31 Temmuz 2026

Carl Gustav Jung’un Rüyalar Kitabındaki Rüyaların Anlaşılması

Carl Gustav Jung’un Psikoloji ve Simya çalışmasında yer alan bu rüya dizisi, bilimsel eğitim almış genç bir adamın on ay boyunca kaydettiği 400’den fazla rüyanın bir kesitidir. Bu rüyalar, rastgele olaylar değil; bilinç ve bilinçdışının uzlaşarak “kendilik” (self) etrafında birleştiği bireyleşme (individuation) sürecini ve bu merkezin sembolü olan mandala motifinin adım adım inşasını resmeder. Kitapta

devamını oku

Maskenin İflası: Persona Çöker mi?

Jungiyen psikolojinin en dinamik ve gündelik hayatta en sık takındığımız arketipi şüphesiz ki Persona’dır. Latince “maske” anlamına gelen bu kavram, egonun dış dünyaya karşı giydiği sosyal zırhtır. İş hayatındaki profesyonel kimliğimiz, ailemizdeki “hayırlı evlat” rolümüz ya da dernek ve cemiyetlerde üstlendiğimiz o saygın koordinatör/içerik üreticisi duruşumuz birer personadır. Persona, bizi toplumun vahşi beklentilerinden koruyan ve

devamını oku

Taht Oyunları ve Aynalar: Oidipus ve Elektra Komplekslerinin Psikodinamik Savaşı

İnsan ruhunun derinliklerine inmek, çoğu zaman antik bir trajedinin sahne arkasına geçmek gibidir. Psikodinamik ekolün (özellikle Sigmund Freud ve daha sonra Carl Gustav Jung’un) insan gelişimini anlamak için seçtiği en güçlü metaforlar, güç savaşlarının, arzunun ve ihanetin göbeğinden, yani Yunan mitolojisinden beslenir. Çocuğun erken çocukluk döneminde (fallik evre, 3-6 yaş) ebeveynleriyle kurduğu o tekinsiz, yoğun

devamını oku

Sessizlik, Gölge ve Kimlik Parçalanması: Persona (1966) Filminin Jungiyen Analizi

Persona yalnızca bir film değildir.Ingmar Bergman bu eserle birlikte sinema tarihinin en yoğun psikolojik metinlerinden birini yaratmıştır. Film: üzerine neredeyse rüya benzeri bir deneyim sunar. Jungiyen açıdan bakıldığında ise Persona: personanın çöküşü ve gölgeyle karşılaşmanın dramatik anlatısıdır. Filmin Kısa Yapısı Filmde iki ana figür vardır: Başlangıçta: Ama film ilerledikçe: iki karakter birbirine karışmaya başlar. Kim

devamını oku

Ankara Sürücü Kursu

Ankara, Türkiye’nin kalbi olarak bilinen başkentimiz, dinamik yaşamı ve geniş yollarıyla sürücü adayları için ideal bir şehir. Ehliyet almak, bağımsızlığınızı ve özgürlüğünüzü artıran önemli bir adım. Peki, Ankara’da sürücü kursu seçerken nelere dikkat etmelisiniz? Bu yazıda, sürücü kurslarının öneminden, eğitim sürecine, sınavlara ve Ankara’daki seçeneklere kadar birçok konuyu ele alacağız. Sürücü Kurslarının Önemi Sürücü kursları, sadece ehliyet

devamını oku

Simyayla Bağlantılı Olarak Tekil Rüya Sembolizmi

Jung, Rüyalar kitabının “Simyayla Bağlantılı Olarak Tekil Rüya Sembolizmi” başlıklı IV. Kısmında, modern ve analitik bir zihne sahip bir insanın rüyalarının nasıl kendiliğinden eski çağların simya, mitoloji ve Doğu mistisizmi sembollerini ürettiğini ve bu sembollerin insanı ruhsal bütünlüğe (bireyleşme sürecine) nasıl taşıdığını anlatır,. Bölümün odaklandığı temel konular şunlardır: 1. Bilimsel ve Önyargısız Bir Zihnin Rüyaları

devamını oku

ANKSİYETE ŞİDDETİ, POLİTİK ANKSİYETE VE ANKSİYETE OKURYAZARLIĞI

Anksiyete genel olarak bir şey hakkında endişe, sinirlilik veya huzursuzluk hissi olarak, Türkçede “bunaltı”, “can sıkıntısı” veya “hoş olmayan heyecansal bir endişe hali” olarak tanımlanmaktadır. (Öztürk ve Uluşahin, 2014). Olması yakın olan ya da umulan bir tehdit/tehlikeye karşı yaşanan bir huzursuzluk olarak da açıklanmaktadır. Anksiyete bir tehdit veya tehlikeye yanıt olarak yaşanan fiziksel, zihinsel ve

devamını oku

Algılanan Keyif ve Satın Alma

Keyif kelimesi TDK sözlüğünde aratıldığında 7 farklı anlam çıkmaktadır. Keyif kelimesinin ilk anlamı vücut esenliği ve sağlık olarak verilmiştir. Keyif kelimesinin ikinci anlamı canlılık, tasasızlık ve iç rahatlığı olarak verilmiştir. Keyif kelimesinin üçüncü karşılığı rahat, huzur ve afiyet olarak verilmiştir. Keyif kelimesinin dördüncü karşılığı istek, heves ve zevk olarak verilmiştir. Keyif kelimesinin beşinci karşılığı alkollü

devamını oku

Lamialar: Arzunun, Dehşetin ve Çocuklarını Yutan Bilinçdışının Arketipi

Mitolojinin ve kolektif bilinçdışının en tekinsiz köşelerinde gezindiğimizde, karşımıza hep o tanıdık ama bir o kadar da ürpertici figür çıkar: Üstü büyüleyici bir kadın, altı ise pullu bir yılan olan, karanlığın içinden bizi izleyen Lamia. İlk bakışta Melusine ile bir akrabalığı var gibi görünse de, Lamia’nın öyküsü çok daha karanlık, çok daha yıkıcı ve simyadaki

devamını oku

Melusine ve Eleazar: Suların Derinliklerinden Simyanın Ateşine

Avrupa mitolojisinin en gizemli figürlerinden biri olan deniz kızı/yılan kadın Melusine ile Yahudi mistisizmi ve simya geleneğinin tekinsiz ismi Rabbi Eleazar, ilk bakışta farklı dünyalara ait gibi görünebilir. Ancak Jungiyen psikoloji ve simya felsefesinin o alacakaranlık kuşağında bu iki figür, ruhun en derin katmanlarında gerçekleşen o zorlu dönüşümün, yani Opus Magnum’un (Büyük Yapıt) iki ayrılmaz

devamını oku

Kara Güneşin Gölgesinde: Uyuyan Kralın Uyanışı, Psikopomp Hermes ve Paris’in Seçimi

İnsanlık tarihi boyunca anlatılan tüm mitler, masallar ve rüyalar tek bir coğrafyada vuku bulur: İnsan ruhunun (psyche) karanlık dehlizlerinde. Bilincimizin rasyonel ışığı çekildiğinde, hiyerarşik düzenler çöktüğünde ve ruh simyadaki o en karanlık evreye, nigredo’ya (kara güneş/çürüme) teslim olduğunda, kolektif bilinçdışının kadim arketipleri uyanmaya başlar. Jungiyen perspektiften bakıldığında; Uyuyan Kralın Uyanışı, Psikopomp Hermes ve Paris’in Seçimi,

devamını oku

Sacrificium Intellectus: Akla İhanet mi, Kendini Doğurma Şartı mı?

Rasyonel aklın her şeyi çözebileceğine, dünyayı formüllerle, mantık silsileleriyle ve katı nedensellik bağlarıyla tamamen kontrol altına alabileceğine inandığımız bir çağda yaşıyoruz. Ego, bilinci elinde tuttuğu ve her şeyi sınıflandırdığı sürece kendini güvende hisseder. Ancak insan ruhunun (psyche) derinliklerine doğru bir yolculuğa çıktığımızda, aklın bu tiranlığı en büyük hapishanemize dönüşür. İşte tam bu sınır çizgisinde, teolojinin

devamını oku

Gerçekliğin Labirentinde Kaybolan Bir Kral: The Father Filminin Jungiyen Analizi

Florian Zeller’ın yönettiği ve Anthony Hopkins’in muazzam performansıyla hayat bulan The Father filmi, ilk bakışta demans (bunama) hastalığının yıkıcı etkilerini ve bir babanın zihinsel çöküşünü anlatan trajik bir dram gibi görünür. Ancak filme rasyonel ve tıbbi bir çerçevenin dışından, Jungiyen psikoloji perspektifinden baktığımızda, karşımıza sinematografik bir başyapıta dönüşmüş muazzam bir bireyleşme (individuation) krizi ve ruhsal

devamını oku

Ruhun Görünmez Kılavuzu: Jungiyen Psikolojide Psikopomp ve Gündelik Hayattaki İzleri

Gecenin bir yarısı, hayatınızın en sıkışmış, en belirsiz dönemlerinden birinde uykuya daldığınızı düşünün. Rasyonel zihniniz gündüz boyunca formüller üretmiş, listeler yapmış ama o içsel tıkanıklığı, o yoğun anksiyeteyi bir türlü çözememiştir. Derken bir rüya görürsünüz: Loş, sisli, nereye çıktığı belli olmayan bir sokaktasınızdır. Yanınızda hiç tanımadığınız, yüzünü tam seçemediğiniz ama size tuhaf bir güven veren

devamını oku

Anima Mundi ve Rüyalar

Rüya analizinde ve Jung’un simyayla bağlantılı sembolizminde “anima mundi” (dünya-ruhu) kavramı, doğrudan merkezi “kendilik” (self) olan ortak (kolektif) bilinçdışına denk düşmektedir. Kaynaklara göre, rüyalarda ortaya çıkan bazı kozmik ve geometrik motifler anima mundi düşüncesiyle birebir örtüşür ve şu şekillerde karşımıza çıkar: Özetle; rüyalarda deneyimlenen ve insan psikesinin sınırlarını aşan o kapsayıcı merkez (kendilik), eski simyacıların

devamını oku

Simya ve rüyalar arasındaki ilişki

Carl Gustav Jung’a göre rüyalar ve simya (alkemi) arasındaki ilişki, simyanın salt kimyasal bir madde arayışından ziyade insan ruhunun karanlıktan aydınlığa kavuşmasını (bireyleşme sürecini) anlatan sembolik bir projeksiyon (yansıtma) olmasından kaynaklanır. Jung, tarih, mitoloji veya simya hakkında hiçbir eğitimi olmayan pozitif bilimlerle yetişmiş modern insanların bile rüyalarında eski simya sembollerini kendiliğinden ürettiklerini kanıtlamıştır. Bu durum,

devamını oku

Çölün Ortasında Bir Kozmik Hesaplaşma: Flaubert, Ermiş Antonius ve Şeytan

Gustave Flaubert denince akla genellikle taşra can sıkıntısının, burjuva ikiyüzlülüğünün ve realizmin zirvesi olan Madame Bovary gelir. Ancak Flaubert’in hayatı boyunca adeta bir saplantı halinde tekrar tekrar yazdığı, onun en mahrem, en lirik ve en vahşi eseri bambaşkadır: Ermiş Antonius’un Baştan Çıkarılışı (La Tentation de Saint Antoine). Mısırlı bir çileci olan Antonius’un bir gecelik kabusunu

devamını oku

Çölde Gelen Rüyalar: Aziz Antonius’un Mısır’daki Ruhsal Mücadelesi

Hristiyan mistisizmi tarihinde bazı figürler yalnızca inançlarıyla değil, iç dünyalarıyla verdikleri mücadeleyle de hatırlanır. Bunlardan biri Anthony the Great, yani “Çölün Aziz Antonius”udur. Onun hikâyesi aslında insan zihninin karanlık bölgelerine yapılan erken bir yolculuktur. Neden Çöle Gitti? Aziz Antonius genç yaşta: Amacı: Tanrı’ya yaklaşmak ve ruhunu arındırmaktı. Fakat çölde onu bekleyen şey sessizlik değil, yoğun

devamını oku

Balçık, Kelimeler ve Kabuslar: Gustav Meyrink’in Golem’inde Kimlik Parçalanması

Edebiyat tarihi, insan elinden çıkıp yaratıcısına başkaldıran canavarlarla doludur. Ancak hiçbiri Gustav Meyrink’in 1915 yılında yayımlanan başyapıtı Golem (Der Golem) kadar tekinsiz, psikolojik olarak parça parça edici ve mistik bir derinliğe sahip değildir. Meyrink, Prag’ın dar, loş ve rutubetli Yahudi gettosunun sokaklarını sadece bir mekan olarak kullanmaz; orayı insan bilincinin, bastırılmış korkularının ve kolektif hafızanın

devamını oku

İnsana Kılavuzluk Eden Anima Mundi

J. T. Bey’in “İnsana Kılavuzluk Eden Anima Mundi” gravürü, hermetik ve ezoterik gelenekte çok katmanlı semboller taşıyan bir imge olarak okunabilir. Özellikle: temalarını bir araya getirir. “Anima Mundi” kavramı Latince’de: “Dünya Ruhu”anlamına gelir. Bu fikir köken olarak: gibi geleneklere dayanır. Anima Mundi Nedir? Anima Mundi düşüncesine göre: evren cansız bir mekanizma değil,yaşayan ruhsal bir bütündür.

devamını oku