Ecco il mare, maria – Onur Köybaşı

Gözlerimi kapatıp bir deniz hayal ediyorum; ucu bucağı olmayan… Bana huzur veren, denizin ucu bucağı olmaması değil aralıklarla kulağıma gelen dalga sesleri… İşte tam da burda başlıyor hissettiklerim. Ferit Edgü?nün kısa ve çok çok kısa öykülerinin yer aldığı ?İşte deniz,Maria?sındaki gibi. Büyüklüğü yahut kapladığı alan değil ;dalga sesi kısalığında gidip gelen ve etkileyici kelimelerinin kulağıma fısıldadığı sesin huzuru.
Yazdıklarını süslemekten uzak tutan, kısaltıp sadeleştirirken sizi bir kelime ile vuran, içinizde oluşan acıya keskin bir ağrı kesici gibi yahut tam tersi uyuyan bir hüznün uykusunu tam ortasından bölen Ferit Edgü. Kitap, okuyucunun ?neden minimal ? ?sorusuna cevap vermesi ile başlıyor.

?Ben, minimal öykülerimde, her şeyden önce ‘olay’ı önemsiyorum. Ama benim ‘olay’larım, gözümün gördüğü olaylar değil. Çünkü ben, kendini bir tanık yazar görenlerden değilim. Olayları, gözlerimi kapadığımda daha iyi görüyorum. Yıllar önce söylediğim gibi, düş ile gerçek koşut gidiyor yazdıklarımda. Peki niçin minimal, diye sorulacak olursa, yalınlığa, daha çok yalınlığa, artık hiçbir fazlalığı içinde barındırmayan yapıya ulaşmak için diyebilirim…?
Arınmışlık; fazlalığın rahatsızlığı ve ayrıntı gereksizliğinin haklı sebepleri ile gözlemlediklerini, hayal ettiklerini dış dünyasından içine doğru kelimelerine yansıyanlarını okurken ister istemez zorlayan Edgü var karşımızda. ilk kez tanışanlar dışında bildiğimiz Ferit Edgü.

Küçülerek büyümek.
Arınarak çözülmek
Sökülerek bağlanmak
Kalabalık dilin tenhasında zamansız ve lamekan bırakmak-bırakılmak
Sessizlik içindeki sesin adı
Maviye yakışan bir kitap ?işte Deniz, Maria?

Birinci basımı 1999 yılında YKY Yayınları tarafından yapılan eserin ikinci basımını Can Yayınları gerçekleştirmiş. ?Kitabın Mart-2014 Basımı ise Sel Yayıncılık tarafından yapılmıştır. üç bölümden oluşan kitapta toplam otuz beş öykü bulunmaktadır.84 sayfalık kitaba 35 öykü ye nefes vermesindeki başarı minimal olarak nitelendirdiği sıradan olamayan öykü anlayışı Ferit Edgü?nün. Aslında ne iyi ki bir anlayış.

?…Yaşamınızda bu kadarcık yer etmediğime yanarım .
O nasıl söz diyorum Düşlerimdeki tek ev sensin.Senden daha uzun süre yaşadığım evler oldu ama düşlerimdeki tek ev sensin.
(tüten bacanın dumanı ve kokusu)
Öyleyse niçin dönmedin bana?niçin bir gün olsun gelip bakmadın? Yabancıları defleyip niçin onartmadın beni ? Niçin onartıp döşemedin beni?
.
.
.
Dur gitme.senden son bir dileğim var.tahtalarımı kemiren böceklerden başka hiçbir canlı kalmadı artık bende yaşayan.yakında kar başlar.soğuklar.gene gelip sökerler tahtalarımı.zaten bu halimle hakuran kafesi gibiyim.son bir iyilik etsen?son bir iyilik?
ne istiyorsun?
yak beni?.

-perisiz Ev (1985)

Kitapta farklı yıllarda bulunan öyküleri okurken,henüz ilk öykü bile Ferit Edgü?nün büyük ustalıktaki, kelimeleri üzerinize siniyor. Anlattığı öyküde dış çevrenin sesi, görünüşleri ve kokuları dahil.Bir heykecinin mermeri yontması ve içindeki biçime ulaşmaya çalışması gibi dil?in içine ulaşmaya çalışıyor ayıklayıp arındırarak.

hayalhane
-niçin kaybolmuş fotoğrafları arıyorsun.elinde bir makinen var.görüyorum yeni fotoğraflar çeksene.hattâ o kaybolan fotoğrafları.
-ama onlar hayallerimdi.

İşte tam da ?hayalhane?deki gibi fotoğraf makinasını bir imge haline gitirip hayali ve aslında yaşamı alegorize ediyor.Bu anlayış hemen hemen Edgü’nün 80’li yılların ortalarından 2000’li yıllara uzanan öykülerinin yer aldığı İşte Deniz,Maria’da hakim.çoğuldan tekile varan vardıktan sonra tekilden içindeki çoğula yöneliş hissedilir.
Bir diğer güzellik ise kitabın ismi Türkçe olarak kitapta hiç geçmeyişidir belki de.Sadece öykünün sonunda bu sesi duyarsınız :

-ecco il mare, maria!”
Her anlamı ile sadeleştirilmiş ve derinliğinde hiç bir eksiklik görülmeyen öykü ve çok çok kısa öykü sevenler için:

işte deniz,maria
Sel Yayıncılık
84 s.
İstanbul, 2014

Onur Köybaşı

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Öykü Kitapları, Yazarlarımızın son çalışmaları
Anadolu Erenlerinden Abdullah Özkucur – Celal İlhan

Özkucur Öğretmeni yakından tanımadan önce birkaç öğrencisiyle karşılaşmıştım. Ağızbirliği etmişçesine; O?nun, Anadolu Gandi?si, bir adanmış kişi olduğunda birleşiyorlar; günün her...

Kapat