Yazar: cemalumit

Rameau’nun Yeğeni – Denis Diderot. ‘Diyalektik bir başyapıt’

Denis Diderot’un 1761 yılında yazdığı Rameau’nun Yeğeni – diyalog (Le neveu de Rameau), adlı yapıtını sağlığında yayınlanmamıştı, böyle bir yapıt olduğu da bilinmiyordu. Yıllar sonra düşünür, şair, oyun yazarı ve tarihçi Friedrich Schiller, Almanya’da eski kitap satılan bir dükkânda gezinirken elyazması metnini bulur. O denli beğenir ki Goethe’ye de okuması için verir. Goethe okur okumaz

okumak için tıklayınız

“Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir”

Sizlere sesleniyorum insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, harca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum. Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir. Bu kesin bir işarettir? Asla şaşmaz. Bu iş şefkatle başlar. XIV. Louis hiç olmazsa, zavallı halkı hiç ama hiç takmıyordu, bari o unutulmasın. XV. Louis?ye gelince, o da öyleydi.

okumak için tıklayınız

Gizli Başyapıt – Honore De Balzac

“Olağanüstü… Balzac’ın, gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini…” Pablo Picasso Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt’ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer’in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan bu XVII. yüzyıl ressamı, resmi

okumak için tıklayınız

Çapulcunun Gezi Rehberi – Eylem Aydın

Önce birkaç ağaç, sonra bir park, ardından bir şehir ve son olarak bütünüyle kocaman bir ülke… Çapulcunun Gezi Rehberi, Türkiye’nin öyküsüdür bir bakıma. Occupygezi (direngezi), sadece birkaç ağacın öyküsü değildi aslında. Ağaçlar bu direnişin hem önderi hem de sembolü oldu. “İnsana Rağmen” hiçbir düşüncenin ve “Dayatmacı Yaşam Biçimi”nin karşılık bulamayacağını gördük hep beraber. Ve yine

okumak için tıklayınız

“Gezi? Günlükleri

Gezi direnişinin hikâyesi farklı biçimlerde, farklı dillerde, farklı yönleriyle çok anlatılacak. Paylaşılacak o kadar çok şey var ki, paylaşmaya bile yetişemiyoruz. Sonuçta “anlatılan bizim hikâyemiz.” Her direniş bir uyanıştır. Şaşırtır, heyecanlandırır, mutlu eder ve zihin açar. Her direnişte kayıplar da olur. Üzer, öfkelendirir, biler. Kayıplara rağmen ve onların öfkesiyle, direniş gülümsetmeye devam eder. Kendi aklını,

okumak için tıklayınız

Halkız Biz! – Zafer Köse

Biz Halk Ederiz. Yani yaratırız. Mobilyadan cam şişeye, iplikten gözlüğe neler neler üretiriz fabrikalarda. Sebze de yetiştiririz, ürettiklerimizi şehirden şehire taşırız da. En kutsal değerimiz emektir. Bunu böyle düşünmeyiz çoğu zaman. Bilmeyiz. Ama ne yapıyorsak, nasıl yapıyorsak oyuz biz. Harcadığımız emekle aynı zamanda kendimizi yaratırız. Çalışmasını bildiğimiz gibi eğlenmesini de biliriz. Severiz, seviliriz, sürprizler yaparız.

okumak için tıklayınız

Hataylı Aydın ve Sanatçılardan Kamuoyuna

AKP diktatörlüğünün doğayı tahribatına, toplumsal yaşama yaptığı gerici müdahalesine, komşu ülkelere yönelik savaş çığırtkanlığına, emekçileri aşağılamasına, tiyatrocular-müzisyenler başta olmak üzere sanata ve sanatçıya baskı uygulamasına isyan edip sokaklara dökülen halkımızın yanında olan biz aşağıda imzası bulunan Hataylı aydınlar ve sanatçılar, düşünce ve önerilerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Taksim Gezi Parkı?ndan başlayarak tüm yurda yayılan direnişe katılan halkımıza,

okumak için tıklayınız

Geç Barbarlık Çağı 2 / Planlama, Kurumsal Yapıda Dönüşüm ve Sanayileşme – Prof. Dr. Oktar Türel

ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel’in 1979-2010 yılları arasında kaleme aldığı yazıların bir bölümünü kapsayan Geç Barbarlık Çağı-II, iki kesimden oluşmaktadır. “Planlama ve Kurumsal Yapıda Dönüşüm” alt başlığını taşıyan A Kesimi’nin ilk üç yazısı Türkiye’de merkezi iktisadi planlama (MİP) deneyimine ilişkindir. Bu yazılar Türkiye’nin “Planlı Dönem’inde (1960-80) benimsediği MİP ile hangi amaçlara,

okumak için tıklayınız

Geç Barbarlık Çağı 1 / Dünya ve Türkiye – Prof. Dr. Oktar Türel

ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel’in 1979-2010 yılları arasında kaleme aldığı yazılardan yirmi üçünü Geç Barbarlık Çağı (I-II) adı altında ve iki kitapta, ilk yayınlandıkları biçim ve içerikleriyle okurlara sunuyoruz. “Dünya ve Türkiye” alt başlığını taşıyan Geç Barbarlık Çağı-I’deki on bir yazıdan ilk üçünde Türkiye’nin Avrupa ile, temel parametreleri XIX. yüzyıl başında

okumak için tıklayınız

Faşizm ve Diktatörlük – Nicos Poulantzas

“Faşizm, sakin bir gökyüzünde birdenbire kopan bir sağanak gibi gelmez” Poulantzas, Faşizm ve Diktatörlük’te III. Enternasyonal?in özellikle faşizm karşısında düştüğü saf ekonomizmi eleştirir. Poulantzas’ın dikkat çektiği nokta iktidar, kapitalist devlet tarzının aldığı biçimler, bu biçimler altında şekillenen rejimler, bu rejimler içindeki devlet personeli (bürokrasi) ve elitlerin egemen sınıflarla kurdukları ilişkilerin çok katmanlı doğasıdır. Onun için

okumak için tıklayınız

Ekonomi politiğin bir eleştiri denemesi – Engels: “Ticaret yasallaştırılmış dolandırıcılıktır”

“Tekellerin barbarlığını yıkmadık mı?” diye haykırıyor ikiyüzlüler. “Dünyanın uzak bölgelerine uygarlık taşımadık mı? Halklar arasına kardeşlik getirip savaşların sayısını azaltmadık mı?” Evet, bunların hepsini yaptınız – ama nasıl Tek büyük temel tekel, mülkiyet, daha serbestçe ve kısıntısızca iş görebilsin diye küçük tekelleri yokettiniz. Aşağılık açgözlülüğünüzün yayılması için yeni alanlar kazanmak üzere yeryüzünün ücra köşelerini uygarlaştırdınız.

okumak için tıklayınız

Bir Ağacın Ormanlaşıp Toplumu Ayağa Kaldırmasına Selam! – Müslüm Kabadayı

Kent meydanlarının oksijen, yeşillik ve özgürlük kaynağı olan ağaçlarımızı kentten kovmak isteyen yağmacılara, eli baltalı zorbalara karşı ilk kez Türkiye?nin emekçi halkı, işsizler, gençler, sanatçılar birlikte sokağa çıktı. Sokakları adım adım, meydanları kent kent dolduran halk; ?Gezi Ağacı?nın tek başına olmadığını, bir orman olup eli baltalı padişah bozuntusunun takkesini düşürdüğünü tüm dünyaya gösterdi.

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Eleştirisi 2 (Gündelik Hayat Sosyolojisinin Temelleri ) – Henri Lefebvre

Henri Lefebvre iktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden üretildiği, buna rağmen değişimin ve devrimlerin gerçek temeli olmaya devam eden gündelik hayatın eleştirisine odaklandığı üç ciltlik çalışmasının Giriş niteliğindeki ilk cildinin ardından, Gündelik Hayat Sosyolojisinin Temelleri isimli bu ikinci ciltte, konuyu incelemek için gereken yöntem ve teorik kategorileri ele alıyor.

okumak için tıklayınız

Kültür, eylemde gelişiyor! – Faiz Cebiroğlu

Kültür, eylemde gelişiyor. Doğayı işleyip, kültürleştiriyoruz. İnsanın doğasını işleyip, kültürleştiriyoruz. Eylem ve kültür, biri olmadan, diğeri olmuyor. Kültür, eylemde kültür oluyor. Doğayı ve insanın doğasını işleyip kültürleştiriyor ve böylece, ?eylemsel yetkeli? insan, yani kültürel insan çıkıyor. Siyasal evrim tarihinde, kavgamızın en önemli yanı budur; yani kültürel insanı inşa etmektir.

okumak için tıklayınız

Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği – Ataol Behramoğlu

“Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği”, Prof. Dr. Ataol Behramoğlu’nun o sırada öğretim kadrosu içinde yer aldığı ve daha sonra bölüm başkanı olacağı İstanbul Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Anabilim-Rus Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı kapsamında Temmuz 2000 tarihinde doktora tezi olarak sunduğu çalışmasıdır. Ataol Behramoğlu 1960’lı yılların ilk yarısında Ankara Üniversitesi DTCF Rus Dili ve Edebiyatı

okumak için tıklayınız