Dr. Jekyll ile Bay Hyde – Robert Louis Stevenson “toplumunun ikiyüzlülüğünü yeren ve psikoloji alanında Freud’un kuramlarını haberleyen roman”

Stevenson yinelenen kâbuslarında çifte yaşam sürüyor; gündüzleri saygın bir doktor olarak çalışırken geceleri sokaklarda geziniyordu. Dr. Jekyll ile Bay Hyde işte bu kâbuslardan doğdu. 1886’da yayımlandığında İngiltere ve Amerika’yı kasıp kavuran yapıt, çok sayıda tiyatro ve sinema uyarlamasıyla bir popüler kültür efsanesine dönüşerek günümüze kadar geldi. Victoria döneminin değerlerine uygun olsa da, olay örgüsü günümüzün

okumak için tıklayınız

Olalla – Robert Louis Stevenson “gotik edebiyatın örneklerinden”

Stevenson’ın İspanya’nın ücra bir köşesinde, dağlarda geçen bu tüyler ürpertici öyküsü çürümekte olan aristokrasi ve trajik aşk temalarının yanı sıra vampirlik anıştırmalarıyla dikkat çeker. İlk kez 1885 Noel’inde The Court and Society Review’da bir hayalet öyküsü olarak yayımlanan Olalla, tıpkı Dr. Jekyll ile Bay Hyde gibi Stevenson’ın düşlerinden çıkmıştır. Yazar düşünde gördüklerini geleneksel bir anlatıya

okumak için tıklayınız

Maddi Uygarlık – Dünyanın Zamanı – Fernand Braudel

Dünyanın tam bir tarihi, en atılganların ve hatta en safların cesaretini kıracak noktalara sahiptir. Bu tarih kıyısı olmayan, ne başı ne de sonu olan bir nehir değil midir? Ve bu benzetme bile yetersizdir: dünya tarihi bir nehir değil de, birçok nehirdir. Ne mutlu ki, tarihçiler aşırı bolluktaki malzemeyle boğuşma alışkanlığına sahiptirler. Bunlar tarihi kesimlere ayırarak

okumak için tıklayınız

Gerçek Argümanların Mantığı – Alec Fisher

Gerçek Argümanların Mantığı, argümanları çözümlemek ve değerlendirmek için kendine özgü bir yöntemi açıklamakta, köşe yazılarından klasik metinlere pek çok örnek ele almaktadır. Eleştirel düşünme, her ne kadar temel düzeyde mantık bilgisini gerektiriyor olsa da, bu kitapta, temel mantık eğitimindeki sembolleri ve mantık kurallarını atlayarak doğrudan eleştirel düşünme için gerekli araçlar, gerçek metinler üzerinde kullanılarak kavratılmaktadır.

okumak için tıklayınız

Mansfield Park – Jane Austen “İşte burjuva orta sınıf ailesi”

1814 yılında yayımlanan Mansfield Park için Jane Austen’ın başyapıtı denebilir. Jane Austen’ın bu roman özelindeki anlatım tekniği çetrefildir, dil kâh açılıp genişler kâh kapanıp daralır; bazen semboller ve metaforlar yüklenir; dildeki bu dalgalanmalar anlatılmak istenen olaylarla doğrudan alakalı tabii: burjuva orta sınıf ailesi. Sürekli doldurulmaya çalışılan ama bir türlü dolamayan, hep fire veren bir boşluktur

okumak için tıklayınız

Emma – Jane Austen “en sevdiğim romanım”

Jane Austen 1815’te 39 yaşındayken tamamladığı Emma’nın en sevdiği romanı olduğu söyler. Aşk ve Gurur ve Mansfield Parkı gibi romanların yazarının gözbebeğidir bu kitap. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın gerçek aşkı arayışını anlatan roman, bir yandan insan yaradılışının zayıf yönlerini, bir yandan da XIX. yüzyıl İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini sorgular, inceden inceye

okumak için tıklayınız

Evlilik – Jane Austen “evlilik ve kadının konumlanışını mizaha alan metinler”

Edebiyat tarihinin en sevilen romanlarına imza atan Jane Austen, dört kült romanından derlenen bu metinlerde, 19. yüzyıl İngiltere’sinde evliliğe neden bu denli önem atfedildiği sorusuna yanıtlar arıyor. İronik yaklaşımıyla, İngiliz toplumunun evlilik merakını, ailelerin, soyluların ve evlendirilmek istenen gençlerin bakışından evlilik “müessese”sini ele alıyor. Flörtler, entrikalar arasında dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği en

okumak için tıklayınız

Aşk ve Gurur – Jane Austen

“Aşk ve Gurur ” özgün adıyla Pride and Prejudice Jane Austen’in ikinci romanıdır. 18 Ocak 1813’te yayımlanan roman, 1796-1797 yılları arasında kaleme alınmıştır. 1938, 1952, 1967, 1980 ve 1995 yıllarında yapılan dizilerle birlikte televizyona uyarlanmıştır. İki kez sinema filmi çekilmiştir. Kendi dillerinde isimleri Pride and Prejudice olan bu filmler Türkiye’de Gurur ve Önyargı (film, 1940)

okumak için tıklayınız

Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar – Oscar Wilde

Katı ahlak kurallarının, tabuların egemen olduğu Victoria döneminde kıvrak zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı hayatıyla çağının çok ilerisinde düşünen ve yaşayan yaratıcı bir dâhi olan Wilde, aynı zamanda bir eleştirmen ve estetik kuramcısı. Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar, yazarın sanata, hayata, aşka dair düşüncelerinin yanı sıra gözlemlerine dayalı toplumsal yorumlarının yer aldığı aforizmalardan oluşan

okumak için tıklayınız

Tanrıların Tohumu – Herbert George Wells “Ters giden bilimsel gelişmelerin, kırılgan olan insanlığı nasıl yıkıma sürükleyeceğini anlatan roman”

“Eğer Wells olmasaydı, çağdaş bilimkurgu da olmazdı.” –Kingsley Amis “Geleceğin, insanların hayal ettiği gibi parlak olmayacağını öngören Wells’i okumak, yaptığım en iyi keşiflerden biriydi.” –George Orwell H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası ve Dünyalar Savaşı gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın

okumak için tıklayınız

Deneyin Böylesi – Jordi Sierra i Fabra

Sınavın Böylesi kitabıyla çok sevilen, İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının üretken yazarı Jordi Sierra i Fabra, bu kez fen bilimlerini masaya yatırıyor. Elementlerin büyülü dünyasından yola çıkarak kahramanlarını ve okurlarını bir kez daha soluk soluğa bir maceranın orta yerine bırakıyor. Jorge, Petra ve Max, okulun fen laboratuvarını yerle bir eden bir kazaya yol açmışlardır. Oysa

okumak için tıklayınız

Otizmi Anlamanın Bambaşka Bir Yolu – Barry M. Prizant

Otizm bir hastalık değildir. Otistik çocuklar ve yetişkinler hepimiz gibi gelişim aşamalarından geçerler. Onlara yardım etmek için, onları “düzeltmemiz” gerekmez. Onları doğru anlamamız ve sonra kendimizi, yani inançlarımızı, tutumlarımızı ve eylemlerimizi gözden geçirerek değiştirmemiz gerekir. Dr. Barry Prizant’ın felsefesi budur. 2017 yılında Amerika Otizm Derneği’nin Dr. Temple Grandin Ödülü’nü alan Otizmi Anlamanın Bambaşka Bir Yolu,

okumak için tıklayınız

Beyin Bağırsak Bağlantısı – Emeran Mayer

Beynimiz ile bağırsaklarımız arasındaki bağlantıyı hepimiz deneyimleriz; “doğru geldiği” için aldığımız kararlar, büyük bir toplantı öncesi midemize giren kramplar, stresli olduğumuzda karnımızın guruldaması bu bağlantının göstergeleridir. Bağırsak ile beyin arasındaki diyalog, Ayurvedik ve Çin tıbbı gibi eski tedavi gelenekleri tarafından kabul edilirken, Batı tıbbı beynin, bağırsakların ve bağırsak mikrobiyotasının birbirleriyle iletişim kurma biçimlerinin karmaşıklığını genel

okumak için tıklayınız

Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı – E. Fuller Torrey

Dünyanın her yerinden dinler ve mitolojiler Tanrı’nın ya da tanrıların insanları yarattığını öğretirken ateist, hümanist ve materyalist eleştiri dinin bir insan icadı olduğunu ileri sürerek teolojiyi baş aşağı çevirir. Bu kitapta, E. Fuller Torrey, temel soruya verdiği yanıtla tanrıların kökenini insan beynine yerleştiriyor ve dinî inancın evrimin bir yan ürünü olduğunu ileri sürüyor. İlk olarak

okumak için tıklayınız

Leonardo’nun Beyni – Da Vinci’nin Yaratıcı Dehasını Anlamak – Artful Living

Leonard Shlain bu kitabında sanat, tarih, bilim, tıp, nörobilim, psikoloji ve felsefenin ışığında Leonardo da Vinci’nin hayatını ve zihnini inceliyor ve insanlık tarihinde birbirinden farklı birçok alanın tümünde birden mükemmelliğe bu derece erişebilmiş başka hiç kimse yokken onun bilim, sanat, botanik, mimari ve başka birçok alandaki eşsiz yeteneklerinin geri planına dair bambaşka bir perde aralıyor.

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin Söyleşisi – Zeynep Oral

Yazdan kalma bir günde Nesin Vakfı’nda Aziz Nesin’le Zeynep Oral sohbet ediyor. TV’de yayınlanmak üzere alınan kayıtlar Aziz Nesin’in samimi, sıcak ve “fazla sevimli” göründüğü gerekçesiyle kullanılmamıştır. 1992-93. Aziz Nesin anlatıyor; Genç görünmenin sırları neler? Nesin Vakfı’nın kuruluş amacı neydi? Vakıfta eğitim nasıl oluyor? Yasak var mı? Kurallar neler? Neden serseri olmadığını, kendisini kurtaran üç

okumak için tıklayınız