Özer Alptekin?in şiir verimi, şiirsellikte aşkına açılan ve poetik arınmalar üzerine notlar – Mert Sarı

Günübirlik dil, bizi verili olana, kurulu düzene, koşullandırıcı bir dil pratiğidir. Günübirlik dil Frenklerin ? konvenjenz ? dedikleri uzlaşımların, pazarlıklarındilidir. Kurulu yapının maddesel gerçekliğinden ve gereklerinden doğan bu dil pratiği yine bizi kurulu yapının sosyal normlarına, basmakalıp değer yargılarına koşullandır. Böylesine işlenmemiş, eleştirilmemiş, arıtılmamış bir dil edimi bizlerin bilinç ufkunu sınırlandırır, anlatım olanaklarını baskılar. Kırsal kesimin doğayla iç içe dili, kentlerin özgür sokaklarının vemeydanlarının başıboş dili; yer yer şiirsel tınılar, kımıltılar taşısa da; konuşanın eleştirel aklı yetersizse yine düşünsel sınırlılıkları aşamaz. Bütün gerçek ozanlar, şiir yaratıcıları; Yunus Emreler, Karacaoğlanlar, Pir Sultan Abdallar, Gevheriler, Eşrefoğlularıvb. bilinçlerini ve dillerini gündelik basmakalıp değer yargılarını ötesine aşırmışlardır.

Bu anlamıyla ozanlar, denk bejler, şairler; sahici sözün ustaları, dil kırıcı bilinç aşırtıcılarıdırlar. Bu ise enine, boyuna daha incelikli bir duyarlılık, başka bir düşünme biçimi, daha derinliğine bir kavrayış ve yaşam olanağı demektir. Gerçek, halis ozanlar ve şairler olağan dilin sınırlılıklarını, kısırlıklarını kırarak dile özgürce ve gürül gürül akabileceği yeni nehir yatakları sunarlar. Kısaca söylersek, şiirsellik ve şiir dili, bizi nesnel gerçekliği taşıran ? aşkınlık ? alanına yani bilincimizin özgürlük alanına kavuşturur. Şiir, verili toplumsal yapı ile kavgalı, onunla uzlaşımlar sağlayamayan, ona kırgın bireyin; çok renkli, çok kokulu avuntu bahçesidir. Temel yaşama kaygıları iktidar ve para olan her türlü tecimenlerin, para babalarının, politikacı takımının, apoletleri ile kibirli generallerin dilleri ve dil yetileri ezberdendir, sığdır, kirlidir, boştur, anlamsızdır ve canlılıktan yoksundur. Yırtlaz kalabalıkların, kaba içtepilerine ve hezeyanlarına seslenmek, bu arkaik duyguları harekete getirmek belagat değildir, hitabet değildir, retorik değildir. Şiir kitapları ve şiirsellik bizleri arındırır, onarır, sağaltır. Sahte ve yapay insanların kol gezdiği bir dünyada; şiir bir iyileşme kürü, bir sahicilik terapisidir. Felsefi bir açıdan bakılırsa şiirsellik ve şiir ? insan varlığını, hiçbir zaman nörolojik itkilere ve fizyolojik dürtülere indirgemeyecekanlam ve özgürlük alanıdır ? . Şiirsellik, cinsel dürtüyü aşka yüceltir. Ona, anlam ve özdendik arayan bir varlık olduğunu duyumsatır. Tıpkı; bilim, felsefe ve sanat dalları gibi bir yazın sanatı olan şiir sanatı da bir değer duygusunu, anlam dünyasını sezdirir. İnsan varlığı, doğadaki yalınkat nedenselliğini ve gövdesinin kaba zorunluluklarını aşmış bir varlık olur böylelikle,
Özet olarak söylersek, şiir kitapları anlamdır, içtenliktir, özdenliktir ve değer duygusudur. Eski Ahit?de tanrı Yahovaİsrail oğullarınaesenlikli ülkeyi vadetmektedir. Bu esenlikli yurtta sular; soğuk ve tatlı, sütler bal katılmıştır. ErichFromm? a göre ballı süt imgesi anne sütüne katışmış sevgi demektir. Kanımca şiir kitapları ve şiirler anne sütüne katışmış sevgiden sonra en çok yararlı olan birkaç erinç pınarından biridir.

Şimdi geniş tutulan bu girizgâh bölümünün yanı sıra yukarıda aktarılan çözümlemeler ışığında çocuk tiyatrosu oyunları verimleri de bulunan şair Özer Alptekin? in şiir kitaplarını ele almayı dilerim.

Değerli Özer Alptekin? in özdenlikli, içtenlikli, naif bir kişilik yapısı vardır. Çağdaş edebiyat kuramları ışığında kotarmaya çalışacağım bu yazı bağlamında Özer Alptekin? in öncelikle ? AŞK YILDIZLI PEKİYİ ? ve ? YÜZÜN KALBİN KAİDESİ ? adlı iki kitapta toplanan şiir verimlerini inceleyeceğim.

Değinmeyi özellikle gerekli gördüğüm dizeler üzerinden ve bu dizelerin bildiğim veya olası art alanlarına göndermelerde bulunarak değerli Özer?in şiir hasatınıolabildiğince nesnel bir tutumla ele alacağım.

Şimdi özellikle değinmek gereği duyduğum dizeleri özelinde bu iki şiir kitabını değerlendirmeye çalışacağım.Daha kitabın başında, Sana Ulaşmak Yıldızlı Pekiyi, şiirindeki ilk dize ? seni sevmek yıldızlı pekiyi ? bile, Özer? in kişiliğindeki duygu yoğun yalınlığı çok iyi ele veren eğriltileme? ? Ayrık Otu ? başlıklı şiir de çok güçlü bulduğum şiirlerden bir tanesi, özellikle şiirin başındaki ? lal bir kapı dili kapanır üstüme gözlerin ? ve ? erken gelir kışı bahçelerin ? dizeleri özellikle etkileyici bulduğum dizeler? Sevilen kişiden ( olasılıkla sevgiliden ) özlenen ilgiyi, karşılığı görememenin burukluğunu çok güçlü imgelerle veren dizeler bunlar.

? Gökten Nasıl Üç Elma Düşmüş ? başlıklı şiir bana çok ilgi çekici geldi. Sanırım bu şiiri aligorileştirilmiş bir insanlık durumu sorunsalının kıvrak söz oyunları ile dile getirilmiş ironik bir örneği olarak nitelendirmek uygun olur. Gerçekten de uyak, söz uyumu, söz oyunları ve ironinin ustalıkla kullanıldığı söylenile bilir. Yine bir sonraki şiir olan ? Kâğıt Odundur Biraz ? başlıklı şiirde bana çok anlamlı geldi. Yalnız itiraf etmeliyim ki bu şiirin gerçek anlamına, ironik inceliğine ilk okumadan sonraki okumalarda nüfus edebildim.Yontulmamışlıkların kol gezdiği, katı nesnel gerçeklik içerisindeki ozanın hal?i pür melalini doğrusu iyi yansıtan bir şiir? Burada, ozan deyişini; kitaba, kültüre açık; her türlü gündelik yavanlığa, tıkızlığa karşı birey anlamına genişlete biliriz.Ozan açısından dendikte, ozanın üretim araçları sayabileceğimiz kâğıt bile ne yapılsın, son çözümlemede ? kâğıt odundur biraz ? . Geçimlik gelirini hakça kazanmak isteyen bireyin yaşadığı haklı adalet duygusunun zedelenmesi gerçekliğini dile getirmektedir.

Yine ? Takvim ? başlıklı şiir, kitapta etkileyici bulduğum şiirden bir tanesi? ? salı sallabaşını / çarşamba al maaşını / şenlensin perşembe pazarı ? dizesi toplumsal gerçekliğimizde yaygın bulunan üretim ve emek zahmetine katlanmaksızın rahat ve çok tüketime yönelimin imgesel ve ironik güzel bir anlatımı?

Yine yapıtta birkaç tane oldukça güçlü sevda şiiri de bulunmakta.Toplumcu dünya ülküsü her ikimizin ruhunun da en güçlü zembereği, onulmaz derdimiz. Ozan Nesimi?nin dediği gibi ? Benim derdim dermanımdır ? . Kitapta toplumsal adalet ve emek duyarlığını gözeten şiirler ve dizeler bulabilmek de olası. Bunlardan özellikle ? örgütlenmemiş emeğe baykuşlar konar ? dizesi günümüz Dünya?sının ve Türkiye?sinin ekonomik- toplumsal gerçekliğini çok güzel imgeleştiren bir dize.

Özer?in şiirlerinde sıkça şiirsellikle mizahı kaynaştıran dizesel motiflere rastlamak söz konusu. Bu söylenilene çok güzel bir örnek ? Aşkın Beden Dili ? gösterile bilinir. Geçen günü bunun üzerinde düşünürken benzer bir yazınsal, şiirsel karakteristiğe Özdemir Asaf?ın pek çok şiirinde rastlamış olduğumu ayrımsadım bir anda. ? Ergin Altın? a ? adlı, yitik bir devrimciye ithaf edilmiş şiirinden Ergin Altın?ın, Özer Alptekin?in çocukluğunda, kişiliğinin örnekliği ile kendisi üzerinde büyük etki yapmış bulunan, soylu ruhlu bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu şiir çok güzel bir Türkçe ile kaleme getirilmiştir.

Şimdi ise olabildiğince kısa tutmaya çalışarak hiç değilse birkaç dizeyle de olsa ? YÜZÜN KALBİN KAİDESİ ? başlıklı şiir verimini ele almak isterim. Özer Alptekin?in bu şiir yapıtının kanımca söz estetiği en yüksek şiiri ? Bekle ? şiiridir. Bu şiir, konu ve konunun işlenişi açılarından da en alımlı bulduğum şiirlerdendir. Bu şiirin başında ve sonunda yer alan şu dizeleri özellikle seçip ayırmak isterim. ? koşar adım gelse de üstüne kötülük / canının içinde bekle beni ? dizesi bana hayli etkileyici geldi; ayrıca ? ahmak uykusunda uyanacak insanlık / patlayacak bir çığlık / bir meydan da bekle beni ? dizeleri toplumcu vicdanımıza çok iyi dokunan dizelerdir. Bu iki dize öbeğinde, ayrılık dolayısıyla sevgiliye duyulan özlemle daha iyi bir insanlık durumuna duyulan özlem birbirine geçen vekatışan ortak bir duygulanımda bütünleştirilmiştir.

Film başlığını taşıyan şiir son derece ilgi çekici bir şiir? Bu şiir, deyiş yerindeyse felsefi bir şiirdir, daha doğru bir söyleyişle varoluşsallıkduygusuve bu varoluş olanağının çıkışsız son durağı olan ölüm gerçekliği üzerine bir şiirdir. Gövdesinin yaşadığı ve bilincinin açık olduğu varoluşsallık durumunda kendi içerisinde her şey olabilme gizil gücünü taşıyan insan varlığının ölümle yaşayacağı hiçlenme deneyini Poetik bir imgelem içerisinden çok güzel serimleyen bir şiirdir. Bu şiirin son iki dizesi olan ? nasıl bilirdiniz merhumu ? , ? telif hakları helal ? dizeleri ise özelde yaratıp üreten sanatçının genelde ise çalışıp üreten emekçi insanlığın miras yedileri olduğumuzu çok ince bir duyarlıkla duyumsatmaktadır. Eminim bir gün bir daha yine Martin Heidieger? in tamda bu izleği işleyen ? Varlık ve Zaman ? yapıtını belirli bir felsefi dinleyici topluluğu önünde anlatmam söz konusu olduğunda bu şiir örneği, yararlanacağım malzemeler arasında yer alacaktır. Türk şiir tarihinin en rafine ustalarından Edip Cansever ise bir dizesinde bu gerçekliği benzer bir poetik form içerisinde veriyor. Bu dize ? Yaşamak, bilinç açıkken yaşamaktır / Yaşamak bilinç açıksa yaşamaktır ? ( İlgili dize Edip Cansever?in Ruhu Bey Ben Nasılım şiir anlatısında geçmektedir ) .

Başlığı ? Çevresi Dört Duvarla Kapatılmış Ülke ? şiiri ve bir sevda ruhbilimi çözümlemesi sayabileceğimiz ayrı diğer iki şiiri de okuyucunun dikkatine sunmak isterim.

Büsbütün çok uzun tutmamak için bu yazıyı son olarak iki ayrı şiire özellikle vurgulamada bulunarak kapatmam uygun olacaktır. Bu şiirlerden ilki ? Örgütlü Mevsim ? adlı şiirdir. Bu şiir coşkun bir devrimci lirizmi dile döken bir şiirdir. ? mevsimler örgütlenir gelir / güz örgütlenir gelir / kış örgütlenir gelir / bahar uyanır gelir ? ; evet bahar gerçekte bir uyanış olmak gerekir.

Son olarak da ? Adalet Sarayı ? başlıklı şiir bana pek anlamlı geldi. Bu şiirde hepimizin için için gözlemlediği; cahilleştiren, yozlaştıran bir eğitim; adalet duygusuna her gün yeniden kıyan bir hukuk düzeni; kısaca söylenirse yanlış çalışıp işleyen ve başıbozuk örgütlenmiş bir yaşam ortaya konulmakta.

Bitirirken; bu ikinci şiir kitabındaki şiirlerin çok daha yüksek bir müzikalite, ses ve uyak düzeni taşıdıklarını ayrıca belirtmem gerekir. Kısa oylumlu bu yazıda siz değerli okuyucuları Özer Alptekin?in büyülü şiir evreniyle tanıştırmayı amaçladım. Umarım Özer Alptekin? in çocuk tiyatrosu uğraşı hakkında kaleme alınmış bir yazımda yeniden buluşmuş oluruz.

Mert SARI

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
?İnsan, artık gölgesi yoksa, üstünden nasıl atlar?? Ahmet Cemal

Tuhaf bir soru. Bana ait değil. Zamanımızın en önemli filozoflarından Jean Baudrillard?ın ?Cool Anılar? kitabının başından bir alıntı. Baudrillard, gelmiş...

Kapat