?Marx?ın Kriz Teorisi? adlı kitaba dair ? Suat Kamil Aksoy

Simon Clarke gerçekten özenli bir çalışma yapmış. Ekonomi politik üzerine yazılan kitapların önemli çoğunuğunda yazarın kavrayışsızlığı göze çarpar. Bir emek harcanmıştır, ama yararsızdır ve dolayısı ile değersizdir. Bir de gereksiz düşünce dizileriyle okuyanın da zamanını boşa harcar. Simon Clarke hem ilgilendiği konuyu kısa sunmakla, hem de konuya ilişkin çok geniş bir yazın toplamını muhtemelen hiçbirşeyi atlamadan sunmakla büyük bir değer üretmiştir.
Yazarın sonuç yerine ifade ettiklerine katılamıyoruz.
Kitabın önyargısızca ortaya koyduğu tüm verilerden yola çıkarak bir kaç yeni söz söyleme imkanı doğuyor. Değer yasasının yanlış kavramışı konusunda sarsıcı olması gereken sözler söylemiştik. Şimdi yine aynı derecede ciddi iddialarda bulunma imkanı edinmiş bulunuyoruz. Simon Clarke kriz konusunda net bir iddada bulunmadan metnini sonlandırıyor. Halbuki krizlerle ilgili olarak kar oranlarının düşme eğilimi, orantısızlık, eksik tüketim, üretim anarşisi şeklindeki tezlerin artık çöpe atılması gerektiği söylenmeliydi. Simon Clarke bunu söylemiyor. Bunu biz söylerken onun kitabına başvurulmasını öneriyoruz. Bunca derleyici ve yorumlayıcı emeğin ardından tüm tezlere kısmi geçerlilik tanıyan bir yaklaşımla kitabı noktalamak, yazar açısından kendi emeğinin hasadını kaldıramamak anlamına geliyor. Bu hasat zaten insanlığın ortak malı olacaktı. Bu açıdan kaybedilen herhangi birşey yoktur. Krizlerin bir aşırı üretim olarak ortaya çıkması bir olgudur. Olgunun açıklaması için uzun analizlere gerek yoktur. Artı-değer ve sömürü geçerli tek açıklamadır.
Biz şimdi bu kitaptaki verileri tanık göstererek yeni farkındalıklara doğru yol alabiliriz. Aşırı üretim, kapitalizmin bildik anarşik üretim yapısının ürünü olarak kabul edilince birçok yanlışın önü açılmaktadır ve açılmıştır da! Engels Marksı ekonomi politikle ilgilenmey teşvik eden kişidir. Kendisinin konu ile ilgili fikirleri ve yazdıkları vardır. Marks kriz konusunu çok kısa sayılabilecek metinler içerisinde çözümlemiştir. Bu çözümleme üretimin anarşik yapısının ve rekabetin krizlerin nedeni olmadığını açıkça göstermektedir. Engels muhtemelki kendi gençlik tezlerinin geçersizliğini algılamıştır. Ancak eski metinlerini geriye dönüp düzeltmiş değildir. Belki Simon Clarke gibi çoğul nedenli bir kriz açıklamasını benimsemektedir.

Biz ekim devrimine, reel sosyalizme ve bolşeviklerin iktisat yaklaşımına baktığımızda yanlış bir pradigma oluştuğunu artık söyleyebiliriz. Bu pradigma Engels tarafından belkide hiç terkedimemiş olan yanlış tezle de uyumludur. Lenin’e ait didaktik sayılabilecek metinlerde de yine üretim anarşisine ilişkin betimlemeler vardır. Aralarında doğru sözlerde bulunan çok söz söylenmiştir. Kapitalizmin krizleri anarşik yapı ile ilişkilendirilince, alternatif sosyalist planlı ekonomi yaklaşımı olmuştur. Halbuki ne kapitalizmin temel alameti anarşik üretimdir, ne de sosyalizm planlı ekonomidir. Yanlış pradigma koca bir sosyalist iktidar deneyimini sakatlamıştır. Bu büyük bir talihsizliktir. Reel sosyalizm deneyimlerine en keskin eleştirileri yönelten troçkizm dahil tüm akımlar aynı yanlış pradigmanın ağından kurtulamamışlardır. Değer yasasının kavranışındaki sınırlılıkta olduğu gibi bazı yanlış fikirler tüm düşman hiziplerin ortak paydası olmuştur. Taraf olmanın kaçınılmaz olduğu bir ortamda,doğru bir tarafın varolmayışı gözleri kör etmiştir. Üzücü olan deneyimlere girişenlerin marksist olmaları ve bir pradigmaya dönüşen yanlış fikrin marks tarafından teorik olarak onlarca yıl önce öldürülmüş olmasıdır. Halbuki deneye ya da pratiğe teorik olarak bilinen şeyleri test etmek için başvurulmaz, deneye ve pratiğe ancak teoriyi kurabilmek amacıyla yeni veriler bulmak için başvurulabilir. Bilinen ile ilgili deney labaratuarda eğitim ve öğretim maksadıyla anlamlıdır. Yoksa boş iştir. Olanların bir deney olmadığı, tarihin akışı olduğu da söylenebilir. Ancak iradenin bunca merkezde olduğu bir tarihsel akışa biraz daha eleştirel yaklaşabiliriz. Tarihin önlerine iktidar imkanı çıkardığı marksistlerin bu imkanı teorik olarak zaten aşılmış olan yanlışların ağından kurtulmadan karşılamaları çok büyük bir sorumsuzluk olacaktır. Bolşeviklerin bir kez iktidar alındıktan sonra gerisi halledilir şeklindeki çoşkulu ilerlemeciliği yanlış bulunamaz. Ancak aynı şevk ve çoşkuyu tarihin önlerine koyduğu teorik kazanımları kavramak için de hissetmeliydiler. Simon Clarke kişisel emek ve dikkatinin ürünü verileri bir araya getirmekle, kendisinin tahmin edemeyeceği farkındalıklara imkan yaratmıştır. Teşekkür ediyoruz.

Yazan: Suat Kamil Aksoy

Kitabın Künyesi
Marx?ın Kriz Teorisi,
Simon Clarke,
Çeviren: Cumhur Atay,
Otonom Yayıncılık,
ekonomi,
323 sayfa

Simon Clarke Hakkında
Warwick Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde profesör. Kitapları arasında Marx, Marginalism and Modern Sociology; Keynasianism, Monetarism and the Crisis of the State; Marx’s Theory of Crises; What About the Workers? Workers and the Transition to Capitalism in Russia (Peter Fairbrother, Michale Buraway ve Pavel Krotov’la birlikte); Russian Trade Unions and Industrial Relations (Sarah Ashwin ile birlikte) sayılabilir. Halen Warwick Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde Rusya Araştırmaları Programı’nın yöneticisidir.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
“Yayla Çiçeği Kokuşlu Erdem’ime” – M. Şehmus Güzel

Bin çeşit renkle nakış işlemek / Yiğitliğin alıyla kederin karasıyla / acının sarısıyla, umudun mavisiyle /  şarkı söylemek...." İşte böyle:...

Kapat