31 Temmuz 2026

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu / Tanı ve Baş Etme Yolları – Astrid Neuy-Bartmann

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da kısaca DEHB, günümüzde çocuk ve ergen psikiyatrisinde en sık konulan tanılardan biri. Pek çok kişi bu sebeple, onun yaramaz veya tembel çocuklar için kullanılan moda bir kavram olduğunu düşünüyor. Peki DEHB tam olarak ne anlama geliyor? Gerçekten ebeveynlerin yetiştirme hatalarını ya da çocuğun karakter zaaflarını örtbas etmeye hizmet

devamını oku

Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik – Leonie Lutz, Anika Osthoff

“Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.” “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!” “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?” Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında. Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda. O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital

devamını oku

Düşün / Düşünceli Bir Hayatın Savunusu – Svend Brinkmann

Dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu yoğun hayatımızda düşünmeye gitgide daha az fırsat buluyoruz. Düşünceli bir hayatın düşüncesi bile toplumsal hızlanmanın damga vurduğu çağımızla uyumsuz duruyor. Koşuşturmalı modern varoluşumuz, düşüncelerimizle vakit geçirmeye, yaşadığımız olayların ayrıntılarını değerlendirmeye veya hayatın gizemlerine kafa yormaya alan bırakmıyor. Bildiğimiz kadarıyla insan, dünyada kelimenin tam anlamıyla düşünme kabiliyetine sahip tek varlık. Peki düşünmek

devamını oku

Osmanlı Anadolusu’nda Kızılbaş Aleviler / Sufilik, Siyaset ve Toplumsal Kimlik – Ayfer Karakaya-Stump

Osmanlı Anadolusu’nda iz bırakmış topluluklardan biri olan Kızılbaş Aleviler bilhassa resmî tarihyazımında yok sayılmış, akademik çalışmalarda ise yeterince araştırılmamıştır. Osmanlı Anadolusu’nda Kızılbaş Aleviler daha çok mistik ya da folklorik bir gözle değerlendirilen bu inanç topluluğunun kökenlerine iniyor, Anadolu’daki Sufilerin ve seyit ailelerinin izini sürüyor, Kızılbaş Alevi topluluklarının Bektaşilikle olan bağlarını inceliyor. Kızılbaş hareketinin oluşumuna dair

devamını oku

Roman Aleviler – Ozan Doğan

“Alevi Romanların tahakküm ilişkileriyle yüzleşme biçimleri (farklı etnik kökenlere mensup Aleviler tarafından dışlandıkları düşünüldüğünde) çifte tahakkümü de aşar. Örneğin Türk Aleviler tarafından dışlanan Kürt ya da Arap Aleviler, Roman bir Aleviyle karşılaştığında onu dışlayabilmektedir. Bu nedenle Aleviler içerisinde Roman olmak ile Türkiye’de Roman olmak arasında anlamlı bir fark bulunmadığı söylenebilir. Zira benzer kodların her iki

devamını oku

Yabancılaşma / Toplumsal-Felsefi Bir Sorunun Güncelliği Üzerine – Rahel Jaeggi

Rahel Jaeggi bu kitapta, “modası geçmiş” muamelesi gören yabancılaşma kavramını yenileyerek canlandırmaya çalışıyor. Bunun için Heidegger’in ve Marx’ın düşünce çizgisinde yabancılaşma teorisinin izini sürüyor. Devamında, çağdaş sosyal teorinin, yabancılaşma teorisini mayalamaya elveren bulgularını kolaçan ediyor. İnsanın yapıp ettiklerini sahiplenmesi, kendini sahiplenmesi, dünyayı sahiplenmesi, anlamlı bir yaşamın anahtarı değil midir? Yabancılaşma, o kayıp anahtarı bulma yolunda

devamını oku

Yas Psikolojisi / Sevilen Bir Yakının Ölümüyle Baş Etmek -Alain Sauteraud

Yas, insan hayatındaki en sarsıcı deneyimlerden biri. Sevdiği ve bağlılık duyduğu bir yakınını kaybeden kişinin hayatı geri dönüşsüz biçimde değişir. Yine de yası ölümden ziyade hayatla bir arada düşünmek mümkün mü? Yas nedir? Ürkütücü olmadan yastan bahsedilebilir mi? Sevilen bir yakının ölümünden sonra ne kadar acı çekmek normal kabul edilir? Yas acısını yatıştırmanın yolları bulunabilir

devamını oku

Grev Kırıcılar – Aykut Günel

“Grev kırıcılar; işçiler ve sendikalar tarafından istisnasız her ülkede ‘hain’, ‘dönek’ gibi sıfatlarla aşağılanırken, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar çoğunlukla göçmen karşıtı ırkçı ifadelerle tanımlanmışlardır. İşçiler ve sendikalar açısından dayanışmayı bozan ve örgütlü emeğin kolektif hareket etme kabiliyetini sekteye uğratan grev kırıcılar, işverenler ve devlet için ise ‘çalışma haklarını’ kullanan kahramanlar olmuşlardır.” Grev, isçilerin sınıf

devamını oku

Bir Dönüm Noktası Olarak Tutunamayanlar ve Oğuz Atay – Murat Belge

Tutunamayanlar ve Oğuz Atay “Tutunamayanlar üzerine yeni ne söylenebilir?” sorusuna kuvvetli bir cevap verirken, bir yandan da romanın “taze” okurlarına yol gösteriyor, bu büyük romanın edebiyatımızdaki yerini ikna edici bir biçimde ortaya koyuyor. Murat Belge, “Türkiye’de yazılagelmiş en büyük roman” olarak nitelendirdiği Tutunamayanlar’ı çetrefilli yayımlanma macerasından, yıllar sonra kavuştuğu büyük üne; anlatı tekniklerinden, metinlerarası ilişkilere;

devamını oku

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında tesadüf ve kader kavramlarının rolü nedir?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eseri, yalnızca bir tarihsel roman değil, aynı zamanda insan eylemleri, tarihsel süreçler ve determinizm üzerine kapsamlı bir felsefi sorgulamadır. Roman, özellikle Napolyon Savaşları bağlamında bireysel irade ile tarihsel zorunluluk arasındaki ilişkiyi tartışır. Bu bağlamda “tesadüf” ve “kader” kavramları, Tolstoy’un tarih anlayışının merkezinde yer alır. Tesadüfün Görünürlüğü ve Anlamsal İşlevi

devamını oku

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı, modern roman anlayışına nasıl katkı sağlamıştır?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış (1869) adlı eseri, yalnızca 19. yüzyıl Rus edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en etkili metinlerinden biri olarak kabul edilir. Roman; tarih, birey, toplum ve psikoloji arasındaki ilişkileri çok katmanlı bir yapı içinde ele alarak modern romanın biçimsel ve içeriksel dönüşümüne önemli katkılarda bulunmuştur. 1. Epik Anlatı ile Roman Türünün Genişletilmesi

devamını oku

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında Napolyon Bonapart karakteri nasıl betimlenmiştir?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı, yalnızca Napolyon Savaşları’nın epik bir anlatımı değil, aynı zamanda tarih felsefesine yönelik radikal bir eleştiridir. Bu bağlamda Napolyon Bonapart karakteri, klasik tarih yazımındaki “büyük adam” mitinin tersine çevrildiği merkezi bir figür olarak kurgulanmıştır. Tolstoy’un Napolyon tasviri, hem edebî hem de felsefi düzlemde, bireysel irade ile tarihsel determinizm arasındaki gerilimi

devamını oku

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkileri nasıl ele alınır?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eseri, yalnızca tarihsel bir roman değil, aynı zamanda insan psikolojisinin savaş koşullarında nasıl dönüştüğünü inceleyen derinlikli bir anlatıdır. Roman, özellikle Napolyon Savaşları bağlamında bireylerin ruhsal durumlarını, travmalarını, varoluşsal sorgulamalarını ve kimlik krizlerini çok katmanlı biçimde ele alır. 1. Savaş ve Travmatik Deneyim Tolstoy, savaşın birey üzerinde yarattığı travmatik etkiyi

devamını oku

MARKALAŞAN DOKTORUN TERCİH EDİLME NEDENLERİ – Psk. Banu Beyaz

Kişisel Markalaşmanın sözlük tanımı, kişilerin yaşamları boyunca sahip olduğu her şey; özü, sözü, imajı ile müşterilerine vermiş olduğu mesaj, yaratmış olduğu fark, gerek kendisine, gerekse işine ve ilişkilerine kattığı değerlere dayanan bir kimlik tanımlamasıdır. (http://www.pazarlamamakaleleri.com/kisisel-markanizi-yaratin/ ) . Dereli ve Baykasoğlu (2007) kişisel markayı şu şekilde açıklamaktadırlar: Bir kişinin yaşamı içerisindeki duruşu ve dış dünyaya verdiği

devamını oku

Bir Doktoru Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Temel Noktalar – Psk. Banu Beyaz

Hekim seçme hakkı; hasta ve hasta yakınlarının, en temel hasta hakkı olan sağlık çalışanını seçmesi ve değiştirmesi, teşhis ve tedavilerinde katılımcı rol oynamaları şeklinde ifade etmek mümkündür. Hekim seçme hakkı; ulusal ve uluslararası metinlerde şu şekilde yer almaktadır: “Yeterli bilgiye sahip her birey farklı tedavi prosedürleri (yöntemleri) ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına

devamını oku

Plastik Kasalarda Üretim Yöntemi ve Et Kalınlığı Dağılımı

Plastik kasaların teknik özellikleri değerlendirilirken malzeme türü ve boyutsal veriler ön plana çıkmakta; ancak kasanın hangi üretim yöntemiyle imal edildiği ve duvar kalınlığının gövde boyunca nasıl dağıldığı çoğunlukla teknik belgelerde yer almamaktadır. Bu iki parametre, nominal olarak aynı malzeme ve boyutlara sahip iki kasa arasında gözle görülür performans farklılıklarının temel açıklayıcısı olmaktadır. Üretim yöntemi yalnızca

devamını oku

Aile Aidiyeti – Psk. Banu Beyaz

ÖZET Bu yazıda aidiyet, aile aidiyeti, ailenin işlevleri, aile aidiyetini destekleyen unsurlar üzerinde durulmuştur. İÇERİK TDK (2019) ‘da ‘ilişkinlik’, ‘ilgi’ olarak tanımlanan aidiyet kavramı, Maslow’a (1987) göre “kişinin cevresi tarafından kabul edilme, etrafındakiler tarafından biliniyor olma, önemli olma ve değer taşıma ihtiyacıdır. (Avşar;2019) Bir yere ait olma, “aidiyet” duygusu, bireyin insanlığını sürdürmek için içinde bulunduğu doğa ve toplumla sürdürdüğü çabadan kaynaklanmaktadır.

devamını oku

C.G. Jung’un 75. Yaş Günü Anısına Yonttuğu Taşın Gizemi

C.G. Jung’un 75. yaş günü anısına yonttuğu bu taş, ortasında küçük bir figür bulunan bir mandala taşıdır ve üzerindeki semboller ile yazıtlar “bireyleşme (individuation) sürecinin” özünü bütünüyle temsil etmektedir. Taşın üzerindeki sembollerin ve metinlerin detaylı anlamları şunlardır: Taşın Kendisini Kişileştirmesi (Gizemli Metin): Taşın üzerindeki oldukça şifreli bir metin, taşı şu sözlerle konuşturur: “Ben bir yetimim,

devamını oku

Dijital İstifçilik – Psk. Banu Beyaz

Dijital istifçilik, teknolojik dönüşümle birlikte ortaya çıkan yeni bir psikososyal sorun alanı olarak Türkiye’de de akademik ilgiyi çekmeye başlamıştır. DSM 5’te (APA,2013) biriktiricilik bozukluğu, değerine bakılmaksızın sahip olduğu eşyaları atmakta ya da bu eşyalarla olan ilişkisini koparmakta sıkıntı çekmek olarak tanımlanmıştır. Bu sıkıntı, sahip olunan bu eşyaların saklanması gerektiği inancından ya da atarken yaşanacak olan

devamını oku

İçimizdeki Saatli Bomba ve Yüzümüzdeki Maskeler: C.G. Jung’un Tarihi Belgeselinden Çarpıcı İnciler!

Jung On Film 1957 yılındaki röportaja dair Dr. Carl Gustav Jung’un o meşhur belgesel röportajında Jung, kelimelerin izini sürerek başladığı bu uzun soluklu sohbetinde, ruhumuzun en karanlık dehlizlerinden insanlığın en büyük tehlikesine kadar muazzam bir ufuk turu atıyor. Gelin, Jung’un o sakin ama sarsıcı ses tonuyla anlattığı, “içimizdeki o yabancı”ya dair büyüleyici sırları birlikte keşfedelim!

devamını oku