunların sahipleri Dünya patronu ailelerin yer aldığı biliniyor. Dünya?daki para trafiğini yöneten

okumak için tıklayınız

Kesap: Suriye’de savaşın kırılma noktası – Müslüm Kabadayı

Doğayı, doğal yıkımlara karşı güzelleştiren insandır aslolan; çünkü o, yaşamın kaynağını bilendir. Bu bilinçteki insan, aynı zamanda içsel donanımını da zenginleştirir. Yani vicdanı her daim duyarlıdır ve kötülükler karşısında ayağa kalkar. Doğal ve toplumsal çevreyle ilişkide eşitlik ve özgürlük bilinci kazanamamış, vicdani duyarlıkları körelmiş insan ise, sürünün bir parçası haline gelir. Üç yılı aşkındır

okumak için tıklayınız

Soma oma ma!..

SOMA OMA MA!.. Yeraltında milyonlarca ışıldaklı soma Kazma vuruyor yeryüzündekiler ısınsın diye Soma’larda yanıyor yürekler, çatırdıyor yüzlerce oma Şimdi yeryüzü daha kömür yeraltından, bu katliam niye?   Sermaye devleti hırsız ve katilleri beslesin diye!   Direndiğinde milyarlarca soma, ayağa kalktığında çelikleşmiş oma Vebalı sermaye sıçanları geberir tek yumurta ikizlerinin altında Hayat ver, direnç der yeraltındaki

okumak için tıklayınız

Kesap: ‘Güzelev’in Yakıldığı Yer – Müslüm Kabadayı

Cacius, madenler dağı olup Zeus?u ve Avrupa?yı zirvesinde konaklatmış; tepesinden uçan kartalla Antakya?nın kuruluşuna vesile olmuştur. Mitolojide böylesine önemli yeri bulunan bu dağın adının, Şam?a da kol kanat geren Cebel-i Kasiyun?la (Kasiyun Dağı) ilişkili olduğu söylenir. Cacius?a Araplar ?Cebel-i Akra?, Türkler de ?Keldağ? derler. Her damarında nice öykülerin yaşandığı bu dağın güneydoğu eteklerinde kurulan Kesap;

okumak için tıklayınız

İrfan Şahinbaş Sahnesi?nde Nöbet Çadırı

Tiyatro başta olmak üzere sanat kurumlarına ve sanatçılara, dolayısıyla tüm sanatseverlere yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. AKP Hükümeti?nin sanatı zapturapt altına almak amacıyla TÜSAK dayatmasını şimdilik geri çekmesine rağmen yerel seçimler sonrası yasalaştırmak için fırsat kolladığı biliniyor. Ankara?da bir süre önce İrfan Şahinbaş Sahnesi?ne yönelik saldırı, sanatçıların ve sanatseverlerin direnişiyle önlenmişti. Ancak inşaat firmasının

okumak için tıklayınız

“Her Yönüyle Kışlak” – Ayşe Kaygusuz

?Her Yönüyle Kışlak?, Müslüm Kabadayı?nın 1983?den bu yana üzerinde titizlikle çalıştığı bir araştırma kitabı. Müslüm Kabadayı, doğduğu topraklar olan Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak Bucağı?na/Beldesine ve yöre insanına ?vefa borcumdu? dediği, ?Her Yönüyle Kışlak? kitabının daha önsözünde, ??bu ilimizin tarihsel dokuları, kültür zenginlikleri, insanlığın tüm güzel seslerinden oluşan türkülerini bugün de söylemeye devam etmektedir. Bu

okumak için tıklayınız

Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren Niyazi Akıncıoğlu, kendisinin beslendiği ve aynı zamanda büyümesine katkıda bulunduğu toplumcu şiirimizin Trakya damarına kan vermiştir. Bu anlamda ?1940 kuşağı? gibi sınırlayıcı ve renksizleştirici bir çerçevenin dışındadır. O, ilk kitabı ?Haykırışlar?daki (1938?de yayımlanır.) memleketçi-milliyetçi izleklerden

okumak için tıklayınız

Sanatçı için özgürlük yeterli midir? – Müslüm Kabadayı

Yaklaşık 200 bin yıldır, kendinden önceki insansıların ateşi bulma, eti pişirerek yeme, jest-mimik-işaret dilini geliştirme deneyimlerini arkasına alan homosapiens, araçtan araç yapmayı becerdiği dönemle birlikte maddi üretim yanında zihinsel gelişimde de sıçramalar gerçekleştirmiştir. Son iki yüzyıldaki ?muhafazakarlık-özgürlükçülük? geriliminin siyasal ve sanatsal anlamından bağımsız olarak, insanın doğadan bağımsızlaşma süreciyle muhafazakarlık-özgürlük çatışmasının başladığını söyleyebiliriz. Nasıl mı? Özetle

okumak için tıklayınız

Her Yönüyle Kışlak – Müslüm Kabadayı

İnsan, doğanın yaratıcı çocuğudur. Bu çocuğun milyonlarca yıllık yaşam serüveninde gelişip yerleşik hayata geçmesi, on binlerce yılla sınırlıdır. Bir köyün kuruluş ve gelişim sürecini inceleyen “Her Yönüyle Kışlak” ise, yaklaşık 500 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyü-beldesi;bulunduğu coğrafyanın doğa ve kültür zenginliklerini yansıtan tarihi, toplumsal ve ekonomik yapısı, ailelerin özellikleri,

okumak için tıklayınız

Köpeğe Kahkaha – Müslüm Kabadayı

Hamile olduğundan beri, her asansöre bindiğinde yüreği ağzına geliyordu. İneceği kata gelince sarsıntılı duran asansörde, eşine sarılıyordu. İyi ki sarılacağı bir insan vardı hayatında? O sabah, mahallenin pazarına gitmek üzere evden çıktılar eşiyle; bindikleri asansör, zemin kata gelince gene sarsılmış, bu kez eşi onu sararak korumaya çalışmıştı. Bu, daha da hoşuna gitmişti Diyabijan?ın. İçinden akıp

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ adlı öykü kitabına dair – Adil Okay

Son zamanlarda masamın üzerinde okumak için sıraya koyduğum kitaplar arasında ?öykü? yoktu. Müslüm Kabadayı?nın ?Salkım Saçak Keldağ? adlı öykü kitabının elime geçmesiyle bu eksikliğin farkına vardım. Hemşehirlim Müslüm Kabadayı, kitabını bana imzalarken ?Sevgili Adil Okay?a, kentimiz Antakya?da buluşmanın sevinciyle.? diye not düşmüş. Elbette o sevinç ortaktı. Araştırmacı ? yazar olarak bildiğimiz Kabadayı?nın karşımıza bir öykücü

okumak için tıklayınız

Yürek Çatlağı – Müslüm Kabadayı

Çömlekçi sırtındaki evlerinin balkonundan Ganita Burnu?na doğru süzülen bakışlarındaki nemi, o anda hiçbir şey ifade edemezdi. Sanki dipsiz bir uçurumda her tutunmaya çalıştığı çentiğin eline geldiği, aşağıya doğru çarpa çarpa indiği, her çıkıntıda bir organının takılı kaldığı, en çok da damar damar kabarmış acılı yüreğinin tutunacak hiçbir yer istemediği bir karmaşıklık içinde hissediyordu kendini. O

okumak için tıklayınız

Türkülerin Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Balkonundan kırk yıldır karanfil ve güllerin sarktığı evin tahta bir sedirinde uzayan gecelerin ve sabahların ışığını alamayan gözlerin insanıydı Aşkar Mehmet. Ellisine merdiven dayadıktan sonra, bedenine sinen büyük yorgunluk ve çevresinden gördüğü vefasızlık, şeker ve tansiyonunu daha çok tetikledikçe iradesine hakim olamıyordu. İradesini yitirdikçe de hastalık onu esir almaya başlıyordu. Birkaç yıl içinde önce gözlerinin

okumak için tıklayınız

Vicdan Bülbülleri Nerede Öter? Müslüm Kabadayı

Gün ışımadan bostanı sulamak için, Gülgözü?nde soluğu almıştı Halalı Mücahittin. Sabahın serinliğinde şak şak ayrılmış sultani ile bostan incirinden birer tane koparıp kabuklarını soyarak dilinin üzerinde tadına varacak biçimde yuvarlayıp yedikten sonra, su kanalından yürümeye başladı. Suyun gözüne doğru ilerlerken, birden irkildi. Dönemeçteki defne çalılarının alt tarafına çömelmiş, ellerinde taşlarla kendisine bakan iki genci gördü.

okumak için tıklayınız

“Köy Enstitüleri Belgeliği”ne Katkı / Düziçililik – Müslüm Kabadayı

Antakya?yla Adana arasındaki insan ve kültür geçişini sağlayan köprünün özelliklerini, çocukluğumdan beri hem yaşayarak hem de araştırarak öğrenmeye çalışırım. Amik ve Çukurova?da pamuk tarlalarında çalışarak öğrendiklerime, Düziçi İlköğretmen Okulu?ndaki edindiğim izlenim ve bilgiler eklenmişti 1960 ve 1970?li yıllarda. Daha sonra araştırmalar yaparak, Antakya ve Adana?da çıkan gazete ve dergilerde araştırma verilerini, görüş, düşünce ve duygularımı

okumak için tıklayınız

Göğsü Dirençli Adam – Müslüm Kabadayı

İnce uzun ayaklarının üzerinde iri kemikli bir beden taşıyordu; kesik kulağından fışkıran yaşam direnciyle dokunmuş emekçi bir kafa taşıyordu her şeyden önce. Yüreğinden eylem bilinciyle bezenmiş insan sevgisi taşıyordu bulunduğu her yere? O, laf taşımıyordu vicdansız kulaklara. Adımladığı her yerde haksızlığa karşı direnç aşılıyordu vicdanlara. Eşitlik ve özgürlük yolunda dövüşerek ölenler için yapılan saygı duruşlarında

okumak için tıklayınız

Bir Ağacın Ormanlaşıp Toplumu Ayağa Kaldırmasına Selam! – Müslüm Kabadayı

Kent meydanlarının oksijen, yeşillik ve özgürlük kaynağı olan ağaçlarımızı kentten kovmak isteyen yağmacılara, eli baltalı zorbalara karşı ilk kez Türkiye?nin emekçi halkı, işsizler, gençler, sanatçılar birlikte sokağa çıktı. Sokakları adım adım, meydanları kent kent dolduran halk; ?Gezi Ağacı?nın tek başına olmadığını, bir orman olup eli baltalı padişah bozuntusunun takkesini düşürdüğünü tüm dünyaya gösterdi.

okumak için tıklayınız