Sosyalizm Geliyor Savulun – Aziz Nesin (Seslendiren: Yıldıray Şahinler)

Tiyatro ve sinema oyuncusu, yazar, yönetmen Yıldıray Şahinler, Aziz Nesin’in Sosyalizm Geliyor Savulun adlı öyküsünü seslendiriyor. Aziz Nesin Aramızda başlığı altında gerçekleştirilen bu projenin koordinatörlüğünü Emine Özacar yürütmüş, kayıtlar Açık Radyo stüdyolarında alınmıştır. Sosyalizm Geliyor Savulun, ilk kez 1965’de yayımlandı. 2019’daki 26. baskısıyla, toplamda 15.500 adede ulaştı.

okumak için tıklayınız

Biz Adam Olmayız – Aziz Nesin (Seslendiren: Onur Özaydın)

Tiyatro ve sinema oyuncusu Onur Özaydın, Aziz Nesin’in Biz Adam Olmayız adlı öyküsünü seslendiriyor. Aziz Nesin Aramızda başlığı altında gerçekleştirilen bu projenin koordinatörlüğünü Emine Özacar yürütmüş, kayıtlar Açık Radyo stüdyolarında alınmıştır. Biz Adam Olmayız, ilk kez 1962 yılında yayımlandı. 2019’a kadar 26 kez, toplam 116.000 adet basıldı.

okumak için tıklayınız

Bir Koltuk Nasıl Devrilir – Aziz Nesin (Seslendiren: Beyti Engin)

Tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Beyti Engin, Aziz Nesin’in Bir Koltuk Nasıl Devrilir? adlı öyküsünü seslendiriyor. Aziz Nesin Aramızda başlığı altında gerçekleştirilen bu projenin koordinatörlüğünü Emine Özacar yürütmüş, kayıtlar Açık Radyo stüdyolarında alınmıştır. Bir Koltuk Nasıl Devrilir, ilk kez 1961’de yayımlanmıştır. 2019’a kadar 23 kez, toplam 96.000 adet basılmıştır.

okumak için tıklayınız

Deliler Boşandı – Aziz Nesin (Seslendiren: Ece Okay)

Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Ece Okay, Aziz Nesin’in Deliler Boşandı adlı öyküsünü seslendiriyor. Aziz Nesin Aramızda başlığı altında gerçekleştirilen bu projenin koordinatörlüğünü Emine Özacar yürütmüş, kayıtlar Açık Radyo stüdyolarında alınmıştır. Deliler Boşandı, ilk kez 1957 yılında yayımlandı. 2019’a kadar 32 kez, toplam 145.000 adet basıldı.

okumak için tıklayınız

Damda Deli Var – Aziz Nesin (Seslendiren: Julide Kural)

Tiyatro ve sinema oyuncusu Jülide Kural, Aziz Nesin’in Damda Deli Var adlı öyküsünü seslendiriyor. Aziz Nesin Aramızda başlığı altında gerçekleştirilen bu projenin koordinatörlüğünü Emine Özacar yürütmüş, kayıtlar Açık Radyo stüdyolarında alınmıştır. Damda Deli Var, ilk kez 1956’da yayımlandı. 2019’daki 36. baskısıyla, toplamda 166.000 adede ulaştı.

okumak için tıklayınız

Turna’nın Kalbi – Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik – Erdal Küçükyalçın

15 Haziran 1826’da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda “küffara” karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi

okumak için tıklayınız

Tarihöncesinde – Dil Alan Barnard

İnsanlar tarihimizin yüzde doksanında “avcı-toplayıcı” olarak yaşadılar ve birbirleriyle konuşuyorlardı. Konuştukları dilin kökenine ve evrimine ilişkin elimizde dolaysız bir kanıt mevcut değil; hatta ilk insanların konuşma ya da işaret dili var mıydı, bilmiyoruz. Bu zorluğun farkında olan antropolog Alan Barnard, çevremizde var olanlardan hareketle dile ilişkin geçmişimizi önemli ölçüde anlayabileceğimizi ileri sürüyor. Dünyanın pek çok

okumak için tıklayınız

Bağlar – Domenico Starnone “Özgürlük ile güvenlik arasında bocalayan kahramanlarıyla bir roman”

Bağlar, İtalya’nın en prestijli edebiyat ödülü Strega sahibi yazar Domenico Starnone’nin Türkçede yayımlanan ilk kitabı. Roman, on iki yıllık eşi Aldo’nun başka bir kadın için onu terk etmesi üzerine iki çocuğuyla tek başına kalan Vanda’nın mektubuyla açılıyor. İlk bakışta sıradan bir aile hikâyesi izlenimi uyandırsa da, Starnone bu romanda sosyal, ailevi, psikolojik ve ideolojik yapılar

okumak için tıklayınız

İtibarlar – Juan Gabriel Vasquez “Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz.”

Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, son romanı İtibarlar’da, her an, herkesin başına gelebilecek bir durumu, saygınlığın, güvenilirliğin, itibarın nasıl bir anda, geçmişteki bir olay yüzünden sarsılabileceğini, kamuya mal olmuş figürlerin mahrem hayatlarının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, nefes nefese okunan bir kurguyla anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Düşen Şeylerin Gürültüsü – Juan Gabriel Vasquez “Düşünmeden yaşanabilir, peki ya hatırlamadan yaşanabilir mi?*”

2014 Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülü’nü Kazandı. Hukuk fakültesinde öğretim görevlisi olan Antonio Yammara, uğradığı bilardo salonunda gizemli bir adam olan Ricardo Laverde ile tanışır ve arkadaş olur. Fakat Antonio’nun tüm sorularına rağmen Laverde, geçmişinden bahsetmekten ısrarla kaçınmaktadır. Ta ki bir gün elindeki kasedi dinleyebileceği bir yer bulması için yardım isteyene kadar. Kasedi dinleyip Şiir

okumak için tıklayınız

Gammazcılar – Juan Gabriel Vasquez

Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez’in Sebald, Borges, Roth ve Márquez gibi yazarlarla birlikte anılmasını sağlayan Gammazcılar adlı romanı, 2. Dünya Savaşı’nın Kolombiya’ya etkilerini bir ailenin geçmişle hesaplaşması üzerinden anlatıyor. Balzac’ın “Romanlar, ulusların özel tarihleridir” sözünü haklı çıkarırcasına, savaşın ülkesinde yarattığı ihanet ve

okumak için tıklayınız

Costaguana’nın Gizli Tarihi – Juan Gabriel Vásquez

Londra, 1903. Kolombiyalı Jose Altamirano, adını hatırlamak bile istemediği bir Karayip ülkesinden yeni gelmiştir. Bu sırada Joseph Conrad, sonunda Nostromo adını alacak yeni romanını yazamaya çabalamaktadır. Peşinden suçluluk ve pişmanlık duygularını sürükleyen Altamirano, bir insanın ve bir ülkenin başına gelebilecek en korkunç şeylere tanık olmuştur. Conrad’ınsa, Güney Amerika’da Costaguana Cumhuriyeti adını verdiği hayali bir ülkede

okumak için tıklayınız

Çarpıtma Sanatı – Juan Gabriel Vasquez

“Kurgu okumak bir uyuşturucudur; kurguların okuru bir bağımlıdır. Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi, onu açıklamaya yönelik her türlü teşebbüs mutlaka sınırlı kalacak, çünkü er ya da geç akıldışılık duvarına toslayacaktır.” Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, Çarpıtma Sanatı ile kurgu edebiyatını (bir kez daha)

okumak için tıklayınız

Biricik Hikâye – Julian Barnes “hakikat ve aşk kavramlarının birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe geçtiklerini anlatan roman”

19 yaşındaki üniversite öğrencisi Paul Roberts, kendisinden yaşça hayli büyük ve yetişkin iki kız çocuk sahibi bir kadın olan Susan Macleod ile bir tenis kulübünde tanışır ve aralarında giderek derinleşen ve derinleştikçe de boyutları karmaşıklaşan bir aşk oluşur. Susan Macleod’un evliliği yaşamının bir noktasında donup kalmış sözde bir evliliktir ve ancak alkolün sağladığı geçici unutuşlarla

okumak için tıklayınız

Katalanlar – Avrupa’da Ayrılıkçılık – Kıvanç ulusoy

Modern İspanya siyasi tarihinde Katalan bölgesel talepleri hep kritik önemde oldu. Katalan bölgeciliği 1930’ların sonundan 1970’lerin ortasına kadar İspanya’da siyasi rejimin en önemli hedeflerinden, yani Komünistler, Masonlar gibi en önemli düşmanlarından biri olarak kabul edildi. Franco rejimi İspanya’yı bölünmeden kurtarmak için bölgesel kimlikleri ve siyasi talepleri bastırmakta tereddüt etmedi. Milli devlet içinde merkezileşmeye karşı mücadele

okumak için tıklayınız

Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor.

‘Felaketler oldukça kimse asla özgür olamayacak’ 1947’de yayımlanan Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor. Camus, sadece vebaya bir başkarakter anlamı yüklemiyor, mekânı da bir karakter olarak kabul ediyor. Özellikle salgının hepten yükseldiği ve ölüm sayılarının her geçen gün arttığı günlerde bunu daha iyi gözlemleyebiliriz çünkü ölüler

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin ‘ölüler evi’ – Soner Sert

Dostoyevski’nin, cezasını çekmek üzere gönderildiği Sibirya’daki kamptan gözlemler içeren “Ölüler Evinden Notlar”, Çarlık Rusyası’nın gerçek yüzünü ve tüm yurttaşlarına yaşattığı adaletsizliği aktarıyor. Dostoyevski, mahkûmları psikolojik tahlilleri, bakış açısı ve çarpıcı yorumlarıyla ele alarak, bir bilim insanı tavrıyla izliyor. Henüz 25 yaşındayken yayımlanan ilk romanı İnsancıklar (1846) ile dikkat çeken ve hemen ardından yayımladığı İkiz (1846)

okumak için tıklayınız

Keşiş’in Torunları – Dersimli Ermeniler – Kâzım Gündoğan

Bu kitapta, gerek 1895 Kırım’ı, gerekse de 1915 Soykırımı’nda Dersim’de hem mülkiyetin el değiştirmesi hem de dilinden, dininden ve yaşadıkları topraklardan sürgün edilen Ermeni halkının giderek kültürel bütünlüğünü yitirişinin izleri takip ediliyor. Dersim Ermenileri yaşamlarını kurtarmıştır belki ama mülkiyetlerini, inançlarını ve sosyal statülerini kaybetmişlerdir. Soykırımdan kurtulan Ermeniler Dersim’de değişik aşiretlerin yanında var olma mücadelesi vermiş

okumak için tıklayınız