Çocuk Kalbi – Edmondo de Amicis “Çocuk gözünden bir toplumun birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanları anlatılıyor.”

Edmondo de Amicis’in ünlü romanı Çocuk Kalbi’nde, öğrenci Enrico’nun gözünden bir toplumun birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanları anlatılıyor. Üçüncü sınıfa giden Enrico, arkadaşlarıyla birlikte atıldığı maceraları günlüğüne not etmeye başlar: çalışkanlığıyla tanınan Derossi, önüne gelene zulmeden Nobis, herkese armağanlar dağıtan Garoffi ve yaramaz Franti… Bir yanda hastalıklar, zor dersler ve ağır işler; diğer yanda cambazların

okumak için tıklayınız

Korona Çağı – Murat Belge

Koronavirüs salgınının gelip geçmesinden sonra dünyanın aynı dünya olmayacağını söyleyenler tam ne demek istiyorlar, bilmiyorum. Bunu, ışıklı bir “yeni dünya”nın müjdesi olarak tanımlamıyorlar herhalde. Yaşaması, katlanması daha güçleşmiş bir dünyadan söz ettiklerini sanıyorum. Böylesi, benim zihnimde oluşan “fütüroloji”ye daha yakın. Salgın, şu ana kadar, bize “yeni” bir dünyanın çizgilerini göstermedi bence. Sanki belirli bir loşluk

okumak için tıklayınız

‘Yeraltından Notlar’: Yeraltı insanı kimdir? – Emek Erez

Dostoyevski’nin ünlü metni “Yeraltından Notlar” üzerine çokça yazılmış, neredeyse her bölümü sorunsallaştırılmış, yorumlanmış bir metin. Kitabın ilk bölümü bir manifesto gibi algılanıyor bile diyebiliriz modern bilim ve yaşama getirdiği eleştiri, modern insanın bireysel kaygıları, varlık ve hiçlik arasındaki sıkışmışlığı, her okurun kendisinden bir şey bulup özdeşleşmesine sebep olurken, metni yazardan ayrı tutamayan eleştirel okumalarla da

okumak için tıklayınız

Neoliberalizm Tıkandı, Bilişsel Kapitalizm Verelim

Covid-19 dünya çapında bir salgın. Ne ilk, ne son tarihteki. Can alıyor. Matematik ve eğriler korkutuyor. Henüz Kök-L mi yoksa Kök-S hücrelerden mi geçtiği bilimsel olarak kanıtlanmadı. Virüs sürekli mutasyona uğramaya devam ediyor ama yine de aşı umudu var. Virüsün geçirdiği mutasyonların yapay mı (insan eliyle) yoksa doğal yollardan mı gerçekleştiğini bilmiyoruz. Pasteur Enstitüsü’nün (yalan yanlış haberlerin ayyuka çıktığı

okumak için tıklayınız

Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman – Ayşe Hür

Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Savaş bitip de İngilizler ve müttefikleri, İttihatçı ve hele Ermeni öldürüşçülüğünün hesaplarını sormak yoluna gidince, ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır” der. Hakikaten de, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yenibahçeli Şükrü Bey, Deli Halit Paşa, Küçük Kazım, Hilmi, Nail Beyler, veya daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Kaya, Abdülhalik

okumak için tıklayınız

İkinci Hayat – Nurdan Gürbilek “evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine”

“Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu zirveleri karla kaplı dağı ben yarattım. Dağda yanan ateş, ateşin başında toplanmış insanlar, insanların dinlediği hikâyeler benim eserim. Ama sadece bir yazı

okumak için tıklayınız

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem

Recaizade Mahmut Ekrem, 1896 yılında yazdığı “Araba Sevdası” adlı tek romanı ile gerçekçi (realist) roman akımının öncülerinden biri oldu. Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası romanı, bin sekiz yüzlerde İstanbul’un sosyete ve sefahat yaşamını konu alan bir romandır. Yazar Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat Edebiyatının sona erdiği, buna karşılık Servet-i Fünun edebiyatının ağır

okumak için tıklayınız

Kalabalıkta Yüzler – Valeria Luiselli “yaratıcılığın büyüsüne inananlar ve kitaplardan başka sığınacak yer bulamayanlar için bir hazine niteliğinde roman”

“Sanatçının genç bir kadın olarak portresi” Francisco Goldman Çağdaş Latin Amerika edebiyatının özgün sesi Valeria Luiselli’den göz kamaştırıcı bir roman: Kalabalıkta Yüzler. Luiselli, ödüllü romanı Kalabalıkta Yüzler’de kurmaca eylemini masaya yatırıyor ve bir yazar hakkında roman yazarken yaşamaya ve yaşamıyla hesaplaşmaya çalışan bir kadının izini sürüyor. Öyle bir roman ki bu, Meksiko’nun arka sokaklarından Harlem’deki

okumak için tıklayınız

Dişlerimin Hikâyesi – Valeria Luiselli “anlatmak için yaşayanların ve anlatıdan beslenerek yaşama tutunanların kitabı.”

Çağdaş edebiyatın en yaratıcı, en ayrıksı ve özgün seslerinden biri olan Valeria Luiselli’den karnaval ayarında muazzam bir roman: Dişlerimin Hikâyesi. Alçaklığın gizli tarihinden ağız boşluğuna uzanan, sanattan sepete türlü yaşamsal mevzuya dokunan bir baba-oğul öyküsü ve dahası, daha fazlası… Luiselli, edebiyatın olanaklarını kutsadığı ve hikâyecilik sanatını müthiş bir maharetle masaya yatırdığı bu romanıyla okuruna hodri

okumak için tıklayınız

Kayıp Çocuk Arşivi – Valeria Luiselli “hikâye anlatmakla kalmıyor, bize yeni görme biçimleri sunuyor.”

“2019’un En İyi Kitapları” – TIME, Vulture, Entertainment Weekly, Vanity Fair “… Luiselli hikâye anlatmakla kalmıyor, bize yeni görme biçimleri sunuyor.” – Entertainment Weekly New York’tan Meksika’ya uzanan bir yol… Ses envanterleri oluşturan belgeci ve belgeselci bir çift, çocuklarını da yanlarına alarak sınıra doğru seyahate çıkar. Kadın, sınırı geçtikten sonra başlarına ne geldiği belli olmayan

okumak için tıklayınız

Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu – Taner Akçam

İletişim Yayınları Akçam’ın bu araştırmasıyla, onyılların en köklü tabularından birine el atıyor. Bir ortak tarih oluşturacak kadar uzun süre birarada yaşamış halkların karşılıklı boğazlaşması ve devlet politikalarıyla tahrik edilen hasımlaşmanın nedenlerinin, mekanizmalarının ele alındığı kitapta, 20. yüzyıl başının kanlı olayları, Türk ulusal kimliğinin oluşma sürecinin özellikleriyle bağlantılı olarak ilk kez inceleme konusu yapılıyor. KÜNYE Türk

okumak için tıklayınız

‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’ – Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar – Taner Akçam

İttihat ve Terakki, Balkan Savaşları ertesinde içine düşülen ve adım adım bütün ülkeye yayılan köşeye sıkışmış olma duygusuna, Anadolu topraklarının, gayrimüslim unsurlardan arındırılarak Türkleştirilmesi ile cevap verdi. Sadece iktisadi hayatın değil, sosyal ilişkilerin ve giderek ülkenin etnik bileşiminin de “homojenleştirilmesi” anlayışı, sistemli bir politika olarak hayata geçirildi. Birinci Dünya Savaşı, uygulanan bu politikalardaki en önemli

okumak için tıklayınız

Lenin’in Özel Eşyaları Sergisi’nden fotoğraflar

Lenin’in Özel Eşyaları Sergisi’nden fotoğraflar Soviyet Dönemi Önderleri’ adlı sergi serisi kapsamında düzenlenen ‘Lenin’ sergisi Moskova’da ziyaretçilere açıldı. Sergide Rusya’nın önemli devlet müzeleri tarafından verilen ve orijinalleri de içeren 800’den fazla belge ve yaklaşık 100 eşya bulunuyor. Serginin amacı, Vladimir Lenin’in hayatı ve devrimci faaliyetlerine dair fikir vermek ve mitlerle gerçekleri ayırma imkanını sağlamak olarak

okumak için tıklayınız

Kanunların Ruhu – Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek – Taner Akçam, Ümit Kurt

“Beni kolumdan tut, köyümden dışarı at, malımı mülkümü de sonra sat, bu hiçbir vakitte caiz değildir. Bunu ne Osmanlı vicdanı kabul eder ne de kanun.”  Ahmet Rıza Osmanlı Ermenilerinin 1915’te yaşadıkları büyük felaket sadece insanların hayatlarına mal olmadı. Geride onların Anadolu’daki varlıklarının simgesi, kültürlerinin izi olan pek çok emlakın da kalmasına sebep oldu. Ermeni mallarının

okumak için tıklayınız

Siyasi Kültürümüzde Zulüm ve İşkence – Taner Akçam

Şiddet ve zor kullanımını, işkenceyi kayıtsız şartsız reddeden bir siyasî-toplumsal kültür geliştiremediğimiz ortada. Kendini sağda veya solda tanımlayanlarımızın büyük çoğunluğu, işkenceye varan zor kullanımını belli gerekçelerle meşru görebiliyor. Bu ülke insanlarının yaklaşık yüz yıldır yaşadığı trajik tarih, “Cumhuriyet”e, “demokrasi”ye geçişler, yeniden geçişler… bu zihniyeti sorgulamayı sağlayacak bir atmosfer aratmaya yetmedi. Her dönemde, özellikle “demokrasi”nin kesintiye

okumak için tıklayınız

Soykırımdan Kurtulanlar Halep Kurtarma Evi Yetimleri – Dicle Akar, Matthias Bjørnlund, Taner Akçam

Elinizdeki kitap Ermeni Soykırımı sırasında hayatta bırakılan Ermeni kadın ve çocukların 1918’den sonra kapatıldıkları evlerden kurtarılmalarını ele alıyor. Milletler Cemiyeti, 1921 yılında bu kadın ve çocukların bulunması ve yeniden hayata kazandırılmaları için Halep Kurtarma Evi’ni kurdu. Kurtarma Evi’ne gelen 1.700 civarında çocuk ve kadının kaydı tutuldu. Hayatta kalmayı başaran bu insanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen her

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 2- Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 / Edward Hallett Carr

Edward Hallett Carr’ın Bolşevik Devrimi’nin “Ekonomik Düzen” başlığını taşıyan bu cildinde devrimin hemen sonrasındaki tarım, sanayi, ticaret, emek ve sendika, dağıtım ve para politikaları inceleniyor. Devrimin ekonomik hayata etkileri, savaş komünizmi, NEP dönemi ve planlamanın ilk adımları 1917-1923 arasının alt kronolojik dönemleri olarak ele alınıyor. Bir krizin, yoğun mücadelelerin, teori ve programla gerçek hayat arasındaki

okumak için tıklayınız

Bulantı – Jean Paul Sartre

Bulantı (La Nausee), Fransız yazar ve filozofu Jean Paul Sartre ‘ın (1905-1980) en önemli yapıtıdır. Felsefe öğretmenliği yaptığı 1938’de yayımlanan Bulantı adlı romanı ile Sartre, daha sonra ilkelerini açıklayacağı ‘Varoluşçuluk’ felsefesinin ilk örneğini vermiş oldu. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçuluğun sözcülüğünü üstlenen Sartre, günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 3 / Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 – Edward Hallett Carr

“Sovyet Rusya ve Dünya” başlıklı bu ciltle birlikte Bolşevik Devrimi tamamlanmış oluyor. Carr yapıtın sonunu, Sovyet tarihinde belli bir dönemin sonuna yerleştirmiştir: 1922-23 kışında rejim yerleşmiş, ilk kez bir güvenlik hissi doğmuş, ekonomik iyileştirme dalgası zirveye ulaşmıştır. Yeni tarım ve çalışma kanunları ile medeni kanun hukuki istikrar vaat etmektedir. Devrim yatışmıştır – Carr bundan sonrasını

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 1 – Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 / Edward Hallett Carr

İngiliz tarihçi E. H. Carr`ın Bolşevik Devrimi (The Bolshevik Revolution 1917-1923) tarih yazımında gerçekleştirilmiş en büyük yapıtlardan biri olma özelliğini sürdürüyor. Konusunda bir klasik haline gelen bu başyapıt, Sovyet tarihi üstüne yapılan başka birçok araştırmaya da esin ve başvuru kaynağı olmuştur. Bolşevik Devrimi`nin bu ilk cildi, Bolşevizm`in doğuşunu ve gelişmesini, 1905 ve 1917 devrimlerini ve

okumak için tıklayınız