Yazar: cemalumit

“Turgut Koçak; Ateşe yazılan bir yaşam.” Söyleşi: Ayşe Kaygusuz

“Ateşe Yazdım” Sevgili Turgut Hocam, ateşe yazılan bir yaşamın özü mücadelelerle dolu, zor bir yaşam diye anlıyorum; öyle birkaç sözcükle de anlatılacak gibi değil; ama özel yaşamınız yok denecek değin az. Bütün hayatınız politika-topluma adanmışlık? Bu anlayış ve kişilik oluşumunda çocukluğunuza dönersek ailenizin ve yetiştiğiniz kültürün katkısı nedir?

okumak için tıklayınız

Tatavla Tarihi – Melisinos Hristodulu

Pamfilos Episkoposu Melisinos Hristodulu’nun 1913 yılında kaleme aldığı Tatavla Tarihi, Şehrin büyük Rum cemaatlerinden ve mahallelerinden biri olan Tatavla’ya dair nadide bir çalışmadır. Cemaatin ve mahallenin gelişimine tanıklık eden kilise kayıtları, Patriklik arşivleri, Osmanlı fermanları, anlatılar, şehir efsaneleri ve yazarın bizzat tanıklığıyla harmanlanmış zengin bir içeriği okuyucuya sunar. İstos yayın ile Kurtuluş Aya Tanaş Aya

okumak için tıklayınız

Modern Ermeni Edebiyatı – Kevork B. Bardakjian

1993 yılında yayın hayatına başlayan Aras Yayıncılık 20. yılını kutluyor. Yirmi yıllık sürede izlediği yayın politikasıyla “Ermenice edebiyata açılan pencere” olarak nitelenen Aras Yayıncılık’ın 140. kitabı Modern Ermeni Edebiyatı, yayınevinin 20. yılına özel hazırlandı. Ermeni edebiyatı alanında önde gelen akademisyenlerden Profesör Kevork Bardakjian’ın bu hacimli eseri, İngilizcede ilk yayımlanışının üzerinden on üç yıl geçmiş olmasına

okumak için tıklayınız

Eğitim Üzerine – Vasili Suhomlinski

Eğitim Üzerine adlı bu kitap, hayatını eğitime, özellikle çocuk eğitimine adayan dünyaca ünlü V. Suhomlinski’nin eserlerinden derlenmiştir. Eğitim Üzerine ciddî bir sistematikle oluşturulan kitaba Simon Soloviçik sunuş yazmış; kitap, ilerici eğitime önem veren bütün ülkelerde ilgi ile karşılanmıştır. A. Makarenko okulundan gelen V. Suhomlinski, Sovyetler Birliği dışında başta ABD olmak üzere diğer ülkelerde de büyük

okumak için tıklayınız

Urgan – Titus Maccius Plautus

Latin Komedyasının en önemli temsilcisi Plautus (İÖ.254-184), Antik Yunan Komedyası ile Roma güldürüsü Atellan farsını birleştirerek Antik Roma halkının yaşamını, yalın sahne dili, dolantı ve kurguyu ustalıkla kullanarak eserlerine aktarmış ve kendinden sonraki Moliere, Shakespeare gibi büyük ustaları etkilemiş bir yazardır. Urgan, antik dünyadaki kölelilik düzeni nedeniyle, küçük yaşta kaçırılmış bir genç kızın uzun yıllar

okumak için tıklayınız

İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı – Ali Cüneyd Kılcıoğlu

İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı, tiyatromuzun son yıllardaki önemli kazanımlarından olan, genç, üretken ve yetenekli yazar A. Cüneyd Kılcıoğlu’nun tek kişilik, yeni bir komedyası. Oyun, 2001’de yaşadığımız derin ekonomik krizle, özellikle yüksek öğrenimli gençlerimizin yaşadığı işsizlik olgusunu, eleştirel ve mizahi sahnelerle anlatıyor. Yazarın bizzat yaşadığı olaylardan yola çıkarak yazmış olduğu

okumak için tıklayınız

Eski Yunan Tragedyaları 15 / Helena – Euripides

Euripides, günümüz edebiyat bilimcileri tarafından, Antik Yunan tragedya yazarları arasında, kendisine hem küfredilen, hem de ondan vazgeçilemeyen avangardist bir entelektüel yazar olarak değerlendirilir. Helena karakteri, Antik Yunan dönemindeki ünlü Troya Savaşı’nın çıkışına neden olan kadın olarak bilinmesine karşılık, Euripides’in Helena’ sındaki Helena karakteri, bu önyargıyı alt üst eden bir nitelik taşır. Helena oyunu ayrıca, Yunan

okumak için tıklayınız

Sinema Kuramları Üzerine – Ulaş Başar Gezgin

Türkiye?de sinema eleştirisinin cılız kalmasında, sinema kuramları üstüne özgün üretimlerin az sayıda olmasının etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sinema kuramı kitaplarının çoğu, çeviri ve bunlar, kuram klasiklerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Sinemanın dışarıdan gelmesi gibi, kuram da dışarıdan geliyor. Sinemacılık, bu topraklarda yavaş yavaş yeşerirken, her zaman kuramlara dönüp bakmaya gereksinim duyacak; çünkü kuram, sinemanın

okumak için tıklayınız

Yeryüzünün Sosyal Fethi – Edward O. Wilson

“Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye gidiyoruz?” Edward O. Wilson söze dev ressam Paul Gauguin’in ünlü tablosuna adını veren soruları sorarak başlıyor. Yazara göre, yaradılış mitleri ve dinler hiçbir zaman bu sorulara tatmin edici yanıtlar bulamadı ve bulamayacak fakat bilim son birkaç yüzyıl içinde bu soruları yanıtlamakta büyük ilerleme kaydetti ve yakın gelecekte bazı tartışma götürmez bulgulara

okumak için tıklayınız

Bulutların Arasında Saklanmış Hikâyeler – Funda Demir

Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey… Bir sabah çatısından yoksul kuşların havalandığı evden bir çocuk çıktı… Saat 7’yi biraz geçiyordu. Annesi kahvaltı hazırlarken, babası işe gitmek için hazırlanıyordu. Ablaları vardı çocuğun. Sabahın kör vakti evdeki hareketlenmeden şikayet edip, uykusuzluktan dert yanıyorlardı. Bir gece önce oturdukları mahalle, yaşadıkları memleket karabasan saldırısına uğramış, insanlar

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Doğuşu: Renkli Bir Tarih – Bülent Yavuz

Kapitalizmin nasıl ortaya çıktığı sorusu on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarında en çok sorulan sorulardan birisi olsa da bu soruya verilen cevaplar genelde birbirine benzer. Sömürgecilik ile ortaya çıkan uzak pazarlar, burjuva sınıfının yükselişi, protestan ahlakı gibi nedenler sıralanır; ama asıl mesele olan bu değişimlerin nedeni ve tarihsel gelişimi, yaratılmak istenen ideoloji yararına hep yanıtsız

okumak için tıklayınız

Rönesans?a “Türkçe” Yolculuk Zamanı – Merve Tokgöz

Bir kitap düşünün ki Rönesans sanatçılarının hayat hikâyelerini konu edinsin ve bu kitap sanat tarihine kaynaklık etsin. Üstelik yüzlerce yıllık yaşına rağmen önemini yitirmeyen ve sanat tarihçileri için elzem olan bu kitap Türkiyeli okurun raflarında yer bulamasın. Durum böyleyken Sel Yayıncılık?ın kısa süre önce yayımladığı, ?sanat dizisi? kitapları arasındaki yerini alan Giorgio Vasari?nin mevzu bahis

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfı Araf?ta / Devrimin Kıyısında Fransa, Haziran 36 – Jacquez Danos / Marcel Gibelin “Sınıfın kendi cennetidir devrim!”

?(?) bu eylemlerde söz konusu olan şu ya da bu talep değil hareketin bizzat kendisinin çok önemli olmasıydı. (?) Sessizce her şeye katlanıldığı, her şeyin sineye çekildiği yılların ardından sonunda ayağa kalkma cesaretidir söz konusu olan. Ayağa kalkmak. Kendi adına konuşmak. Birkaç gün boyunca, insan olduğunu hissetmek…? Bu satırlar Gezi Parkı eylemleri için yazılmadı; Haziran

okumak için tıklayınız

Devlet-Sivil Toplum Dikotomisi – Onur Kartal

Mark Neocleous, ilk kez 1996?da yayınlanan ve NotaBene Yayınları tarafından bu yıl Türkçeye çevrilen Sivil Toplumu Yönetmek adlı çalışmasında, siyaset kuramı için hala güncelliğini koruyan, kendi siyasal gerçekliğimizdeyse oldukça can alıcı bir yerde duran devlet ve sivil toplum ilişkisine odaklanıyor. Bunu yaparken Hegel?den Marx?a, Lenin?den Gramsci?ye ve nihayet Althusser?den Foucault?ya doğru uzunca bir hat çiziyor.

okumak için tıklayınız

?Seviyorsam, sen olduğun içindir?

Ahmed Arif, yokluğu, umutsuzluğu varlık ve kavuşma umuduna çevirmeye çalışmıştır. Dilimizin en sarsıcı kelimelerindendir sen. Bir kere dile geldi mi sesin şiddetine göre her şeyi derleyip toparlar, duyguları içine alır, dilediğini uzağa fırlatır fakat en çok da ?ben?deki bütün gücü üstüne çekip yüklenir sonra da iki varlığın tek toplamı olur. Hele şiirde, en çok da

okumak için tıklayınız

Tiyatro Sanatçısının Sorumluluğu – Özgün Ergen

Her dönemin sanatı ve sanat algısı dönemin maddi koşullarına koşuttur. Felsefi bir terminolojiyle tanımlayacak olursak, biz buna ?olanaklar alanına uygunluk? diyeceğiz. Dolayısı ile bugün hiçbir sanatçımız, Nâzım gibi bir şair, Shakespare gibi bir oyun yazarı, Beethoven gibi bir bestekâr ya da Cézanne gibi bir ressam değildir. Peki, bu durum, bizdeki sanatsal dehânın eksikliği ya da

okumak için tıklayınız

Köstebek Başını Çıkardı / Foti Benlisoy ile Söyleşi – Sanem Yardımcı / Dinçer Demirkent

Gezi direnişi, bir şeyler bekliyormuş, bir yerlerde saklanıyormuş da aradığını bulunca yapacağını yapan yaratıcı pratikler dizisini ortaya çıkardı. Bu pratikler birçok yöntemle kaydedildi. Makalelerde, öykülerde yer buldu. Daha Haziran günlerinden başlamak üzere bir Gezi literatürü böylece oluşmaya başladı. Bu literatürün genişleyeceğine ve derinleşeceğine şüphe yok. Gezi üzerine yazdıkları Agora?dan yayımlanan Foti Benlisoy ile kitabı, direnişi

okumak için tıklayınız

“Erdoğan kibiriyle Gezi’de yenildiğini kabul edemez”

Mustafa Kemal Erdemol’un “Gezi Parkı Direnişi-Küçük Bahçede Büyük Kıyamet” kitabı raflarda… Gazeteci yazar Mustafa Kemal Erdemol, yeni kitabında Fransız yoksulunun ayaklanmaya giderken kilise çanıyla haberleştiğine; oturma eyleminin, aslında direniş içerikli olan halk şenliklerinde ortaya çıktığına; bugün internete yüklenen demokrasi yayıcı işlev, icat edildikleri dönemlerde telgrafa, telefona, trene, sinemaya yüklendiğine de dikkat çekiyor. Gazeteci yazar Mustafa

okumak için tıklayınız

Gezi Direnişi Üzerine Düşünceler – Dinçer Demirkent

Bildik bir cümleyle başlayalım: Kriz düşünceyi derinleştirmeye, eleştiriyi keskinleştirmeye zorlar. Atıllık ve rutinin yerini sıradışı olan alır. İngilizcedeki ve aynı aileden olan birçok dildeki kriz, kritik ve eleştiri arasındaki bağın bununla bir ilişkisi olsa gerektir. Türkiye?nin muhtelif mekânlarında yanan barikatlar, dumana boğulmuş sokaklar, politikleşmemiş bir eleştirinin politikleşmesinin, kritiğin sokağa dökülmesinin sonucuydu. Bir halk ayaklanmasına dönüşen

okumak için tıklayınız

Gezi Kitaplarına Bir Bakış – Sanem Yardımcı

Gezi Parkı, İstanbul?da bir parkken, gölgesinde soluklanılacak ağaçlara ev sahipliği yaparken, Türkiye tarihinin en kalabalık, en renkli direnişinin adresi, geleceğe dair umudun, daha iyi bir yaşamın sembolü haline geldi. Apansız karşılaştığımız hızla uyum gösterdiğimiz direniş günleri, kolektif yaşam pratiklerini, dayanışma deneyimlerini, belleklerimize soktu. Böylesi bir kalkışmanın, bir araya gelmenin, yayıncılık dünyasına yansıması şaşırtıcı değildi elbette.

okumak için tıklayınız