Kategori: Müslüm Kabadayı

Hataylı Ermeniler – Müslüm Kabadayı

?KÜLTÜR ZAMANI? ?Yıllar su gibi akıp gitti.? derler; aslında akıp giden yıllar değil, yaşlanan hücrelerimize yüklediğimiz deneyimlerdir. Bu bağlamda ?zaman?, diyalektik olarak hem içinde olduğumuz hem de dışından bakabildiğimiz eylemlilik halidir. Gerçekten de ?eylemli bilinç? geliştirme yeteneği olmayan hiçbir canlı için öncekiyle sonrakini karşılaştırma ve buradan soyut olan zamanı takvime bağlama olgusu söz konusu değildir.

okumak için tıklayınız

?Tiyatrolar Halkındır / Özgür Sanat Sosyalizmde? – Müslüm Kabadayı

“Her şey göründüğü gibi olsaydı, bilim ve sanata ihtiyaç olmazdı.” dendiği biliniyor. Bu saptamanın ne kadar yerinde olduğunu, son dönemde yaşanan “sanata saldırılar” çıplak biçimde ortaya koyuyor. Her şeyi “satılık”a çıkaran talancı sermaye zihniyeti, onun adına iktidarı oluşturan AKP, “sanatın gerçekleri imgelerle yeniden kurma ve gösterilmeyeni gün ışığına çıkarma işlevi”nden korktuğu için sanata ve sanatçılara

okumak için tıklayınız

‘Üç Fidan’ına Kavuşan Bir ‘Çınar’: Halit Çelenk – Müslüm Kabadayı

(Bu metin Halit Çelenk?in ölümü üzerine 2011?de yayımlanmıştı. ?Devrim Adançlarımız?dan ?Üç Fidan?ı ve hepimizin ?Çınar?ını 6 Mayıs 2012?de Karşıyaka Mezarlığı?nda her yaştan binlerce insanın vefalı ve devrimci tavrına saygı olarak yeniden yayımlıyoruz.) Canlıda geçirgenlik, özellikle de insanda kalıtım ve katılım diyalektiğinin bir ürünü olarak miras geçirgenliği önemli bir gelişim unsurudur. ?Miras geçirgenliği?nde yetişilen yuva etkili

okumak için tıklayınız

Hangi Ankara? – Müslüm Kabadayı

Üzüm ve gemi çapası mı Ankara?yı tarihe mal eden? Perslerin üzüm bağlarıyla çevrili bu Anadolu yerleşimini ?Engürü? olarak adlandırmasıyla denizci bir kavim olan Galatların buraya gemi çapası anlamında ?Angora? demelerinden bu yana bu kenti var eden nelerdir? Kentlerin en önemli yerlerinin, meydanları ve çarşıları olduğu söylenir.

okumak için tıklayınız

Gerici ve Ticari Eğitim Yasasının Küpü : 4+4+4 – Müslüm Kabadayı

Eğitim; eşit ve özgür bir ortamda, bilimsel temelde yapılmıyorsa, orada çürüme ve yozlaşma var demektir. Ne yazık ki ülkemiz, insanlığı yeni bir ortaçağa hapsetmek isteyen emperyalist güçlerle her şeyi ticari meta olarak gören Türkiye kapitalistleri tarafından her gün biraz daha paranın saltanatına kurban edilmektedir. Dünya?da ve ülkemizde bilimsel aydınlanmanın, eşitlik ve özgürlük mücadelelerinin yüzlerce yılda

okumak için tıklayınız

Halk Ozanlığının Varoluş Biçimi ve Çağdaş Bir Örnek – Müslüm Kabadayı

?Bir ulusun türkülerini yakanlar, kanunlarını yapanlardan güçlüdür.? denir. Bir bakıma halk şiiri denince akla ilk gelen ?türkü? olduğundan, modern şiir yazan ustalardan bazıları da ?türkü? üzerinden değerlendirmişlerdir. Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Ne zaman bir köy türküsü dinlesem/ Şairliğimden utanırım? dizeleriyle özellikle çok etkilendiği trajik bir aşk ve dostluk ilişkisini konu edinen ?Kâzım?ım Türküsü?nü öne çıkarır. Nâzım

okumak için tıklayınız

Sivas?ın Işığını Şiir Harlayacak – Müslüm Kabadayı

İnsanın kültürel evriminin özelliklerine bakıldığında, öne çıkan belirleyicilerin ve sarmal gelişmelerin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: Primatların yaşadıkları ilk coğrafya olarak Afrika?nın iklim değişiklikleri sonucunda doğal ve besin ortamındaki bozulma, insan türünün iki ayağı üzerinde yürüme becerisinin gelişmesine zemin sunmuş. Böylece el becerilerini geliştirmeye başlayan insan, beyninin büyümesinin, özellikle de bellek bölümüyle işlemci bölümünün gelişmesinin önünü açmıştır.

okumak için tıklayınız

Cemre, İnsan Bilincine Düşünce? – Müslüm Kabadayı

Çocukluk, doğadan ilk kopuşumuzun çığlığı ve oksijenlenmekle ağlamayı tadışımızın bebekliği? Kendimizi var etmek için memeye saldırışımız, sonra çevremize ısınmamız, gülücükler fırlatmamız ve arkasından kahkahalar patlatmamız? Dokunmakla başlayan öğrenmemiz, yürümekle başlayan sıçramalı ve soyutlamalı bilinç edinmemizle gelişir ki?

okumak için tıklayınız

Kültürlerin Anahtar Sözcükleri ve Gelecek – Müslüm Kabadayı

İnsanın kültürel evriminde dilin işlevi, önemi üzerinde hep dururuz. Bilimsel çalışmalarda da metin oluştururken ?şu ana kadar? ifadesiyle cümleler kurmaya özen gösteririz. Bu diyalektik materyalist yöntemin kaçınılmaz bir sonucudur; çünkü doğal ve kültürel evrimin sürekliliğine dayanır. O nedenle arkeolojik-antropolojik çalışmaların, son yıllarda genetikte meydana gelen hızlı gelişmelerin ışığında kazandığı önem, bu vurguyu daha çok hak

okumak için tıklayınız

Antakya Kahvehaneleri Deyince? – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir? der ?Trabzon Deyince? şiirinde. Antakya deyince, aklımıza tek bir şey gelmez; defne, künefe, humus, lehm-i varak (kâğıt kebap) başta olmak üzere birçok şeyi arka arkaya dizebiliriz. Nedense, kentlerle ilgili betimlemelerde ya da zihinlerde kalıcı olan şeylerin başında ?yiyecek?lerin adları vardır. ?Can boğazdan geçer?le bağlantılı bir

okumak için tıklayınız

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı

“Özgürlük Körebe” Oyununda Kime Hantuş – Müslüm Kabadayı Nasıl ki yeni ve daha gelişkin teoriler, ?somut durumun somut tahlili?ni öncüllerini de çok iyi özümleyerek geliştiriliyorsa, insanların ve hatta toplumların konumlarını değerlendirirken çocukluklarına, ilk evrelerine başvurmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Burada bunun genetik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarına derinlemesine dalacak değilim; özlü biçimde şunu belirtmeliyim: Organizma ilk örneğinden

okumak için tıklayınız

Emperyalist Kuşatmaya Karşı Suriye’yle Dayanışmak – Müslüm Kabadayı

Eskiler, ?Gön inceldiği yerden delinir.? demişler. Biz yeniler, bu atasözünü devrimci bakış açısıyla dönüştürmek zorundayız : İnsan, inceldiği yerden ayağa dikilir. Bugün insanlığın inceldiği yer nedir ya da neresidir? Vicdanını sermayeye teslim etmemiş, insanın mutluluğunu ve doğanın korunmasını isteyen her insan, savaşın büyük bir yıkım ve zulüm olduğunu bilir. Bugüne kadar gerçekleşmiş savaşların ana nedeninin

okumak için tıklayınız

Yalnızlığı Umutla Kımıldatan Şair: Doğan Şadıllıoğlu – Müslüm Kabadayı

Çocukluk döneminde iradesi dışında coğrafi ?göç? yaşayanlar, iç dünyalarında yoğunlaşan yaşantıların sivrilen uçlarını, yaratıcılığın ürüne dönüşebileceği uygun koşulları bulduklarında felsefi, sanatsal ya da bilimsel alanlara yönlendirebilmekteler. Köyden kente göç eden zeki, yaratıcı yeteneği olan çocukların 1950-1980 arasında bu bakımdan öne çıktıklarına tanık oluyoruz. Bölge ve ülke değiştirenler arasından da böyle örneklerin çıktığını biliyoruz. Bu konuda

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı’yla söyleşi – Musa Artar

Defne Söylencesi?ni bilirsiniz. Hani Apollon?u peşinden koşturan, tam yakalanacakken ağaca dönüşen su perisi Defne?nin söylencesi? Defne güzelliktir. Defne aşktır. Defne tutkudur. Yoldan çıkıştır Defne, bitmeyen bir arayıştır. Defne umuttur. Umut her boşa çıktığında, bir yeniden başlayıştır. Kopkoyu bir suskunluk, kupkuru bir ağlayıştır. Defne, irili ufaklı tüm düşleri de içinde barındıran en görkemli düştür. Gerçeğin soğuk

okumak için tıklayınız

Kültür Komşumuz Suriye – Müslüm Kabadayı

Söyleşi/İmza Günü: Kültür Komşumuz Suriye – Müslüm Kabadayı Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Karanfil Sokak No: 58 Kızılay – Ankara) Telefon: 0312 417 56 59 4 Aralık 2011 Saat: 15.00 Yer: NHKM Sinema Salonu Konuşmacı: Müslüm Kabadayı (Araştırmacı-Yazar) Değerli Dostlar Merhaba, ?Kültür Komşumuz Suriye? konulu saydamlar eşliğinde yapacağım

okumak için tıklayınız

Dersim’iz: Gece Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Güzel ülkemizde, çelişkilerle yüklenen bu topraklarda, her şey yangından mal kaçırılırcasına yapılıyor, ne acı. Bu zulümdür, ayıptır. Utanmazlar ve aymazlara sesleniyoruz: Bu ülkede ar, edep nedir bilenler karşısında utanın artık! “Dersim” üzerine yapılan “tartışmalar”ı radyolardan-tv’lerden dinleyen-izleyen, basından okuyan dikkatli yurttaşlar fark etmişlerdir, kuzu postuna girmiş kurtların gerçeklere iki yöntemle saldırdıklarını. Birincisi, ülke gerçeklerini bellek silme

okumak için tıklayınız

Sömürgeciliğin İnsancılı Olur mu? – Müslüm Kabadayı

“Keşke doğal yaşam koşullarımızı koruyabilseydik!” hayıflanmasıyla insanın üretim ilişkilerini geliştirmediği, dolayısıyla doğayı tahribe yönelmediği ve sınıfsal çelişki ve çatışmaların olmadığı döneme dair düşünmeye başladığımız zamanlar olur. Ne yazık ki böyle anlarımızı, derinlemesine yoğunlaştırdığımız ve başka insanlarla ortaklaştırarak geliştirdiğimiz ortamlar pek yaygın değildir. Çünkü postmodern bir anlayışla ?insancıl emperyalizm? koşullarında yaşamaktayızdır ve

okumak için tıklayınız

Halk Şiirimize Soluk Kazandırmak – Müslüm Kabadayı

Aslında söz ustalığından öte anlatım derinliği ve zenginliği bakımından basite alınamayacak sanatlardan biridir şiir. Bu nedenle edebiyatın değil, sanatın dallarından biri olarak değerlendirilir kimilerince. Biçim, biçem ve anlatı zenginliği bakımından böyle değerlendirilir. Aşık şiirimizin en yaygın kullanılan nazım biçimlerinden olan koşma, gelenekten yararlanarak modern şiir yazanlar için söyleyiş olanakları sunar. Yiğitlikten söz eden koçaklama, aşktan

okumak için tıklayınız

Paçoz ve Hödükler Bataklığı : Paranın Saltanatı – Müslüm Kabadayı

İnsan türünün evrim tarihine dair, özellikle biyolojik evrimiyle ilgili son dönemde çok önemli yayınlar yapılıyor. İnsanın biyolojik evriminin temel duraklarını kısaca şöyle özetlemek mümkün görünüyor: ?İnsan dalı şempanzeden 6 milyon yıl önce ayrıştıktan sonra Afrika’da evrilmeye devam ediyor. Bu arada [Homo erectus], [Homo neanderthalis] gibi çeşitli insansılar, Afrika’da evrildikten sonra Avrasya’ya yayılıyorlar. Modern insanın ataları

okumak için tıklayınız

Fabl Taşlamaları – Müslüm Kabadayı

Edebiyatta ?hayvan masalları? ya da ?fabl? olarak kavramlaştırılan anlatıların, çocukların eğitiminde ne denli etkili olduğu bilinir. İlk kez Hititlerin tabletlerinde yazılı anlatımlarına ve resmedilmelerine tanık olduğumuz fabllar; toplumsal, siyasal olay ve kişileri yergi yoluyla topluma ders vermek amacıyla değerlendirilmiştir. Dünya edebiyatında Ezop başta olmak üzere Beydeba ve La Fontaine bu türün ustalarıdır ve ?Karga ile

okumak için tıklayınız