Yazar: cemalumit

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni – Zafer Köse

Fabrikanın bakım teknisyeni, elini genel müdürün omzuna koyup ?Sen de çok önemli bir iş yapıyorsun,? diyor, ?stratejik kararlar veriyorsun.? Olabilir mi böyle bir şey? Hiyerarşik sistemde aşağıdaki kişi üsttekine alçak gönüllü davranabilir mi? Alçak gönüllü her davranış, yukarıdan aşağıya iletişim durumu yaratır; dikkat çekecek ölçüde öyle davrananlar, üstte bulunma konumlarını somutlaştırmış olurlar. Gerçekten alçak gönüllü

okumak için tıklayınız

Umut Edilen Çağın Romanı – Melike Uzun

?Birçokları sadece karmaşa içinde hissediyor kendini. Yer sallanıyor; neden, niçin, bilmiyorlar. Onların bu durumu, endişedir; daha açık seçik hale gelirse korku olur.?diyor Ernst Bloch Umut İlkesi?nin önsözünde. Bu topraklarda ve bu zamanda endişeyi, korkuyu değişik gerekçelerle, en yoğun haliyle yaşamayan var mıdır? Her gün ölüm haberleriyle uyanıyoruz: savaş, çatışma, açlık, sömürü, toplu mezarlar? Yaşlanıp yatağında

okumak için tıklayınız

Ortadoğu’da Kadın Olmak – Selma Sayar

Edip Cansever ?Mendilimde kan sesleri? şiirinde söylediği gibi ? İnsan yaşadığı yere benzer.? Biz farkında olalım ya da olmayalım içinde yaşadığımız coğrafya, sosyal ve kültürel ortam hayatımızı önemli ölçüde etkiler. Adına Ortadoğu denilen ateşten bir çemberin içinde buluverdik kendimizi. Bu öyle bir ateş ki hiç sönmez; harlıdır her daim. Ortadoğu?da kadın olmak hayata yenik başlamaktır.

okumak için tıklayınız

Gökyüzü Sevinci’ne dair – Nevzat Süer Sezgin

Zengin, yoksul, genç, yaşlı, kadın, erkek hepimizin yaşam boyu en değerli varlığı şüphesiz ki çocuklarımızdır.Tüm yetişkinlerin en içten dileği, çocuklarını, evrensel düşünebilen, yaratıcı, sorun çözebilen, kendisinden memnun, başkalarına saygılı, iletişim becerisi gelişmiş, beden ve ruh sağlığı iyi, başarılı, barıştan yana, sorumluluklarının bilincinde davranabilen , demokratik bir kimliğe sahip yetişkinlere dönüştürmektir.

okumak için tıklayınız

Tahsin Yücel?le Yolculuk – Ali Yıldız

Tahsin Yücel, yıllardır okurlarının karşısında; salt öykü, deneme, eleştiri ve romanlarıyla değil, çevirileriyle de.İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde öğretim üyesi olan Yücel, çalıştığı dönemlerde hem yüzlerce öğrenci yetiştirdi hem de Fransız yazınından Zweig, Flaubert, Gide, Proust, Sartre, Balzac ve Camus?un eserlerinin yanı sıra, daha birçok yazarı da Türkçeye kazandırdı. Dert Çok Hemdert Yok

okumak için tıklayınız

Mitolojik maceralara yolculuk – Feride Düzenli

İstanbul binlerce yıllık tarihinden dolayı her zaman gizemli bir şehir oldu. Fakat Türk edebiyatı nedense bu gizemin peşine daha yeni yeni düşmeye başladı. Özellikle çocuk ve gençlik edebiyatında yer bulmaya başlaması ayrıca sevindirici? Nihayetinde Harry Potter?In her yerinde Londra geçmeyebilir ama hoş bir öğe olduğu ve şehrin sembollerinin iyi kullanıldığı yadsınamaz. İlhama neden olacak şeyler

okumak için tıklayınız

Salkım Sacak Keldağ?a dair – Ayşe Kaygusuz

Müslüm Kabadayı, Mart 2013?te çıkardığı ?Salkım Saçak Keldağ? ilk öykü kitabıyla, öykü dünyasına merhaba derken, yaşadığı çağın sorunlarını sorgulayarak ve tarih bilinciyle geçmişi bugüne, bu günü de yarına taşımanın sorumluluğuyla yazmış öykülerini. Müslüm Kabadayı, edebiyat öğretmeni ve eleştirmeni olmanın ustalığıyla kullandığı ?dil?i, bilgi ve yaşanmışlık deneyimiyle bütünleyerek, yerli yerine oturtmuş anlıtımını. Kullandığı yalın Türkçesini Antakya

okumak için tıklayınız

Ot var, sevdalığa çare var, çiçek var – Mehmet Özçataloğlu

Yıllar yıllar önceydi, 80?lerin sonlarına doğru? Çocukluğumun ilk yıllarına ait anılarımı bıraktığım evde bıraktım onu da. Her cumartesi öğlene doğru gelirdi mutlaka. Gelmezse meraklanırdık çünkü. İzmir?in Selçuk ilçesinin bir köyünden gelirdi. Çeşit çeşit otlarla tıka basa dolu bohçasını dairemizin giriş kapısında indirirdi yere. Karnını doyurur, çayını içer, bir soluklanır giderdi. Sonrasında biz oradan ayrıldığımız için

okumak için tıklayınız

Umut Etmenin Muhteşemliği – Gülşah Elikbank

F. Scott Fitzgerald?ın 1925?te yazdığı ?The Great Gatsby?, ?Muhteşem Gatsby ?kitabı, Amerikan Edebiyatının en önemli örneklerinden sayılır. Bir Amerikan Rüyası eleştirisi olarak da görülen ve arka fonuna Caz Çağı?nı yerleştiren romanın, farklı yayınevlerinden çevirisi zaman zaman raflarda yerini alırken, beyazperde de bu romandan uzak kalamıyor. Özellikle de klasikleri modernize etme hastalığına tutulduğumuz bu yıllarda! Cannes

okumak için tıklayınız

Ütopya Denen Vaat – Onur Koçyiğit

İnsanevladı, zaman var olduğundan beri iktidar olma ve erkler üzerinden yaşama isteğiyle dolup taşmıştır. Günümüze gelindiğinde, içgüdülerinden arınıp mantıkla hareket ettiği söylenen hayvan, zamanın başından beri pek bir ?radikal? değişim yaşamamıştır. Bugün hala ve inatla, güce sahip olan tarafta yer almanın istenciyle yaşamaktadır. Nildur Tandaçgüneş?in yazdığı ve ?Antikçağ?dan Günümüze Mutluluk Vaadi? altbaşlığı ile yayınlanan Ütopya

okumak için tıklayınız

Şehir ve Marksistler – Dinçer Demirkent

Müstehzi bir ağabeyim tarafından anlatılan, belki yaygın olarak da bilinen bir fıkrada eylemden dönen iki militanın sırtlarını gecekondularla gökdelenleri ayıran duvara dayayıp sigara tüttürdüğü andaki diyalogları şöyleydi: ?-Yoldaş, devrimden sonra bu gökdelenleri ne yapacağız?? Diğeri biraz düşündükten sonra şu yanıtı verir: ?-Yıkıp gecekondu yapacağız?. Bu fıkra her fıkrada olduğu gibi bir haksızlığı içermekle birlikte bir

okumak için tıklayınız

Serdar Çekinmez’in yeni romanı “Tayyare” Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı

Fransa’da yaşayan genç yazar Serdar Çekinmez, “Tayyare” adlı ilginç ve sürükleyici romanıyla Yitik Ülke Yayınları’nda. Oldukça neşeli ve sürprizlerle dolu kitaplara imza atan genç yazarın daha önce “Hatice” adlı bir romanı daha aynı yayınevince yayımlanmıştı. Çekinmez’in “Tayyare” adını verdiği yeni kitabında, zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago’da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden karakter Peyami,

okumak için tıklayınız

Zamanıdır, Zamanı gelmenin… – Tomris Sakman, Tayfun Topraktepe

“Yeni biz söz dizimi lazım Cüneyt bana. Sıkıldım öznenin her zamanki yerinden, gizlenmesinden, saklanmasından. Varlığından ayrı, yokluğundan ayrı. Yüklemler özne olsun, sevmekler dolaşsın caddelerde, ?seviştim?ler konuşsun ?nefes almıştım?larla, hep birlikte bizi yapsınlar, biz yapsınlar. Eyleyen biz olmayalım. Bir sevişmek gelsin, bütün zamanlarda çeksin bizi, Esra?yla beni. Eylem zamanı geçti, gelmez bir daha; özne de yok

okumak için tıklayınız

Tanrılar Pek Nadir Bahşederler – Aysel Sağır

?Şans ne yazık ki sevdiklerine karşı bile hiçbir zaman fazla cömert davranmaz. Tanrıların bir ölümlüye, ölümsüz bir iş başarma fırsatını bir defadan fazla bahşettikleri pek nadir görülür…? Yıldızın Parladığı Tarihsel Anlar?da, Stefan Zweıg, rutinin, geniş zamanların dışına çıkıp, sadece bir karar an?ına odaklanıyor. Söz konusu karar an?larında neler oluyor? O an?da kafasından geçenleri karara bağlayan

okumak için tıklayınız

“Birikim, Bugün, Ütopya” Tarık Şengül’le Röportaj: Zeynep Ceren Eren – Ebubekir Aykut

1 Mayıs Taksim Savaşları, TEKEL işçilerinin çadırları, Cansel Malatyalı’nın terk etmediği İMO binası önü ve AVM’ler, AVM’ler, AVM’LER. Ve benzeri onlarca örnek. Mekan ile siyaset arasındaki ilişki bugün bize ne söylüyor? Bu ilişki bugünün kenti açısından ne anlam ifade ediyor? Artan ve yoğunlaşan metalaşma sürecini mekan ve siyaset bağlamında nasıl düşünebiliriz? Belki de en önemlisi,

okumak için tıklayınız

Asi Şehirler Asimetrik İlişkiler – Kansu Yıldırım

Geçtiğimiz yıllarda Kuzey Afrika?da, Kıta Avrupa?sında ve Atlantik?in diğer yakasında ABD?de patlak veren eylemler, ekonomik, siyasi ve toplumsal yapıda ciddi kırılmalara ve geçişlere neden olmuştu. Bu eylemlerin birbirine yakın tarihlerde ve benzer gerekçelerle başlaması dışında, ortak bir kritik noktaları daha bulunmaktaydı: Kitlesel düzeyde öfke halinin boşaltılması ve belirli mekânların işgali. Öyle ki, İspanya?daki harekete ?öfkeliler?

okumak için tıklayınız

Antonio Negri’nin Sürgün adlı kitabına dair – A. Kadir Şahin

?Mazoşist değilim; bir şeyler inşa etmek için illa ki yoksunluk çekmek gerektiğini iddia edecek değilim. Aslında, hapishane ve yaşamın geri kalanı arsında öyle ciddi bir fark olduğunu düşünmüyorum. Yaşam, onu inşa etmediğiniz sürece; yaşamın seyri özgürce kavranmadıkça bir hapishanedir.? Yaşamı, bu denli öznelliğin kendini yeniden ve her an kurması olarak gören düşünür Antonıo NEGRi?nin ?SÜRGÜN?

okumak için tıklayınız

Çağın Ruhunu Yakalamak için Lefebvre – Cihan Özpınar

Evvela bir manzara çizmeye çalışalım: Türkçe yayın dünyasının bilhassa ?teori? ile ilgili alanındaki büyük gediklerinden bir tanesinin, bir yazarın düşünce dünyasını belirli bir kontekste oturtamama olduğunu söyleyebiliriz. Her dönemde bir takım düşünürlerin yükselişlerine ve düşüşlerine şahit olunur. Bu biraz yazarın ortaya koyduğu eserle ilgili olmakla birlikte, daha ziyade o eserin, yazıldığı zamanın ruhunu yakalayıp yakalayamadığıyla

okumak için tıklayınız

Mekan ve İktidar – Soner Torlak

2001 yılında Kartal Cezaevi’nde ölüm orucunda yaşamını yitiren Sibel Sürücü’nün ailesi, her yıl ölüm yıldönümünde, Tokat’tan İstanbul Başakşehir’e gelip Sibel’i ziyaret ediyorlardı. Bu yıl da böyle yapacaklardı. 22 Nisan’daki ölüm yıldönümünden birkaç gün önce, dayısı Şenol Budak Sibel’in mezarını temizlemeye, toprağına su vermeye geldiğinde mezarı yerinde bulamayacaktı. Zengin egemen arsızlığının son zamanlardaki prototipi Ali Ağaoğlu’nun

okumak için tıklayınız