Yazar: cemalumit

Geçmiş Şimdi Gelecek – Hasan Ali Toptaş

Hasan Ali Toptaş okurlarının uzun yıllardır arayıp da bulamadığı iki öykü kitabı vardır: Bir Gülüşün Kimliği ve Yoklar Fısıltısı. Otuz yıl sonra, Ölü Zaman Gezginleri’nde yer almayan bu öyküler, yeniden okurlarıyla buluşuyor. Toptaş’ın, acemiliğin A’sındayken kaleme aldığı öyküleri, “HAT yazısı”nın kökenlerine inmemiz, yolun ufkunu sezmemiz için bulunmaz nimetler…

okumak için tıklayınız

Sosyal Medya – Eleştirel Bir Giriş – Christian Fuchs

Facebook, Twitter, Youtube biz kullanıcıları sömürüyor mu? Bu platformları kullanırken gizliliğimiz güvence altında mı? Christian Fuchs bütünlüklü bir sosyal medya analizi sunarken bizleri sosyoloji kuramları, Marksist ekonomi politik, katılım kültürü ve kamusal alan gibi farklı uğrakları olan bir yolculuğa çıkarıyor ve başka bir sosyal medyanın olanağını soruşturuyor.

okumak için tıklayınız

Ay’a Yolculuk Yarışı ve Sovyetlerin Mütevazı Dahisi Alexander Kemurdjiyan – Deniz Serindağ

1950’lerden itibaren insanlık için artık uzay çağı başlamıştı. Bu tarihten sonra uzaya 250’den fazla robot mekik yollandı. Gönderildiği tarihten itibaren onlarca robot bize uzaydan birçok bilgi ve örnek getirdi. Bu çağ insanlık için nefes kesen büyük maceralara sahne olacaktı. Maceraların esas kahramanları olan büyük güçler kendilerini var etme alanı olarak gördükleri uzay yarışında kimi zaman

okumak için tıklayınız

Kelimeleriyle Hayata Neşter Vuran Barış Bıçakçı’dan 19 Alıntı

Barış Bıçakçı, edebiyatımıza şimdiden, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, Veciz Sözler, Aramızdaki En Kısa Mesafe, Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Baharda Yine Geliriz, Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra, Sinek Isırıklarının Müellifi, Seyrek Yağmur kitaplarıyla iz bırakana yazarın eserlerin bazı alıntıları derledik. 1. Bunca acıya rağmen hala hayatta olduğumuza göre ya üçkağıtçıyız ya da umudumuz var.

okumak için tıklayınız

Gava Miri Bıaxife – Newaf Miro ‘’Gitmek ölmektir. Ölmek de gitmek.’

Bir ölünün söyledikleridir Bir hüzün atmosferi yaşanıyor ülkemizde. Soluk alıp vermek bile eziyete çevrilmek isteniyor. İstiyorlar ki insanlarımız yaşarken ölsün. Gayelerine de sıkı sıkı bağlılar. Yakıp yıkıyorlar. Sürüyorlar bizi uzaklara. Bazen de dünyaya gelmeden veda eder halkımın çocukları. Geride hiçbir şey bırakmadan çekip gitmek hazin bir durumdur. Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığındandır tüm bunlar. Daha parmak

okumak için tıklayınız

Estetiğe Plehanov Köprüsü – B.Sadık Albayrak

Çok uzak bir benzetme ama, Plehanov’un Ekim Devrimi’ne karşı tavrı ile Kwai Köprüsü filminin esir İngiliz subayının, Japonlar için inşa ettikleri köprüyü kurtarmak istemesi, bende hep ortak çağrışımlar uyandırmıştır. Filmi görmeyenler için özetlemekte yarar var. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Japonlara esir düşen bir İngiliz ve Amerikalı asker grubu Kwai nehri üzerine bir demiryolu köprüsü

okumak için tıklayınız

Ortak Lüks – Paris Komünü’nün Siyasi Muhayyilesi – Kristin Ross

Kristin Ross müthiş bir şey yapıyor bu kitabıyla: Paris Komünü’nün ardından gelen yorumların yarattığı sahte ikilikleri –anarşizme karşı komünizm, köylüye karşı işçi, Fransız cumhuriyetçiliğinin sahiplendiği komün ile reel sosyalist gelenekteki komün vs.– bir kenara bırakıyor ve Komün’ü yetmiş iki günün sonunda katliamla sona ermiş bir “trajedi” olarak yorumlamayı reddediyor. Ross’a göre, Komün’ün değerlendirildiği iki bağlamın,

okumak için tıklayınız

Dünyaya Kafa Tutan Köy – Dan Hancox

Kürenin üzerinde 37° 22′ 16¨ Kuzey, 4° 57′ 29¨ Batı noktası: Marinaleda. Asteriks’in köyünü hatırlatan bu Endülüs köyü bildiğimiz dünyaya kafa tutuyor: Burada insanlar kâr için değil, insanca bir hayat sürmek için çalışıyorlar. Marinaleda’da köyle ilgili kararlar herkese açık genel toplantılarla alınıyor. Çiftliklerin ve üretim tesislerinin mülkiyeti ortak. İnsanlar ömür billah konut kredisiyle cebelleşmek yerine,

okumak için tıklayınız

Ben Kimim? (Benlik ve Kimlik Bilincinin Temelleri) – Nurdoğan Arkış

Neden bazı insanlar doyumsuzdur? Neden bazıları hayattan bir türlü tatmin olamaz? Neden pek çok ünlü ve zengin kimse, sahip olduğu onca şeye rağmen yine de mutsuzdur? Neden bazı insanlar çevreleriyle bir türlü barışamaz? Neden birçok insan bulunduğu ortamdan, yaptığı meslekten, sahip olduğu unvandan mutlu değildir? Neden bazıları daima bir şeylerle, birileriyle yarış halindedir?

okumak için tıklayınız

Bir Kitap! “Dünya Şiiri, Akımlar-Manifestolar” – Ayhan Kavak

Kimi kitaplar vardır ki edebi derinlikten yoksun olmasına rağmen bilinçli bir şekilde magazinsel-sansasyonel bir olayla sonlandırılır. Böylelikle yapılan ‘PR’ çalışmasını, kitabın satış rekorlarına çevirmiş olurlar. Kimi kitaplar da içerik ve edebi derinlik açısından paha biçilmezse de yayınlandığı anda okuru sınırlı kalır. Elbette geniş kesimlere ulaşmada da zamana yayılacak bir süreç ister.

okumak için tıklayınız

Metin Altıok Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

METİN ALTIOK 14.03.1941 Bergama doğumlu.Baba adı:Süleyman Zühdü Ana adı: Melahat .İki kere evli ( Suat Füsun AKATLI 29.09.1966 ev.01 11.1974 boş. – Nebahat 30.11.1980 ev.14.02.2001 vefat.).Bir çocuk babası .(Zeynep. ilk eşinden ) Bergama da İlk Okulu okudu. Orta Okulu İzmir Karşıyaka da ALAYBEY Orta Okulunda okudu.İzmir de Karşıyaka lisesini bitirdi.Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi

okumak için tıklayınız

Ebedi Nişanlı Kafka – Jacqueline Raoul-Duval

Franz Kafka 1912 ile ölüm yılı olan 1924 arasında dört kez nişanlandı fakat hiç evlenmedi. Nişanlıları Felice, Julie, Milena ve Dora ile aşk mektupları aracılığıyla süren ilişkileri oldu. Bu edebiyat dahisi adam; Prag, Berlin ve Viyana arasında, kusurlu, ürkek, eğlenceli, ironik ve acımasızca kendi sınırlarının farkında olan biri haline gelmişti. Baştan çıkarıcıydı, aşık da olabiliyordu

okumak için tıklayınız

İsmi en çok yanlış telaffuz edilen edebi karakterler

JK Rowling’in, ünlü Harry Potter karakteri Lord Voldemort’un adının, sondaki t harfi yutularak söylenmesi gerektiği yönündeki yakın tarihli açıklaması, bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sahi, isimlerinin telaffuzunda en çok hataya düşülen edebi karakterler kimlerdi? Araştırma yapıldı ve gerçekler su yüzüne çıktı; yanılgıların en büyüğü Cervantes’in efsanevi karakteri Don Quijote ile ilgili olan…

okumak için tıklayınız

Sahtekarlığın egemen olduğu yerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir. George Orwell

“Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.” George Orwell George Orwell’in 1938 yılında yayımlanan kitabı Katalonya’ya Selam, Orwell’in bir milis olarak katıldığı İspanya İç Savaşı’ndaki deneyimlerini konu alır. Orwell’in birinci elden tanıklığına dayanan bu kitap, faşizme karşı yürütülen savaşa ışık tutmanın yanı sıra İspanya’da başlayan toplumsal devrimi, cumhuriyetçiler cephesinde anarşistler ile komünistler

okumak için tıklayınız

Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’nin 1. Ölüm Yıldönümü

HALK ÇAĞI’NIN ŞAİRİ ALİ YÜCE’NİN 1. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ANMA PROGRAMININ SUNUŞ METNİDİR. (29 Nisan 2016 Cuma günü Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’yi Anma” etkinliğiyle ölümünün 1. Yıldönümünde Yayladağlı öğretmen-şair-yazar Ali Yüce anıldı. Müslüm Kabadayı’yla Özgül Kılıç’ın sunumunu yaptıkları anmaya, oğlu Prof.Dr. Galip Yüce, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör

okumak için tıklayınız

Yaşamak Yasak – Hasan Kıyafet “Terzi Fikri’ye ithafen”

Hasan Kıyafet’in “Karadeniz’in Romanı” alt başlıklı “Yaşamak Yasak” isimli bu kitabının ilk baskısı 1986 yılında yapılmıştı. Kıyafet’in 1976 yılında Fatsa’yı ziyareti ve Fikri Sönmez, daha doğrusu en bilinen ismiyle Terzi Fikri’yle tanışıklığından yola çıkarak kaleme aldığı roman, fındık işçilerinin yaşadığı zorluklardan meşhur 1977 1 Mayıs’ına kadar uzanıyor. Caka deresinden Canik dağlarına serpilmiş fındık bahçelerinde çalışan

okumak için tıklayınız

Vur Ulan Vur : Linç Öyküleri – Derleyen: Levent Cantek , Tanıl Bora “Hikâyeler feci namussuz bir şeyi anlatıyor.”

Kitap için ilk çıkış noktamız, edebiyatçıların, tarihin tam da bu anında, söyleyecek sözü olduğuna inanmamızdı, belki kayıt düşmek, belki vicdani bir çığlık atmak, belki edebi bir öfke göstermek… Kahırlandığımızı anlatmak, irkilmemiz gerektiğini hatırlatmak, empati kurmak, muktedirlerin körlüğüne, kalabalıkların kalpsizliğine söz söylemek istedik. Toplumlar, habisleştiklerini, haksız yere cana kıydıklarını kolay unuturlar. Kayıt düşmekten kastımız buydu, utanmak ekseriyetle iyileştiricidir çünkü… Hikâyeleri toparlarken, şunu fark

okumak için tıklayınız