Yazar: cemalumit

DESCARTES: felsefede incelenmesine alışılmış tüm genel güçlüklerle ilgili olarak kısa zamanda beni hoşnut edecek aracı bulmakla kalmadım, ama bazı yasalar da ortaya koydum

BEŞİNCİ BÖLÜM Bu ilk doğrulardan çıkardığım öbür doğrular zincirinin tümünü izlemekten ve burada göstermekten sevinç duyacağım. Ama bu amaçla bozuşmak istemediğim bilginler arasında tartışmalı olan pek çok sorundan şimdi söz etmem gerekecekti, bu nedenle bu konuda çekimser kalmamın ve insanların özel olarak bilgilendirilmesinin daha yararlı olup olmayacağını daha bilge olanların yargısına bırakmak için, yalnızca genel

okumak için tıklayınız

Sporcular İçin Önemli Besinler

Sporcuların performanslarını arttırmak için doğru besin seçimi yapması gerekir. Bu besinler hem genel sağlığı desteklemeli hem de antrenman ve müsabaka sırasında sporcunun performansını üst düzeye çıkarmasını sağlamalıdır. Sporcu diyetisyeni sporcunun ihtiyaçlarını belirleyerek en uygun sporcu beslenme programını oluştururken genellikle aşağıda bulunan besinleri seçmektedir. Sporcu beslenmesi çocuk, genç ve yetişkin sporcularda performansın artması, optimum kas gelişiminin

okumak için tıklayınız

Cilt Bakım Rutininde Gece Bakım Kremi ve Önemi

Cilt bakımı, her yaşta sağlıklı ve genç görünümlü bir cilde ulaşmanın temel adımlarından biridir. Gün boyunca maruz kaldığımız çevresel etkenler, stres, yorgunluk ve yaşlanma gibi faktörler cildimizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, düzenli bir cilt bakım rutini oluşturmak, cildin sağlığını ve görünümünü korumak için önemlidir. Cilt bakım rutininde temizleme ve besleme adımları ayrı bir öneme sahiptir.

okumak için tıklayınız

Etkili Bir Sosyal Medya Stratejisi İçin Takipçi Satın Alma

Sosyal medya, markaların güçlü bir varlık oluşturması ve popülerliklerini artırması için eşsiz bir fırsat sunar. Ancak, organik olarak takipçi kazanmak zaman alabilir ve bazen istenilen sonuçları elde etmek için yetersiz kalabilir. İşte tam bu noktada, takipçi satın alma hizmetleri devreye girer ve markaların hızla büyümesini sağlar. Türk Takipçi ile Gerçek ve Etkileşim Odaklı Takipçi Kitlesi

okumak için tıklayınız

Bipolar bozukluk nedir, neden Van Gogh ile ilişkilendiriliyor?

Ünlü Hollandalı ressam Vincent van Gogh, yaşadığı ruh sağlığı sorunlarını oto-portresine de yansıtmıştı. Kendisini sol kulağı kesik resmettikten 2 yıl sonra da intihar etti. Van Gogh, Temmuz 1890’da Paris’in dışındaki bir tarlada silahla kendini vurdu. Aldığı yara nedeniyle iki gün sonra 37 yaşında hayatını kaybetti. Doğum günü olan 30 Mart, Dünya Bipolar Günü olarak kabul

okumak için tıklayınız

DESCARTES: Düşünüyorum öyleyse varım doğrusunun kuşkucuların tüm aşırı varsayımlarıyla sarsılmayacak kadar sağlam ve güvenli olduğunu belirlerken, bu doğruyu, araştırdığım felsefenin ilk ilkesi olarak hiçbir kuşkuya düşmeden alabileceğime karar verdim.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Orada üzerinde durduğum ilk düşüncelerden söz etmeli miyim bilmem; çünkü onlar öylesine metafizik (26) ve öylesine herkesi ilgilendirmeyen düşüncelerdir ki onlar belki de herkesin beğenisine uygun düşmeyecektir. Bununla birlikte edindiğim temellerin oldukça sağlam oldukları yargısına varılabilmesi için, ondan bir biçimde söz etmek zorundayım. Yukarıda söylendiği gibi, görenekler sözkonusu olduğunda, oldukça kesinliksiz olduğu bilinen

okumak için tıklayınız

İOANNA KUÇURADİ’YE ARMAĞAN KİTAP! DAHA YAŞANILIR BİR DÜNYA İÇİN

Ömrümüz Yönlendiren Rastlantıların Kavşağında: İoanna Kuçuradi başlıklı armağan kitabı yayına hazırlayan Elif N. Hamidi, Rozerin Doğan’ın sorularını cevapladı. Felsefeci, felsefe profesörü, akademisyen, yazar Kuçuradi, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1959 yılında mezun oldu. 10’dan fazla kitabı bulunan ve Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanlığını yürüten Kuçuradi Hoca, ayrıca yaptığı Kant çevirileri ile tanınıyor. İoanna Kuçuradi’ye armağan bir kitap

okumak için tıklayınız

DESCARTES: Elimden geldiğince mutlu yaşamayı bundan böyle elden bırakmayayım diye kendime, sizinle paylaşmak istediğim üç kuraldan oluşan, bir ahlak anlayışı geliştirdim.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Sonunda, nasıl oturduğumuz evi yeniden yapmaya başlamadan önce onu yıkmak, gereç sağlamak ve mimar bulmak ya da kendimiz mimarlık yapmak, bu arada özenle plan çizmek yetmezse, aynı zamanda bu iş sürerken rahatça oturulacak bir başka ev bulmak gerekirse, işte tam bunun gibi usum beni yargılarımda kararsız olmaya zorlarken eylemlerimde kararsız kalmayayım (21) ve

okumak için tıklayınız

DESCARTES: Çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.

BİRİNCİ BÖLÜM Sağduyu dünyanın en iyi paylaşılmış şeyidir: çünkü her kişi ondan çok iyi pay almış olduğunu düşünür, her şeyden çok güç hoşnut olanlar bile kendilerinde bulunan sağduyudan daha çoğunu istemeye alışık değildirler. Bu konuda herkesin yanılması olası değildir: ama bu daha çok aslında sağduyu ya da us denilen iyi yargılama ve doğruyla yanlışı ayırt

okumak için tıklayınız

DESCARTES: Yalnız ve karanlıkta yürüyen bir adam gibi çok yavaş gitmeye ve her şeyde çok sakınık davranmaya karar verdim

İKİNCİ BÖLÜM Henüz bitmemiş olan savaşlar (9) nedeniyle Almanya’da bulunuyordum; imparatorun (10) taç giyme töreninden dönüyor, orduya katılmaya gidiyordum; kışın bastırmasıyla bir yerde konakladım, orada beni oyalayacak herhangi bir konuşma ve beni tedirgin edecek yakınlıklar ve tutkular olmadığından bütün gün soba başında (11) yalnız kapanıp kalıyor, tüm vaktimi düşüncelerimle başbaşa geçiriyordum. Bu düşünceler arasında gözden

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – Nüfus ve İstanbul Halkının Oluşumu

Kentin büyük çoğunluğu Türk ’tür. Ancak İspanya, Portekiz ve Almanya ’dan sürülmüş çok sayıda Yahudi İstanbul ’a yerleşmişti. Esnafın büyük çoğunluğunu da Yahudiler oluşturuyordu. Türkler, Yahudilerden birçok beceri öğrendiler. Hıristiyan nüfusu, temelde, yerli Rumlar, tüccarlar, Venedikliler, Floransalılar gibi ticaretle uğraşanlar oluşturuyordu. Başka ülkelerden gelen az sayıda Hıristiyan, Galata adıyla da anılan, kentin dışında ve Haliç

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – Köleler ve Esir Pazarı 

Türkler için köleleri, sahip oldukları zenginliklerin başında gelirdi. Kölelerin büyük çoğunluğunu Hıristiyan Çerkezler oluştururdu. Diğerleri Gürcistan ’dan, Eflak ’tan, Sırbistan ’dan, Bosna ’dan, Transilvanya ’dan, Slavya ’dan, Macaristan ’dan, Sicilya ’dan, İtalya ’dan ve Ege Adaları ’ndan, kısaca Türklerin egemenliğindeki bütün Hıristiyan ülkelerinden toplanmıştı [POSTEL 34].Türkler, genellikle kendilerine uzun süre hizmet etmiş kölelerini, özgür bırakırlardı.

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – Balık, Öteki Deniz Ürünleri ve Balıkçılık

Türkler pek az balık yerlerdi. Türkler balık ya da diğer deniz ürünlerini pişirmeyi bilmezlerdi. İstanbul ’da Yahudilerin işlettiği özel bir balıkpazarı vardı. Müşterisinin çoğunluğunu Yahudiler ve Hıristiyanlar oluşturuyordu [DERNSCHWAM 125].Belon, Türklerin ve Rumların balığı ete yeğlediklerini, sülün ve kekliğe pek yüz vermediklerini yazıyor. Bu yüzden İstanbul pazarlarında balık çok satılırken, av kuşuna az rastlanıyordu. Sultan

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – Mutfak, Yemek ve Sofra Âdetleri

Bu dönemde Türkiye ’ye gelen tüm Avrupalı gezginler gibi Nicholay da Türk mutfağını inceliksiz ve yalın bulmuş; ne salça çeşidi ne de süsleme zevki varmış. Türkler genellikle koyun eti, keçi ya da dana yiyorlardı. Bunları kızartıyor ya da haşlıyorlardı. Lezzet katmak için kullandıkları tek şey sarmısaktı. Çok az dana eti yiyorlardı. Çünkü danası yanından alınırsa

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – İstanbul ’da Bulunan Besin Maddeleri

İstanbul ’da çok çeşitli sebze bulmak olasıydı. Ama bezelye ve turp yoktu. Lahana çok boldu. Türkler lahanayı yalnızca turşu olarak yiyorlardı. Patlıcanın turşusu da yapılıyordu, dolması da. İki çeşit havuç vardı: biri altın sarısı, diğeri kiremit kırmızısı. Maydanoz boldu, Avrupa ’dakiler gibi lezzetli değildi. Pancarın genellikle salatası yapılıyordu. Hardal tohumu, dövülüp koyun etine lezzet katsın

okumak için tıklayınız

16.Yüzyılda İstanbul – Âfetler: Yangınlar, Salgın Hastalıklar, Depremler, Kıtlıklar

İstanbul ’da çıkan yangınları Yeniçeriler söndürürdü. Bunun dışında özel bir itfaiye ekibi yoktu. Padişahın paralı askerleri olan Yeniçeriler yangın söndürmeyi savaşa gitmek gibi onurlu bir görev sayarlardı. Yangın çıktığında, atla ya da yaya olarak koştururlardı [DERNSCHWAM 62-63].Gerlach ’a göre Yeniçeriler yalnızca yangınlarda değil, başka olaylarda da çevreyi yağmalıyorlardı. II. Selim, 22 Aralık 1574 ’te ölüp

okumak için tıklayınız

DİL / KİMLİK / iNSAN – Nejdet Evren

Yazı önce kil ve daha sonra papürüslere nakşedildi; yaklaşık beş bin yıl önce; Sümerler tarafından geliştirildi ve “dil”in şekle bürünen, kalıcı bir aracı oldu. Yazının keşfi ve kullanılmaya başlanması uygarlaşma tarihinde ateşin denetlenmesi, öküzün kara-sabana koşulması, buharın makineye uyarlanmasından belki daha çok etki ettiği ileri sürülebilir; zira bilginin kulaktan kulağa iletilmesinin yarattığı tüm olumsuzlukları ortadan

okumak için tıklayınız

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin 1720-1721 Yılı Paris Sefâretnâmesi: KADINLARA GÖSTERİLEN İTİBAR VE KANAL ÜZERİNDE YOLCULUK

Sağ ve solumuzdaki halkı seyrederek davet ettikleri yere geldik. Bizim için hazırladıkları saray, meğer şekerhâne imiş. Bu büyük iş yerine bir kaç yüz kese para harcandığı anlaşılıyordu. Şehrin ileri gelenleri, zabit ve kumandanlarıyla birlikte, ellerinde şekerlemeler, hatırımızı sormaya geldiler. «Gelişinizden pek memnun kaldık, bizleri sevindirdiniz.» diyerek yakınlık gösterdiler. Biraz sonra da kadınlar onar, on beşer kişilik gruplar halinde gelmeye başladılar. Kadınların

okumak için tıklayınız

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin 1720-1721 Yılı Paris Sefâretnâmesi: YOLA ÇIKIYORUZ

Bizden istenenlere mümkün olduğu kadar uymaya çalışarak gideceğimizi vâdettik. Rebiülevvel ayının 26. Cumartesi günü sabah erkenden gemiye binip, yola çıktık. Furontinan’a geldiğimizde gemiden inip, beklemekte olan arabaya binerek doğruca bizim için hazırladıkları eve geldik. Biraz bekledik, az sonra öteden beri tanışmak istediğimiz beyzade büyük bir ihtişam içinde yanımıza geldi. Biz de, mümkün olduğu kadar merasime uyarak, beyzadeyle karşılıklı sandalyelere oturduk. Biraz sonra beyzade

okumak için tıklayınız

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin 1720-1721 Yılı Paris Sefâretnâmesi: SETE KALESİ VE KARANTİNA GÜNLERİ

Ertesi gün Tulon idarecileri arasında bizim Fransa başkenti Paris’e gitmemiz konusu görüşüldükten sonra, cevap olarak: «Provence’de hastalık salgın halini aldığından, yollar kapanmış ve yiyecek temini oldukça güçleşmiştir. Çünkü halk yerini yurdunu terkederek başka yerlere göç ediyor. Paris’e gidip gelen habercilerimiz bile hastalık olan bölgeden geçmemek için kenar vilâyetlerden dolaşarak en uzun yoldan geliyorlar. Bu yüzden sizlerin iyiliğiniz gözönünde tutularak bize şöyle bir

okumak için tıklayınız