Kral Hamile miymiş? Elif Kutlu

Toplumsal cinsiyetin ne olup ne olmadığını sorgulayan Anthony Giddens, ?Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik? adlı makalesinde bu konuyla ilgili üç yaklaşımı ortaya çıkarır: Birinci grup, insan biyolojisinin doğuştan gelen davranış farklılıkları nedeniyle kadın-erkek diye bir farklılaşmanın belirdiğini savunmaktadır. Bunun temeli ilk çağlardaki avcı erkeğe dayandırılır. Saldırganlık özelliğini erkeklere atfedilir, kültürel etmenler ve toplumsal etkileşimler ise göz ardı edilir. İkinci yaklaşım grubunda, aile ya da medya gibi araçlar üzerinden toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenildiği savunulur. Toplumsal cinsiyet rolleri arasındaki farklılıkların kültürel olarak değiştiği varsayılır. ?Erkek çocuklar, bebeklerle oynamaz.? gibi söylemler bu yaklaşımın tipik örnekleri arasında sayılabilir. Yani ikinci yaklaşım daha çok kadından, ?kadın gibi?; erkekten, ?erkek gibi? davranmasını bekler. Her iki yaklaşım da biyolojik cinsiyet farklılığını doğal kabul ederken, birinci yaklaşım toplumsal cinsiyetin doğal, ikinci yaklaşım ise yapısal olduğunu varsayar. Üçüncü yaklaşım ise cinsiyetin ve toplumsal cinsiyetin bir toplumsal yaratı olduğunu savunur. Bu durumda insan bedeni onu biçimlendiren toplumsal güçlerle karşı karşıyadır. Bir başka ifade ile üöüncü yaklaşım iddia etmektedir ki; ?erkekler ağlamaz.? söylemi erkeğin toplumsal roller açısından güçlü kılınması sağlarlen, ?kadının yeri evidir.? söylemi kadının evine hapsolmasını sağlar. Dolayısıyla üçüncü yaklaşım aracılığı ile biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyetin insanlık tarafından inşa edilen olgular olduğu ortaya konulur.

Bu sayede cinsiyet kadın ve erkek olarak belirlenmiş bir ikiliğe sıkışmıştır. Öteki olarak adlandırılan, kabullenilmeyen, garipsenen, çoğu zaman itilip kakılan ve yok edilen LGBTQ bireyler ise bu belirlenmişlik içinde var olmak için mücadele ederler. İktidarlar bu mücadelede yer almaz ve LGBTQ bireyler için özgürlük alanı yaratma çabasına girmez. Çünkü önemli olan yeni işçi kuşakların sorunsuzca yaratılmasıdır. Bu da kadın ve erkek belirlenmişliği ile mümkündür. Dolayısıyla Giddens?in saptamasında olduğu gibi erkekler ?erkek rolüne?, kadınlar ise ?kadın rolüne? adapte edilirler ?ki kapitalist toplumun devamlılığı sağlanabilsin. Peki, bu rollerin dışına çıkılırsa ne olur?

Ursula K. Le Guin, Karanlığın Sol Eli adlı kitabında belirlenmiş cinsiyetlere sahip olmayan bir halkın, kadın ve erkek rolleri olmadan nasıl yaşadıklarını anlatır. Cinsiyetin ve cinsiyet ayrımının olmadığı bir dünya hayal ederek yazan Le Guin, bu nedenle androjen bir toplum ütopyası kurar. Kış gezegeninde yaşayan bu topluluk ayın büyük bir kısmını cinsiyetsiz olarak yaşar. Fakat her ay cinsel aktivitenin yaşandığı kammer döneminde iki cinsiyetten birine dönüşüm gerçekleşir. Yani bir ay kadın olan bir birey, sonraki kammer döneminde bir erkek olabilir.

Dünyalı birçok kişinin bu durumu algılayamayacağı gibi, dünyadan Kış?a giden Genli Ai de bu cinsel rollerden arınmış dünyayı kavramakta güçlük çeker. Ona göre Gethenliler erkek olmak için fazla ?efemine?, kadın olmak için fazla ?maskülen?dir. Ai, kralın hamile olduğunu duyunca şaşırır hatta bunu komik bulur. Çünkü onun dünyasında kral/iktidar erkek olduğu için ?erkek gibi? davranır. Le Guin?in ütopyasında Gethenliler hem baba olabilir hem de çocuk doğurabilirler. Çünkü onlar için kadının anne olması, erkeğin baba olması gibi bir durum yoktur. Le Guin ?kammer döneminde kadınla kadının ya da erkekle erkeğin cinsel ilişkisinden bahsetmediği için hayıflansa da- Kış?ta yaşayan herkesi toplumsal cinsiyet rollerinden arındırmıştır. Zaten kammer dönemleri haricinde bireylerin cinsiyetleri de yoktur. Bu nedenle söz konusu toplum ikiliklerden sıyrılmış bir toplumdur ve bu sayede çatışmalar ortadan kalkmıştır.

Cinsiyetten arındırılmış böyle bir dünya sadece bir cinsin değil kadının, LGBTQ bireylerin ve erkeklerin özgürlüğüne giden yollardan biri olabilir. Fakat bugünün dünyasında bu ne kadar mümkündür sorusunu yanıtlamak zordur. Toplumsal cinsiyetin belirli roller haline geldiği, kadınların birer ?kuluçka makinesi?, erkeklerin ise potansiyel işçiler olarak görüldüğü bir dünyada bu soruyu yanıtlamak gerçekten zordur. Kralın hamile olduğunu duyabilmek dileğiyle?

Elif Kutlu
(18.11.2012)

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Çıplak Teslimiyetin Modern Bireyde Tezahürü – Elif Kutlu

Abdülgaffar El-Hayati?nin bir sözü ile bu yazıya başlamak istiyorum, yazının sonunda neden bunu yapmış olduğumu açıklamış olmayı umuyorum: Dostluk, anlaşmayı...

Kapat