Etiket: Kapitalizm
Neil Faulkner: Canavarın kara yüreği hep aynı: Kâr peşinde koşma.
Canavar Dünyayı değiştirmek için onu anlamalıyız. Canavarı öldürmek için onun doğasını bilmeliyiz. Bugünün kapitalizmi, Marx’ın 19. yüzyılın ortasında ya da Lenin’in 20. yüzyılın başında analiz ettiği sistemden farklıdır.
okumak için tıklayınızDavid Harvey: İşçiler kendilerini emekçi sınıfının bir parçası olarak görmüyorlar
Kapitalizmin modern kent hayatının tüm alanlarına müdahil olduğu bu çağda, anti-kapitalist olmak mümkün müdür? Bence anti- kapitalist olmak tamamen mümkün, bu kapitalizmin dışında yaşamak anlamına gelmiyor. Yani bu bir iç kritik. Ve tekrar düşünüyorum Marksist analizin verdiği gücün bir bölümü günlük yaşamda olup biten hakkında bu iç kritiği yapmaya olanak sağlayan araçları vermesinden kaynaklanıyor bana
okumak için tıklayınızKapitalizmde Çıkar, Arzu ve Harekete Geçirme
ESİR ALMAK, bedenleri başkasının hizmetinde hareket ettirmeyi varsayar. Dolayısıyla harekete geçirme esir almanın kurucu endişesidir. Zira nihayetinde, insanların aslen kendilerine ait olmayan bir arzuyu gerçekleştirmek uğruna eyleme geçmeyi “kabul etmeleri” gayet tuhaf bir durumdur. “Başkaları hesabına harekete geçme”yi bu denli büyük ölçekte yaratabilmek için gereken muazzam toplumsal emeği gözlerden gizleyebilecek tek şey, alışkanlığın gücü, yani
okumak için tıklayınızGönüllü Kölelik Diye Bir Şey Yoktur
“PARA” DENEN arzu nesnesine olan bağımlılık, ücretli hizmetin zemini, bütün iş sözleşmelerinin artdüşüncesi, hem işverenin hem de çalışanın farkında olduğu tehdidin temelidir. Kapitalist yapılar işverenleri yegâne para tedarikçisi durumuna getirmiştir. Ücretli emekçilerin bedenlerini “hizmete” koşma işi, conatus-arzu’nun para denen nesneye sabitlenmesinden alır gücünü. Şayet tahakkümün ilk anlamı, bir failin kendi arzu nesnesine ulaşmak için başka
okumak için tıklayınızKapitalist toplum, bencil dünyalardan oluşan anarşik bir galaksidir.
BİR DEĞER İLİŞKİSİ OLARAK SINIF I Yabancılaşma sadece iktisadi bir olgu değildir. Belirttiğimiz gibi, üretim araçlarında ortaya çıkan işçinin dört farklı yabancılaşması, yaşamının bütün alanlarında yansımasını bulur. Marx “din, aile, devlet, hukuk, ahlak, bilim ve sanat”ın her birinin, özel mülkiyet yasasının düzenlediği “özgün üretim tarzları” olduklarını söyler.576
okumak için tıklayınızKapitalizmde Sanat Türlerinde Eşitsiz Gelişme
KAPİTALİZM DÖNEMİNDE SANAT TÜRLERİNİN EŞİTSiZ GELİŞMESİ Kapitalizmin zaferiyle doruk noktasına ulaşacak şekilde, burjuvaca ilişkilerin, feodal toplumun anabağrında ortaya çıkıp oluşması, sanat türleri arasındaki ilinti ve karşılıklı etkileşmelerde de değişimlere yol açmıştır. Daha Rönesans’ta, bu sürecin hangi doğrultuda gelişeceği belli olmakla birlikte, ancak onu izleyen il{i üç yüzyıl içinde bu süreç tam olarak ortaya çıkmıştır.
okumak için tıklayınız“Akıl akıldışı olur” Hegel
Kapitalist sınıfın akılcı (rasyonel) bir dünya görüşünü savunduğu dönem, bulanık bir anı oldu. Kapitalizmin ihtiyarlığa özgü çürüme çağında, eski süreçler tersine döner. Hegel’in sözlerindeki gibi, “akıl akıldışı olur.” Sanayileşmiş ülkelerde “resmi” dinin ayakta öldüğü doğrudur. Kiliseler bomboştur ve giderek daha çok kriz içine girmektedirler. Bunun yerine, mistisizmin ve her türden hurafenin palazlanması eşliğinde, garip dinsel
okumak için tıklayınızPerspektifi ve paradigmayı değiştirme zamanı – Fikret Başkaya
İnsanlığın yüz yüze geldiği sorunların kaynağında, Karl Polanyi’ nin “Büyük Dönüşüm” (1) dediği yatıyor. Başka türlü söylersek, Marx’ın tahlilini yaptığı ve ipliğini pazara çıkardığı kapitalist üretim tarzı yatıyor. Şimdilerde burjuva uygarlığı insanlığı ve uygarlığı yeni bir eşiğe taşımış bulunuyor. Ortaya çıkan bu durum artık sürdürülebilir değil. Tüm emareler ve göstergeler tam bir sürdürülemezlik tablosunun ortaya
okumak için tıklayınızReklamlar ve çocuklar; 1950’ler
Reklamlarıyla en çok çocuk tüketicileri hedef alan kapitalizm, çocukları reklam malzemesi olarak kullanmaktan da geri durmadı. Bu foto galeride çocuklar için son derece zararlı olan kolalı içecekler, sigara ve bira gibi ürünlerin reklamlarında çocukların nasıl kullanıldığını derledik. 1950’lerdeyiz…
okumak için tıklayınızKapitalizm, Arzu ve Kölelik (Marx ve Spinoza’nın İşbirliği) – Frederic Lordon
İktisatçı Frédéric Lordon, kapitalizm eleştirisinin en canalıcı sorusunu tekrar soruyor: Ücretli emekçiler, her şeye rağmen, neden kapitalizme boyun eğiyorlar, neden başkalarının “efendi-arzusuna” tabi oluyorlar? Klasik “tahakküm” ve “rıza” yanıtlarını tatmin edici bulmayan yazar, açıklama olarak, Marksist siyasal iktisat ile Spinozacı “duygu antropolojisini” birleştirerek oluşturduğu etki gücü yüksek alaşımı öneriyor. Marx ve Spinoza’yı neden etkileşime soktuğunu
okumak için tıklayınızKapitalist Toplumda Sanatçının İşi – Karl Marx
BİR Üretken emek burada kapitalist üretim bakımından tanımlanıyor, ve Adam Smith burada konunun en canalıcı noktasına dokunuyor. Onun en büyük bilimsel artamlarından biri budur (Malthus’un doğru olarak gözlediği gibi, üretken olan ve olmayan emek arasındaki bu ince fark, bütün burjuva ekonomi politiğinin temeli olarak kalır): Adam Smith, üretken emeği sermaye ile doğrudan doğruya değişilen emek
okumak için tıklayınızKapitalizm (Günümüz Üretim İlişkilerini Anlamak İçin Çizgibilim) – Dan Cryan, Piero, Sharron Shatil
Tarih, felsefe ve politika alanında şimdiye dek ortaya konulan en büyük, en başarılı ama en tartışmalı düşüncelerden biri. Kapitalizm artık yeryüzüne hükmediyor; yasalardan, savaşlar ve hükümetlerden insanlararası ilişkilere dek her şeyi etkiliyor. Bu kitap kapitalizmin acımasız yükselişinin, yenilenme ve girişimin yanı sıra kavga ve mücadele düzlemindeki evriminin hikâyesini anlatıyor.
okumak için tıklayınızKapitalizm ve Psikoloji – Okan Yolcu
İnsanın tarihsel sürecine baktığımız zaman doğayla uyumlu, yaşadığı toplumun önceliğini kendi önceliğinden üstün tutan (ilkel komünist toplum) sosyal, huzurlu bir varlık görürüz. Ama Yaklaşık olarak 3 milyon yıllık insanlık tarihinin son 6000 yılında bir değişiklik olmuş ? biz ? yerine ? ben ? ön plana çıkmıştır. Bu durum ? psikolojik ? bir dövüşün sonunda birinin
okumak için tıklayınızÜretken Emeğin Kalkış Noktasına Göre Başka Başka Görünüşü ve Varoluşu – Suat Kamil Aksoy
Sermaye ilkesi ile üretimin, kendisini önceleyen ?artı-değer? üretimlerine göre, emeği daha üretken kılmakta, kuşkusuz önemli üstünlükleri var. Biz şu an ilgimizi çekmediği için sermaye ilkesinin üstünlüklerini henüz ele almıyoruz. Ayrıca değer ve artı-değerin kendisini üretimin içinde değil de ancak dolaylı olarak gösterebildiği köleci, feodal, komünal üretimlerin özgünlükleriyle de ilgilenmiyoruz. Sermaye ilkesinin üretkenliği geliştirme konusunda bazı
okumak için tıklayınızSoğuk Savaş Denkleminin İçinde Aklını Kaybeden Bilim ? Suat Kamil Aksoy
Soğuk savaşı insanlık tarihinin özel bir dönemi olarak kavrayabileceğimiz gibi sınıf savaşımının bir dolayımı olarak da görebiliriz. Yaşadığımız toplumun birbirine karşıt çıkarlarla tanımlı iki sınıfı arasındaki çatışma nesnel bir olgudur. Biz bu açıdan soğuk savaş kavramını geniş bir anlamda kullanacağız ve 1848 devrimlerini öncelediğini kabul edeceğiz. Burjuvazi ve proletarya arasındaki çatışma da öyle hayali bir
okumak için tıklayınızDeğer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar – Suat Kamil Aksoy
Bu yazı değer yasası ve meta üretimi konularındaki iddialarımıza eleştirel tutum takınan herkese bir cevap içerecek şekilde mektup olarak kurgulandı. Eleştirileriyle konuyu tartışanlar uygun buldukları durumda burada kendi isim ve fikirleriyle yer alacaklardır. Bu hakkı kullanmayı kendilerine bırakarak mektubumuza başlıyoruz. Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar Merhaba, yaptığınız değerlendirmede benim ifadelerime ilişkin bazı yanlış anlamalar var.
okumak için tıklayınızKapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey – Ha-Joon Chang
Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey’de Ha-Joon Chang dünya ekonomisinin işleyişine ilişkin mitleri büyük bir ustalıkla yıkıyor. Çamaşır makinesinin dünyayı internetten daha çok değiştirdiğini, aslında sanayi sonrası çağda yaşamakta olmadığımızı, zenginleri daha da zenginleştirmenin yoksulları daha da yoksullaştırdığını ve aslında serbest piyasa diye bir şey olmadığını ikna edici ve çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Serbest
okumak için tıklayınız