Yazar: cemalumit

Parada: Uykudan Sıçratıp Uyandıran Öyküler – Şükrü Keleş

Juan Manuel Parada, toplumsal zemin üzerine oturan öykülerinde rüyalara ve yerel mitlere yer veren Venezuellalı yazarlardan biri. Chavez Kuşağı?nın temsilcilerinden sayılan yazarın öykülerinde Borges ve Marquez?den bildiğimiz büyülü gerçekçiliğin izini sürmek mümkün. Parada, toplumcu anlatılara yaslanan öykülerinde kendi özgün sesinin peşine düşmesiyle ayrıcalıklı bir konumu hak ediyor. Yazarın Venezuella edebiyatından dilimize çevrilen ilk kitabı olan

okumak için tıklayınız

Direnen Diriliş – Hazırlayan: Işık Kansu

10 ayrı kalemden Gezi eylemlerinin çözümlemesi; Ali Rıza Aydın, Prof. Dr. Asker Kartarı, Prof. Dr. Bahar Gökler, Doğan Akın, Ergin Yıldızoğlu, Muzaffer İlhan Erdost, Özge Mumcu, Özgür Mumcu, Prof. Dr. Sencer Ayata, Dr. Serdar Şahinkaya. İster Gezi Parkı eylemleri, ister Haziran direnişi, ister Türk baharı; ne derseniz deyin; o halk hareketi bir yeniden uyanışı, diriliş

okumak için tıklayınız

Karşılaşacaklarınızdan siz sorumlusunuz – Erk Acarer

Ali Deniz Uslu, Girdap Balıkçısı?yla, zamanın, alışkanlıkların, insan ruhunun ve hayatın üzerine ince çentikler atıyor. Girdap Balıkçısı, deneme tarzında yazılan bir kitap olsa da aynı zamanda, şiir, roman, hikâye ve masal tadı bırakıyor okuyucuda. Kişisel ruh halinin sosyal bir algılama biçimine dönüştüğü satırlar zihinde düşündürücü ve etkisi büyük hareler açıyor. Uslu, kalemini okuyucunun gözüne gözüne

okumak için tıklayınız

Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı – Erdoğan Aydın

Kuruluşunun üzerinden 90 yıl geçtiği halde Türkiye Cumhuriyeti’nin hâlâ niye demokratikleşemediği, hangi sorunlarda tıkandığı, nasıl demokratikleşebileceği ve bu konuda iç dinamiklerinin niye bu kadar zayıf olduğu sorularıyla karşı karşıyayız. Bu kitap, işte bu sorunlar yumağıyla uğraşıyor. Türk siyasetinin temel kırılma konuları üzerinden demokratikleşebilme olanaklarını araştırıyor. Demokrasinin, padişahlık, halifelik, darbecilik gibi kendinden menkul iktidarlara karşı seçimle

okumak için tıklayınız

Sınırları Zorlayan Öyküler – Başak Baysallı

Sinema alanında kısa film çalışmalarıyla tanınan Deniz Tarsus?un ?Ayrıkotu? adlı öykü kitabı eylül ayında Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, ?Ayrıkotu? ve ?Öç? adlı iki bölümden oluşuyor. Öykülerin temelinde var olan doğa-insan çatışması farklı bir dünyada, zor bir atmosferde okurun karşısına çıkıyor. Sanatçı, sinemada yaptığı gibi öykülerinde de kurduğu dünyada yaşayanların hikâyesini anlatıyor. Okur ise doğanın

okumak için tıklayınız

Barikatın Kitabı – Pınar Civan

?Günümüzde artık barikat kurmuyoruz, isyan etmek için bir yerlerde kamp kuruyoruz, sistemi bloke ediyoruz? diyor Eric Hazan, Libération gazetesine yeni kitabını tanıtmak için verdiği röportajda. Haziran?dan bu yana herkes Gezi?yi konuşur, birbirine direniş hikayeleri ve barikat hatıraları anlatırken, barikatların doğduğu ülkede Fransa?da ?barikatın kitabı? çıktı. Kitabın yazarı Eric Hazan 1936?da Paris?te doğuyor,

okumak için tıklayınız

İsyanın İzinde – Ertuğrul Kürkçü

Selçuklu ve Osmanlı padişahlarının zulmü, hayatı kendileri için katlanılmaz kıldığında Anadolu halklarının, yüzlerini döndükleri toplum tasarımı yüzlerce yıldır bildikleri, içinden çıkıp geldikleri ilkel eşitlikçi aşiret demokrasisi oldu. Toplumun iktisadi temeli karmaşıklaşıp göçebelik tarihsel temelini yitirdikçe sahici anlamından uzaklaşan bu eşitlikçi ütopya uğruna girişilmiş kavgalar ve verilen kurbanlar, askerî feodal Osmanlı Devleti’nin yerine sınıfsız bir toplumun

okumak için tıklayınız

Sanat Muhafazakar Olamaz mı? – Şamil Yılmaz

Sanat ve muhafazakârlık arasındaki ilişkiyi sorgulayan tartışma, fark etmişsinizdir, neredeyse kurulduğu andan itibaren hükümet politikalarıyla sanatçılar arasındaki gerilimden besleniyor. Hükümetin, malumunuz, bir vakittir kendi dünya tasavvurunun dışında durduğu için aşağılamadığı neredeyse hiçbir disiplin kalmadı. Sanat beyin cerrahisi değil, bu yüzden de hakkında konuşması daha rahat bir alan. Çok sevdiğimiz dayımızın hevesini kırmamak için yaptığı yağlı

okumak için tıklayınız

İmparatorluğun Kalbinde Selanik İstanbul İzmir (1905 – 1912) – Spiros Gogolos

XX. yüzyılın şafağında içten içe kaynayan ve sarsıcı dönüşümlerin eşiğindeki Osmanlı İmparatorluğu. İskenderiyeli Yunan bir tütün tüccarının oğlu olan Alkis, Batıda aldığı klasik eğitimin ardından ticareti değil, milliyetçi boğazlaşma ve savaşın eşiğindeki Balkanlar ve Anadolu’yu keşfedeceği macerayı seçer. Bir gazeteci olarak Atina’da başladığı yolculuğu Selanik, İstanbul ve İzmir’e, İmparatorluğun Kalbi’ne uzanacaktır.

okumak için tıklayınız

Edebiyatın İ-Hâli: Asırlık Bir Huzursuzluk Olarak İslamcı Edebiyat – Leyla Burcu Dündar

20. yüzyılın son çeyreğinden bugüne, Türkiye?nin toplumsal ve siyasal gündeminde en belirgin etmenlerden biri şüphesiz İslamcı harekettir. Bunun kültür alanındaki yansıması esasen memleketin tarihi kadar eski olmakla birlikte, çoğunlukla minör bir başkaldırı olarak algılanmış ve azımsanmıştır. 1970?lere gelindiğindeyse, bu sözü edilen ?bastırılmışın geri dönüşü? görünürlük kazanmış ve hatta yazınsal alanda yeni bir türün doğmasına yol

okumak için tıklayınız

Eski Harflerle Kalb Ağrısı Var mı? Var da Onlar Biraz Pahalı – Beliz Güçbilmez

Bankalar bize gelecekten haber veriyor. On yıllık ev kredileri, on yıl boyunca, her gün bir gün öncekinden daha bağımlı ve daha yoksul olacağımızı müjdeliyor. Kredi kartı ekstrelerinin taksit dökümü henüz gelmemiş günlerin utkulu vaatleriyle dolu. Sistem bugünümüzü harcamakla yetinmiyor, geleceğimizi de harcıyor, gelecek daha gelmeden zaten çoktan bitmiş oluyor. Yeni kapitalizm buradan okunduğunda basbayağı gelecekçi

okumak için tıklayınız

Bedri Rahmi ne demiş? – Ahmet Soner

Yazar, düşünür, şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1946 yılının Mart ayında Hasanoğlan Köy Enstitüsü?nde dört gece kalmış. İzlenimlerini Ülkü dergisine yazmış. ?Enstitülerde üç tane kardeşim var. Biri toprağın dilinden anlar (Mustafa), biri yapıdan (Mualla), biri de dilden ve halden (Sabahattin). Enstitülerin temeli atıldığı günden beri bu üç kardeş nöbetleşe bana, bu yuvalardan sıcağı sıcağına

okumak için tıklayınız

Meyan Kökü Hazırlayın Ben de Geliyorum – Süreyya Karacabey

Değerleri dile döktüğümüz yer onların ilksel anlamlarının barındırdıkları özgünlükten ve sahicilikten çok uzakta, pek çok düzlemde düşülen bir tuzak bu, klişelerin ve anlam cesetlerinin tuzağı. Muhafazakarlık karşı çıktığı ya da ufkuyla anlam kazandığı modernliğin negatif tamlayıcılarından biridir, dolayısıyla bir kaybın üzerine yazılmıştır. Kendini rasyonel aklın eşliğindeki hız, değişim vb. gibi yaylı sazlarla ifade etmeye çalışan

okumak için tıklayınız

İmlayla ilgili sorunlarımız – Zana Farqînî

Yazılı bir dil için üç temel sütuna ihtiyaç var. Bunlar alfabe, gramer ve sözlüktür. En büyük eksikliğimiz ise hiç kuşkusuz Kürtçe?nin bütün alan ve disiplinlerle ilgili gereksinimleri ihtiva eden geniş kapsamlı Kürtçe bir sözlüğün olmamasıdır. Bu üç unsurun dışında, yazı dili için gerekli olan ve herkesin üzerinde mutabık olduğu bir imla kılavuzundan da yoksunuz. Tabii

okumak için tıklayınız

Muhafazakar Eğilimli Sanata Etik bir Deyiş – Şükrü Keleş

Âlimane kelimelerden biri olan etik, iyinin ve kötünün tanımını ve ayrımını temellendirmeye çalışan bir alanın adı. Etiğin ana konusunu, insan aklının iyi ve kötü ayrımını hangi kavram ve yöntemler üzerinden yaptığı oluşturur. Bazı etik yaklaşımlarca bu ayrımda temel alınan değerlendirme nesnelerinden biri eylemdir. Eylemin içinde yapıldığı toplumsal koşullardan tutun da eylemin doğruluğu, yanlışlığı ve gerektiğinde

okumak için tıklayınız

En pahalı el yazısı Lenin’in

Rusya?da satış yapan bir site Amerikan ve Rus liderlerinin de içinde bulunduğu bir çok kişinin el yazmalarını satışa çıkardı. Sovyet devriminin lideri Vladimir Lenin?in el yazması diğer tüm liderleri geride bırakarak 110 bin dolardan satışa çıktı. Rusya?da satış yapan Avtografomaniya şirketi, eski devlet adamlarının el yazılarını satışa çıkardı. Şirketin açıkladığı listenin ilk sırasında Vladimir Lenin

okumak için tıklayınız

İstanbul’da kitaplı günler başlarken… – Gülsüm Cengiz

Bugün, Tüyap ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından düzenlenen 32. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı açıldı. Fuar merkezinin Beylikdüzü?de olması nedeniyle biraz zorlansak da kitaplı günlerin başlaması biz yazarları heyecanlandırıyor. Nasıl heyecanlandırmasın? İstanbul Kitap Fuarı küçük bir salonda başladığı günden bu yana; çok sayıda söyleşi, konferans, imza günleriyle okur yazar buluşmasının gerçekleştiği önemli bir olanak… Son yıllarda

okumak için tıklayınız

İskender Pala’nın Yüce Efendileri ve Mutlu Köleleri – Pelin Temur

Güncel sorunlarımıza idealleştirilmiş bir tarihten çözüm bulmaya çalışan kalem erbapları her dönem olmuş. En çok arz-ı endam ettikleri dönemlerse sistemin ideal insan-yurttaş tanımında değişiklik olduğu dönemler. ?Ümmetten millete? geçerken bastıran tarihi roman dalgası, şimdi ?milletten ümmete? geçerken yine oldukça popüler. Bu dalga, tarihle edebiyatın ilişkisinde her dem var olan problemleri de taşıyor, güncel problemleri de.

okumak için tıklayınız

Prof. Taner Timur ile Söyleşi: Asıl devrim Medeni Kanun ile oldu – Kansu Şarman

Kitap fuarının bu yılki Onur Yazarı tarihçi Prof. Taner Timur ile 90. yılında Cumhuriyet?i ve yakın tarihimizi değerlendirdik. 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı?nın bu yılki onur yazarı Türkiye?nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Taner Timur. Fuar süresi boyunca Timur?un katıldığı söyleşi ve paneller yapılacak, ayrıca TÜYAP, Timur?un yaşamı ve çalışmalarını içeren bir de kitap hazırladı. 1958

okumak için tıklayınız