Yazar: cemalumit

İrade ve Düşünce Özgürlüğü 2: Spinoza’nın İfade Özgürlüğü – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Serinin 2. Bölümü ile devam ediyoruz. Özgür irade konusunu ilk bölümde temellendirdikten sonra bu bölüm ifade özgürlüğünü tartışıyorum. Konu çok geniş olduğu için felsefi boyutunu düşünür ve filozof Baruch Spinoza’nın düşünceleri ile sınırlandıracağım. Öncelikle özgürlük kavramına değineceğim. Hem Spinoza hem de Thomas Hobbes’un görüşleri üzerinden belli sentezler yapmaya çalışacağım. Sonrasında Spinoza’nın ifade ve düşünce özgürlüğü

okumak için tıklayınız

İrade ve Düşünce Özgürlüğü 1: Özgür İrade Çelişkisi – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Özgür irade var mı yok mu sorusu insanlık tarihi boyunca cevabı bulunmaya çalışılan bir soru. Varoluşumuza dair bir soru aslında bu. Haklı da bir soru çünkü insan hayatı, özgür olabildiğimiz, özgür düşünebildiğimiz sürece bir anlam kazanıyor. Bu iki bölümlük serinin ilk bölümünde özgür irade konusunu tartışacağım. Özgür irade konusunu tartışarak aslında serinin ikinci bölümüne zemin

okumak için tıklayınız

Varoluş Sıkıntısı: Bir Schopenhauer Kötümserliği – Kaya Ulusay (sesli dinle)

Schopenhauer, varoluşumuzdaki tek gerçekliğin çektiğimiz ıstıraplar olduğunu söyler. Hatta ıstırap faktörünü yok ettiğimiz vakit, varoluşumuz dünyadaki en gereksiz ve uygunsuz şeydir. Schopenhauer’in böyle düşünmesinin belli nedenleri var tabi. Kendisi, nereye baksak, acı, yoksulluk, hırs, öfke, doyumsuzluk ve daha birçok olumsuzlukla karşılaştığımız söylüyor. Sorduğu temel soru da şu aslında: Istırapla bezenmiş bir hayata kim gelmek ister

okumak için tıklayınız

Düşünmek ve Okumak – Schopenhauer yanılıyor mu? Kaya Ulusay (sesli dinle)

Düşünmek insanın en önemli yetisi, zorunlu bir yaşam koşulu. Bu sadece alelade bir eylem değil; aynı zamanda sistematik bir bilişsel ve biyolojik süreç gerektiren çok önemli bir yeti. Düşünme eyleminin mana kazanması için, zihnin bilgi dağarcığının da farklı perspektiften bir çok bilgi ile beslenmesi gerekiyor. Bunun da en temel yolu; 5000 yıl önce bulunan yazının

okumak için tıklayınız

Kendini Bilmek ve Akıl: Sokrates ve Aristoteles’in İzinde – Kaya Ulusay (sesli dinle)

“Sorgulanmadan geçen bir hayat yaşamaya değer olmayan, boşuna yaşanmış hayattır.” Sokrates’in bu sözü; kendini bilmek felsefesinin özünü yansıtır. Kendini bilmek, insanın kendiyle yüzleşmesi, tanıması, eksiklerinin farkında olması; varoluş sebebini anlamaya çalışması aslında. Bu varoluş arayışında insanın kendisi hakkında farkına varacağı, çözümüne ulaşacağı şeyler, ellerimizle yarattığımız birçok toplumsal ve çevresel sıkıntının da çözümüne yönelik temelleri oluşturuyor.

okumak için tıklayınız

Umwelt ve Öz Algı Teorileri: Marcus Aurelius Üzerinden Eleştiriler – Kaya Ulusay (Sesli Dinle)

Bu podcast bölümünde farkındalık konusunu; daha önceki bölümlerden çok daha farklı bir yol izleyerek, iki akademik teori ve sonrasında Stoa felsefesinin en önemli figürlerinden Marcus Aurelius’un düşünceleriyle işleyeceğim İlk önce Umwelt Teorisi ile başlayacağım. Bu teori felsefeden biyolojiye, nöro-bilime kadar tartışılan bir teori. İkinci kısımda da Sosyal psikolog Daryl Bem’in Self Perception Theory’si üzerinde duracağım.

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet “Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.”

VATAN HAİNİ “Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.” Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti,

okumak için tıklayınız

Aile – Maria Puzo

Mario Puzo, aile nedir görüşünü tarihinin en büyük suç ailelerinden Borgialar üzerinden anlatıyor. Aile nedir? Mario Puzo bu soruyu ilk önce dönüm noktası olan en çok satan kitabı unutulmaz Baba romanında yanıtlamıştır; Corleone ailesini yaratarak kan bağı kavramını sonsuza dek yeniden tanımlamıştır. Otuz yıl sonra, Puzo’nun bu konuyla ilgili en son görüşleri, İtalyan tarihinin en

okumak için tıklayınız

Quentin Tarantino’nun izlemeyi önerdiği 35 film

indiewire.com sitesinin Zack Sharf adlı yazarının 14 Mayıs 2021 tarihli yazısına göre Quentin Tarantino’nun izlemeyi önerdiği 35 film: İyi, Kötü ve Çirkin (Il buono, il brutto, il cattivo) (1966) Abbott and Costello Meet Frankenstein (1948) Dunkirk (2017) I Tre volti della paura (1963) Koyu Kırmızı (Profondo Rosso) (1975) Sosyal Ağ (The Social Network) (2010) Easy

okumak için tıklayınız

Cyrano de Bergerac’ın, ünlü “İstemem, eksik olsun” tiradı. (Seslendirme: Rüştü Asyalı)

Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi, önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine, dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, taklalar mı atmalıyım? İstemem, eksik olsun!

okumak için tıklayınız

“Exodus”… Esaslı Bir Şiir Kitabı! – Kadir Can Aydemir

Hüseyin Kalyan’ın Klaros/Dip Yayıncılık’tan, 2020 yılında çıkmış olan “Exodus” adlı şiir kitabı hakkında bir hasbihale varsanız, buyurunuz!.. İlk baştan söyleyeyim ki: Gerçek bir şairle karşı karşıyayız! Ancak bu şair benim şiir anlayışıma tam olarak uygun mu, derseniz. Hayır! Şiir anlayışıma uygun şiirleri de var mı peki? Evet! Şiir anlayışıma uymayan şiirlerinde de “güzel şiirler” var

okumak için tıklayınız

Cyrano de Bergerac (‘Burun’ Tiradı) – Türkçe video

Edmond Rostand’ın ünlü Oyunu, Dünyanın En İyi 100 filmi listesinde 43.sırada yer alan film, Cyrano de Bergerac’ı canlandıran Gérard Depardieu’ya 1990 yılında, Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü kazandırdı. Tiyatro ile ilgilenenlerin ‘Burun’ tiradı diye bilinen sahnesi, üstelik Rüştü Asyalı seslendirmesi ile…

okumak için tıklayınız

Nietzsche “diyalektikçi” midir?

Nietzsche “diyalektikçi” midir? Şunla bu arasındaki özsel ilişki bir diyalektik kurmaya yetmez: Her şey bu bağıntıdaki olumsuzun rolüne bağlıdır. Nietzsche tam da şunu der: Kuvvetin nesnesi olarak başka bir kuvvet vardır. Kesinkes şu var ki, bir kuvvet ancak, başka bir kuvvetle bağıntıya girer. Yaşam başka türlü bir yaşam biçimiyle çarpışır ancak. Çokçuluğun bazen diyalektik görünümleri

okumak için tıklayınız

L’Ordino Nuovo’dan esarete Gramsci – Zeynep Altıok

9 Kasım 1926’da faşist rejim, Mussolini’ye yapılan bir saldırıyı neden göstererek olağanüstü hâl yasalarını uygulamaya koydu. Antonio Gramsci, parlamenter dokunulmazlığı olmasına rağmen diğer komünistlerle birlikte tutuklandı ve Roma hapishanesi Regina Coeli’ye götürüldü. Davada faşist rejiminin savcısı Michele Isgro, şöyle dedi: “Bu beynin çalışmasını yirmi yıl süreyle durdurmalıyız.” Gramsci’nin 1929-1935 arasında yazdığı “Hapishane Defterleri”ne bakacak olursak

okumak için tıklayınız

Karınca Yuvasını Dağıtmamak – İlhan Sami Çomak

İlhan Sami Çomak, 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nde öğrenciyken, yoğun işkenceler gördüğü bir gözaltı sürecinden sonra tutuklanarak cezaevine kondu. Yıllardır devam eden adalet mücadelesine rağmen 2021 yılı itibariyle hâlâ cezaevinde… Çomak, sadece adaletsizliğin pençesine düşmüş biri değil, şiirleri birçok dile çevrilen, dünyaca tanınan bir şair aynı zamanda. Yaşadığı tüm hukuki mağduriyete rağmen

okumak için tıklayınız

Freud’dan Lacan’a Psikanaliz – Saffet Murat Tura

Freud’dan Lacan’a uzanan, yeni buluşlarla, tartışmalarla dolu uzun yol boyunca psikanaliz hem dönüşmüş, hem de insanı açıklamak bakımından beşeri bilimleri etkileyecek çeşitli imkânlara sahip olduğunu göstermiştir. Saffet Murat Tura’nın bu klasikleşmiş kitabı bir yandan dikkatimizi bu imkânlara çekip irdelerken bir yandan da Freud’un kavramlarının ve psikanalizin Lacan’ın elinde kazandığı yorumu açıklamaya, anlamlandırmaya çalışıyor. Psikanalizin epistemolojik

okumak için tıklayınız

Siyaset ve Dinin Gösterisi / Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine – Ebru Thwaites Diken

Günümüz Türkiye sinemasından altı film: Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak, din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva, din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!, heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz, İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği

okumak için tıklayınız

Türkiye İşçi Partisi Radyoda – Proletaryanın Büyülü Kutusu

13 Şubat 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi, Türkiye siyasal tarihinin en önemli olaylarından biridir. TİP’in gelişip güçlenmesinde parti sözcülerinin efsanevi radyo konuşmalarının çok önemli bir yeri vardır. Türkiye proletaryasının sözcüleri, 1961-1971 döneminde, bambaşka bir dile, bambaşka bir seslenişe ve bambaşka bir içeriğe sahip konuşmalarıyla o zamana kadar devletin ağzı olan radyoyu ‘proletaryanın büyülü kutusu’na çevirmişlerdi.

okumak için tıklayınız

Susuz Yaz – Necati Cumalı

Susuz Yaz, Necati Cumalı’nın, öykülerden oluşan, adını da içindeki bir öyküden alan kitabıdır. Yazar, avukatlık yaptığı yıllarda, hem memleketi olması hem de yaşamının önemli bir kısmını orada geçirmesi nedeniyle, İzmir’in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunar bu kitapta. Yazılanlar her ne kadar kurgu olsa da, öykülerdeki isimler değiştirilmiş olsa da,

okumak için tıklayınız