Yasaklı kitaplar bir harika dostum!

Çok iyi bildikleriniz de var, 40 yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek romanlar, en olmayacak yazarlar, asla tahmin edilmeyecek ülkeler de… Yasaklanmış, yakılmış kitapların listesi uzun mu uzun.

Ne zaman iktidar baskısından, otoriterleşmeden söz etsek, konu gelip kitaplara dayanıyor. “21’inci yüzyılda hâlâ mı?” desek de durum bu. Güzel olan, yasakların kâr etmediği tek şeyin de yine kitaplar olması. Öyle ki, bir dönem yasaklı olan kimi kitapların değeri sonraki dönem daha da artıyor, çok daha iştahla okunuyor.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Hemen aklıma Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos’un ‘Şeker Portakalı’ı, Nobel ve Pulitzer Edebiyat Ödülü sahibi ABD’li yazar John Steinbeck’in 1937’de yazdığı ‘Fareler ve İnsanlar’ı ile Muzaffer İzgü’nün çokça baskı yapan, 1992 yılında filme de çekilip pek çok film festivalinden ödül kazanan ‘Zıkkımın Kökü’ romanı geliyor. Üçü de daha geçen yıl velilerin şikâyeti üzerine sakıncalı görülüp, incelemeye alınmıştı. Tam da bunun üzerine bin yıldır rafta duran ‘Fareler ve İnsanlar’ çok satanlar listesinde üçüncü, ‘Şeker Portakalı’ dördüncü sıraya çıkıverdi.
Aslında Türkiye’de romandan çok şiirin başının derde girmesine alışkınız. Mesela Nazım Hikmet, Can Yücel, Attila İlhan ve Rıfat Ilgaz uzun süre tehlikeli şairler arasındaydı; yazdıkları şiirler kat-i suretle insanlardan uzak tutulmalıydı! Vatandaşlıktan çıkarılan, sürgünlere, mahpuslara mahkum edilen Nazım’ın 1929’da kaleme aldığı ‘835 Satır’ şiiri, yine aynı yıl yazdığı ‘Jokond ile Si-Ya-U’, 1930 tarihli ‘Varan 3’, ‘1+1=1’, 1931 tarihli ‘Sesini Kaybeden Şehir’ uzun süre yasaklı kaldı. Gerekçe komünizm propagandası yapılması idi.

‘Ayıp’ dolu şiirler, romanlar
Rıfat Ilgaz’ın 1944’te yazdığı ‘Sınıf’ adlı şiir kitabı da benzer kaderi paylaştı. Ilgaz, çok tehlikeli bir isim seçmişti kitabına; zira bu sözcük, toplumsal ‘sınıf’ları ve dolayısıyla sol görüşü çağrıştırmaktaydı. Böyle bir isim verilmiş olması yetmezmiş gibi kitabın kapağı da kırmızıydı. Bu renk de komünizmi simgelediğinden kitabın yasağa uğraması kaçınılmazdı. Hâkim karşısına çıkan Ilgaz, altı ay hapse mahkum edildi! Cezasını çekip dışarı çıktığında ise hem öğrenciliğini hem öğretmenliğini hem de sağlığını kaybetmişti. Ilgaz’ın 1947 yılında basılan şiir kitabı ‘Yaşadıkça’ da sakıncalı bulundu ve 10 Temmuz 1948’de Bakanlar Kurulu kararı ile toplatıldı.
Sakıncalı listesinde yer alanlar arasındaki diğer isim Can Yücel idi. Şairdi ama tek suçu şiir yazmak değildi. Che Guevara ve Mao’dan çeviriler yapıyordu. 12 Mart 1971’de bu çeviriler nedeniyle 15 yıl hüküm giydi, ancak üç yıl sonra çıkan genel afla azat oldu. 1980 askeri darbesi sonrasında da ‘Rengâhenk’ isimli ‘ayıp’ dolu kitabıyla bir kez daha yargı önüne çıktı. Bu kez suçu müstehcenlikti. Attila İlhan’ın 1979’da yazdığı ‘Böyle Bir Sevmek’ adlı şiir kitabının başına da 1980 darbesinden sonra aynısı geldi. Elbette ne Yücel ne de İlhan, yalnızdı. Onlarca yazar aynı kaderi paylaştı.
Yasaklamalar, toplatmalar yalnız darbe dönemleriyle sınırlı değildi. Müstehcenlik, darbe dönemlerinden sonra da geçerli bir kitap yasaklama nedeniydi. Örneğin Pınar Kür’ün üç romanı da; ‘Bitmeyen Aşk’, ‘Yarın Yarın’ ve ‘Asılacak Kadın’ bu gerekçeyle toplatıldı.
Sansüre dair son vukuatlardan biri Elif Şafak’ın ‘Baba ve Piç’ romanının başına geldi; kitap toplatılmaktan kıl payı kurtuldu. 2006 tarihli ‘Baba ve Piç’ biri Türk, diğeri Ermeni asıllı iki aile üzerinden Türk-Ermeni ilişkilerini, 90 yıllık zaman dilimi içerisinde ele alıyordu. Romandan ötürü yazar ve yayımcı hakkında ‘Türk milletini soykırımcı olarak göstermek, Türklüğü aşağılamak’ iddiasıyla dava açıldı. Neyse ki, Avrupa Parlamentosu’nda da yankı bulan dava beraatla sonuçlandı.

Yasakçı ABD
Elbette, sansür ülke ya da bölge tanımıyor. Hatta bir kitabın yasaklanması için yeni yayımlanmış olması şartı bile aranmıyor. Kimi zaman, kitap basıldıktan yüzyıllar sonra sansüre uğrayabiliyor. Orta Çağ’da kaleme alınan, Ortadoğu kökenli ‘Binbir Gece Masalları’nın 1926-1950 arasında müstehcenlik gerekçesiyle ABD’de, 1985 yılında da İsrail’de yasaklanması gibi. Bu arada kitap İran, Irak, Afganistan, Özbekistan gibi ülkelerde zaten yasak; Mısır’da da bu yöndeki çabalar sürüyor. Ama ‘Binbir Gece Masalları’, ABD’nin tek vukuatı değil. Yasak, Steinbeck’in Pulitzer Ödüllü romanı ‘Gazap Üzümleri’nin kapısını da çaldı. 1929 Büyük Bunalımı’nın, kırsalda yaşayan yoksul insanlar üzerindeki etkisini işleyen roman, basıldığı yıl 1939’da Kaliforniya’da yasaklandı; hatta toplatılıp yakıldı. Çünkü kitap, komünizm yanlısı bulundu!
George Orwell’in ‘Büyük Birader’ kavramını literatüre kazandıran ve ilk kez 1949’da basılan anti-ütopya romanı ‘1984’ de yasaktan payına düşeni alanlardan. Hem de 1981 yılında. Fla-Jackson ilçesindeki yasağın gerekçesi tanıdık: İleri-komünist ve seksüel malzeme barındırmak. Ancak 1984, Orwell’in sansüre uğrayan ilk kitabı değil. Ondan önce ‘Hayvan Çiftliği’ de sansürün pençesinden kurtulamadı. Hem de Stalin’i ve ülkesini hicvettiği için. Zira kitabın basıldığı 1945’te, ABD ve İngiltere, İkinci Dünya Savaşı’ndaki müttefikleri Stalin’i gücendirmek istemiyorlardı. Dolayısıyla kitap basılır basılmaz ortadan kaldırıldı. 1991’de Kenya’da da yasaklandı; çünkü bazı kimseler kitapta anlatılanları üzerlerine alındı.
En geniş çaplı ideolojik sansüre uğrayan ise Franz Kafka’nın ‘Dönüşüm’ü. Uykudan uyandığında hamam böceğine dönüştüğünü gören Gregor Samsa üzerinden yabancılaşmayı irdeleyen Kafka’nın eseri, hem faşist Nazi hem komünist Sovyet rejimlerinde yasak duvarına tosladı. Hatta Kafka’nın memleketinde, o zamanki adıyla Çekoslovakya’da da yasaklandı kitap. Çünkü Kafka, Çekçe yazmayı reddetmiş, yalnızca Almanca yazmakta direnmişti.

Kutsal ‘kutsal’ değerler
Aile/toplum değerleri ve ideoloji dışında da yasak gerekçeleri var elbette. Örneğin Salman Rushdie’nin 1988’de yayımlanan Şeytan Ayetleri kitabı, dinen caiz olmama engeline takıldı. Hem de ne engel! Müslüman camiasında dine küfür olarak algılanan bu kitap yüzünden Rushdie, birçok İslam ülkesi tarafından kâfir ilan edildi. İran Devlet Başkanı Ayetullah Humeyni hakkında ölüm fetvası verdi. Tepki gösteren yalnız Müslüman dünya değildi ama. Günümüz İngiltere’sinde yaşayan bir Hintli’nin hikâyesini anlatan roman, ABD’de iki büyük kitabevinin raflarında kendine yer bulamadı; aynı dönemde Venezuela’da elinde bu kitapla görünmek 15 ay hapis yatmak demekti!
Vladimir Nabokov’un ‘Lolita’sı sonra… Romanda, Humbert adlı kahramanın Charlotte Haze’in 12 yaşındaki kızını saplantı haline getirdiğini ve küçük kıza yakın olabilmek için Haze ile evlendiğini görürüz. Sunday Express’in editörü, kitabı “Okuduğum en iğrenç kitap” diye niteledi. 1955’te, romanın bütün kopyaları, İngiltere İçişleri Bakanlığı tarafından pornografi içerdiği gerekçesiyle toplatıldı. Sonraki yıl Lolita, Fransa’da da yasaklandı.

Dokunan yanar
Peki henüz basılmamış bir kitap sansüre takılabilir mi? Evet, bunun örneğini çok yakın zamanda gördük. Gazeteci Ahmet Şık’ın ‘İmamın Ordusu’ kitabı, henüz basılmadan toplatıldı! Şık, Mart 2011’de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanınca henüz basılmamış kitabına da el konuldu. Yayınevine baskın yapan polis, kitabın elektronik taslağını aldı ve orijinalini sildi. Derken kitap sanal ortamda ‘Dokunan Yanar’ ismiyle yayımlandı. Kitabın internette yayımlanması üzerine başsavcılık inceleme başlattı.
Erich Maria Remarque’un savaş karşıtı romanı ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’, Dostoyevski’nin ‘gerici ve kötümser’ olduğu öne sürülen eşsiz eseri ‘Suç ve Ceza’; Türk edebiyatından Adalet Ağaoğlu’nun askeri aşağılamak ve küçük düşürmekle suçlanan romanı ‘Fikrimin İnce Gülü’, Sabahattin Ali’nin devlete karşı başkaldırı olduğu iddia edilen ‘Sırça Köşk’ adlı öykü kitabı, Nihat Behram’ın Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın yakalanmalarından idamlarına kadar olan süreci anlatan ‘Darağacında Üç Fidan’ adlı kitabı ve daha nice yapıt, edebiyat tarihi boyunca sansürün, yasağın çemberinden geçti. Ancak gerçek şu ki, yasaklar ölümsüz eserlerin değerinden bir gram eksiltemiyor; bilakis değerine değer, okuruna okur katıyor. Uzun lafın kısası: Yasaklı kitaplar bir harika! Ne dersiniz?

Elif Şahin Hamidi
Kaynak: http://www.tempo24.com.tr/kitap/yasakli-kitaplar-bir-harika-dostum/haber/58314.aspx

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Lanetlenmiş Bir Dahi Edgar Allan Poe – Ahmet Ümit

Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak,...

Kapat