Yazar: cemalumit

Marie-Claire’in Kokuları – Habib Selmi

Marie-Claire’in Kokuları bitmek bilmeyen hesaplaşmalarla dolu, tuhaflıklarıyla insanı içine çeken, gizemli bir aşk hikâyesi. Mahfut ne yapacağını bilmez halde dolaşıyor Paris’te. O yürürken, sokak lambalarının altında yalnızlıklar ve bir araya gelişler, gündelik kaygılar ve kayıtsızlıklar bir belirip bir kayboluyor. Belirsizlikleri iyice artıran ise Marie-Claire oluyor; bir gün, Mahfut ile Marie-Claire karşılaştığında hepten değişiyor hayat. İki

okumak için tıklayınız

Hayatta Kalma Sanatçıları – 20. Yüzyıldan 99 Edebî Vinyet – Hans Magnus Enzensberger

Şair ve yazar Hans Magnus Enzensberger, kimisi kahramanca kimisi utandırıcı yollarla, ama esas olarak eseriyle hayatta kalabilmiş, bütün dünyadan yazarların kısa portrelerini çiziyor. Aralarında Hamsun, Gorki, Colette, Jaroslav Haek, Ezra Pound, Ivo Andriç, Céline, Breton, Brecht, Neruda, Baldwin, İsmail Kadare… gibi meşhurlar da var – o kadar fazla bilinmeyenler de. Bu arada, Orhan Veli Kanık

okumak için tıklayınız

Dinin İktidarı İktidarın Dini – Hilafet, Siyaset ve İslâm (750-833) – Nagihan Doğan

“Din ve devletin ikiz kardeşler olması ne Kurânî bir tasvir ne de var olan gerçekliğin izahıdır. (…) Geçerliliğini ve kutsiyetini temel İslâmî kaynaklardan alan ideal devlet şekli olarak gösterilen hilafet de, aslında beşerî ve tarihsel bir müesseseden fazlası değildir. Ne temel İslâmî kaynaklar yeryüzünde tanrısal düzenin garantörü olarak hilafetten söz etmiş ne de din ile

okumak için tıklayınız

Efsun – Selahattin Demirtaş “gördüğüm tek tehlike âşık olabilme ihtimalimdi”

Dupduru, yer yer hüzünlü, yer yer coşkulu ama hep çağıldayan, insana kendini iyi hissettiren bir anlatım… Olanca ışıltılarıyla ilginç karakterler… Acının mizahla harmanlanışı… Üç kuşak boyunca anlatılan, sonunda mutlaka kapanacak olan bir hesap… İlmek ilmek dokunmuş, sürprizlerle dolu bir olay örgüsü… Çağdaş bir aşk hikayesi olarak da nitelendirilebilecek olan Efsun, Selahattin Demirtaş’ın artık iyice demini

okumak için tıklayınız

Hegel Ve Felsefe Notları – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

“Diyalektik maddecilik, Hegel diyalektiğinin tepesi üstü yürürken, ayakları üstüne getirilmesiydi. Herkes iyi biliyordu. Ama o tepesi üstü duran Hegel diyalektiğinin kendisi neydi ve nasıl tepesi üstü yürüyordu? Bunu Marksizm açısından ayrıntılarıyla işlemiş ve yeterince yorumlamış bir eser var mıdır? Şimdiye dek elimize geçmedi. Hegel üzerine yazılan bütün denemeler, Hegel felsefesini yine hep sırf Hegel’in anlattığı

okumak için tıklayınız

Hacı Bektaş-ı Veli, Kadıncık Ana, Abdal Musa ve Balım Sultan – Ayşe Hür

Yesevilik, Haydarilik, Vefailik ve Kalenderiliği kaynaştıran Babai hareketi kökenli Abdalan-ı Rum (Abdallık) hareketinin devamı olan Bektaşiliğin kurucusu olarak kabul edilen Bektaş’tan dönemin resmî kronikleri, hatta sûfî kaynakları bile bahsetmez. Ancak ne Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ne Yûnus Emre ne de Anadolu’da yaşamış başka hiçbir sûfî onun kadar güçlü bir kutsallaştırmanın konusu olmuştur. Kendisinden söz eden kaynakların

okumak için tıklayınız

Buda’nın Yaşamı ve Felsefesi (Budizm Din Midir, Felsefe Midir?)

Bu videoda Buda ve Budizm felsefi açısından inceleniyor… Her şey değişimdir, öz yoktur… Buda’nın 2.500 yıl önce, düşünerek ve meditasyonlar la vardığı sonuç, bu gün çağdaş felsefenin geldiği nokta olması açısından, gerçek Budizm’in bir din mi yoksa bir felsefi öğreti mi olduğu sorusunu tartışmaya açıyor. Tabi halkın bir felsefi yaklaşımı daha sonra din haline getirmesi

okumak için tıklayınız

Uygarlığın ilk işareti nedir? Yanıt: “Kırılıp iyileşmiş uyluk kemiği”

Margaret Mead, 1901 – 1978 yılları arasında yaşamış ABD’li bir antropolog. Bu alanda yetkin biri olarak tanınmış iz bırakmış biri. Ona bir öğrencisi bir derste sormuş: “Uygarlığın ilk işareti nedir?” diye. Bir antropologa bu soruyu sorarsanız insan eliyle yapılmış bir aleti cevap olarak söylemesini beklersiniz değil mi? Avlanmakta kullanılan keskinleştirilmiş bir taş, kilden yapılmış bir

okumak için tıklayınız

Tomorrow Will Be Another Day – Nilgün Marmara

TOMORROW WILL BE ANOTHER DAY -sevim’e- Belki ona gideriz yarın, Belleksiz sevgiliye, Poplin elli korkak çocuğa, Duyarlığı, unutkanlığının kanı anaya- Ona belki gideriz yarın, Gören gözlü kör güzele, Çılgın gülüşlü bebeğe, Yüreği, sızlanan ruhunun göğü yavrucağa- Yarın gideriz belki ona, Unutuşun türküsü, bekleyiş tortusunda, Esnek kokulu çiçeğe, Kaynak bakışlı Venüs’e- Ya nasıl dönüş sonra? Nilgün

okumak için tıklayınız