Kategori: Müslüm Kabadayı

Edebiyatla Siyaseti Sevgide Yoğunluklu Kılan Bir Kalem: Mikail Erdil i Hatırlamak – Müslüm Kabadayı

Dostluk, defne gibi yaprağı hep yeşil kalan ve mücadelede zafer kazananların alınlarını taçlandıran bir içtenlik bağıdır. Altının yere düşmekle kirlenmeyeceği gibi gerçek dostluk, aradan yıllar geçse de sevgi ve güveni yeniden harlayan bir duyarlıktır. Mikail Erdil?le çalışma koşullarımız nedeniyle kesintiye uğrasa da 15 yıl süren bir dostluğumuz oldu. 1985?te Ankara?da tanışmamızla başlayıp 2000?de ölümüne kadar

okumak için tıklayınız

Şiir Suyunun Mühendisi: Sabahattin Yalkın – Müslüm Kabadayı

Şairler, sözün öz oranını yapanlardır; onlar, bir bakıma hayatın altın oranını söz kuyumlarıyla bezeyen sanatçılardır. 1934?te Antakya?da doğan şair Sabahattin Yalkın, ?söz kuyumculuğu?nu ortaokul yıllarındayken mitolojik öğeleri işleyerek gösterir. Her ne kadar, 1940?lı yıllarda dersine giren Kimya Öğretmeni Kâmil Gülçat?ın hem övgü hem de ?Sen tanrılı manrılı şiirleri bırak?? uyarısıyla karşılaşsa da, mitolojinin, tarihin verilerini

okumak için tıklayınız

“Gülmek Bir Halk Gülüyorsa Gülmektir” – Müslüm Kabadayı

Önceki gün sendika.org?da Dikmen Vadisi Halkı?nın, bugün 12.30?da Barınma Hakkı Bürosu?nda dost kurum ve kuruluşlarla bir basın açıklaması ve dayanışma toplantısı yapacağı haberi verilmişti, bunu Sevda?ya söylemiştim ama o unutmuş. Biraz da rahatsız olduğu için geç kalkınca hazırlık yapmamız da son dakikaya kadar sürdü. Neyse ki zamanında vadideki barınma hakkı bürosunun bulunduğu yere, İlker Taksi?den

okumak için tıklayınız

Onlar Çocuk Kalacak Üzerine – Müslüm Kabadayı

Çukurova destan dili masalsı anlatımla bireşime girerek, Ali Ozanemre?nin ?Onlar Çocuk Kalacak? öykü kitabındaki 15 öykünün ruhunu kişi, zaman ve mekanla yoğurup üst dilden yürek ve beyinlere nakışlıyor. Geleneksel anlatı diline özgü abartılar, gerçeklikten düş dünyasına yolculuklar, olay-duygu-durumların insan merkezli geçirgenliği, bu öykülerin tema-konularının da ötesinde odaklara götürüyor okuyucuyu. Yazarın bunu nasıl başardığını, metinlerden kısa

okumak için tıklayınız

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı

“Acı”yı “Kurtarıcı”ya Dönüştürmek İçin – Müslüm Kabadayı ?Barış?la ?savaş? diyalektiği nasıl ki ?barış için savaş? şiarında ifadesini bulmuşsa, ?acı? ile ?tatlı? ya da ?mutluluk? diyalektiği de ?acıyı bal eylemek? deyiminde özleşmiştir. Tarihte, eşitlik ve özgürlükleri sağlayan zaferler, büyük acıların üzerinden kazanılmıştır. Yakın tarihten birkaç örneğe bakmak yeterlidir bunu teyit etmek için. 1871 Paris Komünü, krallığın

okumak için tıklayınız

“Yaşam Döngüsü’ne Farklı Bir Yolculuk – Müslüm Kabadayı

10 Haziran günü, seçimden iki gün önce Sevda?yla otobüse binip Kulu?ya gittik. Akşamüzeri bizi terminalde sevgili dostum şair Mehmet Ercan karşıladı. Kucaklaştık, hal hatır sorduk önce, sonra Zincirlikuyu köyünün yolunu tuttuk. O, birkaç ay önce baypas olduğundan arabayı dikkatli kullanıyordu, arada bir göğsünü ovduğunu görmek, rahatsız ediyordu bizi. Yolda ekinlerin gür, hayvanların besili olduğu anlaşılan

okumak için tıklayınız

“Antakya’nın Unutulmaz Öğretmenlerinden” Nihal ve Kamil Gülçat – Müslüm Kabadayı

Öğretmenler vardır, sadece görevlerini yapıp giderler; geride pek iz bırakmazlar. Öğretmenler vardır, her gününü oya gibi işlerler ve öğrencileri başta olmak üzere bulundukları yörenin halkının gönlüne taht kurup giderler. Onlar, zamanın soldurucu gücüne karşı belleklerde yaşamaya devam ederler. Birçoğu aramızdan ayrılmış bulunan, yaşayanların da 70-85 yaş diliminde olan öğrencilerinin belleklerinde derin izler bırakan Nihal ve

okumak için tıklayınız

Dergiler ve Anadolu Dergiciliği Üzerine – Müslüm Kabadayı

Lise bilgilerimizle bizde Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan edebi topluluğa Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) dendiğini hemen hatırlarız. İlk beyanname yayımlayan topluluğun da Fecr-i Aticiler olduğunu? Osmanlı dönemi aydınlanma hareketlerinin merkezi sayılan Selanik?te çıkan Genç Kalemler?den de haberdarızdır. Peki, 115 yıl öncesine dayanan bu bilgilere kavuşan insanların ne kadarı bu dergilerin hangi koşullarda, nasıl çıkarıldıklarını merak

okumak için tıklayınız

Çukurova’da Kara 1 Nisan Şakası: Zeytin Kıyımı – Müslüm Kabadayı

Akdeniz bölgesindeki köylülerin, özellikle yamaçlara kurulu bahçeleri olanların büyük çoğunluğunun yaşam kaynağından biri zeytindir. Hem zeytinin yeşili, siyahı ve yağıyla beslenir hem de diğer ihtiyaçlarını zeytincilikle kazanır. Sağlığımıza birçok bakımdan katkısı bulunan bu bitki, aynı zamanda barışın sembolü haline gelmiştir. Tarım emekçilerinin özenle toplayıp mengene ya da preslerde sıkarak şifa kaynağı haline getirdikleri zeytin için

okumak için tıklayınız

22. Ankara Uluslar Arası Film Festivali’nden Birkaç Not – Müslüm Kabadayı

17-27 Mart 2011 tarihlerinde Ankara?da Büyülü Fener, Barı Sineması, Goethe Enstitüsü ve Çağdaş Sanatlar Merkezi?nde gerçekleşen film gösterimleri, atölye çalışmaları ve söyleşilerden katılabildiklerimle ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Bu türden festivallerin sinema, belgesel sinema üzerine kafa yoranlar bakımından önemli katkıları olduğu ortada; ayrıca merak ettikleri filmleri daha uygun koşullarda izleme olanağı bulanlar açısından yararlı. Ancak ?Özgürlük?

okumak için tıklayınız

Termal Kaynaklarımıza Sahip Çıkmak – Müslüm Kabadayı

Doğanın evrimi, bu alanda yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konurken, canlı hücrenin oluşumu için gerekli 6 elementin yoğunlaştığı bölgelerde su kaynaklarının ne denli önem kazandığı hemen dikkat çekmektedir. Uygarlık tarihi incelendiğinde de görülmektedir ki büyük nehirlerin ağızlarında, deltalarında yaşam olanağının daha güçlü olduğu ortadadır. Sümer, Hitit, Mısır uygarlıkları bunun en somut örnekleridir.

okumak için tıklayınız

Şiir Okunun Koşucusu: Nevruz Uğur – Müslüm Kabadayı

Şair, koşarken kuşanan kişidir. Hayatını kazanmak için koşarken sözcükleri birbirine koşarak imgeleri algılama alanımıza sürer. Dizelerle imgelem kurar ve maddenin ritmini seslere yedirir. O, koştuğu her yerden beslenir ama düş dünyasında ?yurtsuz?dur. O, sözcük evrenine hayatın tahtını kurandır. Amik Ovası?na ?bir göçmen kuş? olarak gelip Asi?den su içip ovaya püskürten, tarladan ekin derleyip bakkalda çocuğunda

okumak için tıklayınız

Dilin Ödü Koptuğunda – Müslüm Kabadayı

Bir hastane odasında ziyaret ettiğim, gençliğinde güreşçiliği, avcılığı ve delicoşluğuyla belleğimizde iz bırakan köylümün bozarmış teni ve yeşillenmiş göz ağı dikkatimi çekmişti. Oğlu bakıyordu kendisine? Oldum olası hasta ziyaretlerini çok önemserim, gerek temizlik ve sessizlik gerekse moral verici diyalogların kurulması bakımından. Temiz ve bakımlı bir ortamda tedavisi süren hastamızla, zorlukları yenme azmi konusunda anılarını da

okumak için tıklayınız

Bilim ve Sanatla Ucubeler Tarih Sahnesinden Silinir – Müslüm Kabadayı

?Eskisi olmayanın yenisi olmaz.? derler; her yeni eskinin kabuğunu yırtarak doğar ve gelişir, ta ki bir başka ?yeni?nin doğuşuna kadar. Bu olgu, biyolojik evrimde organizmanın karmaşık gelişimi olarak karşımıza çıktığı gibi kültürel evrimde de felsefe, bilim ve sanatın zenginleşmesi biçiminde gerçekleşir.  Bırakınız dikkatlice incelemeyi, çıplak gözle sorgulandığında bile anlaşılacağı üzere yaşamın her alanında bilgiler, tabakalaşarak

okumak için tıklayınız

“Yerli Olmak” ve “Yaratıcı Düşünce” Geriliminde Cemil Meriç – Müslüm Kabadayı

?Eylemli bilinç taşıma?ya dair Türkiye düşünce tarihinde kendine özgülüğüyle öne çıkan kişilerden biridir Cemil Meriç. Onun yaşam öyküsü, önemli durak ve sıçramalarıyla ele alındığında görülmektedir ki, bir yere, bir düşünceye, ideolojiye bağlanmakla, bu bağlanma üzerinden yaşamı sorgulayan ve derinlikli bir düşünme sistematiği oluşturma çabasında olan Cemil Meriç vardır. Onun yapıtlarıyla ilgili inceleme ve değerlendirme, hatta

okumak için tıklayınız

Öğretmen: Işıldağı Sönmeyen Öğrencidir – Müslüm Kabadayı

Öğrenmek; şaşırmakla başlar, merakla gelişir ve idrakla bilgiye dönüşür. Dolayısıyla nitelikli bir öğretmen, aynı zamanda sürekli öğrenmenin usta bir öğrencisidir. Öğretmenin üç temel niteliği önemlidir. Birincisi, mesleğine gönül vermektir; ikincisi, yurtseverliktir; üçüncüsü, evrensel değerlerle donanmak için kendini geliştirmektir.

okumak için tıklayınız

Bütünsel Düşünme ve Eylemli Bilinç – Müslüm Kabadayı

Ağacın saçağından yaprağına, ormanın da gazelinden ışık huzmesine kadar bir bütünlük içinde biçimlendiği biliniyor. Nâzım Hikmet?in ?hür ağaç?la ?kardeş orman? imgelemi, bu biçimlenmenin diyalektiğini ortaya koymuyor mu? Postmodernizmin bataklığında yaygınlaştırılan ?yapılandırmacı eğitim? anlayışıyla 2005?ten beri ülkemizde de uygulanan müfredat programının verimleri, açıkça alınmaya başlandı. Giriş cümlemizde betimlediğimiz yaşamın parça-bütün diyalektiğiyle biçimlenmesini algılatan bilimsel eğitimin kırıntılarının

okumak için tıklayınız

Toplumcu Politik Bir Roman : Sarsılmak – Müslüm Kabadayı

?Kalıcılık ve kapsayıcı ilerleticilik? başlığıyla özetleyebileceğimiz bir sanat yapıtının niteliği, neliği üzerine değerlendirme yapmayı önemsiyorum. Gazetelerin ?Kitap? ekleri başta olmak üzere, dergilerde yer alan kitap tanıtımları bir yana ciddi eleştirilerin, özellikle çözümleyiciliği yanında geleceğe ilişkin yeni bireşimler öneren, sezdiren tartışmaların çok az yapıldığını belirtmeliyim. Giderek azalan sanat-edebiyat okuyucu ve izleyicilerinin, bu doğrultudaki yazılardan etkilendiği, hatta

okumak için tıklayınız

Paslı Hayatlara Karşı: “Kalaylı Şiir” – Müslüm Kabadayı

Bir kitaptaki tüm şiirleri bir başlık çağrıştırabilir mi? Mustafa Akyürek, ikinci şiir kitabına verdiği ?Kalaylı Pusu? ile bunu başarmış. İki bölümden oluşan bu kitabın, ?Köz Süngüye Körük? başlıklı birinci bölümünde 30, ?Söz Sancıda Peşrev? başlıklı ikinci bölümünde ise 25 şiir yer alıyor. İlk bölümde kısa ve uzun şiirler bir aradayken, ikinci bölüm dörtlüklerden oluşuyor. Phoenix

okumak için tıklayınız