Yazar: cemalumit

HAKAN SAVAŞ: “Edebiyat, hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır Pavese için” – SÖYLEŞİ: Elif Şahin Hamidi

“Sanatın bilgisi, sanatın alanındaki güzelin-güzelliğin bilgisi öğretilemez, kişiden kişiye ancak ‘bulaştırılabilir’. Bazı kitaplar bu bulaştırma işini çok güzel yerine getirir, başarır. Öyle ki, bir kez bulaşan bir daha iflah olmayabilir. ‘Yaşama Uğraşı’ da böyle bir kitaptır” diyor Hakan Savaş. Öğrencisi olma onuruna sahip olduğum bu değerli insan, gerek Pavese’nin “Yaşama Uğraşı” ile gerekse Bilge Karasu,

okumak için tıklayınız

ALFRED ADLER: Dostoyevski, bir ara her şeye baş kaldıran bir ara her şeye baş eğen bir kimseydi. Uçurumların ta kıyısına geliyor ve korkuyla geri çekiliyordu.

Dimitri Karamazof’un, Sibirya’da maden ocaklarında umduğu şey, öncesiz — sonrasız uyumun (ahengin) türküsünü çağırmaktır. Suçlu ama mâsum babaKatili dine döner ve herşeyi — bağışlayan uyum içinde kurtuluşunu bulur- Bir elyazısındaki her kıvrılışı yorumlayabilen, düşüncelerini hiç zorluk çekmeden dile getirebilen ve başkalarının aklından geçenleri o saat kavrayan Prens Mişkin, tatlı tatlı gülümseyerek şöyle der: «On beş

okumak için tıklayınız

ALFRED ADLER: “Aşağılık duygusu, insanları durumlarını iyileştirmeye yönelten bir nedendir.”

Aşağılık ve Üstünlük Kompleksi Bireysel psikolojinin bulgulamalarından biri olan “aşağılık kompleksi”, öyle görülüyor ki bütün dünyada bilinir duruma gelmiştir. Pek çok ekolden psikologların benimsedikleri bu deyimden, muayenehanelerinde hastalarını tedavi ederken yararlandıklarını görmekteyiz. Ne var ki bu deyimi (her zaman) doğru dürüst anladıklarından ya da kullandıklarından hiç de emin değilim. Örneğin, kendisinde aşağılık kompleksi bulunduğunu hastaya

okumak için tıklayınız

ALFRED ADLER: “Hiç kimse kendi yaşam amacını eksiksiz tamamlayacak şekilde tüm ayrıntılarıyla bilemez.”

AŞAĞILIK VE ÜSTÜNLÜK KOMPLEKSİ Hiç kimse kendi yaşam amacını eksiksiz tamamlayacak şekilde tüm ayrıntılarıyla bilemez. Mesleğiyle ilgili amaçları konusunda böyle bilginin sahibi olabilir belki; ama bu, üstünlük amacına yönelik çabalarının ancak küçük bir bölümünü oluşturur. Amaca erişilse bile, ona varmaya yönelik çalışmalarda izlenen binbir yol vardır. Diyelim bir kimse hekim olmak istemektedir, hekim olmak pek

okumak için tıklayınız

DOSTOYEVSKİ: “Korkunç bir kusurum var: sınırsız bir gurur, bir kibir. Okuyucuların beklentilerini boşa çıkarma ve çok güzel olabilecek bir yapıtı boşa harcama düşüncesi beni tam anlamıyla öldürüyor.”

Birtakım açılardan, Ezilenler’deki Dostoyevski kendi dehasından, Öteki’deki Dostoyevski’den daha uzaktır. İşte bu uzaklık da –insanın “yolunu şaşırma” diye yazası geliyor– bir kırılma anının kaçınılmaz olduğunu düşündürür. Ama o kırılmanın yakında gerçekleşeceği açığa vurulmuştur, yoksa dehanın yakında kendini göstereceği değil. Dostoyevski 1863’te Yeraltından Notlar’ı yazmak yerine delirseydi, Ezilenler’de deliliğinin öncü belirtilerini kolaylıkla bulabilirdik. Belki de 1863’te,

okumak için tıklayınız

Her Şeye Rağmen Gülmek / Mizahın Felsefesi Üzerine – Yves Bossart

Mizah hem içinde yaşadığımız dünyayla hem kendimizle aramıza mesafe koymamızı ve fikirlerimizi sorgulamamızı sağlar. Fanatizme karşı güçlü bir silah olmakla kalmaz, özgür düşüncenin gelişimi için de vazgeçilmez önkoşuldur. Felsefeci Yves Bossart Her Şeye Rağmen Gülmek’te okuru mizahın düşünce dünyasında zihin açıcı bir keşif yolculuğuna çıkarıyor. Neden ve neye güleriz? Güldüğümüzde vücudumuzda ve ruhumuzda neler olur?

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Kedi – Gündüz Vassaf

“Sorun, hayvanlarla sürdürülecek ilişkinin ‘insanca’ olması gerektiği düşüncesinden çıkmaktadır.”Ulus Baker Kedim Pangur Ban ve benAyrı dünyalarda, aynı düzen.Fare kovalamak onun keyfi,Benimki, gece boyunca kelimeleriİrlandalı papaz Gündüz Vassaf, en eski zamanlardan beri insanlarla bir arada yaşayan kedileri, ama en çok da İstanbul kedilerini kendine özgü üslubuyla anlatıyor. Etraflı bir merak, ilgi ve gözlemin ürünü olan, düş

okumak için tıklayınız

Boğaziçi’nde Balık (öyküler) – Gündüz Vassaf “Meçhul balıklara”

“İstanbul yıllardır bir simge arayışında. Bunun için reklam şirketlerine bile sipariş veriyor günümüzün aklıevvel politikacıları. Lale mi olsun, Kız Kulesi mi? Boğaz Köprüsü mü? Sultanahmet ya da Süleymaniye gibi camiler, Topkapı gibi saraylar ve Ayasofya var aday olarak. Olanlarla yetinmeyip çılgın projeleriyle şehre damga vurmak isteyenler de var. Oysa şehir neredeyse kurulur kurulmaz simgesiyle buluşmuş.

okumak için tıklayınız

Kutup Yazı – E. M. Forster

Kutup Yazı 20. yüzyılın ilk yıllarında dünyaya farklı açılardan bakan iki karakterin çelişkilerle dolu hayatına odaklanıyor. Eşi ve kayınvalidesiyle İtalya’ya gitmek üzere yola çıkan Martin, yolculuğun başında büyük bir ölüm tehlikesi atlatır: Basel Garı’nda, demiryolunun kenarında ayağı kayar ve trenin altında kalmaktan Clesant tarafından kurtarılır. Pek mühim olmayan bu kaza, birbirinin tam karşıtı bu iki

okumak için tıklayınız

SCHOPENHAUER: Ben kendimi, şu iki bakımdan biliyorum: Kendimi bir beden, belli bir büyüklük ve biçime sahip bir şey, (…) Fakat aynı zamanda ben kendimi hisseden ve eylemde bulunan, arzu eden ve arzuları peşinde koşan, mücadele eden bir varlık—tek kelimeyle isteyen, irade eden bir özne olarak biliyorum.

III Schopenhauer dünya hakkındaki bilgimizin onun bize görünme tarzıyla sınırlı olduğu düşüncesinden hareket eder. “Duyularımıza verildiği haliyle dünyanın bir özne karşısında bir nesneden, tek kelimeyle, bir algılayıcının algısından ibaret olduğu keyfiyetinden,” der şaheserinin başlangıcında, “daha kesin, daha bağımsız ve haddizatında isbata daha az muhtaç bir hakikat yoktur.” Ve bizi hemen ikaz eder, burada ima edilen

okumak için tıklayınız

Nedir Schopenhauer’in felsefesi? Onun nihai gerçekliğin İrade olduğunu söyleyen öğretisinden ne anlamalıyız?

II Öyleyse nedir Schopenhauer’in felsefesi? Onun nihai gerçekliğin İrade olduğunu söyleyen öğretisinden ne anlamalıyız? Kendisi bu öğretiyi, varoluşun anlamı ile ilgili daha önceki düşünürlerin boşuna sorup durdukları ezeli soruya bir cevap olarak tanımlar. O bize felsefeden daha az olmamak üzere dinin de dünyaya bir açıklama, bir izah getirme çabası olduğunu ve bu bakımdan ona kitlelerin

okumak için tıklayınız

SCHOPENHAUER, uzun sürmüş bir başarısızlığın sonunda birdenbire gözkamaştırıcı bir başarıya dönüşmesinin hikâyesi bilebildiğim kadarıyla emsalsizdir.

I Eğer 19. yüzyılın filozoflarını kendi zamanlarında müstakilen icra ettikleri tesire ya da eserlerinin içinde barındırdıkları tabii değere göre değil de, yanızca tek bir ölçüte, yani aradan geçen zamana karşın halen hangi ölçüde dikkat çekebildiklerine göre değerlendirirsek, hiçbiri Arthur Schopenhauer kadar müessir görünmez. O çağdaşı öğretmenlerin eserleri kütaphanelerin raflarında tozlanmaya terk edildiklerinde kitaplarının yaşayacağını öngörmüştü

okumak için tıklayınız

Antigone; tragedya kahramanlarının en cana yakını, hayat hikâyesi bize en çok dokunanıdır.

Antigone. Oidipus’un kendi anası İokaste’den doğma kızı (Tab. 19). Antigone tragedya kahramanlarının en cana yakını, hayat hikâyesi bize en çok dokunanıdır. Davranışı, eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki, çağdaş insanı derin derin etkileyen, sonsuzca düşündüren bir kişilik taşır. Sophokles’le işlenmeye başlayan Antigone dramı canlılığını bugüne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi

okumak için tıklayınız

Oidipus, Yunan mythos’unun en trajik kahramanıdır.

Oidipus Yunan mythos’unun en trajik kahramanıdır. Onun kişiliğinde tragedyanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir, kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek, bilmeyerek suç ve günah işler, bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belalara uğrar. Oidipus insanın tüyler ürpertici

okumak için tıklayınız

Bir Kimsenin Ne Olduğu Üzerine – Schopenhauer

Bir kimsenin ne olduğunun, onun mutluluğuna, sahip olduğu ya da temsil ettiği şeyden daha çok katkıda bulunduğunu zaten genel olarak kabul etmiştik. Her zaman, bir kimsenin ne olduğu ve buna göre kendinde neye sahip olduğu önemlidir: Çünkü bireyselliği ona sürekli ve her yerde eşlik eder ve yaşadığı her şey rengini bireyselliğinden alır. Her şeyin içinde

okumak için tıklayınız

“Dünyayı Değiştiren 100 Kitap”

BBC Kültür, farklı ülkelerden yazarlara başvurarak kuşaktan kuşağa aktarılan, kıtaları aşan ve toplumu değiştiren hikâyeleri seçmelerini istedi. 35 ülkeden 108 yazar, akademisyen, gazeteci, eleştirmen ve çevirmenin sunduğu listenin ilk 100’e giren eserleri belirlendi. Bu liste, kimileri artık konuşulmayan 33 farklı dilden roman, şiir, masal ve oyun içeriyordu. “Dünyayı Değiştiren 100 Kitap” 1. Odysseia (Homeros, Mö

okumak için tıklayınız

Antigone’ye Giriş: Sabahattin Ali

Antigone trajedisi Sofokles’in elde mevcut yedi dramının en eskisi olarak kabul edilmektedir. İlk defa, İsa’dan evvel 442 senesinde oynanmıştır. 123 tane tiyatro eseri yazmış ve bunlardan 24 tanesi ile birincilik almış olan Sofokles, bu eserinde tamamile olgun bir sanatkâr görünmektedir. Antigone, Oedipus faciasının bir devamıdır: Oedipus, babası Laios’u bilmeden öldürmüş, Thebai’yi ejderhadan kurtarmış ve şehre hükümdar

okumak için tıklayınız

İstanbul Etkinlik Rehberi: iTicket Türkiye ile Eğlence Dünyasına Adım Atın

İstanbul Etkinlik Rehberi: iTicket Türkiye ile Eğlence Dünyasına Adım Atın iTicket Türkiye, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde gerçekleşen konser, tiyatro, festival ve aile etkinlikleri için güvenli ve hızlı bilet satışı sunan öncü bir platformdur. İstanbul etkinlik rehberi olarak iTicket.com.tr, kullanıcılarına kolay ve erişilebilir bir deneyim sağlar. iTicket.com.tr Platform Olarak Kolay mı? İstanbul’daki

okumak için tıklayınız

Alaya AI’ın opBNB Kullanıcıları 300 Bin, Sosyal Medya Takipçileri 200 Bin Sınırını Aştı

Alaya AI bugün iki önemli başarıyı duyurdu: opBNB zincirinde 300.000 kullanıcı sayısını aşması ve sosyal medyada 200.000 takipçi sayısını geçmesi. Bu dönüm noktası, Alaya AI’nın blok zinciri ve yapay zeka alanlarındaki sürekli büyümesi için büyük bir başarıyı temsil ediyor. Alaya AI, küresel kullanıcılara yenilikçi veri örnekleme ve etiketleme çözümleri sunmak için blok zinciri teknolojisini yapay

okumak için tıklayınız

Ruhları yargılayan Tanrılar mahkemesinin başta gelen kişisi ANUBİS

ANUBİS Ruhları yargılayan Tanrılar mahkemesinin başta gelen kişisi ANUBİS, alemin yaratıldığı gün herkesin yerini saptadı ve bunu öyle yaptı ki herkes için her yer, zamanların sonuna kadar burada da, öbür dünyada da belirlenmiş olsun. S. Mayassis, «ölülerin ve ruhlarının bir koruyucu tanrısıdır ve bu koruma onlara yardım edip, onları arıtmaya yöneliktir,a diye yazıyor. Ona «Kemikleri

okumak için tıklayınız