Yazar: cemalumit

Felsefi Notlar 3 – Nejdet Evren

../. “Ölçme” iki türlü bir değerlendirmedir; ilki benzer olanlar arasında bir ölçme, ikincisi ise benzer olmayanlar arasındaki ölçmedir. Her ikisinin ortak yanı ise, belirli bir sınırlamalar içinde/belirli kalıplara göre önceden yaratılmış olan bir çerçevede/ soyut olandan hareketle “şey”in bir diğerine göre yerini/değerini nicel ve nitel olarak belirlemeye yönelik edimler olmasıdır.

okumak için tıklayınız

Laiklik Savunulmalıdır – Ergin Yıldızoğlu

Bir darbe girişiminin ardından “temizlik” sürecinin gelmesi anlaşılabilir. Ancak burada iki olasılık var: Ya bu “temizlik” süreci devleti, gelişmiş bir kapitalist toplumun gereksinimlerine cevap verecek, gelecekte bir darbe tehlikesini ortadan kaldıracak yönde yeniden düzenlemeye yönelir ya da

okumak için tıklayınız

Kafe ve Public House’un (Pub) Politik Tarihsel Süreci

Avrupa kıtasındaki kafelerin kökeni on sekizinci yüzyıl başlarındaki İngiliz kahvehanesidir. Bazı kahvehaneler atlı araba istasyonlarına yapılan ilaveler olarak ortaya çıkmışken, bazıları da başlı başına ayrı bir işletme olarak ortaya çıkmıştır. Londra’daki sigorta şirketi Lloyd’s işe bir kahvehane olarak başlamış ve buradaki kurallar diğer kent mekanlarının çoğunda da muaşeret kurallarını belirlemiştir; Lloyd’s kahvesinde bir fincan kahve ısmarladınız mı herkesle konuşma

okumak için tıklayınız

Ressam Kemal Çelik ile Söyleşi – Ayşe Kaygusuz

Tın tan, tın tan, vurgulu bir saat sesiyle girdiğim Ankara Kalesindeki Pirinç Han’ın en üst katında –saat 12.00- iki eski dost bir arada Kemal Çelik ve gramafon ve plak tamircisi Abdulkadir Akçan’ı sohbet ederken buluyorum. Selamlaşıyoruz, Kemal Abi sabırsızlıkla bekliyor beni. Sanata ve sanatçıya, şaire, yazara hep başka bir gözle baktığını, bu insanların ayrıcalıklı, farkındalıklı

okumak için tıklayınız

Kafka: “öyle ki, sanki doğuşum bir türlü tamamlanamamış”

YABANCI Çağının kendisine çok yakın olan olumsuz yanım olanca gücüyle özümsediği yolundaki dikkat çekici sözü, Kafka’nm ikili söylemidir ve bu söylem aynı zamanda hem kendisine, hem de yaşadığı zaman parkasına ilişkindir. Kafka’nın duyarlı ve algılanması neredeyse olanaksız belirtiler karşısında şiddetli tepki gösteren yapısı, ona gizli hastalığı sezgi yoluyla algılayabilme yeteneğini kazandırmıştı. Kanserin kokusunu, daha varlığını

okumak için tıklayınız

Onlar hayatta kalma ile açlıktan ölme arasındaki farkı ekmek fiyatlarındaki kuruş dalgalanmalarıyla ölçüyorlardı.

Goethe güneye kaçıyor Hareket halindeki bir bireye vaat edilen özgürlük Fransız Devrimi’nden hemen önce basılan, on sekizinci yüzyılın en kayda değer belgelerinden birinde görünür. Bu Goethe’nin, 1786 yılında küçük, masalsı bir Alman sarayından İtalya’nın kokuşmuş şehirlerine kaçışını, şairin bedenini, kendi sözleriyle, hayata döndüren bir kaçışı anlatan İtalya Yolculuğudur.

okumak için tıklayınız

90 Dakikada Nietzsche – Paul Strathern

GİRİŞ Felsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu. Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım).

okumak için tıklayınız

Janus Toplumu

Roma panteonunda ikiyüzlü olarak resmedilen Janus, hem geleceğe hem geçmişe baktığından değişimi gören, başlangıçların, bitişlerin ve eşiğin tanrısıdır. Eşik ve kapılarla bağlantılanmasının nedeni, hayatın bir odasından öbürüne geçme dönemlerinde, bir kapıyı kapatırken bir başkasını açmış olması yüzündendir. Değişimin ve geçişlerin tanrısı olarak Janus, bu sert geçişlerde fiziksel ve ruhsal salınımlardan ötürü kavrayışın kimi zaman uzağına

okumak için tıklayınız

Maviye Boyanmış Hayatlar – Zafer Köse

Boş bir kumsalda durup yumuşakça dalgalanan denizin sesini dinlersiniz. Serin rüzgâr içinizi rahatlatır. Ne kadar büyük, dev bir varlığın hemen yanında olduğunuzu hisseder misiniz peki? Açık denizde bulunan biri kadar değil herhalde. Açık denizde, bir güvertede, etrafa bakarsınız. Dört yanınız sonsuz mavi. Ama sonsuzluk duygusu değil bu. Bir varlıktan çok, yokluktur algıladığınız. Mekân yokluğu. Kara

okumak için tıklayınız

Mevlana Eşek Metaforuyla Oryantalizmi mi Desteklemektedir? – Bayram Sarı

İrvin Cemil Schink, “Osmanlı İmparatorluğu’nun cinselleştirilmesi: Yücelikten gülünçlüğe” denemesinde, Batılı sanatçıların oryantalist çalışmalarından örnekler vererek, Doğu kültürünün cinselliğe indirgenerek, sulandırıldığı sonucuna varır. “…Oryantalist resimlere baktığımızda rüyalar dünyevi ve şehvanidir. Achille Zo tarafından yapılmış olan oldukça ünlü resim, Le rêve du croyant (Müminin Rüyası), cenneti düşleyen bir Müslüman adamı tasvir etmek iddiasındadır ve burada cennet, tabi

okumak için tıklayınız

“Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir?

Antropoloji literatüründe “yoksulluk” üzerine çalışmalar var mıdır? “Yoksulluğun etnikleşmesi” ne demektir? “Yoksulluk kültürü” nedir? Küreselleşmenin mevcut evresinin, gelişmiş ülkelerde merkezileşen sermayenin, 1970’li yılların başlarındaki petrol krizinin tetiklediği yeni arayışlar ile iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki büyük yeniliklerin çakışmasından kaynaklandığına daha önce değinmiştik. Petrol krizinin neden olduğu üretim maliyetlerindeki ani artış, sanayileşmiş ülkelerdeki ÇUŞ’ların yatırımlarını emeğin bol

okumak için tıklayınız

Kürt Tiyatro Tarihi – Derleyen: Çetoye Zedo / Yavuz Akkuzu

Çetoyê Zêdo ve Yavuz Akkuzu tarafından hazırlanan Kürt Tiyatro Tarihi, bu alandaki en kapsamlı çalışmadır. Bu çalışmada; Kürt tiyatrosunun kaynakları, bilinmeyenleri ele alınmakta, başlangıçtan 1990’lara kadar Kürt tiyatrosunun gelişimi hakkında okura geniş bir perspektif sunulmaktadır. Kürt Tiyatro Tarihi ve külliyatını Türkiye’de görünür kılmayı amaç edinmektedir.

okumak için tıklayınız

Sevmek/Yaşamak ve Yazmak için Yaşayan: STENDHAL – Bedriye Korkankorkmaz

Stendhal’ın yazın dehasının yanında akılcı dünyaya attığı nanikler de ilgimi çekiyor. Hayatla insanın hakikatine vakıf bu adamın, yalanı dünya görüşü olarak algılaması şaşırtmıyor beni; çünkü insanların maskeleri ardında yaşadıkları gerçeğini kanıksamak yıllarımı aldı. Yaşım ilerledikçe hayatı bir maskeli baloya benzetiyorum. Maskelerin yaşamda kapladığı alanın insanlığın kapladığı alana eşit olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu doğumla başlayan yaşam serüvenini

okumak için tıklayınız

Bugün dünyada yaygın biçimde ortaya çıkan etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunları nasıl açıklanabilir?

Son 400 yılda dünyanın çehresini radikal biçimde değiştiren sömürgecilik, ulus-devlet biçimlenişi, küreselleşme gibi süreçler ve bunların sonucunda yoğunlaşan kültürel temasların sonuçlarından birisi de etnisite ve ırk kavramlarının biçimlenişi ve bunlarla bağlantılı etnik çatışmalar ve ırkçılık sorunlarının tırmanışa geçmesidir. Etnisite ya da etnik aidiyet ve onunla bağlantılı “etnik çatışmalar” daha çok ulus-devlet biçimlenişiyle ilişkili gözükürken, ırkçılığın ise,

okumak için tıklayınız

Harp ve Sanata dair – Abidin Dino

Uğultularla yanan Roma şehrinin karşısına geçip saz çalan Neron’un şöhreti malum; kötü şairdi. Kundakçılıkla muvaffakıyeti nispetinde mısra sanatında aciz olan bu şişman adam, şehrin alevlerini yakıcı değil, zarif telakki etmişti. Aynı mesele hakkında Roma halkı her halde başka kanaatte idi. İkinci Umumi Harp’e kadar sanatın hususiyeti, krizlerin ve kavgaların gittikçe sıklaşan nöbetleri içinde, estetik oyunlarla

okumak için tıklayınız