Kendi Hayatımızın Efendisi Olmak Ya da Olmamak? Canan Koçak

?Kendimize, Nazizme boyun eğmeye mecbur olup olmadığımız sorusunu sormak zorundaydık?? (H.Kirk)
Hans Kırk, 9 Nisan 1940?ta Almanya?nın Danimarka?yı işgalinden sonra Gestapo tarafından tutuklanan ilk aydınlardan biridir. Kuşkusuz Nazilerin Avrupa?yı işgali ile başlayan süreç, ?Köle? romanının asıl yazılma sebebini oluşturur.
Danimarka?nın Nazilere karşı verdiği savaşı kalemiyle destekleyen Kirk?ın, dört duvar arasında, 17.yy. sonlarında gerçekleşen gerçek bir olaydan yola çıkarak yazdığı müsveddeleri, hapishaneden kaçışı esnasında Nazilerce yakılmış olsa da, savaşmaktan asla vazgeçmez ve romanı baştan bir daha yazar. Kirk, bir İspanyol hazine gemisinin başına gelen olayları öğrenişinin tamamen tesadüfen olduğunu söylemiştir. Romanın tarihi konusunu oluşturan olayı, bir Amerikan gazetesinde görerek, derin araştırmalar sonunda ?köle?yi yazmaya karar vermiştir. Dönemin gazete yazarlarından biri roman için, ?eğer Almanlar tüm müsveddeyi yakmasalardı, Danimarka direniş hareketinin en etkili dokümanı ve direniş mücadelesinin en güçlü yazınsal ateşleyicisi olabilirdi? demiştir. İşgal edilen Kızılderili topraklarının, köleliğin ve başkaldırının, sınıfsal çözümlemelerle ince ince anlatıldığı ?Köle? romanı, Danimarka klasik edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.
?İki tür insan vardır: her şeye sahip olanlar ve gırtlaklarına kadar borca batmış olanlar. Ve sen hangi tarafa ait olmayı istediğini belirlemek zorundasın.?
Ülkesine dönüp hayatını yaşamak isteyen eski asker Juan Gomez?e, arkadaşı köle başı Papilla, fikrinin saçmalığını ispat etmek için bu sözleri söyler. Oysa Yeni Dünya?ya geldiğinden beri kölebaşılık yapıp, çalışanlara kırbaç vurmak, Papilla?ya göre kölelik değil, tanrının ona bahşettiği bir nimettir. Juan?a göre, bir el bıçak savurmaktan başka işler de yapmalıdır ve eninde sonunda bıçak olmaktan usanılır. Amacı, bu esaretten kurtularak, ülkesi İspanyada özgürce yaşamaktır.Yeni dünya?yı, beş yüz tonluk bir kalyonla San Salvador?la, işgalci altın avcıları ile birlikte terk eder.
San Salvador kalyonu yani başka bir deyişle altın yüklü hazine gemisi, İspanyol ve Portekizli denizciler, zenci köleler ve bir düzine İspanyol topçusundan oluşan doksan iki kişilik mürettebatı ile yeni dünyadan İspanya?ya hareket eder. Gemi, merkezi Barcelona?da bulunan ve amacı yeni dünyada ticaret yapmak olan bir denizcilik şirketine aittir. San Salvador?un yolcuları arasında bu doksan iki kişi dışında, ülkenin sayılı zenginleri ve yöneticileri de vardır.
Siz köle olmak üzere yetiştirilmişsiniz; asla efendi olamayacaksınız. Siz zenginlerin koyunlarına göz kulak olan bir çoban sürüsünden başka nesiniz ki?…
Ve biri çıkıp da meselenin temelde mülkiyet hakkıyla ilgili olup olmadığını sormaya kalkarsa, şöyle cevap verin diye öğrettiler size: Bu tanrının iradesi ve hiç kimse Tanrı?ya karşı çıkamaz.(sh.76)

Ve bir gün San Salvador gemisinde ki sayılı zengin yolculardan Dona Inez?in başka birine hediye etmek üzere aldığı Kızılderili kölesi kendisine verilen emirlere itaat etmez. Kölenin isyanı sadece ?sahibine? değil, ailesini yok eden, topraklarını işgal eden herkesedir. Kızılderili köle, köleliğe devam etmesi için, yediği kırbaç darbelerine aldırmaksızın, esaretini sonlandırmak üzere korkusuzca harekete geçer. Bu hareket, kendisi gibi binlerce kölenin, özgürlük çığlığının bir simgesi olur.
Bizim gibi binlerce insan gelecek dünyaya; aynı sorunlarla boğuşacaklar ve tembel beyinleriyle uyuyan kalpleri bir gün belki şu Kızılderili köle kadar nefret etmeyi öğrenecek. Özgürlüğümüzü bizden alanlardan nefret etmeyi ve kendimizi kendi hayatlarımızın efendisi yapmayı?(sh.186)
Eşitsizliğin, sömürünün yani esaretin olduğu her yerde, mutlaka ezilenler yani köleler olacaktır. Elbette geçmişten bugüne köleliğin şekil değiştirerek, hala devam ettiği bir gerçek. İnsanların başkalarına boyun eğmeye mecbur kalmadıkları, her türlü esaretin son bulacağı vakit, kuşkusuz romanda söylendiği gibi ?kendimizi kendi hayatımızın efendisi yapmayı öğrendiğimiz vakittir.?

Makalenin Yazarı: Canan Koçak

Yazarın Yazıları

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Kapital’in Formülleri: Kapital, Kriz ve Çözüm – Suat Kamil Aksoy

Elimizdeki 80s (değişmeyen sermaye) + 10d (değişen sermaye) + 10a (artı-değer) formülünün bütün orantılarını koruduğumuz durumda sermayenin mantığı açısından 10a...

Kapat