Kategori: Romanlar

Yağmurlar Cumhuriyeti, Stoyan Daskalov

(*)”Yaşam kavgasında çok değişik karakterler yer alıyor; insanların kimi direngen kimi atılgan kimi hain kimi gevşek kimi yelkenleri suya indiriveriyor çabucacık; böylesine karmaşık koşullar altında yaşam benim için olanca niteliğiyle bir okul oldu.” Bu kitap, çağdaş Bulgar edebiyatının yetkin imzası Stoyan Daskalov’un en ünlü romanıdır. Bu kitpta bir sel felaketinin ardından gelişen olaylar zincirinde, önce

okumak için tıklayınız

Bir zamanlar çocuktular – A. Ömer Türkeş

Per Petterson Reddediyorum?da hayat karşındaki yalnızlığı, yaraları ve yalnızlıklarıyla yaşamak zorunda kalan insanları anlatıyor. Norveçin en önemli yazarları arasında gösterilen Per Petterson?u At Çalmaya Gidiyoruz (2008) ve Lanet Olsun Zaman Nehrine (2012) romanlarıyla tanımıştık. Reddediyorum Petterson?un yeni romanı. Norveç?te 2012?de yayımlanan kitap aynı yıl pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmıştı. Petterson?un Türkçeye çevrilen üç

okumak için tıklayınız

Tutkulu ve hazin bir aşk hikâyesi – Recep Usta

Aysel Hacır?ın Celile Hanım adlı romanı yakın geçmişimizin renkli simalarından Celile Hanım?ın modern Türk şiirinin mimarlarından Yahya Kemal?le olan aşkını konu ediniyor. Celile Hanım için ?renkli? biri denebilir. Bunun sebebi sadece Yahya Kemal?le yaşadıkları aşk değil; Celile Hanım?ın ailesi devlet kademelerinde görev almış önemli isimleri barındırıyor. Babası Hasan Enver Paşa bir dönem sarayda Sultan II.

okumak için tıklayınız

Hay Bin Yakzan” İbn Tufeyl

İbn Tufeyl, “Hayy bin Yakzan” (Diri oğlu uyanık) diğer adıyla Esrarü?l-Hikmeti?l-Meşrikiye felsefi romanında, bir adada tek başına kalan bir adamın hakikati keşfini anlatır. Bu eseri önemli kılan noktalardan biri, İslam felsefesinde ve dönemin doğabilimcilerinde sıklıkla karşılaşılan evrim fikrini içermesidir. Tufeyl eserde kendi evrim kuramını da şekillendirmiştir. İbn-i Tufeyl bu eseri yazmasına sebep olarak ? İslam

okumak için tıklayınız

Çerkes Adil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri, Mahmut Şenol

“Diyelim ki, bana gazetede bir görev verselerdi, ‘Git, bak! Şu Biga ovasında bir tahsildar peyda olmuş, kendisini paşa ilan edecek kadar ileri gitmiş, Robin Hood gibi halka adil davranıyor, Giyom Tell gibi birisi, peh peh Köroğlu olsa bu kadar olur diyorlar, Karagöz Hacivat türünden bir de yanına onbaşı almış, Don Kişot’la Sancho hâllerindeler, onları gören

okumak için tıklayınız

Uçurum / Orhan Kemal Soruyor – Işık Öğütçü, Orhan Kemal

İlk kez kitap halinde!.. Gizli kalan roman bulundu! Çağdaş Türk edebiyatının en önemli kurucularından olan Orhan Kemal’in 100. yaşında gizli kalmış romanı gün yüzüne çıktı. 25 Ocak 1961 yılında Büyük Gazete isimli dergide tefrika edilen Uçurum ilk kez kitap haline getirildi.

okumak için tıklayınız

Roberto Bolaño’dan “Tılsım” – Ali Bulunmaz

Tuvalette on üç gün Meksika’nın tarihi, sömürgeleştirildiği günden bu yana hep kanla yazıldı: Savaşlar, cinayetler, hesaplaşmalar, iktidar mücadeleleri ve katliamlar sürekli ülkenin gündeminde kaldı. Avrupa’da 1968 hareketiyle yerinden kalkan gençliğin rüzgârı Meksika’ya ulaştığında öğrenciler de boş durmadı ve hep bir ağızdan protestolara, hak arayışlarına girişti. Ufak tefek eylemlerin doruk noktası ise Universidad Nacional Autónoma de

okumak için tıklayınız

Belalı Bir Yapboz – Yalçın Hafçı

Herkesin travmatik bir biçimde dünya ile tanıştığı bir nokta vardır. Ama her zaman yola devam etmekten söz edilir. Olabildiğince güçlü kalarak yola devam etmek, bütün soruların cevap anahtarıdır adeta. Sabah yatağımızda gözlerimizi açar açmaz omuzlarımızda ağırlığını hissettiğimiz hayat devam etmektedir zira. Ve güne başlamak için elbiselerimizi bize giydiren güç ise çoğunlukla unutkanlıktır. Böylece hayat yeniden

okumak için tıklayınız

Sonsuz Gün Batımında – Furuğ Ferruhzad

“? kavramların ve mukayeselerin sarsıldığı bir zaman içinde yaşıyoruz. Dış dünya inanmak istemediğim kadar viranedir. Ben niçin şiir yazdığımı açıklayamıyorum. Sanatla ilgilenen herkesin sebebinin -ya da en azından sebeplerden birisinin- bu yok oluş karşısında bir tür açığa vurulmamış direnme ve yüzleşme isteği olduğunu düşünüyorum. Bunlar hayatı çok seven ve aynı zamanda ölümü de anlayan insanlardır.

okumak için tıklayınız

Bir serüvendir büyümek – Elif Kutlu

Tagore, içinde yaşadığı toplumun inandığı Hinduizme, kast sistemine ve sistemin içinde bulunduğu emperyalizme karşıdır. Brahma inancına mensup olduğu için de birçok saldırıya maruz kalır. O ilk nefesi almaya başladığı anda bir yolculuğa çıkar insan. Bu yolculuğun bir rutine bağlayıp fasit bir döngü içinde sona ulaşması da, bir serüvene dönüşmesi de yolculuğu gerçekleştirene bağlıdır. Ona sunulanlara

okumak için tıklayınız

Alman ruhu… – A.Ömer Türkeş

Thomas Mann, Almanya?yı savaşa sürükleyen felsefi, psikolojik ve ideolojik ortamı, halkın kaygı ve umutlarını, savaşın Alman toplumunun akıl ve ruh dünyasıyla bağını tartışmak için aynı Faust mitini kullanıyor. Sembolik ve ironik epik romanlarıyla sanatçı ve aydınlar üzerinden burjuva toplumuna, özellikle de Alman ruhuna çözümlemeler ve eleştiriler getiren Thomas Mann, Türkçeye ilk kez çevrilen Doktor Faustust?ta

okumak için tıklayınız

Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında – John Steinbeck

John Steinbeck, gençliğinden beri bir gezi tutkunuydu. Daha 20 yaşlarındayken Pasifik Okyanusu’na açılma hayalleri kuruyordu. Henüz yazarlık serüveninin başındayken dahi ülkesini ve insanlarını gezip görerek tanımayı şiar edinmişti. Ona Nobel Ödülü’nü kazandıran da ülkenin ‘ruhunu’ bu denli anlayabilmiş olmasıydı. Ne var ki 1960 yılına gelindiğinde bir yazar olarak rüştünü ispat etmiş Steinbeck, önceden tanıdığı ve

okumak için tıklayınız

Reddediyorum – Per Petterson

Metis Edebiyat?ta At Çalmaya Gidiyoruz ve Lanet Olsun Zaman Nehrine adlı iki romanına yer verilen Norveçli yazar Per Petterson?dan insanlık durumu üzerine, dostluk, şiddet ve yıkım üzerine, hayatın yakıcı sorunları üzerine büyülü sadelikle yazılmış harika bir roman… Çocukluk arkadaşı olan Tommy ve Jim, 35 yıl sonra tesadüfen karşılaşırlar. Birbirlerini son gördüklerinde Tommy’nin annesi onları terk

okumak için tıklayınız

Bastırılan ama unutul(a)mayan – A. Ömer Türkeş

Bugüne kadar öyküleriyle tanıdığımız Jale Sancak, ilk romanı Fırtına Takvimi?nde Andolu’nun uzak bir köşesinde, kayıp bir kasabaya sıkışıp kalmış insanları, onların kırık dökük hayatlarını ve artçı sarsıntılarıyla hepsinin kaderini ortak kesen bir ölüm olayını işliyor. Sancak’ın öykülerini okumuş olanlara ?gündelik hayatın içinden çekip alınmış? roman kişileri tanıdık gelecektir. Sancak’ın ustalıklı anlatımı da öykülerini hatırlatıyor. Peki

okumak için tıklayınız

İstanbul?un kokusu – Sennur Sezer

Marc Levy 1950?lerin Londrası?na İstanbul?u ekliyor. Yazar, Alice?in evinde içip şarkı söyleyen grupla onların gürültüsünden rahatsız olup kapıya dikilen komşu Daldry?den bir geçmiş öyküsü çıkarıyor. İstanbul, hele 1950?lerin İstanbulu, dünyanın neresinden gelmiş olursa olsun yabancıları büyüler. Bu şehir 1950?lerde geçmişiyle ilgili binalarına, sokaklarına fazla dokunulmamış bir şehirdir. Şehrin bütün semtlerinde köşeyi her döndüğünüzde cumbalı bir

okumak için tıklayınız

Doktor Faustus – Thomas Mann

Thomas Mann, son eseri olarak tasarladığı Doktor Faustus’ta bizi mağrur bir sanatçının, besteci Adrian Leverkühn’ün gerilimli dünyasında dolaştırıyor. Ruhu, yaratma arzusuyla dolup taşsa da, akılcı ve duygusallıktan uzak mizacını dizginleyemeyen Leverkühn’ün gerilimi, yaratma gücünün önündeki en büyük engeldir. Şeytan, Le-verkühn’ü bu zayıf noktasından yakalar: Yaratıcı zihnin dışavurumu olmaksızın anlamsız kalmaya mahkûm bir varoluştan kurtulmanın bedelini,

okumak için tıklayınız

Talihsiz Dostluk… – Jose Marti

“Bu karanlık zamanlarda, dünyadaki her şey ruhu aşağı çekmeye meyilli, ama her şey, kitaplar ve tablolar, para ve sevgi. Bizim mavi illerimizde bile! Her zaman göz önünde ve etrafta, duvarları süsleyen, gölgelerin sığındığı köşeleri canlandıran, gölgeleri renklendiren ve dağıtan güzel objeler bulundurmak iyi gelir.” Küba bağımsızlık mücadelesinin ozanı José Martí’ nin ilk ve tek romanı

okumak için tıklayınız

Diren China Miéville! – Yankı Enki

“Eğer bilimkurguya ya da fantastik kurguya az da olsa bir yöneliminiz varsa, bir Miéville romanını okuduktan sonra yapmak isteyeceğiniz ilk şey yazarın diğer eserlerini okumak olacaktır.” Gerçekçi edebiyatın karşısında son iki yüzyıldır büyük bir edebi yer kaplayan, ancak hem gerçekçilerin yukarıdan bakışı hem de ticari kaygıyla üretilen örnekleri nedeniyle ciddiye alınmak için uzun süre beklemek

okumak için tıklayınız