Yazar: cemalumit

Hatay meselesi ve Dersim hadisesi – Musa Anter

Adana’da bulunduğum sıralarda beni etkileyen iki büyük siyasi olay geçti. Biri Hatay meselesi, diğeri Dersim isyanıdır. O vakit, Suriye Fransızların müstemlekesiydi. Ancak bu müstemleke, Fransa’nın diğer müstemlekelerine benzemiyordu. Çünkü Birinci Dünya Harbinden sonra Suriye Osmanlı Imparatorluğu’ndan koparılınca, o zamanki Cemiyeti Akvam, yani Milletler Cemiyeti idaresince, yirmi yıl müddetle ve emaneten Fransızlara verilmişti. Buna Antakya ve

okumak için tıklayınız

Gustave Flaubert ve Realizm – Abidin Dino

Gustave Flaubert’in hayatını ikiye bölen hadise, Fransa’nın Prusyalılar tarafından istilası ve Paris Komün ihtilalidir. Flaubert’in mektuplarını takip ederek hadiselerin seyrini ve sanatkarın aksülamelini [tepkilerini] takip etmek mümkün. Balzac’ın “örf ve adederin tarihi” olarak tarif etiği roman sanatı, Flaubert’ın kafasında sistemleşmiş, gerçekten “ilmi” tabirine ınüstahak bir mükemmeliyete erişmiştir. Prusyalıların istilasından çok evvel söylenmiş şu cümleye bakın;

okumak için tıklayınız

Bir Delinin Güncesi – Aslı Erdoğan

Radikal gazetesinde yazdığı yazıları topladığı “Bir Delinin Güncesi”nde güncel meseleleri, akıl hastanesinden çıkmış bir kadının gözünden yakaladığı yazıları ile aslında yaşadığımız dünyanın gerçekliğini sorgulayan Aslı Erdoğan, gücü cehenneme yetebilenlerin gecesinden yazıyor; anlatılamayacak olanın yazıya dökülüşünün gümüş gecesinden. Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen, ama modern

okumak için tıklayınız

Bir Dünya Dini olarak Şamanizm – Sabri Kuşkonmaz

“…şöyle zor bir soru bile sorulabilir: Dinsel amaçlı kurbanlarla akıtılan kanlar mı fazladır, yoksa dinsel nitelikli çatışmalarda akan kanlar mı?” Hep söyleyegeldiğimiz bir çıkarım; bütün büyük dinler barıştan söz ederler. Ama küçüklü büyüklü bütün savaşların ana dinamiklerinden biri de büyük dinlerdir. Bütün büyük dinlerde, dünya kıyametle sonlanır. Ama bu dünyada bildiğimiz, geçmişten bu yana yaşanan

okumak için tıklayınız

Wigan İskelesi Yolu – George Orwell

Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd,

okumak için tıklayınız

Tanrısız Gençlik – Ödön von Horvath “Aklımız ve vicdanımız ipotek altına verilirse…”

Peter Handke’nin “Brecht’ten daha iyi” dediği ve Stefan Zweig’ın “Çağının en yetenekli yazarı” olarak gördüğü Ödön von Horváth’ın en önemli eseri Tanrısız Gençlik, Jaguar Kitap etiketiyle yayınlandı. Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, Tanrısız Gençlik’te çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri

okumak için tıklayınız

Honore De Balzac; “İnsanlık Komedyası”

“İnsanlık komedyası” bir kitap ismi değil, Balzac’ın toplam doksanaltı kitaptan oluşan romanlarıyla anlattığı insani duruma yaptığı bir yakıştırma. 1300’lerden başlayıp 1845’e kadar gelen, ağırlıklı olarak Napoleon, XVIII. Louis, X.Charles ve Louise Philippe dönemleri etrafında geçen “İnsanlık Komedyası”nda, Fransız toplumundaki karakterlerin hemen hepsi canlandırılmıştır. Krallar, imparatorlar, ruhban sınıfı, Fransız ordusunun subay ve askerleri, aristokrat aileler, kent

okumak için tıklayınız

Rousseaucu Antropolojik Evrim

Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev çift boyutludur: Goldschmidt, “Leo Strauss’un, kitabı, Rousseaucu temel düşünceleri içeren en felsefi yapıt saydığını”, aktarırken, Raymond Polin de onun çağdaş anlamda bir tarih felsefesi taslağı olduğunu belirtir. Buraya kadar filozof felsefe yapar. Claude Lévi-Strauss’sa Rousseau’nun, Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev’le, etnolojik sorunsalı ortaya attığını yazacaktır. Artık o etnografların babasıdır… Ve kitap iki

okumak için tıklayınız

Devletin Kapısını Açan Sihirli Sözcük

Egemenlik, siyasi gücün kullanımını meşrulaştırmak için yeni bir dışsallık oluştururken, yeni bir siyasi iktidar tipi düşüncesini mümkün kılacaktır: Devlet ya da kurumsallaşmış siyasi iktidar. Ve egemen devlet Bir’dir. Tekrarlamak gerekirse, Machiavelli de, hükümdarın siyasi gücünü Bir olarak düşünmüştür. Ama Machiavelli ötesinde, söz konusu olan, dışsallığın farklı bir biçimde yeniden kurulması, tanrısallıktan bağımsızlaşmış bir siyasi güç

okumak için tıklayınız

Siyasi İktidarın Binbir Suratı

“Siyasi iktidar nedir?” sorusu, kutsal/kutsal olmayan, otorite/güç,Yasa/uygulama ilişkisi çerçevesinde ve farklı siyasi iktidar biçimleri sergileyen üç farklı toplum tipi, uygulama açısından (ya da zorlayıcı gücün kimin elinde olduğuna bakılarak) birbirinden ayrılarak cevaplandırılacaktır. Lapierre’in, evrimci yönü üzerinde durulması pek de gerekmeyen siyasi iktidar derecelendirmesi, uygulama açısından üç farklı toplum tipine göre değişen söz konusu ilişkiyi açık

okumak için tıklayınız

Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” ve Orta Sınıf İyilikseverliğinin Sınırları

Elane Ferrante’nin dört ciltlik “Napoli Romanları” serisi, İngilizceye çevrilmeye başladığı andan itibaren hem Amerika’da hem de İngiltere’de edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Kimi okuyucu ve eleştirmenler, bu romanları iki kadın arkadaşın çocukluklarından itibaren devam eden çatışmalı, inişli çıkışlı ilişkilerinin hikâyesi olarak tanımlarken, kimisi Napoli’nin yoksul bir mahallesinde, İtalya’nın marjinlerinde, yoksulluğun içinde süregiden varoluş mücadelesinin hikâyesi

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı Ve Özgecan İle Cansel

Virginia Woolf, Bir Yazarın Güncesi adı altında kitaplaştırılan günlüklerinde, Kendine Ait Bir Oda’yı yazarkenki ruh halini “melankoli gölüme daldım gene” diye ifade eder. Devamında “Tanrım ne kadar da derin! Nasıl da doğuştan melankoliğim! Kendimi su yüzünde tutabilmenin tek yolu çalışmak… Çalışmayı kestiğim an daha da, daha da dibe çökersem gerçeğe ulaşacağımı hissediyorum. Tek hafifletici yanı

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf / Mrs. Dalloway: Modern Dünyada Atomize Olmuş Bir Birey

Mrs. Dalloway tıpkı aynı adlı karakteri gibi yarını olmayan bir roman. Virginia Woolf’un bu ünlü eseri gelecekten yana nasibini almadığından bir günde başlayıp bir günde biter, her şeyden önce bitebilir. Ana karakter Mrs. Dalloway yaşamı salt varlık derekesine indirgenmiş –yalnızca hayatta olmak kendisine yeten, âdeta başka bir muradı olmayan– bir burjuva kadındır. “Yine de günlerin

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Yeraltı Adamı Üzerine Kısa Bir Deneme

“Hiç kuşku yok ki, her insanın içinde bir öfke canavarı, acı çeken kurbanın haykırışlarından aşırı zevk duyan bir şehvet canavarı, zincirinden boşalmış bir canavar; hastalıkların, romatizmaların, hasta böbreklerin verdiği acılarla beslenen bir canavar yatar.” (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler)

okumak için tıklayınız

90 yaşına giren Fidel Castro’nun Küba’ya bıraktığı miras

Fidel Castro ‘Doğuştan siyasetçi değilim’ der. Ancak sözlerine şunları da ekler: “Fakat çok genç yaştan itibaren dünyanın gerçeklerini anlamama yardım eden şeyleri yakından takip ettim.” Castro’nun ilk gözlemleri doğduğu yer olan ve Küba’nın yoksullukla mücadele eden kırsal bölgelerinden birisi olan Biran’dan.

okumak için tıklayınız

Dokunulmaz statüsünde bir fon: Türkiye Varlık Fonu

Darbe girişiminden bu yana yaklaşık bir ay geçti. Bu sürede gündemi, televizyonlardaki darbeye ilişkin tartışmalar, yorumlar, sokaklardaki darbe karşıtı demokrasi nöbetleri ve Cumhurbaşkanı ve üç parti liderinin katılımıyla gerçekleştirilen 7 Ağustos Mitingi, FETÖ’cülere yönelik kitlesel operasyonlar ve OHAL uygulamaları belirledi. Oysa bu sancılı haftalardaki böyle yoğun bir politik gündem altında ana akım medyada yeterince yer

okumak için tıklayınız

“Ölümlü Dünyanın Kötülük Dolu Karanlığı”nda Bir Çocuk: Dostoyevski

Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir… Karamazov Kardeşler’lerle ilgili süregelen tartışmaların en önemlisi Dostoyevski’nin (1821-1881) bu romanda bir inancı savunup savunmadığıyla ilgilidir. Aslında Dostoyevski, inanç sorununu genel olarak birçok romanına taşır ama Karamazov Kardeşler’de bu soruna çok daha kapsamlı bir biçimde eğilir;

okumak için tıklayınız

Emir ve İdam. Hoşnut Cellat

EMiR VE iDAM. HOŞNUT CELLAT Özel bir vaka buraya kadar bu araştırmanın kasıtlı olarak dışında bırakıldı. Emir bir ölüm tehdidi olarak gösterildi ve emrin orijinal olarak kaçış emrinden türediği söylendi. Bildiğimiz evcilleştirilmiş emirler, bu tehditle ödülü birleştirir. Yiyecek vaadi tehdidin etkisini zenginleştirir, ama karakterini değiştirmez. Tehdit, muhatap aldığı kimse tarafından asla unutulmaz. Bu insan, emri,

okumak için tıklayınız

İlaç Sektörünün Kurbanı Çocuklar

Psikiyatrik hastalıklar hızla yayılıyor. Hatta dönem dönem bazı hastalıklar moda oluyor. Depresyon, manik depresif, bipolar bozukluk, panik atak gibi hastalık adları günlük dile girdi bile. Eğer hayatınızda bir çocuk varsa dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, disleksi, öğrenme güçlüğü, otizm gibi tanıların da ne kadar yaygınlaştığını fark edersiniz. Peki bu sorunlar gerçekten bu kadar yaygınlaştı mı,

okumak için tıklayınız

Stendhal’ın ölümsüzlüğü

ÖLÜMSÜZLÜK Yazınsal ya da başka herhangi bir tür kişisel ölümsüzlük üzerinde düşünmeye en iyi Stendhal gibi bir adamla başlanabilir. Dine ondan daha çok karşı olan ve dinin vaatleri ve yükümlülüklerinden onun kadar arınmış biri zor bulunur. Stendhal’ın düşünce ve duyguları bütünüyle bu hayata yönelmişti; o, bu hayatı tam ve derin bir biçimde yaşadı. Ona haz

okumak için tıklayınız