Madenlerde kadın işçiler

Ethem Çavuş?un anıları, Osmanlı?nın son yıllarından itibaren Zonguldak madenlerini anlatıyor. Bu en eski madenci kitabında yerüstünde çalışan kadın ameleler de var: Adalı Sultan, Topçu Emine, Kırdıkaçtı Zülfiye…

Türkiye İşçi Sınıfı tarihi söz konusu olduğunda her iş kolu için belli adlar hatırlanır. Mesela ?mürettipler grevi? adını izleyen ad Yaşar Nezihe Hanım?dır. Onun yazdığı şiir hemen anımsanır. ?Kurşundan hurufat o hayatı kemirirken/ Her gün bir parça solarken ve erirken.?

Madenler özellikle kömürle ilgili kaynaklar biraz daha zengindir. Ahmet Naim akla ilk gelen addır. Bu konudaki en güvenilir araştırmacılardan bir diğer ad da Ahmet Naim?in oğlu Sina Çıladır?dır.

Mehmet Seyda?nın, İrfan Yalçın?ın roman ve öyküleri bir başka kaynaktır. Bu adları 1965 yılında?taban amelesi? olarak 400 metre yer altına inen Doğan Katırcıoğlu?nun Yer Altında Sesler Var adlı (kitaplaşmış) röportajı izler. Fahri Bozbaş, profesyonel bir madenci olarak ocak yaşamının mizahını işler gazete yazılarında: ?Göçük Memed?in Baca Ağzı Sohbetleri? (Madenkeş Aileler). Ahmet Naim?in maden ocakları konusundaki efsane kitaplarıysa Yeraltında Kırk Beş Sene: Bir Maden İşçisinin Anıları ile Bir Yudum Soluk: Maden İşçilerinin Ocak İçi Yaşantıları?dır. Yeraltında Kırk Beş Sene ilk kez 1936 yılında Bartın gazetesinde tefrika edilmiş aynı yıl küçük boyda bir kitap olarak da basılmıştır. Bir anı röportaj kitabı olan bu çalışma Devrek?in Çomaklar köyünden maden işçisi Ethem (Yemelek) Çavuşun 1886-1931 yılları arasındaki anılarından oluşmaktadır. Bu zaman dilimi, Sina Çıladır tarafından Ethem Çavuşun anlattıkları talimatname tarihleriyle karşılaştırılarak saptanmıştır. Anılar 28 Ağustos 1962-10 Ekim 1962 tarihlerinde Şirin Ereğli gazetesinde ?Eski Bir Madencinin Anıları? adıyla tefrika edilmiş, 2010 tarihinde de Defne Yayınlarınca basılmıştır. Bir Yudum Soluk kitabıysa Ethem Çavuş ile Ahmet (Çaproğlu) Çavuşun anılarının Ahmet Naim tarafından öyküleştirilmesidir. Kitap ilk kez 1945 yılında ?Yeraltı Şehrini Beraber Gezelim? adıyla Yedigün dergisinde tefrika edilmiş1983 yılında Şirin Ereğli yayınları arasında kitaplaşmıştır.

Evrensel Basım Yayının Sina Cıladır?ın baskıya hazırladığı biçimde, iki kitap bir arada yayımladığı araştırma pek çok başka araştırmaya da kaynaklık edecek zenginlikte. Çalışmanın bir değerbilirlikle Ethem Yemelek ve Ahmet Çaproğlu Çavuşların anısına ithaf edildiğini de eklemeliyim.

Artık delikanlı oldunuz
Ethem (Yemelek) Çavuş madene ilk geliş gününü şöyle anlatıyor: ?Hiç unutmam. Madene ilk gelişim, zemherinin dondurucu bir gününde idi. Devrek?in Çomaklar köyünden Zonguldak?a ineceğiz. Her tarafı kar kapatmış, karakış bütün şiddetiyle ortalığı kasıp kavuruyor.

?Muhtar-Ağa?, köy odasında bizi karşısına dizdi. En büyüğümüz on beş yaşında yedi çocuğuz. Köyden madene gidecek ikinci tertip amele arasına biz de karışacağız. Muhtar-Ağa dedi ki: ?Ey çocuklar! Artık delikanlı oldunuz, beylik ocaklar sizi gözlüyor. Haydin bakalım çavuşlarınıza muti (sadık) olun. Çomakların yüzünü kara çıkartmayın!?

Çarıkları çektik, üzerine geyleleri (karda yürümeye yarayan araç) bağladık, hüriyelerimize (meşinden torba) azığımızı yerleştirdik, yola düzüldük? Yol demem lafın gelişi. Yol nerde! Orman aralarından, keçi yollarından ancak üç günde madene varabildik.?

Ethem Çavuş, hoşsohbet bir köylü olmalı. Ahmet Naim, onun anlattıklarını biraz daha mizah ekleyerek buruk bir gerçeğe ulaşıyor. Ocakta çalışma saatleri ?gündoğumu-günbatımı? olarak tanımlanıyor. Ethem Çavuş günbatımı gözle görülebiliyorsa da gündoğumunun horoz ötüşüyle saptandığını söylüyor. Sonra da ekliyor: ?O zamanın madencileri horozu vakitsiz öttürmenin yolunu bilirlerdi.? Horoz bir kandil ışığıyla uyandırılıyor, uyanınca da basıyormuş feryadı. Neyse ki kuyular yeni işlenmeye başlandığından çok derin değilmiş. İşlenen kömür damarları yüzeye yakınmış.

Çalışmaların karşılığındaki ödemeler de ilginç. Devlet ocaklarında çalışmanın karşılığı vergi borcundan düşülüyor. Tüccar ocaklarından para yerine kırmızı güllü basma, kalay, Amerikan bezi falan veriliyor. Bu verilenlere ne itiraz edebiliyorlar ne de çarşıda satıp yerine para alabiliyorlar. Para verildiğinde de ?bu para eksik? deme şansınız yok.

Grizunun adı ateşnefes, ancak meşalelerle, kandillerle kontrol ediliyor. Kimi zaman yok edilmeye çalışılıyor. Asıl problem grizu patlamalarındaki yanıklar. Bir de yabancı şirketlerle yapılan çalışmalarda çıkan sorunlar var. Fransızlar, Hırvatlar, Boşnaklar, madencilerin kimi zaman işveren kimi zaman iş arkadaşı olarak karşılaştığı kişiler.

Benim için Zonguldak kömür ocaklarında kadın amele çalışıp çalışmadığı hep bir soru işaretiydi. Özellikle genel seferberlik denilen zorunlu çalışma döneminde ocaklarda kimin çalıştığı, kömürleri kimin taşıdığı sorusu hep kurcalamıştır aklımı. Yeraltında Kırk Beş Sene?de bu sorunun yanıtı var. Çavuş yerüstü amelesi kadınları şöyle sıralıyor: Adalı Sultan, Topçu Emine, Kırdıkaçtı Zülfiye. Bu kadınlar Kilimli Ocaklarından emekli de olmuşlar.

Kadın amele bu kadar değil de Çavuşun hatırladıkları bunlar. Yeraltında çalışan kadınların en ünlüsü Hacı Memiş?in karısı Gülsüm Hatun?muş. ?Gülsüm Hatun, her sabah şafakla kandilini yakar, şalvarının kemerine azığını yerleştirir, eline madenci bastonunu alıp ocağa dalardı.?

Bu kaynak kitaplar bana hep koca bir tarihi aydınlatacak gibi geliyor.

Sennur Sezer
(http://kitap.radikal.com.tr/, 04.07.2014 )

YERALTINDA KIRK BEŞ SENE
Bir Maden İşçisinin Anıları
Ahmet Naim
Evrensel Basım Yayın
2014, 120 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, Biyografi Kitapları, Emek Tarihi / Teori, Makaleler
Bilim için “manga”lar – İzge Günal

Bilimi topluma sevdirmede, bilimi topluma maletmede ve hatta her düzeyde bilim eğitiminde bilim insanlarının biyografilerinin iyi bir araç olduğunu hep...

Kapat