Kategori: Romanlar

Spinoza Problemi (Nazi Subayının Paradoksu) – Irvin D. Yalom

Irvin D. Yalom, aynı anda 5 ülkede yayımlanan, Alfred Rosenberg ile ondan üç asır sonra yaşayan ve ona tamamen zıt gibi görünen Spinoza’nın iç dünyasına yaptığı bu gizemli yolculuğu ustaca işleyip, olayları iç içe ama birbirine karıştırmadan, dolu dolu ama sıkmadan anlattığı bu romanı için: … Yaşanmış olabilecek olaylara dair bir roman yazmaya çalıştım. Tarihsel

okumak için tıklayınız

Ankara Mahpusu – Suat Derviş

Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye giderler, onu kimse bilmezdi. Vasfi, tıp fakültesinde okurken mahallesindeki Zeynep adlı kıza âşık olur. Gözü Zeynep’in aşkından başka bir şey görmeyen Vasfi, Zeynep’in büyük amcasıyla evlenmesinin ardından yıkılır. Zeynep’e toz kondurmayan

okumak için tıklayınız

Suçlu Kim? – Aleksandr İvanoviç Herzen ‘Kendilerinin olan hiçbir şeyleri yoktur bu tür insanların, onlarınmış gibi görünen her şey çağlarınındır.’

Tolstoy’un, “parlaklık ve derinlikle ışıldamanın nadir bir birleşmesi” olarak nitelediği, devrimci demokrat, materyalist filozof, yazar ve yayıncı olan Aleksandr İvanoviç Herzen, Rusya’da sosyalist Narodnik köylü hareketinin kurucularındandır. Yaşamı hep mücadele içinde ve hep gerçeğin peşinde koşturmakla geçen Herzen’in Suçlu Kim? (Kto Vinovat?) adlı toplumsal eleştiri amaçlı romanı, Klasik Rus Edebiyatı’nın başyapıtları arasındadır. Aleksandr İvanoviç Herzen,

okumak için tıklayınız

Hikmet Temel Akarsu?dan yeni kitap; Şairlerin Barbar Sofraları

İstanbul Dörtlüsü, Kayıp Kuşak, Ölümsüz Antikite gibi roman serileri ile iz bırakan yapıtlar ortaya koyan romancı, öykücü ve oyun yazarı Hikmet Temel Akarsu edebiyatın derin sularında seyreden okurların yakından tanıdığı bir isim. ?Şairlerin Barbar Sofraları? ile Hikmet Temel Akarsu toplumda daima merak duyulan edebiyat mahfillerinin iç dünyalarına götürüyor bizi. Dışarıdan parıltılı, ışıltılı, yaldızlı gözüken şairler

okumak için tıklayınız

Hayatın romancısı – Sennur Sezer

Suat Derviş 1944?te yazdığı Niçin Sovyetler Birliği?nin Dostuyum adlı broşürden sonra iş bulmakta, yazılarını kendi adıyla yayımlatmakta zorluklar yaşamaya başladı. Aynı yıl, eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklanıp 8 ay cezaevinde kaldı. Suat Derviş (1905?1972) röportaj, öykü, çeviri ve roman gibi farklı türlerde yazmıştır. Ancak toplumsal içerikli popüler romanların yazarı olarak tanınır. İstanbul?un Bir

okumak için tıklayınız

Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesini Rojin?le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor. Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011?de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti?nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini

okumak için tıklayınız

Edebiyatta lüzumsuzluk – Banu Yıldıran Genç

?Klasikleri okudun mu?? sorusu bu ülkede kitapla ilgili muhabbetlerdeki önemli sorulardan biridir. Okulda öğretmenler, evde anne babalar tarafından klasiklerin okunması salık verilir, taksitle, kapıdan kapıya klasik kitap setleri satılır, hatta Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bir iş yapar gibi 100 Temel Eser listesi hazırlayıp, sadece kendi belirlediği klasiklerin okutulmasına çalışır, okullara bu liste dışında kitap

okumak için tıklayınız

?İnsan, unutmada birinci? – Ömer Erdem

Yazarlığını geriye çeken karakteriyle, artist yazarlar neslinden ayrılır Büke. Eğer hayata dair bir öykü anlatıyorsa ilkin yalın bir gerçeklikle gelmeli önümüze yazar. Yöntemi ne olursa olsun, daha ilk cümlelerinden itibaren yazdıkları sanki gerçekmiş ve içimizde, yanı başımızda olup bitenlermiş duygusunu vermeli. Birdenbire bir kalabalığın içine giriverdiğimizde ya da sebepsiz bir köşeden dönüverdiğimizde de hissetmeliyiz o

okumak için tıklayınız

Saramago?nun kilit taşı – Mert Tanaydın

Belki de Nobel?li yazarlar arasında ülkemizde son yılların en çok sevilenlerinden biri José Saramago. Márquez bir adım öndedir belki, Orhan Pamuk?u saymıyorum; okur onun üslubuna, mantığına ve temalarına olabildiğince alışmış durumda. Bugün bakınca, Türkiye?deki kitabevi raflarında üçüncü kez arzı endamına şahit oluyoruz, José Saramago?nun ilk başyapıtı Baltasar ile Blimunda?nın çevirisinin. İsmi, arada Manastır Güncesi de

okumak için tıklayınız

Ormanda Ölüm Yokmuş – Latife Tekin

“Yataktan zihin ve yürek yorgunluğuyla kalkmak yaşama katılma isteğini köreltiyordu. Kaçınılmaz bir biçimde yalnızlaşmıştı, ama buna karşılık, gündelik karmaşanın uğultusundan sıyrılıp öyle bir sessizliğe kavuşmuştu ki, sonunda içine yeniden, sessiz dünyanın bir parçası olduğu eski zamanların ruhu dolmuştu. Tümüyle ümidini yitirerek her şeyin, herkesin uzağına çekildiğinde taze bir hava sarıp sarmalamıştı onu.” Ormanda Ölüm Yokmuş,

okumak için tıklayınız

“Gençlerin Hayatlarını Kararttılar” Cemil Kavukçu ile Söyleşi – Gülşah Elikbank

Cemil Kavukçu özellikle eşsiz öyküleriyle, son dönemde bir de çocuk kitaplarıyla ilgiyle takip ettiğim, örnek aldığım yazarlardan biri. Kendisiyle ilk olarak İzmir?de bir edebiyat etkinliğinde aynı oturumun konuğu olarak tanıştım, fakat öyküleriyle tanışmam bunun çok öncesine dayanıyordu. En iyi yazar, tanışılmamış olandır, sözünü tersine çeviren yazarlardan biri Kavukçu. Bu nedenle Kavukçu?nun ilk gençlik romanı Yolun

okumak için tıklayınız

Bedo’nun Mevzusu Derin – Ayşegül Tözeren

Ahmet Büke, açlık grevlerini, Kürt coğrafyasında toprağa gömülmüş kemiklerin ninesine seslenişini, ring aracında yanan mahkûmların hikâyelerini güçlü anlatımıyla öyküleştirebilmiş ve bu cesaretiyle Türkiye öyküsünde yeni bir sayfa açabilmiş bir yazar. Büke, ilk romanında yine zor olanı deniyor. Gençlik edebiyatı alanında değerlendirilebilecek olan ‘Mevzumuz Derin’le uzun anlatıya yöneliyor. ‘Mevzumuz Derin’in ana karakteri

okumak için tıklayınız

Ursula’dan Novesma Verba* – Başak Baysallı

Ursula K. Le Guin?in 1979?da kaleme aldığı Malafrena, Cemal Yardımcı tarafından Türkçeye ilk kez çevrilerek temmuz ayında Metis Yayınları tarafından yayımlandı. 1929?da Kaliforniya?da doğan Ursula K. Le Guin; Mülksüzler, Yerdeniz Büyücüsü, Antuan Mezarları, Tehanu ve Yerdeniz Öyküleri gibi eserlerinde yarı gerçekçi / yarı fantastik temaları işledi. Gerçeğin katılığını hayali dünyanın saydamlığında eriten yazar, toplumsal sorunları

okumak için tıklayınız

Minör Bir Direniş Destanı: Kızıl Darı Tarlaları – Görkem Dağdelen

Nobel ödülleri her yıl açıklandığında, edebiyatçılar ve edebiyat eleştirmenlerine ödülü alan yazar hakkında sorular yöneltilir. Yaptığım internet taramasında, 2012?deki ödül sonrası Türkiyeli edebiyatçıların yorumlarına fazla rastlayamadım. Bunun muhtemelen en önemli nedeni, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mo Yan`ın hiçbir kitabının (o an itibariyle) Türkçe`ye çevrilmemiş olmasıydı. Türkiye`de Uzak Doğu Asya edebiyatına ilginin (Afrika edebiyatı gibi)

okumak için tıklayınız

Hartal ( * ) / Top-yekün sessizlik! – Nejdet Evren

( * ) Mahatma Gandhi?nin ?hartal?, top-yekün sessizlik olarak pratikleştirdiği olgu ile ?sakın konuşma? (1) yüklenimi de benzer bir olgu olsa gerek. Bu ortak payda, her ikisinin de, şiddetin belki de hiç tanımlanmayan ve hep gözlerden uzak tutulan ?yoğunlaşmasına- gösterilen bir tepkinin sonucunda ortaya çıkmış olmalarıdır. İnsanların ?çoluk,çocuk,yaşlı,kadın,hasta demeden- ve yine insan görünümlü tanımlanamayanlarca kimyasal

okumak için tıklayınız

Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı

okumak için tıklayınız

Fosforlu Cevriye – Suat Derviş

Atilla Dorsay’ın önsözüyle… Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu. Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı

okumak için tıklayınız

Yavru Ceylan – Magda Szabo

Yavru Ceylan’ın kahramanı Ezster, kırsal Macaristan’ın acımasız koşullarında, yoksul düşmüş seçkin bir ailenin çocuğu olarak yetişmiştir. Hayatını aşağılanma ve yoksulluğu tanıdığı çocukluk yıllarından başlayarak, kronolojik olmayan bir dizi iç monologla anlatır. Hem toplumsal hem duygusal anlamda bir dışlanmayı yaşamış, ayakta kalmak ve sevgi için sürekli ama karşılığı alınmamış bir mücadele vermiştir. Şimdi zengin,başarılı, ünlü ve

okumak için tıklayınız

Biraz da ?korku?dur Anadolu – Bedia Ceylan Güzelce

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal?in 1960?ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği bir yapıt. Dönemin diline yaklaştırmasının yanında, büyük ustanın yazarlık serüveni içerisinde önemli bir yere sahip. Çukurova?da, Hüyükteki Nar Ağacı?nın yakınındaki Yeniköy?de toprağı çamurla sıvayan çocuk ellerimi hatırlıyorum. Hafta sonu gelip de tatil başladığında, kardeşlerim ve ben köy hayatına dahil olur, rugan

okumak için tıklayınız

Fay Kırığı – 3: Rojin – Mehmet Eroğlu

Mehmet eğer buradan kurtulabilirse bu savaşı unutabilecek miydi? Ruhunu zalim bir efendinin buyruğuna vermek, kölesi olmak: Savaşmak buydu. Ama savaşı unutmak! Bundan emin değildi. Doksanlı yılların Güneydoğusu… Biri Rojin diğeri Mehmet olan ve birbirlerine karşı savaşan iki asker…Benzer hassasiyetlerle büyümüş iki düşmanın, bir erkekle bir kadının gözünden cepheler…

okumak için tıklayınız