Yazar: cemalumit

Siyah Deri, Beyaz Maskeler – Frantz Fanon

“Bir Çinhintli kendine özgü bir kültür keşfettiği için ayaklanmamıştır. ‘Yalnızca’ birçok bakımdan artık soluk alamadığı için ayaklanmıştır,” diyen Frantz Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeler’i ABD’deki Kara Panterler ve Üçüncü Dünyadaki bağımsızlık mücadeleleri gibi siyasi hareketlere ilham kaynağı olmuş, aynı zamanda sömürgecilik ve ırkçılıkla bağlantılı kimlik sorunlarının tartışılmasına öncülük etmiş kitaplardan biri. Irkçılığın, ayrımcılığın —heyhat!—hâlâ gündemde

okumak için tıklayınız

Halil İnalcık anlatıyor: Fetihten Sonra İstanbul Neden Yağma Edildi?

Halil İnalcık anlatıyor:”İslam fıkıhına göre üç kere teslim teklifini kabul etmezse yağma ilan edilir. Yağma şu demektir:O beldenin nüfusu esir edilebilir, malları yağma edilebilir, bu Müslümanların hakkıdır. Fatih buna karşı gelemezdi.Dini bir emir. Onun için yağma ilan etti. Bu üç tekliften sonra. Ve şehri aldıktan sonra [Fatih] ağladı, felaketi gördükten sonra. Şehrin nüfusu çadırlardaydı. Kiliseler

okumak için tıklayınız

Bilinçaltı sularında: Sanatçının Yeniyetme Halleri – Gizem Bilkay

Dünyaca ünlü İrlandalı yazar James Joyce’un Sanatçının Yeniyetme Halleri kitabı, 2020 Temmuz ayında Can Gürses’in çevirisi ve sunuşu ile Ayrıntı Yayınları’ndan yayınlandı. İçinde birçok psikolojik anlam katmanları barındıran kitap, okuyanları yüz yıldan fazla süredir etkilemeye devam ediyor. Yazar bu romanında, önceki edebi geleneklerden dramatik bir şekilde uzaklaşarak okuyucusunu duygusal bir girdaba sürüklerken, aynı zamanda yazım

okumak için tıklayınız

Clara – Doğanın Tin Dünyasıyla Bağlantısı Üzerine Felsefi Bir Novella – Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling

“Doğa neden zehirler kendi çocuklarını? Ve neden doğan şeyler ölmek, neden sevdiklerimiz bizi terk etmek zorunda?” Filozof Schelling, Alman Romantizminin sıra dışı figürlerinden biri olan karısı Caroline’nin genç yaştaki ölümünden sonra kaleme aldığı bu felsefi novellada işte bu soruya yanıt arıyor. Clara her şeyden önce bir yas kitabı. Filozofun kayıpla, ölümle, insanın sonluluğuyla hesaplaştığı bir

okumak için tıklayınız

İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine – Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling

Tüm doğumlar, karanlıktan aydınlığa bir doğumdur; tohum toprağa gömülmeli ve karanlıkta ölmelidir ki, böylece güneşte çok daha güzel bir şekil olarak kendini topraktan gün yüzüne çıkarabilsin. İnsan dişi bedende şekillenir ve ancak akla dayanmayanın meçhullüğünden (duygudan, özlemden, bilginin o olağanüstü annesinden) en parlak düşünceler çıkar. Bu nedenle başlangıçtaki o kökensel özlemi, henüz bilmese de akla

okumak için tıklayınız

Bugünün Cadıları / Kadınların Yenilmez Gücü – Mona Chollet

Yüzyıllar önce cadılıkla suçlanıp öldürülen kadınlara uygulanan muamele bugün farklı biçimlerde, sistemleşmiş ve doğallaşmış halde devam ediyor. O zamanlardan itibaren, önce şiddet yoluyla ve sonra ideal ev kadını modelinin inşasıyla dayatılan model, kadınları doğurganlık üzerine temellenen rollere hapsetti, çalışma yaşamından kopardı. Bu model, kadınların kimliklerini yok etti, zayıflattı, özgürlüklerini ellerinden aldı. Kadınlar birbirleriyle rekabete sokuldu,

okumak için tıklayınız

Güneş Topla Benim İçin – Ülkü Tamer (Seslendiren: Zülfü Livaneli)

GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN Seheryeli çık dağlara, Güneş topla benim için. Haber ilet dört diyara, Güneş topla benim için. Umutların arasından, Kirpiklerin karasından, Döşte bıçak yarasından, Güneş topla benim için. Yazdan, kıştan, ilkbahardan, Mahpuslarda dört duvardan, Doludizgin sevdalardan, Güneş topla benim için. Seheryeli yâr gözünden, Havadaki kuş izinden, Geceleyin gökyüzünden Güneş topla benim için… Ülkü

okumak için tıklayınız

Cadıların Torunları – Zilan Yıldırım

Dünyanın her yerinde, tarihin her döneminde karşımıza çıkan toplumsal cinsiyet eşitsizliği günümüzde de hâlâ en fazla direnişin ve mücadelenin verildiği alanlardan biridir. Bu eşitsizliğe onlarca sebep sayılabilir ancak yüklendiği tüm yükle kefenin ağır geldiği ve tüm terazinin üzerine yıkıldığı taraf hep kadın olmuştur. Örneğin çok eski toplumlarda nasıl olduğu anlaşılamayan doğum olayının, yani bir insanın

okumak için tıklayınız

Zweig’ın Balzac’ı! – Hürriyet Yaşar

Stefan Zweig’ın bir türlü sınırlarını belirleyemediği ve bitiş noktasını göremediği için yazamadığı bu kitabı, ölümünden sonra yayıncısı ve arkadaşı Richard Friedenthal onun belgelerinden ve notlarından kurgulamış. Zweig’ın dilinden neredeyse destansı bir Honore de Balzac anlatısı ortaya çıkmış. 19 ile 29 yaş arasındaki yıllarını para kazanmak için başka imzalarla fabrikasyon romanlar yazmaya veren Balzac yanlış yaptığını

okumak için tıklayınız

Herzog – Saul Bellow “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş”

20. yüzyılın birey üzerindeki yıkıcılığını ele alan Herzog, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Saul Bellow’un başyapıtı olarak kabul ediliyor. Herzog, hayatı her anlamda altüst olmuş, “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş,” diye düşünecek kadar kendinden vazgeçmiş bir adamın hikâyesini anlatır. Başarısız yazar, başarısız hoca, başarısız baba Moses Herzog, kendisini kişisel felaketlerinden ve modern zamanların yıkıcılığından sağ

okumak için tıklayınız

Prens ile Dilenci – Mark Twain

Mark Twain, Tom Canty ile Edward Tudor’un bir anda birbiriyle kesişen ve karmaşıklaşan serüvenlerini anlatıyor ünlü romanı Prens ile Dilenci’de. Londra’nın iki ayrı ucunda, aynı gün, kaderlerinin birbirinden çok farklı olması beklenen iki çocuk doğar. Bir uçta, Viransaray adlı semtte dilencilik yapmak zorunda kalan, tek odalı evinde kalabalık ailesiyle yaşayan, yırtık pırtık giysileri içinde Tom

okumak için tıklayınız

Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir – Emma Goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla ‘Kızıl’ Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller… Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir bahanedir… Teizm

okumak için tıklayınız

Hayatın Kırılganlığı – William E. Connolly

Çağımızın önde gelen teorisyenlerinden William E. Connolly bu kitabında, ekonomi piyasalarını kendi kendini organize edebilen yegane süreçler olarak görmenin yanlışlığını ortaya koyarak, yaşadığımız gezegenin oluşumuna katkısı olan çeşitli ekolojik oto-organizasyon sistemlerine ve bunların, dolayısıyla da varoluşun, neoliberalizm adı altındaki yıkımına odaklanıyor: Neoliberalizmin savunucuları genellikle yalnızca otomatik süreçlerden ve özgür bireysel davranışlardan bahsediyor olsalar da, aslında

okumak için tıklayınız

Vicdan ve adalet: Hapishane Müdürü – Farhad Eivazi

2019 Yılı Suç ve Ceza Film Festivali’ne katılan tek İran filmi “Hapishane Müdürü” yönetmen Nima Javidi’nin ikinci uzun metraj filmi. Film hapishane müdürü olan ana karakterin, mahkumların yer değişimi sırasında yaşanan bir firar olayı nedeniyle vicdan ve adalet arasında bir mücadeleye girmesini ve vicdani çelişkiler yaşamasını anlatıyor. İngilizceye “The Warden” adıyla aktarılan Sorh-Post filminin Türkçedeki

okumak için tıklayınız

Apaydınlık Gelecek – İnsanın Köktenci Bir Savunusu

İnsanı, insanlığı, insancıllığı savunan yeni ve köktenci bir manifesto. Teknolojiyi, denetimi, gözetimi, algoritmik kontrolü ve zombileri sorgulayan eleştirel bir deneme. Neoliberalizme, onun kriziyle oluşan boşluğu insanı hiçleştirerek doldurmaya çalışan alternatif sağa ve otoriter yönelimlere kapsamlı bir itiraz. Zamanımızın en parlak düşünürlerinden biri, Paul Mason, karanlık ve kasvetli günlerin ortasında ışıltılı yarınlarını arıyor insanın. İnsanın köktenci

okumak için tıklayınız

Boşlukta Gezinen Bilgi – Nejdet Evren

Bilgi masumiyeti kirletir, adeta masumiyeti ortadan kaldırır. Bu durum bilginin kötü ve zararlı olduğu şeklindeki bir yorum yapılmasını gerektirmemektedir. İnsanın başka bir canlıya/insan dahil işkence yaptığına dair edimlerine tanıklık yapıldığında korku ve acıma duygusu birlikte yaşanır, onunla/işkence yapan eylem ve düşünce alt-yapısıyla ne şekilde mücadele edileceği bilgisine/yeterliliğine ssahip olamayanın edimsizliği masumiyet kapsamında değerlendirilebilir, ancak bu

okumak için tıklayınız

Herkes Tek Başına Ölür – Hans Fallada “Nazilere karşı Alman başkaldırışıyla ilgili yazılan en güzel kitaplardan biri.”

Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile çevrilen ve çevrilmeye devam eden roman, şimdi Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında ilk defa Türkçede. 1940’ların Berlin’inde, Quangel çifti

okumak için tıklayınız

Batı’nın Egemenliği Nasıl Kuruldu? Kapitalizmin Jeopolitik Kökenleri

Kapitalizmin gelişimine ilişkin anaakım tarihsel anlatılar, İngiltere’nin fabrikalarında ya da Fransa’nın giyotinlerinde doğan, özü itibarıyla Avrupalı bir sürece odaklanır. Anievas ve Nişancıoğlu ise kapitalizmin jeopolitik kökenlerini yeniden değerlendirdikleri bu kitapta, okura çok farklı bir hikâye anlatıyor. Batı’nın Egemenliği Nasıl Kuruldu? kapitalizmin kökenlerine ilişkin disiplinlerarası ve uluslararası bir tarihsel analiz sunarak, yaygın kanıların aksine, kapitalizmin kökenlerinin

okumak için tıklayınız

İnsanın Kusurları / İşe Yaramaz Kemiklerden Bozuk Genlere, Arızalarımıza Genel Bir Bakış

Sık sık insan bedeninin ne kadar mucizevi olduğunu duyar, ona düzülen övgüleri dinleriz. Bedenimizin incelikli işleyişine dair kitaplar raflarımızı doldurur. Oysa bütün o harikulade yönleri bir yana, insan bedeninin milyonlarca yıllık evrim sürecinde ortaya çıkmış bariz kusurları da var. Amerikalı biliminsanı Nathan H. Lents işte bu kusurların hikâyesini anlatıyor. İnsan retinası niye ters? Diğer hayvanlara

okumak için tıklayınız

Ah İstanbul – Osman Akyol

Ah, İstanbul! Azizim! Sensiz geçen günlerim Hep hicran, hep hüzün Cıvıl cıvıl İstiklal, Ateşinde yandığımız Gezi (Tanıtım Bülteninden) KİTAPTAN ŞİİRLER GÜNAYDIN İSTANBUL Tek tek açıyor gözlerini pencerelerde İstanbul Yeni güne hazırlıyor kimsesiz kaldırımları çöpçüler Kediler, kuşlar, güvercinler sabah kahvaltısında sıra sıra, öbek öbek Otobüsler geçiyor yine caddelerden bencil, kavgacı Adalar vapuru selamlıyor İstanbul’u uzun uzun

okumak için tıklayınız