Kategori: Tarih

Tarih neden önemlidir?

Tarih bir silahtır. Geçmişi kavrama şeklimiz bugün nasıl hareket edeceğimizi etkiler. Bu nedenledir ki tarih aslında siyasi ve tartışmalı bir alandır. Bugüne (bugünün krizlerine ve devrimlerine) dair tüm bilgimiz ister istemez tarihseldir. Onlarca yılın birikmiş bilgisine başvurmadan bir bilgisayar imal etmemiz nasıl mümkün değilse, geçmişe başvurmadan dünyamızı anlamamız da söz konusu olamaz.

okumak için tıklayınız

Çağımızın tarihi, 1945 sonrası sömürge savaşlarının en fecisiyle başlar: Vietnam

20. yüzyılın ilk on yılında “finansallaşma” devasa bir spekülatif balon yaratarak, sistemin tarihindeki en büyük bankacılık çöküşüne yol açtı. Öte yandan, kibirli bir haletiruhiyeyle girişilen emperyalist savaşların tek sonucu kıyım, mezhepçi kargaşa ve denetlenmesi zor ayaklanmalar oldu.

okumak için tıklayınız

Karanlık Çöktüğünde / IŞID : Din Adına Şiddetin Dünü ve Bugünü – Fehim Taştekin

Tarihi ve fikri temelleri, finans kaynakları, içyapısı, işleyişiyle IŞİD’in dünü, bugünü ve yarını. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) Ortadoğu’nun en hassas bölgesinde sahneye çıktı: İşgaller, siyasi müdahaleler, sömürgeciliğin mirasları, mezhepçi gerilimler ve zorbalıklardan beslenen “devletsi” bir örgüte dönüştü…

okumak için tıklayınız

İspanya İç Savaşı’ndan Fotoğraflar

İspanya İç Savaşı 17 Temmuz 1936-1 Nisan 1939 tarihleri arasında, demokratik seçimle İkinci İspanyol Cumhuriyeti’ne sadık “Cumhuriyetçiler” ile General Francisco Franco liderliğinde isyancı “Milliyetçiler” arasında yaşandı. İç savaşı Milliyetçiler kazandı ve Franco, 1939’dan ölümüne kadar olan 1975 yılına kadar İspanya’yı yönetti.

okumak için tıklayınız

Stefan Zweig: Kader, hep güçlülerden ve zorbalardan yanadır.

WATERLOO: DÜNYANIN YAZGISINI BELİRLEYEN AN Napoléon, 18 Haziran 1815 Yazgı hep güçlülerden ve zorbalardan yanadır. Tek bir kişiye yıllar boyu kul köle olur. Sezar, Büyük İskender ve Napolèon’lara olduğu gibi; çünkü o, kendisine benzeyen, kendisi gibi ele avuca sığmaz insanları sever.

okumak için tıklayınız

19 fotoğrafla 19 Aralık Katliamı

19 Aralık 2000 tarihinde, Türkiye’nin cezaevleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmişti. “Hayata Dönüş” adı verilen ve cezaevlerindeki siyasi mahkumların iradesini kırmaya yönelik olan operasyonda 32 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce mahkum yaralandı veya bir daha iyileşemeyecek fiziki, psikolojik tahribatlar yaşadı.

okumak için tıklayınız

Tarihin başladığı ‘ilk’ler diyarı: Mezopotamya

Mezopotamya’ya ismini veren Antik Yunanlılardır. ‘”İki nehir arasındaki topraklar” anlamına gelir, yani Fırat ile Dicle nehirleri arasında kalan bölge. Bu bölge “medeniyetler beşiği” olarak nitelenir. İnsanın MÖ 6000 yıllarında avcılık ve toplayıcılığı bırakıp kurulu düzene geçerek tarıma başladığı yeni yaşam biçimi bu topraklarda yeşermiştir.

okumak için tıklayınız

Giyotine kahkahalarıyla meydan okuyan kadın: Cezayirli Cemile “Ömür boyu hapistense idam daha özgürleştirici bir seçenektir”

Fransız sömürgesi altında Cezayir’de bir mahkeme. Cemile Bouhired yaralı ve işkence görmüş halde hakim karşısında. Karar: Giyotinle idam. Salonda herkes gözyaşlarına boğulurken, idam cezası verilen 22 yaşlarındaki orta boylu esmer kadın kahkahalarla gülmeye başlıyor ve herkesi şaşkına çeviren kahkahalarının ardından tarihe geçecek şu sözleri söylüyor:

okumak için tıklayınız

‘1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin?’

Gabriel Garcia Marquez’in deyişiyle “Bizim Fidel” 90 yıllık bir yaşamı geride bırakarak efsanevi insanlar arasına katıldı. Dünyanın dört bir tarafında adıyla hitap edilen ve “bizim” denilerek sahiplenilen çok az insan gördük. Bunun üzerinde durmakta fayda var, çünkü Sovyetler Birliği’nin 90’lı yıllarda çözülmesiyle birlikte, Küba’nın ayakta kalabilmesinin nedenlerinden biri, hatta en önemlisi bu sihirli sözcüktür.

okumak için tıklayınız

“Fidel ölürse mi? Fidel de bir fani ve hepimiz gibi bir zaman geldiğinde ölecek. Bu devrimi hep birlikte yaptık. Zaten hepimiz Fidel’iz.”

Fidel Castro Ruz: Köstebeği bekleyemeyen devrimci Fidel Castro ve yoldaşları 26 Temmuz 1953’te Moncada Kışlası’nı basarak diktatörlüğe son vermek için harekete geçtiğinde Küba solunun büyük kısmı bunu ‘Darbeci, maceracı ve umutsuz bir eylem’ olarak mahkum edecekti.

okumak için tıklayınız

Gözlerini cellâda bağlatmayıp ölümü karşılayan Ütopya’nın yazarı Thomas More’un bilinmeyen hikayesi

Savaşta Kazanılan Şeref!.. Yeni Dünya’ya adım atan pek çok denizci ülkelerine geri döndüklerinde karşılaştıkları yerlilerin ne denli iyi niyetli ve Barış yanlısı olduklarını uzun uzadıya anlatırlar. Bunlardan biri de, Raphael Hythloday’dır.

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet ve Kızılderililer

Kristof Kolomb’u anlatmak üzere Oregon’un Porta ilçesinde derse giren Bili Bigelovv adlı öğretmen ön sırada oturan bir kız öğrencinin cüzdanını alır. Bu olay tüm sınıfın gözleri önünde olmuştur. Herkes şaşkındır!… Böylesine açık yapılan hırsızlığa bir anlam veremez çocuklar. Kız öğrenci tepki göstermek zorunda kalır: “Cüzdanımı aldınız”… Ve öğretmen derse başlar: “Hayır. Cüzdanını keşfettim!”

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sında Petersburg’un tarihi yeri

Konu Suç ve Ceza olunca Petersburg’un tarihi de önemli. Dostoyevski’nin Batılılaşma sorgulamasının mekansal boyutudur yeni şehir. 19. yüzyıl Rusya’sı geri kalmışlıktan çıkış yolları aramaktadır. 1700’de denizciliğin ülke için önemini kavrayan Büyük Petro, Rusya’nın Batı’da denize çıkabildiği tek nokta olan Beyaz Deniz yerine daha aşağıda, stratejik bir konumdaki Nyeskans’ı ele geçirir. Bu boş, bataklık arazide 1703’ten

okumak için tıklayınız