Yazar: cemalumit

Yavru Sığırcık Kuşun Şiirleri (I) – Mehmet Ercan

SORU bir insan beni sevmeyebilir. ben de sevmeyebilirim bir insanı. ben bir kuşum babacığım; ya nasıl sevmez bir insan bir insanı? GÖKYÜZÜ biz kuşlar uçmayı severiz gökyüzünde; kimimiz yüzmeyi sever sularda. bizde de zalim olan kuşlar var. korkuyorum insanlardan yine de iyi ki bir sığırcığım. kıymıyoruz çıkar için birbirimize. paylaşmayı öğrenirsek eyer, gökyüzü hepimize yeter,

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in bilinmeyen iki şiiri yayınlandı…

Hakan Aksay’ın T24 sitesi için kaleme aldığı yazısında Nazım Hikmet’in biri ‘unutulmuş’ biri de Fransız komünist Henri Martin için yazılmış ve bilinmeyen iki şiirine yer verdi. Unutulmuş şiirin öyküsü Hakan Aksay’ın yazısında yer alan bilgilere göre, Melih Güneş, Nâzım Hikmet?in 1921-1961 yılları arasını kapsayan şiirlerinden seçerek oluşturduğu, 1961 yılında Rusça yayımlanmış kitabını incelerken Türkçe son

okumak için tıklayınız

Yaşarken Yazılan Tarih / Gezi Direnişi ve Halk Hareketlerinin Geçmişi

Daha önce yapmadığımız, ya da yapmaya cesaret edemediğimiz bir şeyi o gün o saat yapmamızı sağlayan nedir? Tüm varlığımızı harekete geçiren, ayağa kalkıp inandıklarımızı kararlılıkla savunmamızı sağlayan şey… Bizi sokaklara döken, bütün gece ayakta tutan, pankart yaptıran, saatlerce bilgisayar ve telefon başında mesaj gönderten, erzak taşıttıran, mıknatısla çekilircesine tekrar tekrar meydanlara sokaklara, arkadaşlarımızın çocuklarımızın yanına

okumak için tıklayınız

Adını Unutan Adam – Mehmet Eroğlu

Ölüdeniz, Şeria, Petra, kısa etek, esmer kız… Kimim ben? 18 yıl önce o sel yatağında kim geldi peşimden? İşkence… Kim gülüyor? Kim konuşuyor? “Sakın Freud, Marx ve Einstein deme” “Dişlerim nerede?”… Önde köpekler, arkada aydınlatma mermilerinin ışığı altındaki askerler… Uzak topraklarda devrime inanan üç arkadaş… Ölen, kalan ve direnen hayaller… Mehmet Eroğlu, belleğin, fedakârlığın ve

okumak için tıklayınız

İslamcılık ve Din Politikaları – Erdoğan Aydın

Bu kitap bir yandan İslamcılığın toplumu fethetme ve değişim sürecini, diğer yandan da 12 Eylül devletinin onu 80’lerde besleyip büyütmesini, 90’larda engelleyip bastırmasını, 2000’lerde ona yenilmesini irdeliyor. Bu süreç özgülünde İslamcılığın tarihsel ve yapısal özelliklerini, demokrasiyle ilişkisi ve reforma uğrama sürecini, Diyanet’i, 28 Şubat’ı ve AKP’yi ortaya çıkaran koşulları irdeliyor.

okumak için tıklayınız

Ekonomik Kriz Ve Sol – Greg Albo, Leo Panitch, Vivek Chibber

Socialist Register 2012, Bu Defaki Kriz başlıklı Socialist Register 2011’in devamı niteliğinde. Bu Defaki Kriz’de, ekonomik krizlerin, siyasi fırsatları da beraberinde getiren dönüm noktaları haline gelebileceği, ancak açılan siyasi alandan o ana dek solun değil egemen sınıfların faydalandığı tespitine yer verilmişti. Ekonomik Kriz ve Sol başlıklı 2012 sayısında, bu çözümleme, bir yandan Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya,

okumak için tıklayınız

Şair dediğin, yaramaz çocuk! – Dağhan Dönmez

Doğu kentlerinin kum rengi hükümranlığından, İstanbul?a dönmüştüm. Griyi özlemiştim; grinin o menevişli halini? İstiklal Caddesi; insan kalabalığı, tramvay çanları ve dükkanlardan yükselen melodileri ile bir yanardağ ağzı gibi içine almıştı beni. Köşe başında, kucak dolusu kitapla bağıran bir adam gördüm. ?Şiirlerimi okumak ister misiniz?? diye soruyordu. Oysa aynı kaldırımlara, henüz iki ay öncesinde kan sıçramıştı.

okumak için tıklayınız

Büyük senaristlere sinema dramaturjisi nasihatleri: malumunuz ödülün manevi değeri üzerine notlar, (dramatik çatışma: 4) – Zahit Atam

Yol filminde en kritik an nedir? Seyit Ali söyler zaten: ?benim aklım bana karşı.? Tepenin Ardı filminde adam o kavak fidanlarını parçalamasa, dedede bana bir şey olursa o kavaklar senin demese, dramatik çatışma eksik kalırdı, her birisi için benzeri şeyler söylenebilir, aynı adam gidip oğluna da ?çıkışınca?, ?sen kendine bak? yanıtını niye alıyor acaba? Cannes?da

okumak için tıklayınız

Veronalı İki Soylu Delikanlı – William Shakespeare

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Veronalı İki Soylu Delikanlı’da dostluk ve aşkı bir vicdan sorunu olarak karşı karşıya koyar, yaşanan pişmanlıklar ve ulaşılan erdemle çözüme kavuşturur. Oyunun sonundaki şaşırtıcı ifadeler Shakespeare’in yaşadığı dönemin öteki-cins, aynı-cins ilişkileri göz

okumak için tıklayınız

Beyoğlu’nun En Güzel Abisi – Ahmet Ümit

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet… Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam.

okumak için tıklayınız

Linç Kampanyasına Yanıt: Eylem Eyleyenle Anlam Bulur? (Ek:3) – Zahit Atam

LİNÇ KAMPANYASINA YANIT: DRAMATİK ÇATIŞMA OLMADAN OLUR MU? Yeryüzüne kötülüğü, hastalığı ve cinneti indiren ben Şeytan, bunu size öğretiyorum. Bu sahte kahramanların yüzlerinden maskeleri indirmek vazifesi bana düşüyor: Onların içyüzünü hepinizden iyi ben bilirim. (Tekrar cebinden topacını çıkardı. Bütün kuvvetiyle masanın üzerinde çevirmeye başladı. O dönerken gözleri bir deli neşesiyle parlıyordu.) Bak, bak! nasıl da

okumak için tıklayınız

Suat Derviş?in yüreği kadar fosforlu Cevriye! – Oylum Yılmaz

?Ben yazar Suat Derviş?im, kimsenin karısı olarak yad edilemem!? İşte tam da bu yüzden unutulmuş olmalı adı… Ayağını yere vurup ?ben yazar Suat Derviş?im? diye bağırdığı, bağırabildiği için hayata, ta 1940?larda? Erkek egemen Türkiye edebiyatı ve Türkiye entelijansiyası, bu hem komünist, solcu hem de kadın yazarlık mücadelesi veren yazarı itinayla zayıf hafızasının derinliklerine gömmekte başarılı

okumak için tıklayınız

Yaratılışçılara Cevaplar – Okan Yolcu

Evrim teorisine 150 yıldır çeşitli yönlerden saldırılar olmasına rağmen bugüne kadar teoriyi yanlışlayan bir tane bile bilimsel makale yazılmamıştır. Gerici ideolojinin bir aleti olarak kullanılan evrim karşıtlığı defalarca cevaplanmış sorularını neredeyse hiç değiştirmeden tekrar tekrar soruyor. Alttaki iddialar evrim karşıtlarının klasik söylemleridir.

okumak için tıklayınız

Zahit Atam: Linç Kampanyasına Yanıt, İtirazın Diyalektiği (Ek: 2)

Senaryodan çatışmayı kovmak mümkün müdür? FAZİLET?e dair: (Eleştiri de tavırlar üzerine notlar) -Neden bahsedeyim? Önümde bir yığın dokunulmamış mevzu var. Hiçbirine yaklaşmaya cesaretim yok. Bir bakımdan didik didik olmuş, tutulur yeri kalmamış; bir bakımdan her biri Betul (erkekten uzak duran kadın- ZA) gibi bakir duruyor: İşte dil bahsi, tercüme bahsi, işte nesrimiz, şiirimiz, hikâyemiz, romanımız;

okumak için tıklayınız

İnsanlığın Ortak Kahramanlarının Yazılı Belgeseli – Bedriye Korkankorkmaz

Cinayetlerin sınıfsal çıkar mimarları tek tek deşifre edilmeden, gelişen bu tür tarihsel olayların, insan gelişmesinde ne tür eğilimlere yansıdığı derinlemesine araştırılmadan, Vecihi Timuroğlu?nun yazdığı “İnançları Uğruna Öldürülenler”in insanlık tarihindeki haklı yerinin de anlaşılamayacağını düşünüyorum. Tarihçiler salt kendisine verilmiş belgelerle, yazıtlara dayanarak tarihsel bir olayın gelişimini tümünü yansıtamazlar; çünkü tarih; tarih felsefesiyle bilimsel bir değer kazanıyor.

okumak için tıklayınız

Zahit Atam’a Linç Kampanyasına Yanıt (Ek: 1)

(Önceki yazıyı görmek için tıklayınız) SOL LİBERALLER NASIL ?DÜŞÜNCE SUÇLUSU? YARATIR? Senaryodan çatışmayı kovmak mümkün müdür? Ekler: Dramaturji dersleri (isteyen okusun, âlimlere duyurulur, halk dilinden anlatıyorum) Arthur Schopenhauer/ Okumaya ve Okumuşlara Dair adlı kitabından ?Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır. Ah bu kadar çok okuyabilmek için ne kadar az düşünmek zorunda kalmış olmalılar!

okumak için tıklayınız

Lukács olmadan olmaz – Yücel Kayıran

Georg Lukács, Türkiye?de bir filozof ve bir sanat kuramcısı olarak değil, daha çok edebiyat eleştirisi ile toplumcu gerçekçiliğin romana bakışı bağlamında gündeme gelmiştir. Son yıllarda Georg Lukács?ın beş kitabı birbiri ardına yayımlandı; Aklın Yıkımı ?iki cilt (Payel Yayınları), Tarihsel Roman (Epos Yayınları), Avrupa Edebiyatı ve Varoluşçuluk (Epos Yayınları), Goethe ve Çağı (Sel Yayıncılık) ve son

okumak için tıklayınız

Konuşkan bir ölü – A. Ömer Türkeş

Harold Bloom?a göre ?Brezilya?nın en büyük yazarı?dır o. Susan Sontag daha ileri giderek Machado de Assis?i ?Latin Amerika?nın çıkardığı en büyük yazar? ilan edecektir. Brezilya?nın en büyük romanlarından kabul edilmesine, 20. yüzyılda önemli yazar ve eleştirmenlerin övgülerini toplamasına rağmen Mezarımdan Yazıyorum?un ve yazarı Joaquim Maria Machado de Assis?in -en azından okurlar nezdinde- hak ettiği değeri

okumak için tıklayınız

Zahit Atam’a Yapılan Linç Kampanyasına Yanıt: Sol Liberaller Nasıl “Düşünce Suçlusu” Yaratır

Ben ödüllerden önce facebook sayfasından, senaryoda dramatik çatışma yok yazdım, ödüller açıklanmadan önce, ama onlar hem en iyi senaryo ödülü aldılar hem de yanıt olarak, senaryoyu yazarken dramatik çatışma olmamasına özen gösterdik diye ödül konuşması yaptılar. Lütfen oturun Bresson’un Para filmini seyredin ve düşünün başlangıçta hiç hesap edilmeyen bazı şeylerin nasıl dönüştüğü üzerine tefekkür iyi

okumak için tıklayınız

İşler ve Günler / Tanrıların Doğuşu – Hesiodos

Hellen şiirinin Homeros’tan sonraki ikinci büyük şairi olarak anılan Hesidos, Askra’da (Boiotia) doğmuş ve yaklaşık MÖ 700’lü yıllarda yaşamıştır. Yaşamı hakkında çok fazla bilgiye sahip olunmamakla birlikte eserlerinin bazı bölümlerinde kendisine dair küçük kesitler sunar. Hellen literatüründe yer alan ilk belirgin bireysel kişilik olarak da nitelenen Hesiodos’un eserlerinde, Homeros’tan farklı olarak bariz bir sistematize etme

okumak için tıklayınız