İklim Krizi Sadece Havayı Değil, “Cinsiyeti” de Değiştiriyor: Cinsel Kayıtsızlık Çağına Giriş

Claire Colebrook’un “Cinsel Kayıtsızlık” (Sexual Indifference) başlıklı bu yoğun ve sarsıcı makalesi, iklim krizi ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişkiyi alışılagelmişin dışında, radikal bir teorik düzlemde ele alıyor.

Bugün dünyayı kurtarmaktan bahsettiğimizde genellikle karbon emisyonlarını, güneş panellerini veya sürdürülebilir tarımı düşünüyoruz. Ancak Claire Colebrook, Telemorphosis kitabındaki makalesinde bizi çok daha derin bir uçuruma davet ediyor: İklim krizi, bildiğimiz anlamdaki “insan”ın ve onun en temel dayanağı olan “cinsel farklılığın” sonu olabilir mi?

1. İki Kişilik Bir Masalın Sonu: Cinsel İkilik Neden Çöküyor?

Binlerce yıldır yaşamı, üretimi ve geleceği hep bir “çift” üzerinden hayal ettik: Dişi ve erkek, bir araya gelen iki zıt kutup, meyve veren bir birliktelik. Colebrook’a göre bu “cinsel ikilik”, sadece biyolojik bir gerçeklik değil, aynı zamanda düşünce dünyamızın bir emniyet kemeri.

Ancak bugün bilim bize şunu söylüyor:

  • Y kromozomunun evrimsel ömrü tükeniyor olabilir.
  • Bazı canlılar (Amazon karıncaları gibi) eşeyli üremeyi çoktan terk etti.
  • Kök hücreden sperm üretimi ve yapay rahim teknolojileri, “çiftleşme” zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

İklim değişikliği bu süreci hızlandırıyor. Eğer dünya yaşanmaz bir yer haline gelirse, yaşamın devamı için “insan organik formu” o kadar radikal bir şekilde değişmek zorunda kalabilir ki, bugün kutsallaştırdığımız o “cinsel aşk ve üreme” imgeleri tamamen gereksizleşebilir.

2. “Cinsel Kayıtsızlık” Bir Tehdit Mi, Yoksa Bir Kurtuluş Mu?

Colebrook, çağdaş teorisyenlerin (Judith Butler, Alain Badiou, Agamben gibi) bir krize girdiğimizde hemen “insan ilişkisine”, “yüz yüze gelmeye” veya “aşka” sığındığını belirterek onları eleştiriyor. Bu teorisyenlere göre çözüm hep bir “öteki” ile kurulan bağda saklıdır.

Colebrook ise buna “Cinsel Kayıtsızlık” kavramıyla yanıt veriyor. Bu, sadece cinsiyetsizlik demek değil; yaşamın, organizmanın kendi sınırlarını ve narsisistik “ben”liğini aşarak, kaotik ve insanlık dışı bir üretim sürecine girmesidir. Belki de bizi kurtaracak olan şey birbirimize duyduğumuz “insani” aşk değil, bu insanlık dışı mutasyona açık olma halidir.

3. İntihar Niteliğindeki Kapanma: Kendimizi Neden Koruyamıyoruz?

Makalenin en çarpıcı iddialarından biri şu: İnsanlık kültürünün sonunu getirecek olan şey, radikal değişim değil, kendi içine kapanmasıdır.

Tıpkı kapitalizmin kendi narsisizmi yüzünden çökmesi gibi, insan türü de dünyayı sadece kendi “hayal gücü ufkundan” (evlilik, aile, çocuk, insani bağlar) gördüğü için gerçek tehlikeyi algılayamıyor. Kendi biyolojik ve cinsel sınırlarını koruma çabası, aslında dışarıdaki devasa jeolojik değişimlere karşı bizi körleştiriyor.

4. Sonuç: Yeni Bir Yaşam Biçimi Mümkün Mü?

Eğer iklim kriziyle gerçekten yüzleşeceksek, Colebrook’un dediği gibi, “iyi cinsel farklılık” masallarını bir kenara bırakmalıyız. Yaşam, sadece bizim anladığımız anlamda “meyve veren”, “anlamlı” ve “organik” bir süreç değildir. Yaşam aynı zamanda yok oluşu, mutasyonu ve kayıtsızlığı da içerir.

Belki de Antroposen çağı, bize aynada şunu söylüyor: Ya kendi sınırlı insan tanımımıza hapsolup o yok oluşun bir parçası olacağız ya da kendi “cinsel ve organik” kimliğimizin ötesindeki o yabancı, kayıtsız ve devasa yaşam ritimlerine kendimizi açacağız.

Sizce, insanı insan yapan özelliklerimizden (aşk, cinsiyet, bireysel kimlik) vazgeçmek, türümüzün devamı için ödenmesi gereken bir bedel olabilir mi?


Bu Yazıdan Çıkarılacak 3 Ana Fikir:

  1. Biyolojik Muhafazakarlık: İklim krizine karşı “aile ve geleneksel üreme” modellerine sığınmak, aslında değişen dünyaya karşı bir körlük yaratıyor.
  2. Teorik Eleştiri: Modern düşünce (Butler, Badiou vb.), insanı hala “ötekiyle kurulan bağ” üzerinden tanımlayarak, insanın doğadaki diğer (insan dışı) güçlerle olan bağını koparıyor.
  3. Pozitif Yok Oluş: Yok oluş sadece bir bitiş değildir; yeni ve henüz hayal edilemeyen yaşam formlarının (belki cinsel olmayan, teknik veya inorganik) önünü açan bir “temizlik”tir.

Kaynak : https://quod.lib.umich.edu/o/ohp/10539563.0001.001/1:9/–telemorphosis-theory-in-the-era-of-climate-change-vol-1?rgn=div1;view=fulltext