Kategori: Politika

Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu

Marksizmi öğrenmek için öncelikle hangi eserlerden başlamalı? Doğru anlayıp yorumlamak için Marksist klasikleri nasıl okumalı? Merakla sorulan, daima tartışılan bir konudur bu. Ne soru yersizdir, ne de bu konuda yapılan tartışmalar. Zira Marksizm, hayatın tüm alanlarını kucaklayan, devrimci pratikle tamamlanan, sınırsız, çok yönlü, karmaşık bir zenginliktir. Bu devasa Marksizm edebiyatı içinde, okurların yollarını bulabilmesi kolay

okumak için tıklayınız

Yavuz Selim’in Akıl Babası İdris-i Bitlisi – Necdet Saraç

Bazı Kürtlere göre ?Büyük diplomat?, hatta bazılarına göre Kürtlerin Nizam-ul Mülk?ü, ama kimilerine göre de ?taşeron?, hatta ?Kürtlerin devlet olamamasının? en önemli nedenlerinden biri. Tam bir ?iblis?. Nuri Dersimli?ye göre tereddütsüz ?hain?. Resmi Osmanlı tarihine hatta T. C. Kültür Bakanlığı kitaplarına göre ise ?ülkeye hizmet etmiş çok değerli bir kişi?? Aleviler açısından ise İdris-i Bitlisi,

okumak için tıklayınız

Enine Boyuna Biyopolitikanın Momentleri – Fehmi Ünsalan

Biyopolitika kavramı çağdaş politikaya damgasını vuran kavramlardan biri. Neo-liberalizmin anlamını içten içe oyduğu hukuk, demokrasi, özgürlük, müzakere gibi temel kavramların yeniden ve yeniden tanımlanması; hatta politik olanın neliğine kadar inen çağdaş düşünsel çabalardan tutun da, 11 Eylül sonrası egemen antiterör söylemi ve söylemin meşrulaştırdığı hukuk düzeni, ekoloji temelinden yükselen yeni toplum tahayyülleri, toplumsal cinsiyet mücadeleleri,

okumak için tıklayınız

Diyarbakır 5 No.Lu – Bayram Bozyel

“Bu koşullarda yaşayan insanlar artık dış dünyayı, yakınlarını, yaşamın güzelliklerini düşünemez olmuşlardı. Tutuklu kişi için bir kurtuluş yolu olan tahliye bile kimsenin aklına gelmiyordu. İnsanların bütün beklediği bir lokma ekmek, bir bardak su ve ölmeden akşamı getirmekti. Aynı ranzada yattığımız kişiyle bile bazen günlerce bir şey konuşamazdık. Bunun için fırsat olmazdı. Birisinden varsa bir iğne

okumak için tıklayınız

12 Eylül darbesine giden yolda son kilometre taşı; ?Maraş katliamı? – Deniz Toprak

60?lı yıllar, birçok açıdan hak ve özgürlükler getiren 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte işçilerin, köylülerin ve emekçilerin uyanmaya, daha özgür yaşama koşullarını öğrenmeye başladığı yıllar olmuştur. Öte yandan kendi sömürü ve egemenliklerini sürdürmeye çalışan güçler, uyanan işçi ve köylüleri sindirmek, baskı altında tutmak için yeni yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin başında ise 1970?li yıllarda sayılarının binleri

okumak için tıklayınız

İlerici Kadınlar Derneği (1975 – 1980) – Muazzez Pervan

?Güvenlik için o sıralarda pek çok insanın yaptığı gibi İKD?ye ait bu belgeleri imha etmek yolu denenebilirdi. Ama bu yol seçilmedi. Bütün bu evraklar şehir merkezinde, Nişantaşı?nda bir evde bulunuyordu. Güvenli yer, Ayşe?nin anne ve babasının İstanbul dışında Tuzla?da oturdukları bahçeli bir evdi. Önce yaşlı anne ve babanın izni alındı. O dönem pek çok anne

okumak için tıklayınız

Karakterler – La Bruyere

La Bruyere (1645-1969), gözlemlerinin gerçeğe uygunluğu, ve üslubunun eşsiz inceliğiyle büyük başarıya ulaşmış bir düşünce ve edebiyat adamıdır. Düşüncelerinde Descartes ile Pascal’ın etkileri görülür. Karakterler’de bir ahlakçı gözüyle ileri sürdüğü felsefi görüşler dikkat çekicidir. Kitapta yer alan özdeyişler, Rochefoucauld, Pascal ve Montaigene’ninkileri andırır. Devlet ve toplum hakkındaki görüşleri pek belirgin olmamakla beraber, La Bruyere, bu

okumak için tıklayınız

Kapital’i Sahnelemek’e ilişkin – Kansu Yıldırım

Fredric Jameson?ın Kapital?i Sahnelemek kitabını, Kapital?i inceleyen, betimleyen, Kapital?e ilişkin birincil ve ikincil tartışmaları yürüten diğer kitaplardan ayıran en önemli iki özelliği şöyle izah edebiliriz: Birincisi, Jameson?ın ekonomik düzeye gömülü kalmadan, Marx?ın siyasal iktisada dair kavramsallaştırmalarını felsefi düzeyde ele alması; ikincisi, Jameson?ın nevi şahsına münhasır dili ve yorumları. İlaveten belirtmek gerekir ki, Jameson, Kapital?in ilk

okumak için tıklayınız

Karşı Olmak Meselesi – Zafer Köse

Kahya ağıldaki yemlikleri doldurdukça, keçiler de itiş kakış saldırıyorlar. İşini bitirince bir kenara çekilen adam, hayvanların yemlerini ağızlarından döke saça yemelerini seyrediyor. ?Yahu keratalar? diye mırıldanıyor, ?hepsini bitirmeyeceksiniz bile, gündüz merada otladınız, ne bu haliniz böyle!? Uzak tarafta yemini yemekte olan bir çepice takılıyor gözü. Tekelerden biri onun üzerine çıkmış, aşıyor. ?İyi? diye düşünüyor kahya,

okumak için tıklayınız

Alman İdeolojisi’nin tam metni bugün ne işe yarar? Yücel Kayıran

Marx ve Engels?in Alman İdeolojisi kitap olarak, onlar hayatta iken yayımlanamaz. Yapıtın tamamı, yazılışından seksen altı yıl sonra Sovyetler Birliği?nde basılır. Şimdiyse tam metin Türkçede. Louis Althusser, Tek Materyalist Gelenek: 1. Spinoza?da (çev. Cemal Bâli Akal), Etika?nın birinci kitabının, ?Ek? bölümüne dikkat çekerek, Spinoza?nın, bu bölümde ?dinsel ideoloji eleştirisi? yaptığını söyler. Spinoza, ?insanların, doğadaki tüm

okumak için tıklayınız

Savaş Mantığının Yeni Yüzü – Kansu Yıldırım

Yönetişim, krizler içinde boğuşan ve krizlerle yaşamayı öğrenmiş sermayenin uluslararası düzeyde kurumsallaşmaya yönelmesi sonucunda ortaya çıkan basit bir yönetim mekanizması ya da iktidar tipi tanımlanması değildir. Yönetişim, ulus-devletlerin kamu mimarisi üzerinde etkili finans-kapitalin kamu bürokrasisi ile kurduğu araçsalcı form da değildir. Filiz Zabcı?nın Dünya Bankası: Yanılsamalar ve Gerçekler kitabında bahsettiği gibi yönetişim, devlet aygıtının uluslararası

okumak için tıklayınız

Dinle Küçük Adam – Wilhelm Reich

Wilhelm Reich’in Dinle Küçük Adam (Rede an den kleinen Mann ), adlı yapıtı bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayınlanma amacı güdülmeden, Orgone Enstitüsü Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç on yıl boyunca sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlık ve

okumak için tıklayınız

Alman İdeolojisi – Friedrich Engels, Karl Marx

“Alman İdeolojisi”, Marx ve Engels’in kendi görüş açılarıyla “Alman felsefesinin ideolojik bütün tarzları” arasındaki uzlaşmaz farklılığı göstermek üzere, birlikte giriştikleri zorlu bir çalışmanın sonucu olarak doğmuştur. Marksizmin kuruluşunun ilk yapıtaşları bu çalışma sırasında temele konmuş; materyalist tarih teorisinin ilk ve en geniş açıklaması da burada gerçekleştirilmiştir. 1844 ve 1845 yıllarında Marx’ın ve Engels’in ayrı ayrı

okumak için tıklayınız

Bin Tanık – Erbil Tuşalp

Bin Tanık, Yazılama Yayınevi’nin kısa bir süre önce yeniden yayımladığı Bin İnsan gibi, 12 Eylül karanlığının ülkenin üzerine bir kâbus gibi çöktüğü dönemde kaleme alınan, bu karanlığın içinden çıkan bir yapıt. Bin Tanık’ta, o dönemde yaşanan hak ve hukuk ihlallerinin değişik örneklerini, bunların nasıl sistematik hale geldiğini yeniden anımsama fırsatı bulmak mümkün. İşkence başta olmak

okumak için tıklayınız

İlkel Topluluklarda Suç ve Ceza – Turgay Gülpınar

Siyasal tahakkümün görünürlüğe kavuştuğu alanlardan biri olarak yargılama sürecinin ve ceza pratikleri uygulamasının izlenmesi, modern devletin kurucu niteliklerini gözler önüne sermektedir. Suç ve cezanın kavranışı üzerinden ilkel (devletsiz) toplumun değerlendirilmesinde ise farklı bir araştırma sürecinin kat edilmesi zorunlu görünmektedir. Siyasal birliğin kurgulanışında birbirinden tamamen farklı iki temelden hareket eden ilkel ve uygar toplumlar arasında suçun

okumak için tıklayınız

Şiddetten Barışa Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal – Önder Özden

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes?u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes?un ?kurt-insan?ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın ?kurt?luğundan sıyrılmasıyla, elinde bulundurduğu şiddet tekelini,

okumak için tıklayınız

Acının ve Alçalışın Cehennemleri 12 Eylül Cezaevleri – Naci Eksikoğlu

Bir Dönemin Gençleri Çoğu yaşları 16-22 arasında değişen umut dolu insanlar vardı bu ülkede. Şimdiki gençlere benzemiyorlardı. Ülkelerini seviyorlardı ve ülkeleri için kafa yoruyorlardı. Sadece bunu da yapmıyorlardı. Ülkelerinin daha güzel olması için inisiyatif de almak istiyorlardı. Bencil değillerdi. Kendi hayatlarını bile tehlikeye atacak kadar halkı sevdiklerini söylüyorlardı. Doğru söylüyorlardı; hayatlarını tehlikeye attılar çünkü. Her

okumak için tıklayınız

Güvenlik Simbiyozu: Dikkat Polis – Kansu Yıldırım

AKP?nin iktidara geldiği 2002 yılından günümüze polis sayısı 122 binden 240 bine yükseldi; yani % 88?in üzerinde bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü?ne ait suç istatistiklerine baktığımızda adi suçlar, cinayetler, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu ticareti veya eşya kaçakçılığı gibi suçlarda ilgili yıllar arasındaki artış % 88?ler düzeyinde değil. Bu iki istatistiksel bilgi mukayese

okumak için tıklayınız

Kapitalistleştirilmiş Hukuk ve Güvenlik – Ebubekir Aykut

Hangi büyük mağazanın, alışveriş merkezinin kapısında, devlet dairesinin, hastanenin girişinde ve üniversitenin ?nizamiyesi?nde özel güvenlik yok artık. Sadece özel güvenlikçiler değil, emniyet teşkilatının çokça övündüğü gibi her yerde polisler de var. İnsanın kendisini güvende hissetmesi için tüm koşullar sağlanmış gibi. Ama yine de suç, hırsızlık, kapkaç, mala mülke zarar verme vb. olayların, oranları azalmak bir

okumak için tıklayınız

Neoliberalizm ve Şiddet – Ergin Yıldızoğlu

Neoliberalizm, uluslararası mali sermayenin bir kriz yönetme modeliydi. Bu model 1997 Asya Krizi?nde sarsıldı, 2007 mali krizinde iflas etti. On yıldır, ABD önderliğinde, AB?nin de desteğiyle yeni coğrafyalara ulaşmaya çalışarak, yükselmeye başlayan muhalefet dalgasına karşı yeni denetim, disiplin ve cezalandırma önlemlerini devreye sokarak yaşamaya çalışılıyor. Neoliberalizm, artık yalnızca kapitalizmin ürettiği ?yapısal şiddetin? daha da yoğunlaşmasına

okumak için tıklayınız