İnsan ruhunun haritası – Murat Özer

Ernest Hemingway?in yaşarken yayımlanan son romanı Yaşlı Adam ve Deniz?in John Sturges imzalı beyazperde uyarlaması Spencer Tracy?nin mükemmel performansıyla da değerleniyor.

Ne yalan söyleyelim, Ernest Hemingway?in Yaşlı Adam ve Deniz?ini (The Old Man and the Sea), geçen haftalarda gösterime giren, bizi Robert Redford?la uzun ve kıyıcı bir yolculuğa çıkaran, ?direniş?in hasını yaşatan Sona Doğru (All Is Lost) aklımıza düşürdü. İki hikâye arasındaki koşutluk gözden kaçacak gibi değildi doğrusu. Filmde Robert Redford tarafından canlandırılan ?Adamımız? (Our Man), tıpkı Hemingway?in eserindeki Santiago gibi direniyordu, hem alıp başını gitmiş yaşına hem de doğanın büyüleyici gücüne karşı. Direnmek her zaman olumlu sonuç vermese de her ikisinin direnişi onları daha da insanlaştırıyor, ilerlemiş yaşlarına karşın saygıyla yeni şeyler öğreniyorlardı.

Ernest Hemingway?in hayattayken yayımlanan son romanı Yaşlı Adam ve Deniz. 1951?de Küba?da yazdığı, 1952?de yayımlanan bu ?küçük? romanında, hayatın ve insanoğlunun acımasızlığına direnemeyen ama doğayla yaptığı mücadeleyle direnişin hasını sergileyen ihtiyar balıkçı Santiago?nun serüveni anlatılıyor.

Küçük bir çocuk dışında balıkçı köyündeki kimsenin dikkatini çekmeyen, kimse tarafından saygı gösterilmeyen, ?ışıltılı? yıllarını çoktan geride bırakmış ihtiyar balıkçı Santiago?nun, seksen dört günlük balık tutamama lanetini aşma azmini okuyoruz romanda. Çocuk kendisine bakmasa çoktan ölüp gidecek bu adam, nasır tutmuş elleri ve iyice yıpranmış bedenine karşın, gözlerindeki pırıltıyla hayata tutunmaya çalışıyor. ?Horgörü?ye karşılık ?hoşgörü?ye sahip, uzun yıllar boyunca biriktirdiği deneyimlerin ışığında.

Hemingway?in metninin ilk bölümünde, ihtiyar balıkçının köydeki yaşamına kısaca göz atıyor, çocukla ilişkisinin derinliklerine dalıyoruz. Bir dönem onun kayığında çalışan ama balık tutamadığı için ailesi tarafından başka bir kayığa verilen çocuğun Santiago?ya olan sevgi ve saygısının sınırsızlığına şahit oluyoruz. Yeniden buluşacak ikilinin sarsılmaz bağının öne çıktığı bu kısa bölüm, ?ihtiyar adam ve çocuk? şeklinde gelişiyor.

Ama asıl mesele, Santiago?nun denize açılmasıyla kendini gösteriyor. Küçük kayığıyla tek başına denize açılan ve lanetten kurtulacağına inanan ihtiyar balıkçı, vücudunun tamamını sonuna kadar zorlayacağı bir serüvene atıldığının farkında değil yine de. Oltasına takılan devasa bir kılıçbalığı, onun direnişinin simgesi haline dönüşürken, öte yandan da tam bir arınmayla yüzleştiriyor onu. Günlerce süren bu ?av?, kılıçbalığıyla Santiago arasında bir bağ da oluşturuyor. Balıkla konuşuyor ihtiyar balıkçı, ona yalvarıyor, onu cümleleriyle yönlendirmeye çalışıyor ve en nihayetinde de ondan af diliyor. Aralarındaki iletişimin tek taraflı olduğunu düşünebilirsiniz ama kılıçbalığının da kendi meşrebince ?cevaplar? verdiğini hissediyoruz. Santiago, balığı yakalayarak onur savaşından galip çıkacağını düşünüyor başlarda ama zaman geçtikçe ve hem ruh hem de beden yıprandıkça farklı bir yöne akıyor onun serüveni. Evet, yakalıyor balığı yakalamasına, bağlıyor kayığının yanına ama mücadelenin henüz başladığını o noktada fark ediyor. Köpekbalıklarının saldırısı, her şeyi yerle bir ediyor, ihtiyar balıkçının umudunu törpülüyor, hiçleştiriyor giderek.

Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz?le son büyük eserini verirken, insanlığı her açıdan sorgulayan bir yapı kuruyor. Santiago?nun özelinde gelgitler sunuyor insanın doğasına ve bunlardan hareketle onun özüne doğru bir yolculuğa çıkmayı başarıyor. İhtiyar balıkçının, günlerce çabalayıp yakaladığı kılıçbalığının köpekbalıkları tarafından hiç edilmesi, yüzeyden bakıldığında bir yenilgi olarak görünse de Santiago?nun tartışılmayacak bir galibiyet aldığı kesin. Günlük zaferlerin geçip gittiğini idrak etmiş bir karakter o, tıpkı uzun yıllar önce yaptığı bilek güreşinde şampiyon ilan edilmesi gibi bu da unutulacak. Her güne yeni bir umut olarak bakan Santiago, vücudunu hırpalamasına karşın ruhunu besleyen bu serüveni de arkasında bırakacak, yeni günlerde çocukla birlikte bir kez daha umuda doğru yelken açacak. İnsan olmak için direndiğinden daha fazla insan kalmak için direnen adamımız, bunu başarmış olmanın huzuruyla yastığa (yataktaki gazetelerin üzerine) başını koyarken, bize de unutamayacağımız (unutmamamız gereken) bir ders veriyor…

Spencer Tracy?nin Santiago?su
Ernest Hemingway?in romanını yayımlanışının üzerinden altı yıl geçtikten sonra sinemalaştıran Hollywood, yönetmen koltuğunda John Sturges?ın oturduğu bu projede aslan payını başroldeki Spencer Tracy?nin kapmasına izin veriyor. Tracy, kendisine Oscar adaylığı getiren Santiago rolüyle Hemingway?in metnine bağlı bir kompozisyon çalışması içine giriyor. Anlatıcı olarak da Tracy?nin sesini duyduğumuz film, aktörün karakteri benimsemiş/inanmış olmasından epeyce besleniyor. Spencer Tracy?nin fiziksel olarak da hırpalanmasına vesile olan yapım, onun Santiago?nun gelgitlerini ete kemiğe büründüren becerikli hamlelerinden de fazlasıyla yararlanıyor. Büyük oranda tek kişinin sürüklediği bir hikâye olan Yaşlı Adam ve Deniz?in beyazperdede başarıya ulaşması için en azından o dönemde başka bir aktörün devreye girmemiş olması iyi olmuş bize sorarsanız.

Metnin filmle kurduğu ilişkiye baktığımızdaysa, neredeyse aynıyla yedinci sanata aktarıldığını görüyoruz ki bu durumun çoğunlukla başarıyla sonuçlanmadığı bir gerçek. Ancak, burada işler yolunda gidiyor ve Hemingway?i ?okuyarak? takip ettiğimiz film, bu anlamda da örnek teşkil edecek bir yeterliliğe ulaşıyor. Fark edilmesi son derece zor minik dokunuşlar var, örneğin ihtiyar balıkçının avladığı bir yunusu kayığa çekmesi gibi. Kitapta var olan bu ayrıntı, filmde karşılığını bulmuyor ama herhangi bir kayba yol açtığını söyleyemeyiz.

Spencer Tracy dışında James Wong Howe?un da görüntüleriyle Oscar?a aday olduğu İhtiyar Adam ve Deniz (Türkiye sinemalarında bu isimle gösterildi), Dimitri Tiomkin?in müzik çalışmasıyla Oscar?ı kucaklamayı başarmıştı. 1959?da Küba?daki devrimin önemli isimlerinden olan, daha sonra Fidel Castro?yla anlaşmazlığa düşen ekonomist Felipe Pazos?un aynı isimli oğluysa, beyazperdedeki tek performansıyla Spencer Tracy?ye eşlik etme konusunda problem yaşamıyor filmde. Hikâyede önemli bir işleve sahip olan ?çocuk?, onun küçük bedeninde doğru bir biçimde hayat buluyor.

Başa dönersek, genç yönetmen J.C. Chandor?un Robert Redford?lu Sona Doğru?da yapmaya çalıştığı ve büyük oranda da başardığını, 20. yüzyılın ortalarında kaleme aldığı Yaşlı Adam ve Deniz?le ziyadesiyle yapan Hemingway, insan ruhunun haritasını çıkardığı metniyle çağlar boyunca yıkılmadan kalacağını bir kez daha gösteriyor bizlere. İhtiyar balıkçı Santiago da direnişin sembolü kimliğiyle hafızalardaki yerini aldı, alıyor, alacak…

Murat Özer
http://kitap.radikal.com.tr/, 03.12.2013

YAŞLI ADAM VE DENİZ
Ernest Hemingway
Çeviren: Orhan Azizoğlu
Bilgi Yayınevi
2013 (56. baskı)
132 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Gezi?de mutluluğun resmini yapanlar – Haluk Kalafat

Müge İplikçi?nin kitabını değerli kılan birçok şey var ama beni en çok söyleşi tarzının samimiyeti etkiledi. Gezi ruhuna uygun bir...

Kapat