Uludere – Tahir Ürper

Uzun gecelerin meskenidir Uludere. Yalnızlığı boldur. Düşler kendini bırakır sessizce insan ovasına. Onun içindir ki dengbêjleri çoktur. Her şeyin üstüne stranları vardır. Saatlerce üzüm bağları üstüne stran dinlediğimi hatırlarım mesela. Hele ki yaralı aşıkların üstüne söylenen şarkılar, başka diyarlara dağılan umutlara dair kılamlar çok söylenir.

Herkes Uludere?de bir gece kalmalı, gökyüzüne doğru gözü açık bir şekilde uzanmalı kavak ağaçlarının hışırtıları arasında. Hele bir de yaz mevsimi ise, yıldızların inanılmaz dansına bırakmalı kendini. Sanırsınız ki govende tutuşmuşlardır, sanırsınız ki yüreğinize sımsıcak mutlulukları sağaltmışlardır.

Yıldızlarla el ele tutuşmak isteğini 35 fidan da düşünmüştü. Hatta o fidanlar el ele tutuşmuşlardı yıldızların şahitliğinde. Apaçıktı gece, kandırılmaya müsait, çığlıklara gebe, ölüme! Büyüklerinden öğrenmişlerdi katırların altına girmeleri, hani gökyüzünde bir ses duyduklarında küçücük bedenlerini saklamaları için. Saklayamadılar, katırlar paramparça dağılırken gecenin koynuna, dağların sessizliğine?

El ele tutuşan çocuklar, belki de yıldızların sarhoşluğuna kaptırmışlardı kendilerini, belki de umudu haykırıyorlardı dağılmış memleketinin insanlarına, belki de ?Hey tayyare! Bizi vurma, biz daha çocuğuz, biz daha on ikisindeyiz, biz on beşindeyiz, biz daha yirmisindeyiz, hayallerimiz var. Bizi bekleyen elleri kınalılar var!? Dinlemedi tayyareler, sağırdılar, kördüler? Bıraktılar bombalarını küçük bedenlerin üstüne, düşle yoğrulmuş gözlerin üstüne.

Uludere?de geceleyin bir araya gelenler genellikle stran söylemeden durmazlar. El ele tutuşan o fidanlar belki de stran söylüyorlardı gecenin ayazında. Gökyüzünden yağan tonlarca ağırlığa dayanamadılar, paramparça oldular stranları, narin elleri.

Sonra köy, çığlıklarla yankılandı. Gecenin karanlığı parçalandı.

Ülke duymadı?

Bir köy ağlıyordu, haykırıyordu:

?Bunlar çocuk, bakın el ele tutuşmuşlar, görmüyor musunuz??

Ülke sessiz?

?Bunlar sevdalı, elleri kınalı sevdalıları var, ne yapacaklar şimdi!?

Ülke kör?

Yalnızlık hiç bu kadar acıtmamıştı.

?Hey te koreyê diyê, ez nizanim xema kîge higrim!? (Kör olası annen, hangisinin yasını tutsun!?)*

Yüreğime artık gözyaşı bırakamıyorum? Cemidîn, cemidîn, cemidîn?
(Dondular, dondular, dondular)

*cenaze sahibi yaşlı bir kadının söyledikleri.

Tahir Ürper

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
“Yaşam, daha başında kaybedilmiş bir savaştır.” (*) – Canan Koçak

(*) "Yaşam, daha başında kaybedilmiş bir savaştır." Franz Kafka 1883?te Prag?da başlayıp, 1924?te Viyana?nın Sanatoryum hastanesinde sonlanan bir hayat onunkisi....

Kapat