Cumhuriyet, Halk ve Müzik / Türkiye’de Müzik Reformu 1922-1952 – Özgür Balkılıç

Erken Cumhuriyet Dönemi müzik politikalarına odaklanan bu çalışma, bir yandan dönemin ulus inşa süreci ile “halka doğru” gitme çabaları arasındaki ilişkiyi başta halk müziği olmak üzere farklı müzik türlerine dönük politikalar çerçevesinde anlamlandırmaya çalışırken, öte yandan Türkiye’de 1922-1952 yılları arasında gerçekleştirilen müzik reformuna ışık tutuyor.

Kitapta genç Cumhuriyet’in müzik alanındaki tercih ve müdahaleleri ulus inşasına dair genel kuramsal tartışmalarla ilişkilendirilirken, dönemin ve ülkenin özgünlüklerinin de altı çiziliyor. Adnan Saygun, Muzaffer Sarısözen, Bela Bartok gibi isimlerden Halkevleri’nin tüm ülkeye yayılmış şubelerine kadar yeni bir müzik yaratmak için verilen uğraşın çelişkilerine, hayallerine, başarı va başarısızlıklarına yer veren çalışma, Cumhuriyet tarihinin üzerinde çok tartışma yürütülmekle birlikte pek de bilinmeyen bir kesitine eğiliyor.

“Temiz ve soylu türküler”in nasıl “bütün memleketi tek duygu haline getirmek” için seferber edildiğini konu alan bu kitapta, Türk Tarih Tezi’inden Güneş Dil Teorisi’ne dönemin egemen düşünsel yaklaşımlarının müzik alanındaki yansımalarını izleyecek, aynı zamanda halkçılığın ve milliyetçiliğin söz konusu dönemde kazandığı özgün biçimlere de tanıklık edeceksiniz.
Tanıtım Yazısı

Önsöz
13-14 yaşlarında dedeme Ruhi Su?nun bir kasetini götürdüğümü hatırlıyorum -kaset, çünkü o zamanlar cd görsem muhtemelen UFO zannederdim.- Ruhi Su?nun hangi albümü idi götürdüğüm, pek anımsamıyorum ama çok büyük ihtimalle Alevi deyişleri ve nefesleri vardı albümde. Bir hafta sonra fikrini sorduğumda ?Özgür, dinleyemiyorum ben bunları, çok ağır ve sıkıcı? demişti.
Sözlerini ezbere bildiği aynı deyişleri başkalarından dinlerken gözlerinin yaşardığını bildiğim dedemin bu cevabı, beni çok şaşırtmıştı. Su?nun Batı müzik formlarına daha yakın tarzı, bağlamayı çalış şekli, sesini kullanışı dedemi çok da etkilemiyordu anlaşılan. Muhtemelen, teybe taktığı kasedi biraz dinledikten sonra yerel, alıştığı tarza daha yakın âşıkları veya âşık tarzına yakın Alevi ozanlarını dinlemeye devam etmişti. Babam ise Cem ayinlerinde yerel âşıklardan sıkılırdı. Dedemin bir vecd halinde dinlediği bu tarz, oğluna o denli uzaktı ki, duygularını hiç saklayamayan babamın, bu ayinlerde yüzüne baktıkça patlayacağı hissine kapılırdım.
Annem ise devlet radyosunda çalan türküleri hiç bir tepki göstermeden dinlerdi; bazen kendisi de sesini radyoya uydurmaya çalışarak. Bütün bunlar değişik kuşakların ve hatta bazen aynı kuşakların müzik konusunda verdiği farklı tepkileri gösterir bize.

Bu farklı dinleme tarzlarının, değişik kulak alışkanlıklarının edinilmesinde Türkiye?de toplumsal ilişkilerin yaşanma tarzlarının değişmesinin, müzik piyasasının gelişiminin, gelenekten kopuşun ya da daha doğru bir deyişle geleneğin icadının rolü vardır. Bu çalışmada bakmaya çalıştığım yer ise, tam da türküler bahsinde geleneğin Erken Cumhuriyet Dönemi?nde nasıl icat edildiği olacaktır.
Hangi gerekçelerle bir geleneksel kültürel form yeni bir şekle sokulmaya çalışılır? Bu çabanın Türkiye örneğinde özgül söylemleri ve araçları nedir? Türküler Erken Cumhuriyet Dönemi?nde yeni bir devlet inşa etmeye çalışan Kemalist kadrolar için ne ifade ederler? Elden geçirilen, derlenen, belirli bir kalıba sokulan türkülerde neler değişmiştir ya da bu işlem halk müziği geleneğine nasıl bir etkide bulunmuştur?
Erken Cumhuriyet Dönemi ulus inşasının en önemli ayaklarından biridir kültür. Devletin vatandaşlarının ulusal ve modern bir bilinçle donanması ve davranması, bunun için de ulusal ve modern bir kültüre sahip olmaları gerektiği düşünülür. Sporda, edebiyatta, tiyatroda, müzikte, dansta vs. Batı?yı hedef alan, ama bu hedefe de ?ulusal kökenlere? sahip çıkarak, bunları kaybetmeden ulaşılabileceği düsturuyla hareket eden bir anlayıştır kültür politikalarını yönlendiren. Çağdaş uygarlık ile ?ulusu? birbirine ?uydurmaya? çalışan, uymadığı zamanlarda Batı?yı söylemsel olarak, ulusu da hem söylemsel olarak hem de gerçeklikte dönüştürmeye, değiştirmeye yönelik iradi müdahalelerde bulunan bir tarzdır bahsettiğim. Bu müdahaleler nedeniyle, zaten ulusun, geleneğin, kültürün ?icadından? bahsedebiliriz. İcat bilinçli bir kelimedir burada, zira tek başına bir şeyin keşfi değil ama gerçeklikte olmayan bir şeyin var edilmesi, yaratılması da değil; eldeki malzemenin bazı yönlerinin unutulurken diğerlerinin hatırlanması, bazı yönleri dışarıda bırakılırken bazılarının seçilmesi, bunların değiştirilmesi, yeniden işlenmesidir sözü edilen. Milliyetçilerin ulusal kültür
icadında ise ellerindeki malzeme, halk kültürüdür. Milliyetçiler tıpkı ulusun sürekliliğinin, etnik kökenlerinin halkta, köylülükte var olduğu iddiası gibi, ulusal kültürün kökenlerinin de halk kültüründe olduğunu iddia ederler. Erken Cumhuriyet Dönemi?nde böylesi kültürel kökenlere yönelik ?keşif? ise iki temel sorunla maluldür; daha doğrusu yapılan çalışmalar bu iki temel gerilim üzerinden yürür. İlki, Cumhuriyet?in bu dönemine sinen, bir yandan Batı?yı model alırken, bir yandan da saf bir taklitçilik endişesi ile modernliğe karşı mesafeli davranmanın ya da modernliğin tarihsel kökenlerini eski Türk boylarına kadar geri götürmeye çabalamanın yarattığı gerilimdir, ki bu kültürel alanda halk kültürünün çeşitli öğelerinin yine Batılı gözüyle değerlendirilmesi olarak tezahür eder. İkincisi ise, birinci sorunsalla alakalı olarak, milliyetçilerin halkı ve halk kültürünü var olduğu haliyle değil, kendi zihinlerindeki ulus ve ulusal kültür ideali ile değerlendirmeleridir.
Özellikle Halkevleri pratiğinde en net biçimde görülebilecek olan ?halka doğru? gitme çabası ile ona bir şüpheyle, mesafeyle yaklaşmanın ve hatta sonuçta oluşan hayal kırıklığının temel nedenidir bu gerilim. Ortaya çıkan ise, halkın yaşamını onun kültürünün temel özelliklerini, tarihsel gelişimini anlamadan kültürel kökleri koruma saikiyle ya da ?otantikliği? koruma adına yapılan kültürel müdahalelerdir. Ancak bu saikin ya da amacın gerçekleştiğini söylemek çok zordur.
Elbette, halk kültürüne ve folklora yapılan böylesi kültürel müdahaleler Türkiye?ye özgü değildir. Değişik ulus inşası süreçlerinde de benzer müdahalelere tanık oluruz. Özellikle 19. yy ortalarında Avrupa?da romantik milliyetçiliğin doğuşu ile birlikte milliyetçiler arasında ulusun ?doğal? bir gelişmenin sonucu olduğu düşünülmüş ve farklı ulusların kendilerini var edebilmeleri için bu doğal farklılıkları ?keşfetmeleri? gerektiği iddia edilmiştir (Canovan, 2005: 48-49). Ulusun bozulmasından kasıt, bu doğal gelişmeden uzaklaşmaktır milliyetçiler için. Almanya örneğinde Jusdanis (2001: 80-81) ulusun ve kültürünün milliyetçiler arasında devletten ve kültürden bile üstte tutulduğunu belirtir; milliyetçiler devleti, ulusu bir arada tutmanın aracı olarak görürler.
Kendilerini diğer uluslardan farklı kılan öğeleri bulmak için, ki Alman milliyetçileri için bu öğe dildir, Alman şair ve entelektüelleri yüzlerini ?volk?a1 dönerler. ?Volk? burada tarihsel olarak aşkın, ezeli ve ebedi bir insan grubu olarak tanımlanır. Herder?in halk edebiyatı üzerine çalışmaları ve Alman tarihi üzerine tezleri hep bu aşkınlığa vurgu yapar. Özellikle köylüler arasında ulusal kültürün bozulmamış bir halde bulunduğunu düşünen Alman milliyetçileri, bu kültürün kaynaklarının halk masallarında, şarkılarında, öykülerinde bulunabileceğini düşünürler; bu kültürel öğeleri derleme seferberliği başlatırlar (Hertz, 1967: 332 ve Jusdanis, 2001: 87).
Özellikle bu derleme seferberliğinde halk şarkıları ve şiirlerine çok önem verir Herder (Heater, 1998: 14-15). Öztürk (1995: 30) Almanya örneğinde halk türkülerini derlerken bu folklorculardan bir kısmının metinleri değiştirip, güzelleştirdiklerinden bahseder.
Rus milliyetçilerinin de ulusu keşfetmek için yüzünü halka döndüğünü belirtir Kitching. Rus köylülerinin Slavların gerçek kimliğini barındırdığını söyleyen Slavofiller, halk kültürünü, şarkılarını, geleneklerini ?keşfetmek? için çeşitli etkinliklerde bulunurlar (Kitching, 1982: 146). Halkçı ve milliyetçi bir perspektiften beslenen ve özellikle Herder?den etkilenen Slavcılık, halk şarkılarını ?ulusun ruhunun kaynağı? olarak görür. Slavofiller, halk şarkılarının duygusal olarak çok güçlü olduğunu, bu şarkıların romantik ve dramatik birçok özellik barındırdığını iddia ederler (Frolova- Walker, 2007: 29-31). Özellikle şehirde yaşayan insanların zevklerine daha uygun olması için türkülerin sözlerine ve ezgilerine
müdahale edilir (Frolova-Walker, 2007: 36). Herder?den etkilenen Fin milliyetçiliğinde ise halk müziği, halk arasındaki tarihsel bağların, ilkel duyguların taşıyıcısı olarak görülür. Ezeli ve ebedi ulus olmanın bir parçasıdır halk şarkıları, geçmişi bugüne taşıyan kültürel öğelerden birisidir (Ramnarine, 2003: 3-4). Milliyetçi kadrolar ünlü destan Kalavela?nın sözlerini değiştirirler. Şarkılarda kafiyeli sözleri rünlerin yerine koyarlar. Keman ulusal ve geleneksel halk aleti olarak gösterilir ve önemli çalgılardan biri olan ?kantele? ile ikame edilir. Kısacası, Fin milliyetçiliği de halk şarkılarını tekrar icat eder (Ramnarine, 2003: 11). Norveç milliyetçileri de Danimarka etkisinden uzak bir ulusal kültür inşa etmeye çabalarlar.
Norveçlilerin Avrupa?nın en eski ırkı ve Nordik kültürün asıl yaratıcıları olduğunu ispatlamak için folklor metinlerini derlemeye başlarlar (Hilson, 2006: 205-206). Benzer şekilde Macar milliyetçiliğinde de halk kültürü üzerine çalışmalara rastlarız. 1930?lu ve 1940?lı yılların halkçı ideolojisinden hareketle folklora yönelen figürlerden bazıları, halk müziğinin yüksek sanat müziğinin bir parçası yapılmasına karşı çıkarlar, bu işlemin folklorun doğallığını yok ettiğini düşünürler. Buna karşılık bazı halkçı ideologlar ise, bu işlemin yüksek bir Macar müzik kültürü yaratmak için önemli olduğunu, gerekli önlemler alındığı takdirde folklor öğelerine herhangi bir zarar vermeyeceğini savunurlar (Lacko, 1996: 124).
Kaneff (2004: 139) ise Bulgar sosyalizminde ulusal kimlik inşasının çok önemli bir yer tuttuğunu, özellikle 1950 ve 1960?lı yıllarda halk kültürünün hem derlenmesine hem de halk arasında folklorik aktivitelere çok önem verildiğini anlatır. Kaneff?e göre (2004: 140-141) Bulgaristan halk şarkıları örneğinde, halk şarkılarının derlenmesi ve halka sunulması bir icattır. Zira bu işlem şarkıları gündelik hayatın döngüsünden koparır, şarkılar dini yüklemlerinden arındırılır ve şarkılara bir görsellik katılır. Devletin ise derleme edimlerinde etkin rolü olduğunu belirtir Kaneff (2004:  149). Milojkovic-Djuric (1994) de benzer amaçlarla Slovakların, Sırpların, Hırvatların ve Ukraynalıların halk şarkılarını, şiirlerini, masallarını, atasözlerini derlediğini aktarır.
Halk kültürüne yönelik bu müdahaleler sadece Avrupa milliyetçiliği ile sınırlı kalmaz. Magaldi (2006: 208) Brezilya örneğinde milliyetçi elitlerin ve özellikle müzisyenlerin ulusal ve çağdaş bir müzik yaratma adına geleneksel müziğe önem verdiklerini anlatır.
19. yy?da bu müzisyenler yerelliklerden derledikleri müzikleri kitapçıklar halinde yayınlarlar. Bestelerinde de folklorik müziğin öğelerini sıklıkla kullanırlar. Bu isimlerden en ünlüsü olan Villa Lobos, yerelliklerde birçok derleme yapmıştır  (Magaldi, 2006: 215-216). Lübnan?da da ulusal kimliğin inşası sürecinde benzer bir halk müziği reformu süreci görülebilir. Özellikle köylerden derleme yapan milliyetçi kadrolar türküleri derlerken bir dışarıda bırakma-seçme politikası uygularlar. Özellikle kontrol edilemez ve dolayısıyla tehlikeli olarak görülen kadın ve çocuklardan türkü derlenmez. Aynı şekilde, denize kıyısı olan yerler kültürel olarak ?bozulmuş? alanlar şeklinde görüldüğü için, derleme çalışmalarında ?saf ve bozulmamış dağ köyleri?ne gidilir. Halk müziği reformunda ise amaç sadece korumak ve saklamak değildir, bu müziği uygarlık seviyesine yükseltmek hedeflenir (Stone, 2008: 14 Cumhuriyet, Halk ve Müzik 26-28). Halk müziğini icra etmenin en önemli aracı olarak ise radyo görülür. Bu icralarda ?ulusal ruha? uygun bulunmayan sözler değiştirilir, yerel lehçeler bir kenara atılır. Şarkıların ezgilerine de müdahale edilir (Stone, 2008: 44-46). Afgan ulusal kimliğin yaratılması çabasında, Afgan ulusunun tarihsel zenginliğini, toplumsal gerçekliğini, ihtiyaçlarını ve arzularını yansıtan geleneksel müziğin ve halk müziğinin derlenip yeni bir müzik türüne ulaşılması yönünde düşünceler vardır. Bu anlamda, Afgan şairler ve yazarlar toplumsal dönüşümde ve ?halkın uyanışında?, yani genel olarak kültürel dönüşümde en önemli unsurlar olarak değerlendirilmiştir (Baily, 1994: 56).
Kısacası, ülkeler değişse de, milli kimlik inşası sürecinde halk kültürü bu inşanın önemli bir parçası olarak görülür. Bu genel tespit ise farklı ülkelerin özgüllüklerinin olmadığı anlamına gelmez.
Teorik çıkarımlar ülkelerin özgüllüklerini, tarihsel süreçlerini açıklayabildiği sürece faydalıdır. Bir başka deyişle, teorilerin kendinden menkul bir değeri yoktur; teoriler bize gerçek tarihsel süreçleri açıklayabildiği zaman, elimizdeki anlamlı anahtarlar haline gelirler. Bu anlamda, bu çalışmada farklı milliyetçi teorileri doğrulamak ya da yukarıda bahsettiğim genel tespiti bir kere daha ortaya atmak değil amacım. Niyetim bu genel tespitin bize Erken Cumhuriyet Dönemi?nde halk müziği çalışmalarına dair neler söylediğini bir tarihsel dönem içerisinde açıklamak olacak.
Halk müziği reformu, söz edilen dönemde milliyetçi ve halkçı söylem ve pratiklerde nereye oturur? Soruyu tersinden sorarsak, milliyetçi söylem ve pratikler, Erken Cumhuriyet Dönemi?nde halk müziği çalışmalarını nasıl ve hangi araçlarla etkilemiştir?
Bu çalışmada ben, Erken Cumhuriyet Dönemi?nde milli kimliğin inşası sürecinin önemli bir parçası olan halk müziği reformunu açıklayacağım. Elbette Türkiye?de halk müziğinin öyküsü Erken Cumhuriyet Dönemi ile sınırlı değildir. Ayrıca bahsi geçen dönemde yapılan reformların ne derece etkin olup olmadığı da sadece o döneme bakarak anlaşılamaz. Bununla birlikte, Türkiye?de halk müziğinin tüm bir öyküsünü çıkarmanın bu kitabın veya bir kitabın sınırlarını tümüyle aşan bir çaba olduğunu düşünüyorum.
Her şeyden önce, özellikle 1950?li yıllardan itibaren, sadece devlet müdahalesinin değil, piyasa dinamikleri, modern hayatın çeşitlenmesi gibi olguların da kültürel alanı biçimlendirdiğini görürüz.
Açıklamaya çalıştığımız olgunun parametreleri fazlalaşır, dolayısıyla bu parametreleri kontrol etmek, birbirleriyle problematiğimiz üzerinden ilişkisini kurmak zorlaşır. Bu öykünün yine de tümüyle mümkün olamayacak bir serimi, ancak birden çok insanın birbirlerinin araştırmalarını okuması, eleştirmesi ve aşması ile mümkündür kanısındayım. Bu kanım sadece halk müziği için değil, sosyal bilimcilerin ilgilendiği farklı alanlar için de geçerlidir.
Sosyal bilimlerde ilerleme ancak bu şekilde gerçekleşir.
Son olarak Erken Cumhuriyet Dönemi ve Kemalist kadrolar ya da reformcular adlandırmaları ile neyi kastettiğimi belirtmeliyim.
Hemen belirtmek gerekir ki, burada Erken Cumhuriyet Dönemi ile Dar-ül-elhan?ın halk müziğini derleme çalışmalarını başlattığı 1922 yılından, radyonun son derleme gezisini gerçekleştirdiği 1952 yılına kadar geçen dönemi belirtiyorum. 1922 yılında Cumhuriyet henüz ilan edilmediyse de, halk müziğini derleme çalışmaları bu yılda başladığı ve 1922 yılında uygulanmaya başlanan anket 1925 yılına kadar sürdüğü için bu yılı Cumhuriyet döneminin içine katmakta herhangi bir sakınca görmedim. Ama yanlış anlaşılmamak için belirtmeliyim ki, bu iki dönemin birbirinden kesin çizgilerle ayrıldığını, bürokratik militarist elitlere karşı sivil toplumun DP iktidarı ile ?zafer? kazandığını kesinlikle düşünmüyorum.
Burada yaptığım ayrım, kendi ilgilendiğim konu itibariyle sadece ?analitik? bir ayrıma tekabül ediyor; bir başka deyişle, müzik politikaları nezdinde, Erken Cumhuriyet Dönemi reform çabaları, 1940?ların ikinci yarısında rejimin kendi içinde de ciddi eleştiriler görmeye başlıyor ve DP dönemi ile birlikte kesintiye uğruyor. Dolayısıyla 1950 yılından sonra, toplumun geniş kesimlerine kabul ettirilmeye çalışılan bir müzik reformu çabasından bahsetmek çok zordur. Ancak iki yıl daha radyo çalışmaları devam eder. Kısacası, bu dönemselleştirmem, kendi tarihsel problematiğim üzerinden yapılmaktadır. Erken Cumhuriyet Dönemi derken, müzik reformunu hayata geçirmek için şu ya da bu ölçekte devletin çeşitli kurumlarının çaba sarf ettiği 1922-1952 dönemini kastediyorum.
Kemalist kadrolar ile ise bahsi geçen dönemde şu ya da bu şekilde dönemin kültürel, siyasal, iktisadi parametrelerini oluşturmak konusunda çaba sarf eden veyahut bunlar doğrultusunda Kemalist rejimin çeşitli kurumlarında çalışan, eğitimli bir kesimi anlatmaya çalışıyorum. Ama yine belirtmek gerekir ki böylesi bir ?aydın? desteği Kemalizm?e özgü değildir, milliyetçi hareketlerin yürütücüsü çoğunlukla bu eğitimli kesimdir. Hobsbawm, bu eğitimliler kadrosunun özellikle ulusal dil yaratma hususundaki önemine değinir (2000: 151). Milliyetçiliğin ortaya çıkışında dil kadar tarihin, folklorun keşfinde ya da daha doğru bir deyişle keşfedilirken icat edilmesinde de etkilidir eğitimli kesim (Hobsbawm, 1995). Bununla birlikte, Kemalist kadroların ya da reformcuların algı evrenlerinin, milliyetçiliğe ve millet olma haline, tarihe bakışlarının ya da Kemalizm?i algılayışlarının tamamıyla aynı olduğunu düşünmemek gerekir. Adına Kemalizm denen boş göstereni, devletçilikle, korumacı bir yanı ağır basan serbest piyasacılıkla, muhafazakârlığın farklı veçheleriyle, yasaya bağlılık üzerinden veya ırka ya da ortak tarihe mensubiyet üzerinden millet tanımıyla vs. dolduran birçok farklı figür vardır. Kısacası, Kemalist kadrolar ya da reformcular derken, bu geniş kesimi kastediyorum. Müzik politikasına, halk müziği çalışmalarına bakışta, Kemalizm?in içini farklı şekillerde doldurmaya çalışan figürlerin görüşlerine, farklılıklarını da aktarmaya çalışarak, elimden geldiğince sistematik bir şekilde değinmeye çalıştım.
Bu kitap Orta Doğu Teknik Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Programı?na 2005 yılında yüksek lisans tezi olarak sunulmuştu. Tezin oluşmasında hocalarım Barış Çakmur, Nesim Şeker ve Necmi Erdoğan?ın emekleri büyüktür. Dolayısıyla isimlerini saydığım hocalarıma teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Aslında tezi kitaplaştırmayı bundan önce defalarca düşünmüştüm; ancak bir türlü zaman kısıtlılığından – Türkiye?de doktora yapmanın, hele bir de asistanlık kadrosu bulamadığınız durumda, özellikle maddi zorluklarını düşünürseniz – biraz da tembellikten bilgisayarın başına oturmaya veya arşivlere tekrar inmeye yelten(e)memiştim.

Bu konuda beni teşvik eden Çağdaş Sümer?e çok müteşekkirim.
Tezimi kitap haline getirdikten sonra çeşitli bölümlerini okuyup eleştirilerini sunan sevgili dostlarım Ali Rıza Güngen?e, Cevahir Özgüler?e, Duygu Türk?e; benimle Milli Kütüphane?de dirsek çürüten Ufuk Can Akın?a, Bilkent kütüphanesinden bana her ihtiyacım olduğunda kitap taşıyan Fırat Berksun?a ve Ankara Üniversitesi?nin çeşitli kütüphanelerinden ihtiyacım olan kitapları getiren Denizhan Ülgen Deniz?e çok teşekkür ederim. Bu teşekkür listesinde bir kişinin yerini ise ayrı tutmalıyım. Sevgili Eda Acara, kitabın her bir bölümünü çeşitli uğraşlarına rağmen satır satır okudu ve hem dil konusunda, hem mantık hatalarında, hem de teorik çerçeve ile ampirik malzemenin uyuşmadığı noktalarda paha biçilmez önerilerde bulundu. Sadece sevgilim olduğu için değil, bizi biz kılan en önemli edimin, paylaşmanın erdemiyle ve coşkusuyla yaptı bunu, biliyorum. Zihnine, eline, kısacası emeğine sağlık?
Sevgili ailemi ise sadece bir teşekkürle geçiştiremem. Ama onlar için söyleyeceklerim ise başka bir eserin (illa kitap olması gerekmez!) konusu olabilir ancak. Her biriniz, iyi ki varsınız…

Kitabın Künyesi
Cumhuriyet, Halk ve Müzik
Türkiye’de Müzik Reformu 1922-1952
Özgür Balkılıç
Tan Kitabevi Yayınları
Baskı: Kasım 2009 (1. Basım)
Yayına Hazırlayan: Çağdaş Sümer
Düzelti: Fatih Yaşlı
Kapak ve İç Tasarım: Erdem Olcay
Sayfa: 220
Fiyat: 14 TL

İçindekiler
Önsöz
I. Erken Cumhuriyet Dönemi?nde Milliyetçilik-Halkçılık
Kemalist Milliyetçilik:
Türk Halkı Arasında Ortak K öken, D il ve Tarih Arayışı
Türk Tarih Tezi
Türk Tarih Tezi ve Sentez Fikri
Türk Tarih Tezi ve T ürk M illiyetçiliğinin Özcü Boyutu
Dil Reformu ve Güneş-Dil Teorisi
Kemalist Popülizm
Halkevleri: Halk?a Doğru
Sonuç

II. Erken Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikaları
Osmanlı Geleneksel Müziği?nin Bazı T emel Özellikleri
Cumhuriyet Öncesi Osmanlı Müziği ve Batı Müziği İlişkisi
Erken Cumhuriyet D önemi Müzik Politikaları
İlk D önem
İkinci D önem
Müzik Politikalarının Genel Özellikleri
Sonuç

III. T emiz ve Soylu T ürküler: Erken Cumhuriyet Dönemi
Müzik Politikalarında Halk Müziği
Halk Müziği
Sentez Fikri ve Halk Müziği
Kemalist Halkçılığın Çifte Anlatısı ve Halk Müziği
İki Farklı Pozisyon
Estetik ve Halk Müziği
Halk Müziği ve Ulusal K imlik
Folklor Ç alışmalarında Radyo ve Halkevleri?nin Y eri
Halk Müziği ve Pentatonizm
Pentatonizm ve Derleme Bölgeleri
Halk Müziği ve Çok S eslilik
Dil Reformu ve Halk Şarkıları
Sonuç

IV. Halk Müziği Ç alışmaları:
Bütün Memleketi T ek D uygu H aline Getirmek
Osmanlı?dan Cumhuriyet?e Halk Müziği Ç alışmaları: Bir Kronoloji
Melodik Müdahaleler
Halk Şarkıları ve T emiz Türkçe
Halk Şarkıları ve Estetik
Derleme Hikâyeleri
Sonuç
sonsöz
kaynakça
Dizin

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Müzik Kitapları
Dersim 1938 ve Zorunlu İskan / Telgraflar, Dilekçeler, Mektuplar – Hüseyin Aygün

(*) Dersim harekâtının ardından başlatılan zorunlu iskân uygulamasının üzerinden 70 yılı aşkın bir zaman geçti. Zorunlu iskân, bir devletin herhangi...

Kapat