Usain Bolt bize neyi gösterdi?

İnsan Sonrası bizi kim ve ne olma aşamasında olduğumuza dair düşünmeye davet ediyor.

Baştan anlaşalım… Öyle Eğitim Sen boykotu nedeniyle okula göndermediğimiz çocuklarla evde oturup okunacak bir kitap değil sözünü ettiğimiz. Rosi Braidotti’nin imzasını taşıyor, arkasına da biyogenetikten antropolojiye, insan bedeninden piyasa ekonomisine, Deleuze’den Donna Haraway’e uzanan bir literatürü almış. Mesele çocuk değil diyenlere, çocuğum bir sus diyenlere ve susup okumaya devam edenlere meselenin bugün artık ne olduğunu anlatıyor İnsan Sonrası. Adı bu.

Yaşam-ölüm sürekliliği, “türün devamı” başlığı altında toplanabilecek sorular, biyopolitika, günümüzün savaşları, insan olmanın ağırlığı, insansız makineler karşısındaki acizlik, bilginin piyasa değeri, piyasanın tahribatı, rasyonalitenin bakışı, bakışımızın sınırları dolaşıyor sayfaların arasında.

Mevcut durumu birbirine sıkı sıkıya bağlı halde hepimizi çevreleyecek biçimde ören yapı; tükenmez bir şiddet, tahripkâr bir refleks, görmediğimiz savaşların yok ettiği biraradalık, genetiği değişmiş bir varoluş biçimi, piyasaya işgücü yetiştiren üniversiteler, ezeli korkularımıza eklemlenmiş gelecek korkuları, küresel açlık, teknolojik virüslerin yarattığı/dayattığı besinler, göçmenlerin kaçtığı piyasanın göz diktiği topraklar, insansız hava araçlarıyla insandan silahlar, yok edilen yaşam biçimlerinin yerine koyulan yeni ölme biçimleri… Hangi zamanın distopik yorumu bunlar!

İnsanın günümüzde vardığı yere bakıp da söyleyebileceği tek kelimenin hüsran olması, içine sıkışıp kaldığımız bilgiyi değersizleştirmemek ve değişebilmek için yeni toplumsal özneler yaratmak zorunda olduğumuzu gösteriyor. Braidotti’nin dediği gibi, “kendimiz üzerine farklı bir biçimde düşünmeyi öğrenmemiz” gerekiyor.

“Bilen özne”yi dile getiriyor Braidotti kitabında. Kendimizi korkunun ellerinden kurtaracağımız, ideolojilerin sekterliğinden uzaklaşan, Avrupamerkezci bir aklın kıskacından sıyrılan insan sonrası bir hümanizme ilerlemekten söz ediyor. Günlük bilgi bombardımanı altında ezilen, tutunamayıp pasifleşen, egemen ilişkilerin dayattığı aciliyetler içinde savrulan, kendini gerçekleyemeyen özneler olarak günümüz insanının düşünmesi gereken bir tabloyu anlatıyor.

İnsan sonrası durumu “alternatif düşünce, bilgi ve benlik temsili şemaları arayışını güçlendirme fırsatı” olarak görüyor Braidotti. “İnsan sonrası durum bizleri, kim ve ne olma aşamasında olduğumuz hususunda eleştirel ve yaratıcı olarak düşünmeye teşvik ediyor.”

İnsan sonrası ne olacak peki? Devraldığımız sersemletici mirasın karmaşık ilişkiselliğinin içinde kaybolmadan nasıl var olabiliriz? Tek korkumuz türümüzün yok olması mı?

İnsanın öznelliğinin yoğun bir mutasyondan geçtiğini söylerken bu geçiş döneminde hiçbirimizin kafasının net olmadığını da teslim ediyor Braidotti. Belki tam da bu nedenle yeni bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu söylüyor. Kitabı da bu arayışla örülü zaten. Verdiği ipuçlarını nereye bağlamak gerektiği kolektif bir yeniden düşünmeyle ortaya çıkabilir.

Şimdilik daha net olan, insan sonrası öznelerin kolektif olarak sürdürülebilir bir toplumsal ve bilimsel ilerleme anlayışı. Yoksa Usain Bolt’un muhteşem hızının ne ifade ettiğini ıskalayacağız. Gerçekten nedir gördüğümüz? İnsan bedenine dair umut mu; neyin umudu? Ne umut ediyoruz? Bolt insan bedeninin sınırlarını aşmayı mı becerdi, bize aşılamaz bir fiziksel sınırı mı gösterdi? Yoksa soruyu yanlış mı kuruyoruz? Söz ettiğimiz insan bedeninin yeni bir sömürü biçimine giden eşik mi acaba? Bolt’un hızı geleceğe yönelik hayalgücümüzde neyi ateşledi?

Ya da olimpiyatlarda yarışlara katılan ilk ampüte atlet Oscar Pistorius, kız arkadaşını öldürmekten yargılanmadan önce teknoloji harikası suni organlarıyla yarış pistinde karşımıza ilk çıktığında, gelecekteki insan sonrası şeylere dair ipuçları mı veriyordu? Gördüklerimiz hayatımızın parçası ve yabancı değil elbette, ama geleceğe nasıl yansıyacak? Braidotti boşuna “koyun Dolly bir bilimkurgu karakteri değil” demiyor.

Andrew Niccol’ün çektiği, 1997 yapımı Gattaca’yı hatırlamamak mümkün mü? Gattaca’nın dünyasında genetik mühendisliği bilimsel olarak kusursuza yakın insan modelleri üretebiliyordu. Amaca uygun bir üretim, daha doğarken yapacağı işin belirlendiği insanlar -çocuğunuzun yüzücü özellikleri olmasını mı istersiniz, astronot olmaya mı uygun yaratılsın? Geleneksel yöntemlerle, müdahale edilmeden dünyaya gelenlerin ancak diğerlerinin kendilerini uygun görmedikleri temizlikçilik gibi işleri yapabildiği, kendilerine yer bulamadıkları bir dünya!

Gelecek nesillerarası bir dayanışma olduğu kadar yaşamın içinde, bilincimizin dışında ortak bir rüya aynı zamanda. Ama ya bu rüya bir halüsinasyon ise? Sürdürülebilir bir gelecek nasıl var edilecek?

YÜCE YÖNEY
06.03.2015 http://kitap.radikal.com.tr/

İNSAN SONRASI
Rosi Braidotti
Çeviren: Öznur Karakaş
Kolektif Kitap
2014, 239 sayfa,

Usain Bolt bize neyi gösterdi?” üzerine 2 yorum

  1. Elaine Ostry’nin bu konuda “Young Adult Science Fiction in the Post-Human Age” yazısı var.Bu konuda araştırma yapıyorum. Metin uzun değil. Onu da çevirebilir misiniz?

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Makaleler
Adalet duygunuz yolunu şaşırdı

Ayşegül Devecioğlu yeni kitabı Ara Tonlar’da devrimci mücadele içinde “küçük burjuva” olmayı, devrimci mücadelenin kendisiyle birlikte ele alıyor. Ayşegül Devecioğlu’nun...

Kapat