Yazar: cemalumit

Avuçlamalı Özgürlüğü – Nejdet Evren

Neşeli şarkılar söylemek isterdim hurcumda hüzün birikmeseydi; lakin, koynumda büyüdü geceleri ve bir yanım kaldı  üryan!   Tutsak güvercin midir yalnız tel-örgülerden ötelere bakan; örgüsü var mıdır zindanların nerede başlar  sınırı ve biter mi?   Gün gelir uçar ötesine duvarın ki, aşılmadık olanı yok! Zindanda bağıra çağıra bir bahar doğar, “düş dediğin aslında ————yolun yarısı”(1)

okumak için tıklayınız

Edebiyatla Bilimi Anlatmak – Kadir Can Aydemir

Edebiyat, üç önemli yaratıcı düşünce tarzı olan sanat, bilim ve felsefeden tabii ki sanat dalına girer. Sanat; estetik olana, “güzel” olana yönelen eserler bütünü iken; edebiyat ise olay, düşünce ya da duyguların dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade edilme biçimidir. Bilim… Bilim ise apayrı bir kulvarda at koşturur. Bilimi, evrendeki her şeyi sistematik biçimde

okumak için tıklayınız

Göklerden Gelen Umut – Döngü Bir insanlık Üçlemesi – Kemal Sinan Özmen

Kemal Hoca, Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde Uygulamalı Dilbilim ve Öğretmen Eğitimi profesörüdür. Kendisiyle tanışmamız, Bilim ve Gelecek dergisi sayesinde oldu. Aynı sayfada ikimizin de kitaplarının tanıtımı yapılmıştı. Bilgi Yayınları’ndan çıkmış olan “Göklerden Gelen Umut” adlı kitabının ilgimi çekmesi çok da zor olmadı. Çünkü yerli bilim-kurgu kitaplarının sayısı, o kadar da fazla değil ne

okumak için tıklayınız

Yabancılaşmaya Karşı Özgürlük – Nejdet Evren

Arzu etmek/istemek çeşitli nedenlere dayalı olabilir. Biyolojik nedenler ile sosyolojik nedenler arasında kapanmaz bir fark vardır. Her ikisinin de ortak noktası ise, varlığına ihtiyaç duyulan bir eksikliğin hissiyatıdır. Bu nedenle arzu edilen/istenen şey her daim eksikliği duyumsanan/hissedilen varlıktır. Eksikliğin kendine dair hissin bağlandığı arzu ise her ikisinden farklı olarak yoksunluk/doyamama hissine denk düşer; yeterli olana

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath: Ariel (Ses Kaydı, 1962) | Türkçe Altyazılı

Ariel, Sylvia Plath’ın şiirinin ikinci kitabı idi. Başlangıçta intihar nedeniyle ölümünden iki yıl sonra 1965’te yayınlandı. Ariel’in 1965 baskısında serbest akan görüntüleri ve karakteristik olarak tehdit eden psişik manzaraları ile şiirler, Plath’un önceki Colossus şiirlerinden dramatik bir dönüş yaptı.

okumak için tıklayınız

Bertolt Brecht Yargılanıyor! (1947) | Türkçe Altyazılı

1938’de kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (House Un-American Activities Committee), 1975’te Temsilciler Meclisi tarafından lağvedilinceye dek faşist veya komünist bağları olduğundan şüphe duyduğu sivilleri, kamu çalışanlarını ve kurumları ihanet ve yıkıcı faaliyetlerde bulunma suçlamalarıyla yargılamıştır. Komitenin yürüttüğü soruşturmalarda pek çok sanatçı ve düşünür yargılanmış, Hollywood özelinde bir kara liste bile yayınlamıştır. Nazi rejimi karşıtı

okumak için tıklayınız

Sait Faik: “Yazmasam deli olacaktım” – B. Sadık Albayrak

“Yazmasam deli olacaktım”; Sait Faik’in bu sözünü hepimiz biliriz de, hangi öyküsünde, neyi anlatmak için yazdığını çoğumuz bilmeyiz. Bağlamından kopartılmış bu söz pek hoşumuza gider. Bir yazarın işi yazmak olduğuna göre, yazmasa deli olması, işini tutkuyla yapan bir yazar için en olağan söz olsa gerektir deyip geçeriz. Bana öyle geliyor ki “yazmasam deli olacaktım” sözü

okumak için tıklayınız

“Bir Gün Tek Başına” üzerine – Kadir Can Aydemir

Yaklaşık beş yıl kadar önce okumuştum, bir daha okudum. Konusunun önemli bir kısmını unutmuşum. Daha çok “Baba” aklımda kalmış. Kitabın konusu kısaca şöyle: Eskiden devrimcilik yapmış bir adamın (Kenan), polis karşısında çözülmesi sonrası, yıllar sonrasında yaşadığı iç çelişkilerini ve buna paralel olarak sisteme/evliliğine tutunamamasını izliyoruz. İkinci karakterimiz ise (belki de başkarakterimizdir budur!) Günsel adında bir

okumak için tıklayınız

Yapay Zeka Bilge İle Bilime Yolculuk / Bilim ve İnsan Üzerine Bir Roman – Kadir Can Aydemir

Fen bilgisi ve bilim ne demektir? Bilimsel gelişim nasıl sağlanmıştır? Evren nasıl oluştu? Ya Dünya? Yaşamın kökeni nedir? Canlılık oluşumu ve evrim hangi biçimde anlam kazanır? İnsanın oluşumuna giden süreç nasıl gerçekleşmiştir? Dikkat, bahsedilen konuları, salt bilim diliyle işlemeyecek, roman kurgusu içinde anlatacağız. Zira fen bilgisi öğretmeni olan kitabın yazarı, Yapay Zekâ Bilge programını yaratmada

okumak için tıklayınız

“Farklı Coğrafyalarda Üretenler” hakkında – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın bir dizi söyleşiyi bir araya getirdiği “Farklı Coğrafyalarda Üretenler” adlı kitabının arka kapağında “Anlatılan hepimizin hikayesi.” diyor Prof. Dr. Yüksel Akkaya. Bu kitapta zorunlu ya da isteğe bağlı olarak Türkiye’den yurt dışına çıkmış ve şimdi Avustralya, Fransa, Almanya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç ve Rusya’da yaşayan yirmi şair-yazar, ressam, müzisyen, gazeteci, eğitimci

okumak için tıklayınız

Öğrenmenin Coğrafyası: Batılılar Ağaçları Hatırlarken, Doğulular Neden Ormanı Hatırlar?

Farklı kültürel birikimlerden gelen insanlar farklı mı düşünür? Farklı düşündükleri kanısı (kültürel görelilik) on yıllardır tabuydu. Bazı bilim insanlarına göre farklı insan gruplarının farklı düşünüp düşünmediğini gündeme getirmek bile ırkçıdır. Diğerleri, kültürel göreliliğin kuramsal olarak kalıplaşmış bir yanlış olduğunu ileri sürüyor. İnsan zihninin temel işleyişleri evrenseldir, değil mi? Kültürün düşünceyi nasıl şekillendirdiğini merak eden bilim

okumak için tıklayınız

Galileo Galilei Kimdir? Ne Yapmıştır? Kendi Ağzından Yaşam Öyküsü

Adım Galileo Galilei… 78 yaşındayım… Yaşlandım artık… 1642’ye kadar yaşayacağımı hiç tahmin etmezdim.. Ancak ölüme çok yaklaştığımı, yürümeye mecali kalmamış dizlerim, tam göremeyen gözlerim, titreyen ellerim ve eskisi kadar kıvrak çalışamayan belleğim her gün hatırlatıyor bana. Olsun… Ölüm de doğum gibi yaşamın gerçeği. Eğer siz benim hikayemi sahiplenirseniz, merak ve kuşkunun gerçeği aramaktaki önemini yeterince

okumak için tıklayınız

Nikos Kazancakis’in “Zorba” romanına dair – Onur Taşdemir

1883 Girit doğumlu Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının en çok yabancı dile çevrilen, en prestijli yazarlarından biridir. (Bu arada Laos’taki bir havalimanının kitapçısında bile bulabileceğiniz en iyilerinden olmasa da en prestijli Türk yazarının Orhan Pamuk olduğunu anımsatalım) Kazancakis’in ömrü isyanlar ve savaşlarla geçmiştir. Ancak bu korkutucu yaşam ikliminde eğitimine asla ara vermemiş ve hukuk öğrenimini

okumak için tıklayınız

“Konya’da Kürt mü Var?” / Orta Anadolu Kürtleri ve Kürtlerin Siyasallaşması – Hacı Çevik

Konya’da Kürt mü var?” sorusu, Orta Anadolu taşrasındaki Kürt nüfusuna dair bilgisizliğin günlük dildeki ifadesi. Oysa Ankara, Konya, Kırşehir, Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ın kimi ilçelerinde, kimisi 15. yüzyıla kadar uzanan zamanlardan beri yerleşikleşmiş Kürt toplulukları yaşıyor. Hacı Çevik “Konya’da Kürt mü Var?”da kademe kademe göçlerle oluşan Orta Anadolu Kürt topluluklarının toplumsal

okumak için tıklayınız

Çocuklar İçin Temel Bağlama Eğitimi – Erdal Erzincan

Erdal Erzincan, yeni çıkardığı ‘Çocuklar için Temel Bağlama Eğitimi’ kitabının önsözünde öğretmenlere, öğrencilere ve velilere seslendi: “Ağaç yaşken eğilir”, “Demir tavında dövülür” Kuşkusuz hepimizin aşina olduğu yukarıdaki atasözleri verimli bir eğitimin güçlü birer formülüdür aynı zamanda. Zira bu formülün geçerliliği çağlar boyunca sayısız deneyimlemeler neticesinde ortaya konulmuştur. Mesleğinde yetkin, farklı alanlardaki nice usta bu formülden

okumak için tıklayınız

Faşist Kimdir? Emilio Gentile

“Faşizme dönüş, Umberto Eco’nun ‘Ebedi Faşizm’ başlıklı makalesiyle, büyük bir sükseyle yeniden tedavüle girdi. Bu makalenin okunma biçimi, yazarın, ‘ebedi faşizm en masum kisvelere bürünerek geri dönebilir’ ve ‘görevimizin onun maskesini düşürmek ve dünyanın her yerinde her gün ortaya çıkan yeni biçimlerinden her birine dikkat çekmek’ uyarısını yaparken söylediklerinin tam tersi etkiler yaratabilir diye düşünüyorum.”

okumak için tıklayınız

Bizans’ın Fethi – Stefan Zweig

Tehlikeyi Görme 5 Şubat 1451 günü Edirne’den yola çıkan bir ulak, Sultan Murat’ın en büyük oğlu 21 yaşındaki Manisa Sancak Beyi Mehmet’e, babasının ölüm haberini getiriyor. Zeki olduğu kadar da hırslı olan bu genç şehzade, vezirlerine ve danışmanlarına duyurmadan hemen en iyi atlarından birine atlıyor ve kamçıyı bastığı gibi, bu safkan atı yüz yirmi mil

okumak için tıklayınız

Kaygı ve umut üzerine bir eser: Empedokles’in Dostları

Atlas Okyanusu kıyısındaki küçük Antioche adasının yalnızca iki sakini vardır: Orta yaşın verdiği olgunlukla sesiz bir hayat sürmek isteyen Alec ile yazdığı ilk romanının yakaladığı başarı sonrası her şeyi arkada bırakan esrarengiz Eve. Birbirlerinden uzakta kırılgan yalnızlıklarının tadını çıkaran bu insanların yolu bir gün elektriğin, telefonların, televizyon yayınlarının, internetin, kısacası her tür iletişim aracının etkisiz

okumak için tıklayınız

İnsanın var oluş nedenini sorgulayan “Tatar Çölü” – Sadık Güvenç

Bir insanın en büyük beklentisi çıkması olası bir savaşta yararlılık göstererek “şan” kazanmak olabilir mi? Siz bir savaş karşıtı, barış yanlısı bir okuyucu iseniz ömrünü bu savaşa adamış birinin serencamını merak eder misiniz? Aynı işte yaşlanmak mı iş ve çevre değiştirerek yaşlanmak mı doğrudur? İtalyan yazar Dino Buzzati’nin 1940 yılında yayımlanan ve 1949 yılında Fransızca

okumak için tıklayınız